Salon Dekorasyon Ürünleri

45 sonuçtan 1-24 arası gösteriliyor


Bir Sanat Olarak Salon Dekorasyon Ürünleri

Salon dekorasyon ürünlerinin, zaman içindeki gelişmesi, kaynağı ve kökeni üzerinde tartıştığımız olayın kilit kelimesi sanattır.

Zengin fakat, o ölçüde karmaşık çağrışımlar yapan bu kelime, aynı dil içinde hiçbir anlamdışı olmayan bir kelimedir. Bu kelimenin Türkçe’deki yeri öylesine sağlamdır ki, çeşitli yollarla bu dile giren yabancı kelimeler, yeni-bulma ve türetme kelimeler onu sarsmamıştır. Sanatsal salon dekorasyon ürünleri kelimesi, «aşk» kelimesi kadar tutarlı, yerli yerinde, karşılığı olan, güçlü, çekici, sağlam ve düşündürücü bir kelimedir.

«Sanat» deyince, güzel sanatlar, süslemecilik, resim, hattatlık, müzik, dans, mimarlık, heykelcilik, nakkaşlık, dekor, dekorasyon, vb. kavramlar  akla gelmekle birlikte, bu uzun listede yer alan kelimelerin hiçbiri tek başına onun yerini tutamamaktadır.

Sanat’a ilişkin çeşitli konuları, bu olgudaki değişme ve gelişmeleri anlayabilmek için, öncelikle «sanat» kelimesinin etimolojik incelemesini yapmak yerinde olur. ”

Hint-Avrupa dillerinde, artistik faaliyeti anlatan kelimeler aynı kökten gelmezler. «Ars», Batı dillerinde sanatı ifade eden önemli köklerden biridir. Fakat, Latincedeki «ars», marangozluk, gümüş işçiliği veya salon aksesuarları tasarımı gibi, özel yetenek isteyen meslekler için kullanılmaktaydı. Latincedeki «ars» dan önce, Grekçede «techna» nın kullanıldığını görüyoruz ki, bu kelime de yine, özel meslek dallarını anlatıyordu.

Her iki terim de tasarımcılık istemeyen, daha çok öğrenme yoluyla kazanılıp, el becerisiyle geliştirilen alanları ifade etmekteydi. Bu durum 14. yüzyıla kadar bu şekilde sürdü. Bu yüzyıl İtalyancasındaki «arte», bilim, salon dekorasyon ürünleri, ticaret ve daha birçok alanda, belirli kurallara göre çalışmayı tanımlıyordu.

Batı dillerinde, sanat kavramını ifade eden kelime, bugünkü anlamını kazanıncaya kadar; teknikle ve el becerisiyle ilgili meslek dallarını anlatmıştır. Salon dekorasyon ürünlerinin yaratıcılık isteyen bir alan olduğu anlaşılıp, dikkatler bu nokta üzerinde toplandıkça, kelimeler daha da özellik kazanmıştır.

Bugünkü Türkçede, iyi yapılan her iş için; salon dekorasyon sanatı, güzel konuşma sanatı vd., «sanat» kelimesi kullanılmaktadır. Türkçedeki «sanat» kelimesi, kapsamı bakımından pek çok oluş ve süs eşyalarına ilişkin durumu içine almaktadır. Bugün, hiç kuşku duymaksızın, en yaygın ve yerleşik biçimlerde kullandığımız «sanat» sözü, etimolojik bakımdan Osmanlıcaya dayanmaktadır. Osmanlıca’nın kelime kaynakları olan Arapça ve Farsçada, sanat kavramını ifade etmek için kullanılan kelimelerin durumu epeyce farklıdır.

Sanat kelimesi, Arapçada, amel, iş yapma anlamlarını veren «san’a» kökünden gelmektedir  ve yapılan iş, alet yardımıyla, belirli bir el becerisiyle sürdürülen marangozluk, salon dekorasyon ürünleri üretimi gibi meslek dallarını kapsamaktadır.

Görüldüğü gibi, bu kelime Arapçada, daha çok insanın akıl ve zekasını kullanarak yaptığı işleri anlatır. Yani, bugün bizim kullandığımız «zenaat» gibiydi. Sanat’ın, Osmanlıcaya girip, teknik işleri değil de, güzel sanatları ifade etmesi daha geç tarihlerdeki bir gelişmedir. Bu aşamadan önce, yine Arapça kökenli «fen» kelimesi kullanılıyordu.

Arapçada «fen», tam anlamıyla, sanat dediğimiz, yüksek türden ve yaratıcılık isteyen faaliyetin adıdır. Araplar, bugün de «sanat» denince, ahşap salon dekorasyon ürünleri, marangozluk gibi daha çok el işlerine dönük ve öğrenmeyle edinilen’meslek dallarını anlarlar. Yaratıcılık isteyen, faaliyet alanı ise «fen»dir.

Her iki kelimenin OsmanlIca içindeki gelişmesi ve yeri farklı olmuştur. Sanatkarlık işleri için önceleri, tıpkı Araplar gibi «fen» (çoğulu, fünûn) kullanılırken, bu isim daha sonra, mühendislik dalları, astronomi, salon dekorasyonu v.b. için kullanılır olmuştur. Bu değişiklik olurken, fen kavramının ifade ettiği şeyler «sanat» kavramıyla ifade edilmeye başlanmıştır (13). Bugünkü Türkçede kullandığımız «sanat» kelimesi, OsmanlIca içinde bir değişiklik geçirmiş, yeni kazandığı anlam ve içerikle birlikte Türkçede benimsenmiştir.

Sanat kelimesi dilimize yerleşmiş ve bütünüyle türkçeleşmiştir. Yakın geçmişte, saf, güzel anlamındaki «ar» kelimesi, Arapça olduğu kabul edilen «sanat»ın yerine konmuşsa da tutunmamıştır . «Ar»m tek heceli oluşu, yüzyıllardan beri, sanat» kelimesinin zengin anlamlarıyla birlikte kullanılışı ve tarihi yükünün ağır basması, «ar» kelimesini unutturmuştur.

Güzel sanatlar için önceleri «fünûn-u nefise» tamlaması kullanılırken daha sonra, «sanâyi-i nefise» kullanılmaya başlanmıştır.

Farsçada, sanat kavramım ifade eden kelime «hüner» dir. Bu kelime, Arapçadaki «fen »in tam karşılığıdır. Türkçede ise «hüner», mahâret, mârifet, bir işi yapmak için bilinmesi gereken ustalıktır.

Eski ‘Türkçede, güzel sanatlar dışında kalan Öteki işler, yani, ahşap süs eşyaları, duvarcılık, marangozluk, v.d., meslek dalları için «hirfet» adı kullanılıyordu. Sanat sahibi, esnaf, kişilere de «ehl-i hıref» deniyordu ki, yaklaşık olarak, bugün kullandığımız «zenaatkâr» kelimesi, bunun karşılığıdır. Fransızca ve İngilizcede de, bu tür işleri yapanlara «artist» değil; «artisan» adı verilmektedir.

Salon dekorasyon ürünleri sanatı, en genel anlamıyla, insanın bir anlatım yolu ve biçimidir. Bu anlatım yolunun çok çeşitli olması da doğaldır.

İnsanın salon dekorasyon ürünleri yoluyla anlatmak istediği şeyler, sanatçının yeteneği, topumun ilgi alanı ve yapısı gereği, belirli kategorilerde kümelenmektedir. Bunlar arasında, sesler ve sözler aracılığıyla biçimlenen sanatlara «fonetik sanatlar», hareketler aracılığı ile ortaya koyduğu sanatlara «ritmik sanatlar» ve maddeye biçim vererek yarattığı sanatlara da «plastik sanatlar» denir  Sınırları tartışılabilir olmakla birlikte, bu ayırım, asıl ilgi alanımız olan plastik sanatların yerini belirlemek bakımından gereklidir.

Güzel Sanatlar Tasarımcılarından Salon Dekorasyon Ürünleri

Bir başka ayırım da «güzel sanatlar» başlığı altında yapılmaktadır ki; edebiyat, dans, tiyatro, mimari, heykel, resim (günümüzde sinema da bunlara eklenerek) bu kapsam içinde düşünülmektedir. Tiyatro ve müzik, birleşerek sahne sanatlarının (opera) oluşturduğu için, klasik sınıflama yetersiz kalmaktadır. Ayrıca, «sanat» kavramıyla, «güzel» kavramı arasındaki ilişkilerin tartışması son bulmadığına göre ve «çirkin» sanat bulunamayacağına göre, «güzel sanatlar» başlığı altında anlamlı bir sınıflama yapabilmenin güçlüğü ortadadır.

Sanat tarihi genelde her türlü salon dekorasyon ürünleri sanatının tarihçesini araştırmakla yükümlü olduğu halde, akademik anlamdaki «sanat tarihi», insanın maddeye biçim verdiği sanatların tarihidir. Bu tür sanatları, müzik ve şiir gibi sanatlardan ayırmak için G. E. Lessing «görsel sanat» (die Midenden Künste) terimini kullanır (1766) İtalyancadaki «figüratif sanat» (arte figurativa) terimi de, figürlü ve plastik sanatları ifade etmektedir. Hegel, seramik sanatları, ifadelerine göre; mimariyi sembolik, heykeli plastik ve resmi romantik olarak ayırır. Bu ayırım, yeterli ve kapsamlı bir sınıflama değildir; çünkü insan duygularının hangi sanata ne ölçüde yansıdığını saptamak çok zordur.

Bir başka sınıflama da, sanat tarihinin ilgili olduğu cam salon aksesuarları malzeme boyutlarına göre ayrılır. Birini ötekine üstün görmemek koşuluyla, gruplama şu şekilde yapılır;

      Büyük salon dekorasyon ürünleri

  •  mimari
  •  heykel ve kabartma
  •  resim

         Küçük salon dekorasyon ürünleri

  • halı, kilim, kumaş…
  • çini, keramik, maden, ahşap…
  • silahlar, süs ve kült eşyaları.

Böylece, en kaba çizgileriyle verilen smflama ayrıntılı bir biçimde geliştirilebilir. Örneğin, Büyük Sanatların bir dalı olan mimari salon dekorasyon ürünleri, kendi içinde : 1. Dini, 2. Sivil, 3. Askeri olmak üzere üç tipe ayrılabilir. Bu ayırım, yapıları fonksiyonlarına göre sınıflayan bir ayırımdır.

Bugün geçerli olan sınıflama yollarından biri de, malzemenin türü veya üretilme biçimine göre yapılmaktadır:

Malzeme  türüne göre salon dekorasyon ürünleri :

  • keramik : topraktan yapılmıştır
  • bronz : bakır ve kalay alaşımıdır
  • ahşap  : organik bir ham madde işlenir
  • fildişi : organik bir ham madde işlenir

Tekniğe göre salon dekorasyon ürünleri :

  •  oyma : zemin oyularak şekil yapılır
  • kakma : zemin önce oyulur, daha sonra  oyulan kısımlar bir başka maddeyle dolgulanır
  •  baskı : bir zemin üzerine basma yoluyla  örtücü ikinci bir malzeme konur
  •  dokuma : iplerin farklı biçimde birbiri üzerinden geçişiyle, motifli veya düz bir doku elde edilir

Şunu tekrar belirtmekte yarar vardır ki, tarihin her dönemi ve yeryüzünün her bölgesi için geçerli olabilecek bir sanatlar tablosu yapabilmek mümkün değildir. Karmaşık veya bileşik diyebileceğimiz salon dekorasyon ürünleri varlığı, malzemedeki çeşitlilik, özellikle seramik sanatları şematik olarak görebilmeyi zorlaştırmaktadır.