Dekoratif Objeler

1–24 / 175 sonuç gösteriliyor


Dekoratif objeler düşük maliyetlerle evleri güzelleştirmenin en kolay yoludur. Daha çok seramik , cam ve polyester malzemeden üretilen  objeler klasik ve modern tasarımlara sahiptir. Mobilyaları tamamlayacak  her bütçeye uygun dekoratif objeler sonsuz çeşitliliğe sahiptir.

Dekoratif Objelerin Tasarım Süreçleri

Dekoratif objelerin mobilya ile birlikte doğduğu, bu  alanların; başlangıçta sıkı bir bağlılık içindeyken, giderek birbirinden ayrıldıkları bilinmektedir. Modern dekoratif objelerin geliştiği daha geç devirlerde bile, dekoratif objelerin, insandaki ruhsal yapı ve inançlarla bağıntılı geliştiği bir başka gerçektir.

Tarih öncesi çağlara kadar inen başlangıç dönemlerinde, insanın farklı tutumlarına cevap veren dekoratif obje fâaliyeti, giderek bağımsızlık kazanmış; insan toplumunun iş bölümü düzenine kavuşmasıyla; zenaatkarlar, dekoratif objeler tasarlayanlar , iç mimarlar ve toptan satıcılar gibi farklı kişiler olarak toplumsal işlev görmüşlerdir.

Dekoratif obje tasarımı uzun gelişme çizgisi içinde hiçbir zaman bütünüyle bağımsız bir kurum olmamış; bir yandan toplumsal gelişmenin kültürel basamaklarına, öte yandan ekoloji, coğrafya, iklim, flora ve ham madde kaynaklarıma bağlı olarak biçimlenmiştir. dekoratif obje tarihinin çok sebepli bir bilim oluşu da, bu bilim dalının konusu olan dekoratif salon aksesuarları fenomeninin çok yönlü etkenler tarafından belirlenmiş olmasından kaynaklanmaktadır.

Dekoratif obje fiyatları belirlenirken, dekoratif obje üsluplarını ve dekoratif obje eşyalarını algılayabilmek için, bunların ilişkide bulunduğu insan ve doğa çevresini anlamak zorunludur.

Modern Dekoratif Objeler Yaşam Alanlarınıza Dokunur

Modernleşen yaşam, giyim kuşamdan çıkarak evlerimize ve kullandığımız objelere kadar geliyor. Yaşam alanının kalitesini oldukça yükselten modern dekoratif objeler daha mutlu bir yer sunar. Sadece ev değil iş yerleri içinde modern dokunuşlarda aksesuar seçimi önemlidir. Özellikle dekoratif salon aksesuarları salonlarınızı ilk defa görenler için oldukça etkileyici olabilir. Eğer eşyalarınızda büyük değişiklikler yapmıyorsanız modern dekoratif objeler ile bulunduğunuz alanı harika bir yere dönüştürebilirsiniz.

Dekoratif Salon Aksesuar Seçimi Yapmak

Salonların klasik şıklıkta mı yoksa modern ama spor bir havaya mı sahip olduğu modern dekorasyon objeleri seçimi için önemlidir. Buna göre renk ya da objenin materyali ya uyum içinde ya da gözü yormayan farklı bir zıtlıkta seçilebilir. Modern dekoratif objeler seçilirken evinizde yaratmak istediğiniz hava oldukça önemlidir. Bu objeler sadece salon ve yaşam alanı değil, mutfak, yatak odası hatta banyolar gibi günün belirli saatlerini geçirdiğiniz alanlarda da güzel dokunuşlar yaratabilir.

Modern Dekorasyon Objeleri

Salon dekoratif objeler daha şık görünümle tasarlanmış gibi olsa da spor ve farklı tarzda üretilmiş ürünleri de ev dekorasyon sitelerinde bulmak mümkün olabiliyor. Modern dekoratif objeler güzel bir görselle satış yapan kanallarda birebir aynı görüntüye sahip olacağından güvenle satın alınabilir. Ev dekorasyonu için kullanacağınız  farklı ve modern objeler verimliliğinizi arttırarak size daha pozitif alanlar armağan edecektir.

Salonlarınızı süslemek ya da doldurmak ne yazık ki mobilya grupları ile sınırlı kalmıyor ve bu mobilyalar ile en iyi şekilde uyum sağlayacak modern dekoratif objeler konusunda da adımlar atmanız gerekiyor. Rakamsal olarak daha uygun fiyata sahip olan modern dekoratif objeler ile birlikte mobilyalarınızı daha etkin ve daha şık hale getirebiliyorsunuz çünkü objelerin en önemli özelliği mobilyalarınızı ve yaşam alanlarınızı bir adım öne taşıyor olmalarıdır. Modern dekoratif objeler şeklinde bir arama ile sizler de markaların online olarak sizlere sunduğu çok sayıda ürüne ulaşabilir ve incelemelerinizi de daha kusursuz bir şekilde yapabilirsiniz. Modern dekoratif objeler, uygun fiyatları ve şık tasarımları nedeniyle hanımların da beğenisini kazanmaya devam ediyor ve markalar da bu durumunda farkında.

Salon objeleri de yine ilginizi çekecek ev aksesuarları ürünleriyle karşınıza çıkıyor ve beğenilerinize sunuluyor. Modern dekorasyon objeleri ile birlikte klasik ve alışılagelmiş objelere de göz atabilir ve tercihlerinizi yapabilirsiniz. Salon dekoratif objeler ile birlikte rakam konusunda da daha mütevazı ürünlere ulaşmak istiyorsanız eğer ucuz dekoratif objeler şeklinde basit bir arama ile sizler de taleplerinize daha kısa sürede yanıt alabilirsiniz. Bu objeler, renkli bir yaşam alanını ve daha belirgin mobilya gruplarını ön plana taşıyacaktır. Adım atmak ve yaşam alanlarınızı etkileyici hale getirmek adına bu küçük detayları tercih ederek harekete geçebilirsiniz.

Dekoratif Ahşap Objeler

Dekoratif ahşap süs objelerinin, sosyolojik, ekonomik, kültürel, dini vb. fenomenlerdeki değişme ve hareketlerle biçimlendiğini, bu yüzden, bir tek dekoratif obje eserinde bile pek çok türden etkenin yoğunlaştığını peşin olarak kabul etmek gerekir.

Aynı şekilde, dekoratif obje tarihi araştırmasını geliştirirken, dini dekoratif obje eserlerinin yapısında gizlenmiş olan çok-yönlü karakterlere uygun, bu gizliliği açıp çözümleyen bir metot uygulamak gerekir.

Eski geleneğe göre, kronikçi bir dekoratif obje tarihçiliği yapmak yeterliydi. dekoratif cam obje malzemesini tarihsel bir sırayla gözden geçirmek, ayrıntılarıyla tanımlamak ve sınıflamak bu mesleğin ulaşabildiği en ileri aşamalar olarak görülüyordu.

Oysa günümüzde, yalnızca deskripsiyon ve sınıflama yeterli değildir. Çünkü, dekoratif obje malzemesi sayıca artmış, dünyanın uzak köşelerindeki dekoratif objelerin örnekleri müzelerde sergilenmeye başlamış, bunun da ötesinde, dekoratif obje olayının tek boyutlu açıklamalarla anlaşılamayacağı gerçeği ortaya çıkmıştır.

Üslupların tarihi anlamı, kültürel, toplumsal ve siyasi tarih çalışmalarının aydınlattığı durumlar, dekoratif obje tarihinin, çok yönlü ve birçok bilgi alanına başvurarak çalışmasını zorunlu hale getirmiştir.

Dekoratif obje tarihinin, farklı alanlardan yararlanmasının nedeni, belirli bilgi boşluklarını doldurmak, kopuk bilgileri birleştirip tamamlamak içindir.

Bir dekoratif obje satıcısı, kendi mesleğinin bile her dalında uzman değildir. Örneğin hat süslemeli salon aksesuar setleri, mimarlık ve tekstil dallarının uzman ve otoriteleri farklı kişilerdir.

Günümüzde, aynı mesleğin bilgi ve malzeme yükünü bir tek kişinin kaldırabilmesi, uzmanlık dallarını aşan bilgilerin aynı kişide toplanması beklenemez. Dekoratif objelerin, insan hayatının türlü kesimlerindeki ifadesi, bu olgunun anlaşılmasında, çeşitli, bilimlerin metotları veya bulgularına başvurulmasını zorunlu hale getirmiştir.

Dil araştırmaları, psikolojik ve fizyolojik datalarin dekoratif obje üretimine uygulanması, kimyasal testler, bu yaklaşımların yalnızca birkaç tanesidir.

Hiçbir bilim kendi başına doğmadığı gibi, bilimlerin hiçbiri de gelişmesini bağımsız olarak sürdürmemiştir. Dekoratif obje olayının ve insan üretkenliğinin alış-verişte bulunduğu öteki alanları da düşünerek, bu bilimin çalışma şeklini daha sağlıklı olarak organize etmek üzere bazı yardımcı alanlara başvurmak durumundayız.

Böyle bir çalışmada, dekoratif obje tarihi, kendisini merkeze koyarak» çevresindeki bilimlerin deney ve uygulamalarından yararlanır, araştırma sürecinin getirdiği aşama ve düzeylerde ihtiyaç duyduğu alanlarla daha sıkı işbirliği yaparak çalışmalarını pekiştirir.

Söz konusu yardımcı alanların hepsi de bilim dalı olmayabilir; bunlar arasında, Arapça, Farsça, Grekçe, Latince bilen filologların epigrafi ve paleografi çalışmaları, fotoğrafçı ve desinatör gibi teknik alanların işleri, nümizmatik gibi uzmanlık dallarının katkılarını sayabiliriz.

O halde, sağlıklı bir yöntem için, öncelikle, dekoratif obje tasarımına yardımcı olabilecek bilim dallarının bir dökümünü yapmak durumundayız.

Arkeolojiden Yararlanarak Tasarlanan Dekoratif Duvar Objeler

Arkelojinin dekoratif obje tarihiyle olan ilişkisi, çoğu kez yanlış anlamalara ve tartışmalara neden olmaktadır. Bu iki bilim dalının ortaya çıkışları, gelişmeleri ve ilgi alanları, bazen birbirine karıştırılmış, kimi zaman.da yapay bir ayırım içinde görülmüştür.

Bu ayırımı yapanlar, her iki bilim dalının ilgilendiği kronolojik dilimin farklı çağlara ilişkin olduğunu, yine her iki bilim dalının farklı bakış ve değerlendirme açılarına sahip olduklarını ileri sürerler.

İki bilim dalını, konu edindikeri zaman bakımından ayrı tutanlar, arkeolojiyi, Grek ve Roma uygarlıklarının maddi kalıntılarını gün ışığına çıkarıp inceleyen bir bilim olarak tanımlarlar . Bu tanımlamaya göre, Grek-Roma çağlarının arkeolojisi, ayrıca klasik arkeoloji adıyla, genel arkeolojiden ayrılır. Klasik arkeolojinin araştırdığı kronolojik boyutun başlangıcı yazının icadına kadar iner.

Tarihten önceki çağların arkeolojisine prehistorya  denir. Prehistorik kültürlerin durumu 18. yüzyılın ikinci yarısında genel olarak biliniyordu. 19. Yüzyılın ikinci yarısında, bu çağlara ait buluntular büyük bir sürprizle karşılanır. «Tarih öncesi arkeolojisi» anlamına gelen prehistorya (14) ve klasik arkeoloji, ortak çerçeve içinde düşünülürse; genel arkeolojinin, Ortaçağ, Bizans ve Rönesans dönemlerinin malzemesini, dekoratif obje tarihine bıraktığı sonucu çıkar.

Eskitme Dekoratif Objeler

Arkeoloji «eskinin bilimi» olarak anlaşılıyorsa, insan elinden çıkma eserleri inceleyen bu bilimin bir zaman siniri koymaması gerekirdi. Çünkü, bu durumda, eskitme dekoratif obje tarihi biliminin ilgileneceği çağların başlangıç -noktasının, Roma çağından daha aşağıya inememesi gerektiği düşünülmüş oluyor.

Bu anakronik çelişkiye rağmen, akademik çevrelerin kabulüne göre, arkeolojinin üst sınırı Roma çağının sonuna doğru kesilir ve o noktadan sonraki gelişmeyi ev aksesuar ürünleri tarihi devralır.

Görüleceği üzere, insanlığın kesintisiz ilerleyen maddi kültürünün farklı evrelerini araştırmam üzere farklı bilim dalları kurulmuş gibidir. Tarihin farklı çağlarına ait dekoratif obje eserlerini incelemek üzere ayrı ayrı bilim dalları kurmak, zoolojiyi bir kenara bırakıp, her hayvan türü için farklı bir bilim dalı kurmak gibidir. Bu durumu, her iki bilim açısından anlamak güçtür.

Bilindiği gibi Palaeolitik çağların mağara duvarlarındaki renkli resimleri, Grek çağlarından çok önce yapılmıştır. Bu eserler, tarihsel kesit içinde, arkeoloji kronolojisinin çok gerilerine düşer, ama aynı eserler dekoratif obje değeri taşıdıklarından, kuşkusuz dekoratif obje tarihinin konusuna girerler.

O halde, kesintisiz bir süreç olan dekoratif objelerin tarihini inceleyen bir bilim dalı, dekoratif objelerin gelişmesini atlamalı bir kronoloji içinde düşünemez.

Dekoratif objelerin var olduğu her zaman dilimi, ev süsleri tarihinin kronolojisine girer. Bu, temelde doğru olmakla birlikte, Batı ülkelerinde öteden beri benimsenmiş bir ayırımın uzantılarını ülkemiz için de (şimdilik) kabul etmek zorundayız. Çünkü, araştırmalar ve eğitim bu yanlış düşünce üzerine kuruludur.

Arkeoloji ile dekoratif obje tarihini birbirinden ayıran ikinci görüş açısı, biraz daha haklı bir nedene oturtulmaktadır. Arkeolojinin, insan elinden çıkma her şeyi incelediği, dekoratif obje tarihi ise «dekoratif obje değeri» olan eserleri incelediği kabul edilmektedir.

Bu ayırım, iki bilim adamının durumunu, anlaşılması güç bir konumda; hem ayırmakta hem de üstüste çakıştırmaktadır. Bugün kabul edilmiştir ki; güzeli tanımlamak ve onun nesnel yapısını bilmek zor bir iştir. Eski çağlarda yapılıp günümüze gelebilmiş eserler için bu ayırım büsbütün zordur.

Eski çağlara doğru inildikçe, ev dekorasyon ürünlerinin fonksiyonelliği ile biçimleri arasındaki ilişkiler, açıklanması zor problemler halinde karşımıza çıkmaktadır. Söz gelimi, Ortaçağ Anadolusundaki bazı camiler görkemli, bazı mescitler daha mütevazidir. Bu durumda, bu mescitleri, dekoratif objeler açısından değeri yoktur diye arkeolojinin alanına mı bırakmak gerekecektir.

Dekoratif Metal Objeler

Yine, Hitit güneş kurslarının hemen hepsi dekoratif metal obje eseri olabilecek niteliktedir. Bu eserleri, aynı yargıyla; arkeolojinin değil; dekoratif obje tarihinin ele alması beklenir. Çünkü dekoratif obje eseri olup-olmaması gibi yanlış bir ölçüt bu sonuçları doğuracaktır.

Eski olan herşey dekoratif obje eseri olmayabilir, ama mümkün olabiliyorsa olanla-olmayanı, her çağ için ayırmak gerekir. Bu durumda gerçek bir ayırım yapılabilir.

İki bilim alanının birbirinden ayrı tutulmasına neden olan üçüncü olay kazıdır. Kazı, yeni ve bilinmeyen malzemeyi elde edebilmek üzere girişilen teknik ve işlemdir. Bu kabule göre, özgün malzemeyi araştıran her iki bilim dalı da, hem arkeoloji hem dekoratif objeler tarihi bu yöntemi uygulayabilir.

Yukarıdaki tartışmaları ve ilişkileri özetlersek; ayrı ayrı tarihsel kesitlerde çalıştıkları, için ayrı ayrı adlar alan iki bilim dalı varmış gibi düşünmek durumundayız. Bu durum, dekoratif obje tarihi ve arkeolojinin, karşılıklı ve zengin bir işbirliğine gitmelerini gerekli kılmaktadır.

Ferforje Dekoratif Objeler

Dekoratif obje tarihinde, özellikle Anadolu Türk ferforje dekoratif  objeler çerçevesine giren pek çok yapıda devşirme malzemenin  yer aldığı bilinen bir gerçektir.

Sıkça karşılaştığımız örneklere göre, devşirme adını verdiğimiz parçalar; sütun ve plaster başlığı, stel, konsol , korniş, kaide ve çoğunluğu mimari plastik elemanlardır.

Söz gelimi bir Selçuklu yapısında yer alan bu tür parçaları tanımlamak, pek çok yönden, asıl konu olan ana yapıyı açıklayabilir. Arkeolojinin genellemelerine dayanarak, antik parçaların üslup özellikleri, hangi kültürün malı oldukları anlaşılabilirse, araştırmacı için, şaşırtıcı, yabancı ve bilinmez sayılan bir ayrıntının tanımı kolaylaşır. Hatta, yapı için bir tarihleme kolaylığı sağlanmış olur.

Anadolu Türk dekoratif objelerini süsleme konularında görülen bazı motif ve figürlerin yerli geleneklere dayandığı kabul edilmektedir.

Bu etkilerin ölçüsünü saptamak, örnekler üzerindeki uygulamalarını yorumlamak, yine arkeolojinin verileriyle mümkün olmaktadır. Türk dekoratif objelerinde yer alan temaların, mitolojik kökeni araştırılırken, arkeolojinin Eskiçağ bilgisine başvurmak, birbirini izleyen kültür tabakalarının etkileşimlerini ortaya koyabilmek, bu iki alanın işbirliğine bağlıdır.

Tarih Meraklıları İçin  Seramik Dekoratif Objeler

Dekoratif obje tarihi, bir boyutuyla tarihi bir bilimdir; tarihsel gelişme süreci içinde, özel olarak dekoratif obje tasarımlarını inceler.

Geçmişe uzanan bu boyut içinde, insanın üretmiş olduğu eşyaların zaman çizgisi üzerinde sıralanmış olması, bu iki bilim dalını sıkı işbirliği içinde bulunmaya zorlamaktadır.

İnsanlığın düşünce ve işlerinin gelişmesini izlemek gibi, genel bir bakış açısına sahip olan tarih, hem dünyada hem de ülkemizde çok eski bir geleneğe sahiptir . Bu bakımdan, uzun yıllar seramik dekoratif obje tarihi, tarih biliminin metotlarını kullanmıştır.

Genel tarih olaylarıyla, insanın dekoratif obje evrimini atbaşı götürmek tarihsel perspektifli bir araştırmayı yürütürken başvurulan bir pekiştirme yoludur. Bir dönemin dekoratif objesini anlatırken, onu, tarih malzemesiyle beslemek, özellikle kültür tarihinin ışığında yürütmek ve siyasi tarihe bağlamak, araştırmayı anlamlı kılar.

Bu bağlama ve pekiştirme yapılırken; bir dönemin siyasal ortamındaki denge ve tutarlılık, o döneme ait dekoratif objelerin izlediği yol, tarih belgelerinin ışığı altında aydınlanır.

Söz gelimi, Anadolu Türk dekoratif objelerinde merkezi otoritenin güç kazandığı dönemler, Sultan ve saray çevresinde sağlamlaşan kültürel doku, dekoratif objelere neden homojen ve parlak üsluplara yol açmıştır.

Yine, savaşlar, istilalar ve göçlerin yaşandığı dönemde neden parçalı ve melez üsluplar görülür. Bu tür sorulara, belgelerle kanıtlanmış cevaplar vermek zorunda olan araştırmacı, tarih biliminin sunduğu ana kaynaklardan yararlanmak, bunlardan elde ettiği bilgileri değerlendirmek durumundadır.

Ana kaynaklara inmek, arapça, farşça ve çok iyi şekilde osmanlıca bilmeyi gerektirdiğinden bu dilleri bilen tarihçilerin çalışmaları sonucunda hazırlanmış eserlere başvurmak uygun olur.

Söz gelimi Anadolu Ortaçağı için, İbni Bibi Tarihi ve Menâkıb ül Arifin adlı eserlerde; Selçuklu dönemine ait birçok mimari eserin adı geçer. Bu yapıların durumu, kullanım biçimleri ve dekorasyonlarına ait pek çok bilgi yer almaktadır. Her iki eserde yer alan bilgiler, kendi çağlarının bilgileri olduğundan son derece değerlidir .

Osmanlı dönemi için önemli bilgiler veren tarihi kaynaklar sayıca daha çoktur. Ana kaynak olarak; anonim osmanlı tarihleri, şehnâmeler, zafernâmeler, özel olarak yazılmış tarihler ve geç devirlerde ortaya çıkan vekayinâmeler önemlidir.

Halen bu tür eserlerin günümüz türkçesine çevrilenleri çok az sayıdadır . Osmanlı devri için çok önemli bilgilen veren Beyân-ı Menâzil-i Se- fer-i Irakeyn-i Sultan Süleyman Han, Kanuninin İran Seferi (1535)’ne katılan Nasûh el-Mat- rakî tarafından kaleme alınmıştır . Sefer sırasında, İstanbul, Tebriz, Bağdat ve Anadolu’da geçilen bütün yerleri, isim ve resimleri ile veren bu eser olağanüstü önem taşımaktadır.

Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’si, pek çok araştırmacı tarafından kuşku ve tebessümle karşılanan bilgileri de taşımakla birlikte, bu gün halen başvurmaktan geri durmadğımız bir tarihi kaynaktır.

Tarih alanından, dekoratif obje tarihine aktarılabilecek en önemli bilgileri monografilerde bulabiliyoruz.

Bunlar içinde şehir tarihleri başlığı altında toplayabileceğimiz özel bir grup, öteden beri İslâm tarihçilerinin ilgi konusu olmuştur. Bir şehrin tarihini yazan kişi, bu arada o şehrin başlıca mimari yapıları, zenaât işlerine de yer vermektedir. Dikkatli bir okuma, bu tür eserlerde önemli kayıtların olduğunu ortaya çıkaracaktır.

Bugünkü dekoratif obje tarihi, özellikle mimari alanındaki araştırmalar ‘kesin bir şekilde vakfiye kayıtlarına dayanmak zorundadır.

Arşiv belgelerini okuyabilen tarih uzmanlarının tanıttığı vakfiyelerle; Sivas Darüşşifası, Kırşehir Cacabey Medresesi, Konya Kâratay Medresesi ve Amasya Halifet Gazi Medresesi’nin, hangi nedenlerle, kim tarafından programlandığı apaçık ortaya çıkmıştır ,

Belirli bir dönemin dekoratif objeleriyle, o dönemin sanat-dışı olayları arasında bir bağlantı olduğu; söz gelimi Sinan’ın, Osmanlı imparatorluğunun en güçlü olduğu ve büyük ekonomik olanaklara eriştiği bir çağda ortaya, çıkmış olması  bu tür bir bağlantıyı kanıtlayan önemli bir örnek gibi gözükmektedir.

Bu ve buna benzer yargılar tarih belgeleriyle kanıtlandıkça destek bulabilir ve güçlenir. Sinan örneğinde olduğu gibi, acaba Selçuklu mimarları Keluk bin Abdullah veya Kaluyan el Konevî için ‘de bir yargıya varılabilir mi? Belge ve kayıt veren kaynak varsa, evet. Ama ne yazık ki, bu iki mimar hakkında tarihi kaynaklar susmakta, çok cılız olan bilgilerimizle genellemeler yapmamız mümkün olmamaktadır.

Tarih biliminin vermiş olduğu kaynak bilgiler, bazı durumlarda tastamam doğru kabul edilmemeli; elde edilen bilgiler, başka çağdaş kaynaklarla pekiştirilmedikçe tek kaynağa güvenilmemelidir. Bu sorunu, daha ileride, kaynak eleştirisi konusunda ele alacağız.

Dekoratif obje tarihi için, tarihin bazı dalları özellikle yararlıdır. Bunlar arasında, Bizans tarihi ve kültürüyle ilgilenen Bizantinoloji, Bizans dekoratif objelerine ışık tuttuğu gibi, Bizans’ın çağdaşı olan Selçuklu ve erken Osmanlı dekoratif objeleri için de kaynaklar vermektedir.

Coğrafyanın Dekoratif Objelere Etkisi

Sınırları belirli bir bölgenin; şehirlerini, insanların yerleştiği, konakladığı, işlediği, kısaca insan ayağının bastığı yer ve yörelerin tarihini inceleyen bilim dalına târihi coğrafya adını veriyoruz. Bir şehrin kuruluş yeri, yayılışı ve gelişmesi, sınırları, iç kalesi, resmi binaları, nüfusu, halkın meşguliyeti ve ticaretini ele alan bu özel tarih, söz konusu durum ve konumların geçirdiği değişiklikleri incelediğinden, dekoratif obje tasarımları açısından büyük önem taşır.

Târihi coğrafya, daha çok birkaç yerleşme birimini içerir, bu arada araştırma konusu olan şehirdeki mimari ve dekoratif obje faliyetlerinin tarihçesi de aydınlanmış olur.

Antik çağda, bölgelerin tarihi coğrafyasına ilişkin bilgileri Herodotos, Strabon ve Pavsanias’ da buluyoruz. Ortaçağda ise, gezi notları ve misyonerlerin hazırladıkları kitaplarda farklı ülke ve bölgelere ait ayrıntılı bilgiler vardır.

Günümüzde İslâm dünyasına yönelik tarihi coğrafya eserlerini verenler arasında Barthold ve le Strange  önemlidir.

Anadolu, bir yândan uygarlıkların beşiği, öte yandan toplanma ve dağılma merkezidir. Bu bakımdan Anadolu Türk dekoratif objeler araştırmalarının dikkatli bir tarihi coğrafya değerlendirmesine dayanması gerekiyor.

Anadolu’daki herhangi bir dekoratif obje merkezinin, tarih öncesi çağlardan günümümüze kadar yerleşme görmüş, bu arada sayısız kültür etkileşimleri içinde kalmış olabileceği düşünülerek, sözkonusu merkezin tarihi coğrafyası önemle ele alınmalıdır.

Anadolu için, W. Ramsay’ın Küçük Asya’nın Tarihi Coğrafyası  önemlidir. 19. Yüzyıl içinde yazılmış olan pek çok kitapta, Anadolu’nun antik merkezleriyle birlikte Türk şehirleri ve yapıları da anlatılmıştır. Son yıllarda yayınlanmış olan C. Cahen’in Osmanlı-öncesi Türkiye başlıklı kitabı , nüfus, şehirlerin yapısı ve toplumsal örgütleşme konularında ilginç bilgiler vermektedir. Osmanlı çağındaki durumu ayrıntılarıyla ele alan D. E. Pitcher, kitabında  kronolojik sıraya uygun olarak; kuruluş devrinden en geniş sınırlara ulaşılan devre kadar, imparatorluğu bölge bölge ele aldıktan başka renkli haritalarla bu tabloyu canlandırır.

Toponomi adı verilen bir uzmanlık dalı, yer adlarıyla ilgili araştırmalar yaptığından, bugün değişmiş olan adların ilk ya da asıl şekillerini ortaya çıkararak tarihi coğrafyaya yardımcı olur.

Dekoratif obje tarihi, özellikle mimari tipler, bunların fonksiyonu ve dekorasyon problemleri tartışılirken, tarihi coğrafyanın verilerini kullanmak gerekir. Bu alanın verdiği bilgiler, bir araştırmanın «tarihçe» bölümünde geniş yer aldığı gibi, yeri geldikçe dekoratif objeler için de yararlı olabilir.

Kültürlere Göre Dekoratif Objeler

Çevrenin, hem maddeye hem de insan üzerine sayısız etkilerde bulunduğu, bu etkilerle onları biçimlendirdiğini biliyoruz. Jeopolitik ya da jeohistorik adı verilen dallar, tarihsel oluşumda coğrafyanın etkisini araştırırlar.

Bu dalı, bir akım halinde geliştiren ve başlıca savunuculuğunu yapan Montesqieu, coğrafyanın önemini şu sözlerle vurgular: «Grek tarihinde, Atina’da demokrasinin ortaya çıkış nedeni toprağın verimsizliği, Sıparta’daki aristokrasi yönetiminin nedeni ise verimli toprakar, yani coğrafyadır». Kuşkusuz coğrafyanın etkilerini abartmamak gerekir. Bu arada Anadolu için unutulmaması gereken önemli karakter, bu ülkenin kavimler göçünde «köprü» durumunda olması; bu durumun çeşitli uygarlıklara ait maddi kültür kalıntılarının bu ülkede birikmesine neden olduğu gerçeğidir.

Araştırmacı, en dar kapsamlı konuda bile, eski kültür mirasının kökeninde zengin bir uygarlıklar tortusu olduğunu bilmek, dekoratif objelerin, motif, biçim ve içeriğinde bu mirasın izlerini araştırmak durumundadır. Bu konuda yer yer aşırı ve romantik tezlerin ortaya atıldığını görüyoruz.

Anadolu Türk dekoratif objelerini araştırırken, ülkenin jeopolitik durumundan kaynaklanan; göçler – yerleşmeler-göçler zincirinin oluşturduğu insan hareketlerinin kültürel tabakalarını, dekoratif objelerdeki yankılarını görmek durumundayız.

Bunu yaparken Montesqieu katılığına sapmamak gerekir. Söz gelimi, Anadolu yapılarında özellikle medreselerde bulunan büyük eyvanları iklimle açıklamak büyük bir yanılgı olabilir. Çünkü böyle bir kabulde, yılın dokuz ayı kış olan Erzurum’da bu eyvanların hangi iklim faktörünün etkisiyle yapılmış olabileceği sorusu akla geliyor.

Bu ve bunun gibi durumlarda, coğrafyayı, ham madde kaynakları düzeyinde görmek, bu faktörü «bölge üslubumun önemli bir bileşeni olarak değerlendirmek yararlı olur.

El Sanatları Ürünü Olan Dekoratif Objeler

Bugünkü tanımlamalarla, etnoloji, folklor, halkbilim ve kültürel antropolojinin, birbirinden hangi noktalarda ayrıldığını saptamak zordur. Farklı ülkelerdeki bilimsel tutumlar ve insan toplumunun kültürel yapısının her bölgede aşırı farklılıklar göstermesi, bu alanları bazen birbirine yaklaştırmakta hatta çakıştırmakta bazen de birbirinden ilgisiz bilim alanları olarak görmeyi gerektirmektedir.

Ülkeden ülkeye değişen terminolojik kabuller, genelde insanın her türden kültürüyle uğraşan bu dalların ayrı ayrı anılmasına neden olmuştur.

Etnoloji, eski adıyla «kavmiyat», kısaca kavimler bilgisi demektir . Önceleri yalnızca «ilkel» diye nitelendirmen halkları inceleyen bu bilim, son zamanlarda daha geniş bir ilgi alanına sahip olmuştur.

Eski türkçede «halkiyat» olarak kullanılan terim, İngilizcede «folklore», almancada ise «Volkskunde» kelimeleriyle karşılanır. Bu günkü türkçede «halkbilim» adıyla benimsenen bu alan, P. N. Boratav tarafından şöyle tanımlanmaktadır:

Etnoloji, antropoloji, kültürel antropoloji, kültürel coğrafya, ekoloji, folklor vb. adlarla anılan yakın dalların birbirine göre farklılıkları, ilişki ve yakınlıkları; hangi ülkede nasıl kullanıldıkları, uzun ve ayrıntılı bir çalışmayı gerektiren bir konudur.

Belirli bir ülkede yaşayan halka özgü kültürel dekoratif objeleri , gelenekleri, ayrıntılarıyla ve derinliğine inceleyen bir bilimdir. Halkbilim bununla kalmayıp, bir ülkenin bölgelerini ve bunların içinde de küçük toplum birliklerini, onların ağız, dil, din, mezhep ayırımlarını, onlardaki üretim tüketim özelliklerinden gelme farklı töreleri, törenleri, çeşitli kültürel ürünlerini inceler.

Halkbilim bütün halkların yaşayış ve gelenekleri yanında, maddi kültür yapılarını, barınaklarını (çadır, ev, gecekondu), giysilerini, silah, günlük kullanım eşyası ve takılarını incelediğinden, bir bakıma dekoratif obje tarihi çerçevesine giren malzeme türünün son örneklerini (günümüzdeki uzantılarını) incelemektedir.

Bu bakımdan, özellikle belge ve yazılı kaynakların bulunmadığı ya da az olduğu dönemlerin kavranmasında, verdiği çağdaş örneklerle, dekoratif obje tarihine büyük destek olmaktadır. Bugün kullanılan bir otantik eşya ile eskiden günümüze kalmış olan müzelik eşyanın, bu bağlamda karşılaştırılması; biçim, fonksiyon ve anlam bakımından değerlendirilmesi her iki bilim dalının sıkı işbirliğini gerekli kılar.

İki bilim dalının çalışmalarına ışık tutan, A. R. Yalman’m Cenupta Türkmen Oymakları , adlı eseri; hayvanlara vurulan damgalar, dövmeler, çadır, dokumacılık, dekoratif obje, mezarlıklar, boyacılık ve madeni eserler hakkında son derecede özgün bilgiler aktarmaktadır .

Bu bilgilerin, hangi geleneklerin uzantısı olduğu, tarihin hangi katlarından, hangi prototiplerden gelmiş olabileceği ve geçmiş yüzyıllardaki örnekleri ne derecede aydınlatabileceği, dekoratif obje tarihçisinin düşünüp değerlendireceği bir konudur.

Bugün şekil değiştirmiş olsa bile, geleneksel dekoratif objelerin örneklerinde kullanılan motiflerin temelinde yatan güçlerin yaşayan anlamlarını halkbilim açıklayabilir.

Sözlü efsaneleri derleyen halkbilim; bu, konular içinde geçen, efsaneler, periler, ejderler gibi yaratıkların anlamlarını  değerlendirerek dekoratif obje tarihinin çok önemli uzmanlık dalları olan ikonografi ve motif analizi konularını aydınlatır. Efsane yaratıklarının sembolik değerini yorumlarken halkbilim verilerine dayanmak çok yararlı sonuçlar verebilir.

Estetik Dekoratif Objelerin Felsefesi

Estetik, bir başka deyimle dekoratif obje felsefesi, güzellik ve dekoratif obje üzerindeki düşünüş yollarını kuramsal olarak verir. Duyum, duygu ve algı yoluyla, insanın «güzel olan»ı kavraması problemi, Antik çağlardan beri felsefecilerin konusu olmuştur .

İlk kez «güzel nedir?» sorusunu Eflatun sorar. Grek felsefesi içinde estetik, politika ve etik sorunlarla birlikte tartışılır. Roma çağında, başlı- başına estetiği konu alan çalışma yoktur. İnançlar, gerçek güzelliğin, ilahi gerçek olduğunu kabul eder. Rönesans hümanizmi, antik güzellik ideallerini tekrar ve coşkuyla yaşar.

Estetik kelimesi, ilk kez belirli bir bilim dalını adlandırmak üzere Alman dekoratif obje teoricisi A. Baumgarten (1714-1762) tarafından kullanılır. Böylece, felsefeyle dekoratif obje tasarımcılığı kesin olarak birbirinden ayrılır . Yine Alman felsefeci F. Wolfun da bu kelimeyi sık sık kullandığı görülür. F. Hegel ile birlikte, dekoratif obje tarihi, estetiğin içinde değerlendirilir. Bu düşünür, resim ve heykelin farklı ifade alanları olduğu, mimarinin ise «ruhun dışa yansıması» olduğunu savunur.

Ölümünden sonra basılan Estetik Dersleri, 19. yüzyılın estetik düşüncesi üzerinde en etkin eser olmuştur. H. Taine’ in Philosophie de-Tart’adlı eseri, metafizik estetiğe karşı çıkan önemli bir kitap olarak görülür.

Estetik kelimesi grekçe «aistheticos» sözünden gelir. Bu kelime, duyum, duyular, algı, duyu ile algılamak, duyulur algı anlamını verir. Güzellikten ve güzelin insanda uyandırdığı duygudan sözeden bilime Osmanlıcada «bediiyat» denirdi.

Viyanalı M. Dvorâk’m estetiği; dekoratif objelerin yalnızca biçime ilişkin sorunlarını çözerek gelişmediğini, her zaman ve her şeyin üstünde insanlara egemen olan düşüncenin ifadesi olduğunu ileri sürerek, dekoratif objelerin, düşünce tarihinin bir parçası olduğunu vurgular .

B. Croce (1866-1952) ise farklı bir estetik görüşü ile, dekoratif objelerin, insanda bir bilgi olarak başladığı görüşüyle yeni bir çığır açar.

İlk estetikçiler dekoratif objelerin felsefesini yapıyorlardı, 19. yüzyıldan sonra, emprik karakter yerine, estetikte «dekoratif objelerin bilimi» anlayışı kavramı ağırlık kazandı.

Çernişevski, estetik ve dekoratif obje teorisi olarak iki farklı terim kullanılır. Marksist- Leninist estetik, dekoratif objeleri, sosyal bilincin ve insandaki kültürel-pratik yapının bir algılanması, bir manifestosu olarak görür.

Dekoratif obje tarihi için, özellikle estetik tarihi, güzellik ve dekoratif obje hakkındaki insan düşüncesinin hangi evrelerden geçtiğini, bu kavramların insanlara ve toplumlara göre nasıl değiştiğini anlattığından, eskiden yazılmış dekoratif obje tarihi kitaplarının değerlendirilmesi bakımından önemli ipuçları verir.

Yalnızca estetik disiplini gözönüne alındığında, dekoratif objelerin felsefesiyle karşılaşırız. Antik çağlardan beri yapılan tanımlamalar, çoğu kez ölçülmesi ve somut olarak belirlenmesi mümkün olmayan bazı (metafizik) kavramları içermektedir. Güzelin ne olduğu hakkındaki tartışmalar, soru içinden soru doğurduğu için, dekoratif obje tarihi araştırmasına doğrudan bir katkıda bulunamazlar.

Renkler ve zevkler tartışılmaz şeklinde formüle edilen özdeyişle, güzelliğin, kişiden kişiye değişebileceği anlatılmak istenir. Bu tür tartışmaları uzatmak, belirli bir noktadan sonra dekoratif obje tarihçisini yolundan alıkoyar ve hedefinden saptırır.

Araştırmacının temel görevi, kesin tanımlamaları yapılabilen, durum, tutum ve nesnelerin dekoratif objelerin boyutlarını somutlaştırabilmektir.

Estetiğe yönelmiş bütün dekoratif obje tarihçilerinin başlıca dağınıklığı, sebep-sonuç ilişkisini somutlaştırmamak, içeriksiz soyutlamalara sapmalarından kaynaklanamktadır.

Yer ve zaman göstermeksizin, örneklenen zaman dilimini bütün koşullarıyla entegre olarak incelemek mümkün değildir. Bunlardan soyutlanmış bir estetik, dekoratif obje tarihine yardımcı olamaz.

Estetik adı verilen alan, daha doğrusu, güzellik ve beğeni üzerine açılan tartışmalar ölçülü-biçili bir boyut kazanmadıkça, algı ve duyum psikolojisi bu alan içinde genişçe yer almadıkça, dekoratif obje tarihinin bu alandan alabileceği şeyler çok cılız ve kanıtlanmamış yorumlardan ibaret olacaktır.

Nümizmatik ve Dekoratif Objeler

Fransızca söylenişiyle benimsediğimiz nümizmatik, eski paraları tanıma bilgisidir. Osmanlıcada «me’skûkât» adıyla bilinen bu uzmanlık dalı sikke, madalyon ve benzeri türden malzemeyi incelediğinden, öteden beri dekoratif obje tarihine birkaç bakımdan yardımcı olarak görülür.

Eski bir para, durumuna göre, pek çok bakımdan önem taşıyabilir. Paranın yapıldığı maden, alaşım özelliği ve ayarı, o paranın değerlendirildiği bütün içinde anlam kazanır. Bu tür özellikler, parayı kullanan devletin gücü ve teknik gelişmesi hakkında bilgi verir.

Sikkenin teknik bakımdan üretimi iki yoldan yapılmaktadır : döküm ve darb. En eski sikkeler darb (vurma yoluyla) edilmekteyken, sonraları döküm tekniği (eritilen madenin kalıba dökülmesi) kullanılmaya başlanmıştır. Hızlı üretim zorunluluğu tekniğin değişmesini gerektirmiştir. Bu bakımdan, sikeknin basıldığı yer, devlet merkezi veya darphanenin bulunduğu yer, tamamlayıcı bilgi olarak önem taşır.

Sikke ve madalyonlar; metal işçiliği ve kabartmacılıktan doğan özel bir dekoratif obje eşyası grubudur. Üzerindeki şekillerin işlenişi üslubun yüzeysel çizgisi olması, alçak kabartma veya plastik özelliklere sahip olması, o sikkenin üretildiği dönemin genel dekoratif obje üslubu için anlamlı ipuçları verir.

Yazı ve şekiller, tasvir edilen figürler, kutsal hayvanlar, bitkiler, atribü ve semboller, ikonografik program olarak olağanüstü önemlidirler.

İslâm çaplarında, hemen her ‘eski parada, devrin hükümdarı veya sultanına ait, ünvan ve lakaplar yer almaktadır. Bu bilgileri göstermesi bakımından her sikke başlıbaşına bir belgedir.

Söz gelimi, «sultan» ünvanının ilk kez Gâzneli Mahmut tarafından kullanılmış olması, bazı Danişmendli sikkeleri üzerinde yılan ve atlı tasvirinin bulunması dikkati çeken, ilginç meskûkât bilgileridir.

Bir sikke tek başına önemli bilgiler verdiği gibi, bulunduğu yeri (buluntu yeri) tanıtıcı bilgiler de verebilir. Bir hafriyat yerinde bulunan sikke, bulunduğu alan veya yapının tarihlenmesinde önemli ipuçları verebilir.

Türk sikkeleri konusundaki yayınlar sön derecede az ve yetersizdir.

Hat Süslemeli Dekoratif Objeler

Dekoratif obje tarihinde yazı, hem belge  değeri hem de üslup değerine sahip bir bilgi alanı olarak görülür.

Yazı türlerinin kullanımı zaman içinde değişmiştir. Özellikle Türk dekoratif objelerinde bu değişim çok iyi izlenebilmektedir.

Örneğin nesih, Ortaçağda çok kullanılmış, hatta Selçuklu ve Mısır nesihi olarak farklı tipler gelişmiştir. Yazılar, mimari üzerinde, mezar taşlarında, papirüs, ceylan derisi, ipek, ahşap levha, terakota, kemik, parşömen, hayvan kabuklan gibi çok çeşitli malzeme üzerine kaydedilmiştir.

Belgeleri okuma bilimine paleografi denir. Bu alanın kurucusu olan fransız papazı, J. Mobillon 1650’lerde bu işe başlar; 1681’de yazdığı bir kitapta, paleografinin yöntemlerini, belgelerin sağlıklı kontrollerini kurallara bağlar.

Dekoratif obje tarihi araştırmacılığında belgeci tutum daha çok Burckhardt ile bir ekol halini alır. Bugün ise her araştırmacı arşiv belgelerinden az ya da çok yararlanmaktadır. Özellikle mimarlık tarihi alanında, mülk, mülkiyet ve vakfiye kayıtları birinci derecede önem taşırlar.

Yazıların okunmasıyla ilgilenen öteki bilim dalı epigrafi’dir. Bu bilim dalı, zamanın yıpratmasına karşı koyabilen, taş, bronz vb. malzemeler üzerine kazılmış olan yazılan okur, Paleografi, dayanıksız, çabuk çürüyen ve mürekkep türü boyalarla çizilen yazı türlerini incelemesine karşın, epigrafiyle işbirliği yapar.

Dekoratif obje tasarımları, tarihin bıraktığı belgelere dayanmak zorundadır. Belgenin bıraktığı boşluk hiçbir şekilde doldurulamaz.

Her dekoratif obje olayı bir ya da birkaç belge bırakmış olabilir; bu belgelerin çözümlenmesi, kendilerine paleograf ve epigraf adını verdiğimiz uzmanlara bağlıdır.

Dekoratif Obje Sosyolojisi

Dekoratif objelerin ve tasarımların, değişme ve gelişmesinin temel belirleyicisi nedir? sorusu, sık sık karşımıza çıkmaktadır. Bu soruya yaklaşırken, dekoratif obje, doğrudan doğruya insanlara seslendiğine göre, sorunun çözümünü insanda aramak gerekmiştir.

Sosyoloji, toplumrı, dekoratif obje tarihi ise insan toplumlarının ürünlerini inceler. Bu belirlemeye göre, toplum içindeki insan, özellikle dekoratif obje tasarımcılarının durumunu ele almak, toplum yapısıyla birlikte düşünülmesi gereken bir olaydır.

Dekoratif objelerin, insan toplumuyla olan ilgisini yorumlayabilme kaygısı, bazı sosyologları ve dekoratif obje tarihçilerini, yeni bir disiplin kurmaya yöneltmiş, böylece dekoratif obje sosoylojisi doğmuştur.

Halkın, ya da toplumun büyük çoğunluğunun, dekoratif objeleri belirlemede payı olduğu düşüncesi geç devirlerde kabul edilmiştir. Antik çağda, halkı dekoratif objelerdeki değişme ve gelişmelerin temel etkeni olarak kabul etme eğilimi görülmez.

Sosyolojik kitle denince, bunun içine, sınıf farkına ve başka ayırt edici özelliklerine bakılmaksızın herkes girer. Böyle bir topluluk içinde, bütün fenomenleri ve bu arada dekoratif objeleri de belirleyen güçler, farklı bölge ve çağlarda, değişik ağırlıkta rol oynamışlardır.

Zaman zaman dekoratif obje üslubunu ustalar, hükümdarlar, partiler ya da sınıfların belirlendiğini bilmekteyiz. Hatta bir görüşe göre, dekoratif objeler de, öteki alanlar gibi güçlü kişilerin elinde bir araçtır (heroist görüş).

Bu düşünceye göre, ortalama insanla, ortalamanın altındakilerin dekoratif objelerin değişmesinde payları yoktur; onlar da, güçlü kişilerin kullandığı araçlardır. dekoratif obje ve üslubun biçim kazanmasında güçlü kişileri biricik etken olarak görenler

Bazı yazarlar da, bir büyük kişiyi izleyen seçkinlerin (elit zümre) dekoratif objeleri belirlediğine inanırlar.

Tarih içinde, her dekoratif obje, bildirisini değişik bir kesime yöneltmiştir. Prensler, soylular, aydınlar ve felsefecilere yönelik dekoratif obje çığırları görülmüştür. Ancak, bu durumları olduğundan fazla abartmamak, soruna ayrıntılı bir toplumsal çözümlemeyle yaklaşmak gerekir.

Sosyoloji, pek çok bakımdan dekoratif obje tarihine yardımcı olmuş, hatta çeşitli yazarların dekoratif obje sorunlarına sosyoloji metoduyla yaklaşıp, sosyoloji dilini kullanmalarına neden olmuştur.

İnsanın yarattıklarını incelerken, onun, evrensel bir yaratık olması yanında, ulusal, toplumsal bir varlık olduğu da belirlenince; yaratıcı bireyin anlaşılmasında, onun bağlı olduğu toplumsal yapı da önemle ele alınmaya başlanmıştır.

Pek çok kitapta, dekoratif obje sanatçıları, içinde yasadığı toplumdan etkilenir, toplumu yansıtır düşüncesi ana çizgi olarak göze çarpar. Bu düşünceyi 19. yüzyılın ortalarında savunan H. Taine, Bir toplumun, toplumsal ve entellektüel durumu, dekoratif obje sanatçısı için bir standart oluşturur; dekoratif obje sanatçıları, toplumdan izole yaşayamazlar  der. Onun bu söyledikleri büyük ölçüde doğru fakat, içeriği ve bağlantının niteliği bakımından kişisel bir görüşe hatta sezgilere dayanmaktaydı.

Bir dekoratif obje tarihçisi olan J. Burckhardt da, kültür tarihi okulunun başlatıcısı olarak sosyolojiye büyük önem verir, sosyal faktörün ağırlığını vurgular. Gerçekten de Alman okulu Kulturgschichteyi, dekoratif obje sosyolojisi ile aynı anlamda kullanmaktaydı.

Dekoratif obje sosyolojisi, yüzyılımızın başında dekoratif obje tarihinin bir branşı olarak değil; sosyolojinin bir branşı olarak ortaya çıkar. C. Lalo’nun sosyolojik estetik dediği şey, sosyal sınıfların dekoratif objelere olan ilgisini kritik eden bir görüştür .

Yazar, kendinden önce benzer düşünceleri ortaya atan Guyau’nun  izleyicisi gibidir. Tomars’ın, dekoratif obje sosyolojisi .üzerine eseri  tutucu ve eleştiri kabul etmez bir tezdir. Doğrudan doğruya Lalo’dan ve Maciver gibi Amerikalı sosyologlardan etkilenmiştir.

Son yıllarda, yeni bir alan halinde genişleyen dekoratif obje sosyolojisi, belirli toplum biçimleriyle dekoratif objelerin bunlara bağlı olan tipleri arasındaki ilişkiyi araştırmaya yönelir. H. Read, ilk dekoratif obje sosyoloğu olarak Isaiah Berlin’i göstermekle birlikte, bu alanın 1930 – 40’larda, İngiltere ve Amerika’daki tarihi materyalizm hareketiyle canlılık kazandığını görüyoruz. F. Antal, M. Schapiro, A. West, F. Klinegnder. M. W. Brown, C. Caudwell, G. Thomson gibi yazarlar, materyalist estetik sorunlarını bu bağlam içinde işlerler.

Wölfflin okuluna bağlı P. Francastel, dekoratif obje  sosyolojisinin durumunu biraz karışık görerek, esaslarını belirlemeye çalışır .

J. Duvignaud ise, artistik ifadenin sosyolojisini ve bunun özellikle kuzey Afrika toplumlarındaki uygulamalarını ele alır , Bu alanda son çalışmaları yapan A. Hauser’in eseri en sistematik inceleme olarak görülmektedir  . H. Read, toplumların biçimleriyle dekoratif obje arasındaki ilgileri arayan, dekoratif objelere toplumsal hayatın ilişkilerini tartışan en popüler araştırmacıdır.

Son yıllarda yayınlanan kitabında N. Hadjinicolaou, sosyal sınıfları, onlar arasındaki çatışmaların ışığı altında geliştirdiği görüşlerini anlatır. dekoratif obje sanatçısını, dekoratif obje eserinden daha önemli gören yazar, dekoratif obje tasarımcısının eserini, yine onun hayatı açıklar görüşünü savunduktan başka, sınıf ideolojilerinin yarattığı dekoratif obje ve görsel ideolojiyi tartışır .

Türkiye’de, bilimsel iddia taşıyan her çalışma, ülkenin tarihsel gelişmesi kadar toplumsal yapısı bakımından da bazı sorunlara girişmek zorundadır. Özellikle dekoratif obje tarihi alanında yapılan araştırma ve incelemeler, ilgili olduğu toplumun yapı ve örgütlenmesi bakımından son derecede karmaşık, çok yönüyle karanlık problemlerle yüz- yüzedir.

Bu noktada, Türkiye’de dekoratif obje tarihinin, öteki disiplinler gibi, Batı’dan geldiğini unutmamak gerekir.

Batı düşünce sistemiyle, Doğulu mantık ve duyuşun ürünlerini değerlendirmek, araştırmacıyı büsbütün zorlamaktadır. Bu soruna yönelmek için İbni Haldun, Mevlana ve öteki yazarların kitaplarını anlamak, çağın toplumsal eğilimlerini bu kaynaklara göre yorumlamak doğru olur. Böylece Ortaçağ toplumunu belirleyen karakterler daha iyi belirecektir.

Toplum yapısı, kuşkusuz, dönem hakkında bilgi veren kaynaklara bağlı olarak açıklanabilir. Örneğin Mimar Sinan olmasaydı, o çağda aynı işi yapabilecek başka biri çıkar mıydı?

Bu, salt dekoratif obje tarihi boyutları içinde cevaplandırılabilecek bir soru değildir. Bu ve buna benzer soruları, sosyoloji, söz gelimi Osmânlı toplum yapısını çözümleyen bir sosyolojinin yardımıyla daha tutarlı olarak tartışabiliriz.

Dekoratif obje sosoylojisi, ülkemizde başlangıçları bile olmayan bir alandır. Bu konumdan, araştırmacının tutumu, arşiv belgelerinin okunmasını beklemek, bu arada eldeki öteki kaynakların tümünü eksiksiz tarayarak hazır bulunmaktan öteye gidemeyecektir.

Mitoloji , Dinler Tarihi ve Dekoratif Objeler

Dekoratif obje tarihi araştırmasını yürütürken, karşılaşılan durumların pek çoğunda, bugünkü mantıkla çözümleyemeyeceğimiz bazı sorunların yattığını hissederiz. Özellikle mitoslar dünyasına akıl ilkelerinin girmediğini, ama bütün bilinmezliklerin bilinir hale gelmesinin gerekli olduğunu anlarız.

Günümüzden çok önceleri yaşanmış olan çağları; büyük dinlerin egemen olduğu devirler ve ondan önceki dinler dönemi olmak üzere, kısaca ikiye ayırabiliriz. Bu ayırım, insanlığın inanç sistemlerindeki köklü değişimlerin tarihçesine uygundur.

Büyük dinlerden önceki, çok tanrılı inanç sistemlerini genellikle mitoloji  adı verilen dal incelemektedir. Daha önceki dönemleri ise antropoloji ve dinler tarihi inceler.

Dekoratif obje eserlerinin doğuşunda ve bugün bize kadar gelebilmiş olan dekoratif obje eşyasının yapısında, mitolojik ve büyüye ilişkin değerlerin olduğu yaygın olarak kabul edilmektedir.

Zamanla, özgün anlamını kaybeden süs eşyalarının, şekil olarak varlığını sürdürdüğü bilinmektedir.

İnsan için anlam taşıyan sembollerin imaja dönüşmesi; majik olanın estetik olana dönüşmesi ve bütün bu geçişlerin özünde yatan duygusal süreç, dekoratif obje tasarımlarını yakından ilgilendirmektedir.

Göründüğünden başka ve fazladan anlamlar taşıyan dekoratif obje eserlerinin ikonografik çözümlemesini yapabilmek için, kesin olarak mitolojiye başvurmak gerekir.

Çünkü, mitoloji, insan kültürünün yarattığı doğa-üstü olaylar, kişi ve yaratıklara ilişkin bilgileri toplayan ve bunları sistematik olarak anlatan bir bilgi alanıdır.

Dekoratif obje tarihçilerinin bir kesimi, bütün dekoratif objeler doğuşlarını dine borçludurlar görüşünü benimserler.

Bu görüşü bütün halinde (her dönem ve her bölge için) kabul etmesek bile dinin dekoratif obje üzerinde etkili bir faktör olduğunu, bu etkinin, daha eski çağlara inildikçe daha da ağırlık kazandığını görürüz .

Türk dekoratif objelerini incelerken, dinin, insanlar arasındaki toplumsal bağları kuran, özel ve çok yönlü bir yapıya sahip olduğu sezilmektedir.

Bu bağlantının anlaşılabilmesi için, ilk olarak, İslâm’dan önceki dönemler için mitoloji araştırmalarına başvurmak gerekir. Böyle bir araştırma, İslâmî dönemler içine girmekle birlikte Anadolu Türk dekoratif dini objeleri içinde aydınlatıcı bilgiler verecektir

İslâm öncesi inançlar hakkında bilgi veren destanlar, o dönemin önemli olay ve varlıklarını mitolojik boyut içinde anlatmakta; söz gelimi geyik, fil, kartal gibi hayvanların totemik inançlarla olan bağlantısını anlamamıza yardımcı olmaktadır.

Özellikle Ortaçağ Türk topluluklarında, din, karşı konulmaz bir etkiye sahiptir. Bu konuda ilginç bir örnek olarak; Selçuklu taş süslemelerinde görülen kompozisyonlarda, 1250 yıllarından sonra, bitki örneklerinin bollaşması, S. Ögel tarafından, bu devre damgasını vurmuş olan Mevlâna düşüncesine bağlanmaktadır

Bu ve buna benzer bağlantıların kurulması için, araştırmacı, ilgili olduğu çağda geçerli olan felsefenin, dekoratif objeler üzerine hangi açıdan ve ne ölçüde etkin olabileceğini ortaya koymuş olması gerekir.

Ülkemizde yapılan dekoratif obje tarihi çalışmalarında ana kaynaklara inilmedikçe; dini mimarinin organizasyonu, heykel ve kabartma, tasvir yasakları bütünüyle açıklanamayacaktır.

Dinler tarihi, mezhepler tarihi, felsefenin de katılmasıyla.; dekoratif obje formları, konuları ve içerikleri hakkında zengin bilgiler elde edilebilir. Özellikle dini dekoratif objeleri için, İslâm felsefesi (kelâm ilmi) ve tasavvufu bilmek gerekmektedir.

Dekoratif Obje Psikolojisi

Dekoratif objeleri, insanın kendini anlatma yollarından biri olarak tanımlamıştık. Ancak, bu tanımlama içinde yer alan kendi ne demektir. Bunu tam olarak açıklayamıyoruz.

Yani, dekoratif obje eseri, insanın, istekleri, hayalleri, duygularını mı dile getirir. Eğer böyle ise, bu bağlamda, dekoratif objelerin tarihsel gelişmesi nasıl açıklanabilir.

Psikolojinin diliyle sorarsak, insanın, dekoratif obje eseri üretmesini yöneten şey nedir, diye sorarak işe başlamamız gerekir.

Dekoratif objeleri, psikolojik açıdan ele almak eski bir eğilimdir, fakat bu eğilimi deneysel metotlara  oturtan yaklaşımlar son yıllarda görülür.

İlk kez, dekoratif obje eşyasının biçimini ve özünü tartışan yazar T. Lipps (185İ -1914)’dir. Yazarın Aesthetik (1903 ve 1906) adlı eserinden sonra, Kant ve Hegel,de, bu konuların tarih- felsefesi, epistemoloji ve metafiziğe karıştığını görüyoruz.

Dekoratif obje psikolojisi, giderek iki konu üzerinde yoğunlaşmış; dekoratif obje sanatçısının psikolojisi ile algılayanın psikolojisi birbirinden ayrılmıştır.

Psikoanalitik çalışmaları başlatan S. Freud, ünlü dekoratif obje sanatçıları, onların eserleri üzerinde tartışarak inceler .

Psikoanalist görüş; izlenim, rüyalar, bilinç, fantazya, imajinasyon, dikkat problemleri üzerinde yoğunlaşır. Duygu ve düşünce, saplantı  gibi sorunlarla birlikte dekoratif objelere eğilen bu akım, dekoratif objelerdeki üslup sorunundan çok, bilinçaltını açıklayan temalarla ilgilenir.

Psikoanalist ekole göre, dekoratif obje eserinin; istekleri, hayalleri, bastırılmak istenen duyguları, bir başka planda dile getirdiği düşünülmektedir. Psikolojik dataların, dekoratif obje sanatçısı hakkında bilgi verdikleri, dekoratif obje eserinin bildirisini açıklamaya yardım ettikleri bir gerçektir.

Ancak, dekoratif obje eserinin değeri ve tarihselliği bu yoldan açıklanabilir mi? Bu sorun tartışmaya değer.

Psikolojik yaklaşımın ikinci sorunu algı olayıdır. Bu olayı başlıbaşına ele alan psikoloji okulu Geştalt okulu olarak bilinmektedir.

Tasarımcılık daha başlangıçta, dekoratif obje konusu olmazdan önce, insanoğlunun, psişik yapısıyla gerçekleşen bir işlemdir.

Yalnız figürlü dekoratif obje konuları değil, en soyut tasarımlar bile, daha önce görüntüsü ve biçimleri mevcut olan malzemeye dayanmaktadır.

Seyircinin de algılama işlemi, çevredeki eşya ve olayların, bünyeleşmiş bütünler halinde kavranmasını sağlayan psikolojik bir olgudur. Göz, çevresindeki olay ve eşyaları algılarken her zaman fotoğraf makinesi gibi çalışmaz.

Büyük dekoratif obje eserleri, yalın bir uyarıcı olmaktan çok, karmaşık ve kavranması zor, değişik sembollerle zenginleştirilmiş ürünlerdir.

Eserde beliren kültür faktörünün ağırlığı, araştırmacı tarafından çözümlenirken; doğadaki modele nelerin eklendiğini, nelerin abartıldığı dikkatle ele alınmalıdır. Çünkü, eser, bugünün seyircisi tarafından biçimi aracılığı ile algılanacaktır. Bu durumda, dekoratif obje sanatçısıyla seyirci arasındaki titreşimin açıklanabilmesi, bir bakıma, algılanan modelle ona katışan kültür faktörünün belirleyiciliği arasındaki diyalektikte düğümlenmektedir.

Dekoratif obje tarihi boyunca, çeşitli akımlarda algılanan şeyin unsurları değiştirilir, kişisel varyasyonlara girişilir. Söz gelimi bazı Roma fresklerinde bir derinlik sağlayabilmek üzere yalancı perspektife başvurulmuş, romantizm akımında ise imajlar önemli ve baskın rol oynamıştır.

Buna karşılık gerçekçilik ve izlenimcilik akımlarında mümkün olduğunca imgeye az yer verilmiştir. Yüzyılımızda, imgelerin özel çağrışım süreçleri, onlarla şaşırtıcı ve özgün mesajlar elde etmek için kullanılmıştır. Hatta yapay algı bozuklukları meydana getiren bazı ilaçları kullanan dekoratif obje sanatçıları bile çıkmaktadır.

Hangi çağda olursa olsun, dekoratif obje tasarımcısı, bir görme ve idrak etme eylemine girer. Bu bakımdan algı kavramı ve ona eklenen öğeler (yöresel, dönemle ve malzemeyle ilgili) tasarımın temel belirleyicileri olarak, dekoratif obje tarihine somut etüt malzemeleri verirler.

Mimarlık ve Dekoratif Objeler

Boyutları ve programı bakımından büyük dekoratif objeler grubuna giren mimari yapılar, bir yönden teknik olarak mimarlık, bir başka yönden dekoratif obje tarihinin konularına girer.

Bir mimari eser, barındırma, mekan sınırlama gibi belli bir fonksiyonu yerine getirmekten başka, çağlar sonra bile sembolik ve kalıcı bir niteliğe sahip kalabilmişse, dekoratif obje tarihinin konusuna girebiliyor demektir.

Mimarın, dekoratif obje sanatçısı gibi çalıştığı bir yapı, malzemenin belirli bir teknik içinde kullanımı ve bezemeleriyle sanatsal dekoratif obje boyut kazanır.

Dekoratif objeler tarihi, mimari tip ve bu tiplerin plan şemalarını belirli üslup karakterleri içinde sınıflandırır. Mimariyi çağ ve bölge üslupları içinde kümeleyen dekoratif obje tarihi, mimariyi önce tiplerine göre; dini, askeri ve sivil olmak üzere ayırır.

Söz gelimi, camileri dini mimarinin önemli bir grubu halinde topladıktan sonra, bu grubu kendi içinde, plan şemalarına göre ayırır, örneğin aynı işlevi gören üç ayrı cami; Kurtuba Ulu Camii, İsfahan Mescidi Cuması ve Şehzade Camii’nin plan şemaları farklı olduğundan, her bir yapı farklı bir plan tipini örnekler .

Zengin, ayrıntılı ve farklı ustalık alanlarını kapsadığından, mimarlık tarihi, bağımsız bir bilim dalı gibi düşünülür. Bu alan, dekoratif obje eseri niteliğine sahip yapıların açıklanması ve tanımlanmasında yardımcı olabilecek pek çok teknolojik bilgiyi verir.

Sonuç

Bugünkü dekoratif obje tarihçiliğinde sürdürülen alıştırmaların klasik yöntemleri çoktan yıkılmıştır Öyle ki, mitolojinin yalnızca bir «yalanlar bilimi» olmadığı, dekoratif objelerdeki büyük form değişmelerinin motivasyonu olduğu; Jules Verne fantazyalarının ise kurgu bilim boyutlarına ulaştığı görülmüştür.

Eskinin dekoratif obje eserlerini içtenlikle ve tarafsızlıkla incelemek, kısacası gerçeği aramak için, çok yönlü açılımlara gitmenin kaçınılmaz olduğu ortaya çıkmıştır.

Yaklaşım yollarının çokluğu, insan ilgilerinin ne gibi durumlar ve koşullardan geçtiğini göstermektedir. Değişik aşama ve düzeylerde, dekoratif obje tarihinin başvurmak zorunda olduğu ana dalları kısaca özetledikten sonra, ismini sayamadığımız daha pek çok uzmanlık dalı olduğunu da ekleyelim.

Örneğin, dekoratif obje tarihi’nin alanına-giren keramik, maden ve ahşap malzemelerin tarihlenmesi için bazı kimyasal ve fiziksel yöntemler geliştirilmektedir.

Bunlardan, C 14 (Karbon 14), Potasyum – Argon, Dendrokronoloji, Termoluminesans ve röntgen testleri, yalnızca birkaçıdır. Bilimsel araştırma süreci boyunca yardımcı alanların hepsinden de farklı ölçülerde yararlanan dekoratif obje tarihi, oldukça karmaşık bir yöntemi titizlikle yürütmek zorundadır.

Yardımcı dallardan destek alırken, tamamlayıcı öğeleri özenle değerlendirmek gerekir. Asıl ve ana çalışma alanı olan dekoratif obje tasarımı içinde yerli yerine konan yardımcı bilgiler, araştırmanın bütünü içinde sindirilmeli, ek biligler çalışmanın boyutları ve niteliği içinde belirli ve ölçülü bir yer tutmalıdır.