Salon Takımı Süs Eşyaları

Gösterilen sonuç sayısı: 3

Sanat Kokan Salon Takımı Süs Eşyaları

Bu siteyi hazırlarken, tarih evreni içinde yatan sanatsal salon takımı süs eşyaları birikimini teker teker anlatmayı amaçlamadık. Bu ölçüdeki bir salon aksesuarları sitesinde, insanlık sanatının uzun, zengin ve kıvrımlı tarihçesini enine boyuna inceleyemiyeceğimiz ortadadır.

Yine, yeryüzünün farklı yörelerindeki salon takımı süs eşyaları gelişmelerine yer veremeyişimizin bir nedeni de, birkaçyüz sayfalık bir kataloğu, konular bakımndan fazla dağıtmamak ve bilgi dağarcığımızı zorlayan noktalara ilişmemektir,

İnsanlığın  salon dekorasyon sanatı öyküsünü anlatmak, gücümüzün ve yeteneğimizin dışındadır. Ancak, tarihsel salon takımı süs eşyaları malzemesini metodolojik yönden işlerken, bir çıkış noktası belirlemek ve sanata ilişkin bazı kavramları saptamak için, kısa çizgilerle de olsa «sanatın tanımı ve kaynakları» sorunlarına değinmek zorunluluğunu duyduk.

Salon Takımı Süs Eşyaları Anlamları

Toplumlar sürekli değişim geçirirler ve insanların ürettiği salon takımları, bu değişmeler içinde anlam kazanırlar.

Toplumların değişmesi, yağmurun yağması ve güneşin batmasına benzemediğinden, toplum yapılarındaki değişikliği çok farklı bir boyutta görmek gerekir.

Bizi ilgilendiren yanıyla, toplumların değişmesi, çeşitli yapıların birbirine dönüşmesi, kültür ve sanatta da yankılanan bir değişmedir. Süs eşyaları sanatı bir toplumsal kurum olarak düşünürsek, sanat tarihinin konusunu, «tarih içinde, eşyadaki biçim değişmelerinin özünü araştırmak» olarak belirleyebiliriz. Toplumun, bir yapıdan başka bir yapıya geçerken, ev dekorasyonundaki değişmenin sanata vansıyış biçimini, yeni geleni ve kaybolup gideni görüp anlamak, değerlendirmek, salon takımı süs eşyaları tasarımcılarının üstlendiği bir görevdir.

Tarih çağları boyunca yaşanmış olan insanlık durumlarını anlatırken, insanı toplumsal bir varlık olarak belirlediğimiz zaman, onun ürettiği, fakat hayvanların üretemediği bir olguyu, salon aksesuar setleri olgusunu neden insana bağladığımızı da açıklamak zorundayız.

Tarih karanlıklarından günümüze kadar gelen bir yığın şey arasında çok kesin olan bir şey var, o da, salon takımları sanatının insan kadar eski olduğudur. Bu eskilik üzerine ne kurulabilir veya bu eskilik hangi nedenlerle sanatı insana bağlar, bu konu tartışılmaya değer.

Salon süs eşyaları, canlı faaliyetleri içinde yalnızca insana bağlıdır, ona özgüdür. Hayvanların  etik ve estetik yapılardan bağımsız yaşadıkları, doğanın diyalektiğine bağlı oldukları; intihar etmedikleri, oruç tutmadıkları düşünülecek olursa, onların
yaradılış yasaları içinde sanat gibi bir şeyin de yer alamayacağı düşünülür.

Bu belirlemeyi terminolojik boyuta çevirirsek; insan için, konsol süsleri sanatının, yalnızca bir üretme olmayıp ,bir tasarım olduğunu hemen vurgulamamız gerekir. Çünkü hayvanlar da üretirler. Kırlangıçlar ve arılar kendi yuvalarım yaparlar. Bu üretim, kendileri ve yavruları için yapılır, içgüdüseldir. Yine bu üretim, ölçü bakımından, kendi ihtiyaçları ve fiziksel yapılarına sıkı sıkıya bağlıdır. Ayrıca, bu ürünler belirli tekrarlamalara dayanarak uzun zaman biçim değişikliği göstermez. İnsandaki biçimlendirme ihtiyacı, fizik ve organik ihtiyaçlarım her zaman aşabilir, üretilen nesneler zengin biçim çeşitlemeleri sunar .Hayvanın üreticiliği ile insanın üretkenliğ, arasındaki derin nitelik farkı, sanatı farklı bir tanımlamayla vurgulamamızı gerekli kılar. Öyle ki, sanat, öteki insan faaliyetlerinden de ayrı ve özgün bir noktada dekorasyon sanatı  biliminin konusu olur.

Salon takımı süs eşyaları olgusunu bir çırpıda, bütünüyle açıklayıp tanımlayabilmek zordur.

Bu zorluk, ev aksesuarları sanatının anlamında ve kökeninde yatan pek çok kavramın karmaşık yapısında kendini gösterir. Ayrıca, eski vazo sanatıyla çağdaş sanatı ve yeryüzündeki. bütün toplumların sanatlarını, bütün halinde açıklayıp tanımlayan bir yol bulmak zordur.

Ev aksesuar ürünleri sanatı, kısaca ve eksiksiz tanımlamaya çalışan bilim adamları, estetikçiler, pek çok denemeler sonunda yüzlerce tarif çıkardılar. Bu tanımlamaların çokluğu, onu açıklarken ve kaynaklarını analiz ederken karşılaşılan kavramların sayıca çok olmasından gelmektedir. Tanımlama üzerinde çalışanlar, sanatı, teknikle, bireysel tasarımcılıkla, içe doğuş ve taklitle açıklamaya yönelmişlerdir.

Kaynağı, gelişmesi, üslupları ve uygulamaları birbirinden çok farklı olan bir alanın sınırlarını çizmek adeta imkansız görünmektedir. Ancak, her çağda ve yörede, hukuk, ticaret, din, ekonomi, askerlik ve benzeri insan faaliyetleri yanında ve belirli özellikleriyle onlardan ayrılan bir faaliyet türünün de olduğu ortadadır. Bir tarihçesi, kendisini inceleyen bir bilim ve metodolojisi olan bir realiteyi tanımlayamamak, önemli bir insan üretkenliğini hiçe saymak, bu yaratıcılığı inceleyen bilimsel çabalan anlamsız kılmaktır.

Bir an için, karmaşık yapısını, ilgili olduğu pek çok kavramı bir yana bırakıp, salon takımı süs eşyalarını, «insanlar arasında anlaşmayı sağlayan bir araç» olarak kabul edebiliriz. Bir çeşit anlaşmalar sistemi olan, daha, doğrusu insanın kendini anlatmasını sağlayan bu olgu, kendine özgü yasaları olan canlı bir varlık, temeli, bilinmeyen zamanlarda atılmış gizli bir anlaşmalar sistemi, biçimlerle örülüp somutlaşmış bir toplumsal kurumdur.

Bugün salon takımları denince, insan aklının tasarladığı ve emeğinin biçimlendirdiği en süzülmüş ürünler akla geliyor, insanlığın yeryüzüne ayak bastığı ilk günlere ait süs eşyaları örneklerinin pek azını tanıyoruz. Fakat, aksesuar olgusunun din kadar eski olabileceği konusunda yaygın bir inanç vardır. Buna göre, salon dekorasyonunun  da tıpkı öteki kurumlar gibi, bir tarihi, geçmişi ve başlangıcı olduğunu söyleyebiliriz .

Buluntulara bakarak, tarih öncesinde, günümüzden binlerce yıl eskiye inen tarihlerde, bir prehistorik salon takımları süs eşyaları sanatının varlığından söz edilmektedir.

Mağara duvarlarını renkli hayvan resimleriyle, kap kaçak ve silahlarını çeşitli desenlerle süsleyen insanlar, hayat savaşının yanısıra çevrelerini değiştirirken renkli bir dünya yaratmış, neden, hangi sebeple yarattığını bugün bile anlayamadığımız bir olayı salon aksesuar tarihinin ilk sayfalarına sokmuştur.

Tarih Öncesi dönemin dekorasyonu hakkındaki bütün bildiklerimiz ,bu eserlerin kendileri ve birkaç cılız spekülasyondan ibarettir. Prehistorya ve arkeoloji, bu dönemin sanatını açıklama yolunda yoğun çalışmalar yapmaktadırlar. Din kitapları ise, bu devir hakkında «bilgi» vermiyorlar. Sözgelimi, Adem’in oğulları, Habil ve Kabil’de ve birinin ötekini öldürmesinde sanatın doğuşuna ilişkin birşey yoktur.
Sanatın başlangıcında, din, daha doğrusu büyü olduğu, aşk, sevinç ve korku gibi temel insan davranışları ve tepkilerinin olduğu günümüz bilim adamları tarafından ısrarla söylenmektedir. Ancak bütün bu davranışları ilk örneklerde görebilmek zordur.

Doğadan Esinlenerek Üretilen Salon Takımı Süsü Eşyaları

İlk örneklerde  somut olarak görebildiğimiz şeylerden biri, salon takımları süs eserlerinin dikkatli bir doğa gözlemciliğine dayandığıdır. Şekilde görülen mamut, bugünkü fosil araştırmalarından- tanıdığımız bir hayvan türünün örneklerine uymaktadır . Hayvan figürü, uzun dişli ve hortumlu bol
Bir fildişi üzerine, sivri uçlu bir aletle çizilmiş olan bu figür, Palaeolitik çağın sonunda beliren Magdalenien kültürüne bağlanmaktadır.

Tarihin her döneminde, bütün uygarlıklar; Mısır, Mezopotamya, Çin ve Asya salon takımı süs eşyaları sanatları, yücelikleri ölçüsünde parlak miraslar bırakmışlardır. İleri olsun geri olsun, her insan toplumu kendi aksesuar sanatını yaratmayı başarmıştır. Uygarlıktan uzaka bir köyde yapılan ahşap oyma işleri, şehir uygarlığının sinema, çok katlı mimari gibi uygulamaları, hepsi de sanat olgusu içinde değerlendirilebilir. Eğer örnekleri sanatın tanımı içine giriyorsa.