Yenidoğan Bebeklerde Sık Görülen Sorunlar ve Çözümleri

Doğumdan sonraki ilk haftalarda en ufak olaylar bile ana babaların endişeli anlar yaşamasına neden olur. Çoğu kez yaşananlar normaldir ve basit bir açıklaması vardır ya da tedavi gerekiyorsa, çok basit bir tedaviyle iyileşir. Eğer ne olduğundan emin değilseniz, ya aile hekiminize ya da ana çocuk sağlığı merkezine başvurun.

İçindekiler

Yenidoğan Bebeğin cildi

Bebekler ilk üç ayda nadiren lekesiz bir cilde sahiptir. Bu nedenle bebeğinizin cildindeki döküntüler ve lekeler sizi telaşlandırmasın. Bu dönemde garip döküntüler ve kuru bir cilt genellikle bebeğinizin yeni dünyasına ve doğumdan hemen önce sizden bebeğinize geçen hormonlara alışmasına bağlıdır. Kızarıklıklar nadiren alerjiden, anne sütü ya da mamadan veya sizin yediklerinizden -daha doğrusu yaptığınız herhangi bir şeyden- kaynaklanır.

Yenidoğan Bebeklerde Kuru cilt

Yenidoğan bebeklerin çoğunun kuru, pul pul dökülen bir cildi vardır. Bir kısmında bu çok zor fark edilirken bir kısmının derisinin üst tabakası tümden soyulacak gibidir. Çok küçük bebeklerin cildindeki kuruluk aslında bildiğimiz cilt kuruluğundan farklıdır, cildin üst tabakasının ana rahmindeki sıvıyla olan teması sonucunda oluşur. Nemlendirici kullandığınızda cildin görünümü normale dönse bile, gerçekte cildin pul pul kalkması, bir süre sonra nemlendirici kullanmasanız da ortadan kaybolacaktır.

Yenidoğan Döküntüsü

Yenidoğan döküntüsü doğumun hemen ertesinde ortaya çıkar ve kırmızı benekler bebeğin tüm vücuduna yayılmıştır. Bazılarının ortasında beyaz bir nokta bulunur. Yenidoğan döküntüsü giysiler, bebek örtüsü, bebek bezi gibi bebeğin cildinin henüz alışmadığı şeylerle temasından kaynaklanır. Kalıcı değildir, bebeğiniz ağlayınca daha da belirginleşir. Bu döküntü bebeği rahatsız etmez ve herhangi bir tedaviye de gerek kalmaksızın kendiliğinden yok olur.

İsilik-Sıcak Döküntüsü

İsilik küçük kırmızı benekler şeklinde olup, daha çok bebeğinizin baş ve boynunda çıkar. Ancak, vücudunun herhangi bir yerinde de -özellikle derinin üst üste bindiği yerlerde- rastlamanız mümkündür. Küçük noktalar çoğu kez birleşerek leke şeklini alır. Sıcak döküntüsüne bebeklerde ve üç yaşına kadar olan çocuklarda, özellikle sıcak havalarda sık rastlanır. Ancak belirli bir ısıdaki ana rahmindeki yaşamına göre, daha sıcak ve nemli bir yaşama uyum sağlamaya çalışan yenidoğanların çoğunda -hava nasıl olursa olsun- görülür. Bebeğiniz terledikçe ve cildi de tere alıştıkça, döküntü azalır. Bazen bebeği fazla giydirmek döküntüye neden olur, ancak hava ya da giyime bakmaksızın bu yaşlardaki bebeklerde döküntü olur. Kaşıntı yapmadığı gibi bebeği rahatsız da etmez, bu yüzden tedaviye gerek yoktur.

Yenidoğan Bebeklerde Terleme

Bebeklerin terlemesi normaldir. Bedenleri bu yeni ortama ayak uydurmak için çok çalışır, beslenirken bebeğinizin başının terlediğini ve yatağından kaldırdığınızda yattığı yerin nemlenmiş olduğunu fark edersiniz. Üç yaşına kadar başlarının ve bedenlerinin terlemesi normaldir.

 

Hormon -süt- Döküntüsü

Hormon döküntüsü “süt döküntüsü” olarak da anılmaktadır, oysa bu döküntünün bebeğinizin beslenmesiyle hiçbir ilgisi yoktur. Nedeni kesin olarak bilinmemekle birlikte, doğum sırasında anneden bebeğe geçen -yağ bezelerini harekete geçiren ve sivilce benzeri noktalara neden olan- yüksek hormon düzeyiyle ilgisi olduğu düşünülmektedir. Bebeğin kaşlarında, kulaklarında ve başında kabuksu bir oluşum görülebilir.

Hormon döküntüsüyle isilik aynı zamanda ortaya çıkabilir, her ikisinin etkileri aynı anda biraz paniğe neden olabilir. Bebeğinizi rahatsız etmeyeceğinden dolayı herhangi bir tedaviye gerek yoktur. Döküntü üç ay içinde bir anda mucizevi bir şekilde yok olur, bebeğiniz, dergilerdeki, televizyon reklamlarındaki bebeklerin cildi gibi pürüzsüz bir cilde kavuşur.

Bu döküntülerin hiçbiri bebeğinizin ağlamasına ya da uyku düzeninin bozulmasına neden olmaz.

Yenidoğan Bebeklerde Konak

Konak bebeğin kafasında, kaşlarında ve kulaklarının arkasındaki kabuksu oluşumdur. Nedeni tam olarak bilinmese de, konak kuru ciltte değil, yağlı ciltte ortaya çıkar. Konak tedavisinde, kabuksu derinin -acı vermeden dökülmesi için- yumuşatılması sağlanır. Bazen konak çocukluk dönemine kadar uzasa da, bebeklerin çoğunun konak problemi, altı ila sekizinci ayda, hatta çok daha erken bir dönemde sona erer.

Kabuksu oluşumun yumuşatılmasına yönelik birçok öneri mevcuttur. Bana göre en etkili ve basit olanları şunlardır:

Kaş ve kulak arkalarına sık sık gliserin ve sorbolene kremi sürün. Evdeyseniz, bebeğinizin bezini değiştirdikten sonra kaşlarına ve kulak arkalarına hafifçe masaj yapmayı alışkanlık haline getirin. Banyodan sonra da kaşlarını, kulaklarının arkasını hafifçe kurulayın ki, banyoda yumuşayan kabuksu deriler temizlensin.

Kafa derisi için vazelini deneyin. Çok fazla saçı olmayan bebeklere çok iyi gelir. Yatmadan önce bebeğin başına hafif bir masajla vazelin sürün, bütün gece kalsın. Ertesi gün banyosunu yaptırırken bebeğin başını sabunla yıkayın, böylece yumuşayan kabuklar çıkar. Kabuklar kendiliğinden düşmez, sizin çıkartmanız gerekir. Banyodan sonra bebeğinizin başını yumuşak bir fırçayla tarayın.

Vazelini bebeğin saçma değil, kafa derisine sürmeye özen gösterin; fazla da sürmeyin.

Bebekte çok fazla konak varsa ve deriyi yumuşatıp çıkartamıyorsanız, eczacınızdan şu karışımı hazırlamasını isteyin: Sorbolene ve gliserine %2 salisilik asit, %2 sülfür katın. Vazelini sürdüğünüz gibi bu karışımı da sürün.

Konak can sıkıcı bir rahatsızlıktır ve ilacı da zamandır. Fazla değilse ve görüntüden de rahatsız olmuyorsanız, bir şey yapmanıza gerek yoktur, çünkü zararsızdır. Eğer deri üstünde çok fazla pullanma varsa, konağın daha da kalınlaşıp kötü görünmesini ve kokmasını önlemek için yumuşatarak düzenli olarak taramak gerekir.

Poposunda Kızarıklık

Anne sütü ile beslenen yenidoğanların çoğu, özellikle ilk altı hafta içinde çok kaka yapar. Bol dışkılama normaldir ancak bebeğinizin poposunun çevresinde bir kızarıklık olabilir. Bazen hafif bir kanama da olabilir. Bebeğiniz muhtemelen çok rahatsızlık hissetmeyecektir. Zaten daha az kaka yapmaya başlayınca (altıncı hafta civarı) döküntü de kaybolacaktır. O zamana kadar cildi korumak üzere pişik kremi kullanabilirsiniz. Bebeğin bezini değiştirdiğinizde poposuna bol bol krem sürün.

Yenidoğan Bebeklerde İmpetigo

Bazen yenidoğan bebeklerin karınlarının alt bölgesinde ve/veya bez bölgesinde irinle dolu kabarcıklar oluşur. Ardından bu kabarcıklar patlar ve derideki yara kabuk bağlar. Kabarcık oluşumuna stafilokok adı verilen bakteriler neden olur. Tedavi edilmezse yayılır, bu nedenle aile hekimine gitmeniz gerekir. Başlangıç dönemlerinde bir antiseptik olan povidon-iyodin ya da antibiyotik merhemle tedavi mümkün olabilir, ancak çoğu kez ağızdan alınan antibiyotik gerekir.

Yenidoğan Bebeklerde Küçük Hareketli Yumrular

Bazen bebeğin başı dahil, bedeninin çeşitli yerlerinde derinin altında hareketli küçük yumruları hissedebilirsiniz. Bunlar muhtemelen yağ hücrelerinin parçalanmasından kaynaklanan küçük yağ kisti ya da yumruları olup zararsızdırlar ve tedaviye ihtiyaç yoktur.

Bebeklerde Pişik

Pişik, annenin bazı şeyleri yanlış yapmasından dolayı ortaya çıkmaz, ama pişik konusunda akıl danışan annelerin çoğuna bu hissettiriliyordur; eminim.

“Naylon külot mu giydiriyorsun?”, “Hangi bezlerden kullanıyorsun?”, “Bebeğin altını sık sık değiştiriyor musun?” gibi sorulara bir yıl boyunca muhtemelen çok sık muhatap olacaksınız. Bebeğe naylon külot giydirmeme ya da gece ve gündüz uzunca bir süreliğine bebeğin altını bağlamama önerisi hem gereksiz hem de pratik olmadığı gibi bu tür önerilerde bulunanlar, genellikle hayatları boyunca hiç bebek bakmamış kişilerdir.

Pişik nedir?

Pişik bebek bezinin bağlandığı alanda oluşur, hafif kızarıklıktan küçük kabarcık ve yara oluşumuna kadar değişiklik gösterebilir. Üreme organı, popo, göbek, kalça gibi bebek bezinin altında kalan alanda ve butlarla kasıklarda görülebilir. Bazen bez bölgesinin tümü, bazen de bir kısmında pişik olur.

Pişik Neden Olur?

Bebek bezinin bağlandığı bölgedeki nem, sürtünme ve ısının bileşimi her zaman için pişik riski yaratır. Nem ve sürtünme cildin koruyucu üst katmanını tahriş eder, kızarıklığa, kabarmaya, deride bebeğe acı veren değişikliğe neden olur. Derinin tahriş olmasını çoğu kez enfeksiyon izler. Bezin bağlandığı bölgede en sık görülen enfeksiyon Candida adı verilen mantardır. Yetmiş saat içinde derideki kız arıklığı geçirmeye yönelik tedavi başarısız olursa pişikle beraber mantar enfeksiyonu da başlar.

Pişiğe; ilaç kullanımı, viral ishal veya bebeğin ilk kez yediği bir besin neden olabileceği gibi, bazen de krem, çamaşır deterjanları ve hazır bezler neden olabilir.

Maalesef döküntülerin tümünü geçiren ya da önleyen mucizevi bir merhem ya da toz bulunmamaktadır. Bebeğin altını sık sık değiştirmek kızarıklıkların önlenmesine yardımcı olur, ancak bazı bebekler altı ne kadar sık değiştirilirse değiştirilsin çok sık pişik olurlar. Pişikten kurtulmaları ancak bezden kurtulduktan sonra gerçekleşir.

Bez üreticileri ve bazı dermatologlar, tek kullanımlık hazır bebek bezlerinin pişiğin önlenmesi ve tedavisinde rolü olduğunu iddia ediyor. İyi kalite bebek bezleri, cildi kuru tutmaya yarayan özel malzemelerden üretiliyor ve yıkanabilir bezlere göre daha ince olduklarından aşırı ısıya da neden olmuyor. Yine de çalışma hayatım boyunca, pişik vakalarında hazır ya da yıkanabilir bebek bezi kullanımının bir fark yarattığını gözlemlemedim. Döküntüye kesin bir teşhis konduktan sonra, pişiğin tedavisi başarılı oluyor. Bu nedenle bebeğinizin bezli bölgesi basit önlemlerle normal hale dönmüyorsa, eczaneden önce ya bir hemşire ya da bir doktora danışın.

Pişik İçin Tavsiyeler

Sık sık bez değiştirmek derinin idrar ve kakayla uzun süre temas etmesinin önüne geçer, böylece nemi, sürtünmeyi ve ısıyı azaltır.

Bebeğin bezini değiştirdiğinizde, cildini temiz tutmak için her seferinde aşırı titizlenerek altını yıkamak nemi artırır, bebeğin cildini tahriş eder ve deri üstündeki doğal koruyucuyu yok eder. Bebekte pişik yoksa, temizlik ve deriyi yumuşak tutmak için düzenli olarak nemlendirici kullanın. Pompalı ambalajda sorbolene ve gliserin ya da aqueous kremi en iyisidir. Çişli ya da kakalı popoyu temizlerken tuvalet kâğıdı kullanın.

Bebeğinizde pişik varsa ve reçeteli bir merhem kullanıyorsanız, diğer bütün nemlendiricileri, kremleri bir kenara bırakın. Bebeğiniz altını ıslattığında, tuvalet kâğıdıyla hafifçe incitmeden kurulayın. Kaka yaptığında nemli tuvalet kâğıdıyla temizleyin, sonra incitmeden hafifçe kurulayın. Merhemi yedi ya da on gün süreyle veya pişik geçene kadar kullanın. Uç gün geçmesine rağmen pişikte belirgin bir iyileşme yoksa durumu hemşireye ya da doktora bildirin.

Dışarıdayken hazır ıslak mendiller son derece kullanışlıdır. Ancak bebeğiniz pişik olduğunda, pişik geçene kadar bunları kullanmayın. Bebeğin canını yaktıkları gibi, derinin kurumasına neden olurlar. Islak mendil kullandığınızda bebeğin altım incitmeden kurulayın, aksi takdirde bu bezler deriyi nemli bırakıp fazladan sürtünmeye neden olur.

İlk Üç Ayda Pişik

İlk üç ayda ortaya çıkan pişikler çoğu kez, ya kendi kendine ya da basit önlemlerle geçer. Yenidoğan bebeklerin bez bölgesi ya da bezin altında kalan karın bölgesi çok sık isilik olur. Çinko içeren losyonlar isiliğe iyi gelir.

Bebeğinin vücudunun alt tarafında oluşan kızarıklıklar, çoğu kez merhemle geçer. Kullanılan merhemin işe yaramaması çoğunlukla mantar enfeksiyonuyla karşı karşıya olduğunuz anlamına gelir. Bu durumda mantar için merhem kullanmanız gerekebilir. Merhem vb. ilaçları kullanmadan önce cilde daha önce başka bir krem ya da pudra sürülmemiş olmasına dikkat edin.

Yenidoğan Bebeklerde Kırmızı benekler-Leylek Isırığı

Sıklıkla göz kapaklarında, kaşlar arasında, alında ve boynun arka tarafında ortaya çıkan küçük, kırmızı lekelerdir. Nadiren üstdudakta ve burnun üstünde de olur. Kılcal damarların, bebeğin derisinin (yetişkin derisinin yarısı kalınlıktadır) altında belirgin bir şekilde toplanmasından kaynaklanır.

Genelde bebek ağladığında daha belirgin olan leylek ısırığı denen bu lekeler bir yıl içinde tamamen yok olur.

Doğum Lekeleri

Doğum lekeleri çok çeşitli boy ve renkte olup en sık görülenleri aşağıda sıralanmıştır. Olağandışı doğum izlerinin bir deri uzmanına gösterilmesi gerekir.

 

Yenidoğan Bebeklerde Benler

Benler değişik boy ve renkte ortaya çıkan koyu renkli noktalardır, çoğunlukla bebek altı haftalık olana kadar ortaya çıkmazlar. Bir kısmı kahverengi olup, sanki boyanmış gibi durur. Bir kısmı ise daha koyu renktedir. Bazısı büyür, bazısının üstünde tüyler çıkar. Benler vücudun çeşitli yerlerinde çıkar ve kalıcıdır.

Çilek Lekeleri

Çilek lekeleri, kırmızı kan hücrelerinin kan damarlarından kaçması sonucunda ortaya çıkar. Çilek lekeleri doğumda değil, yaklaşık ilk altı hafta içinde ortaya çıkar. Parlak kırmızı ve kabarık olurlar. Daha büyük olanların kenarları çoğu kez mavimsidir. İlk ortaya çıkışından sonra bebek dokuz aylık olana kadar, lekeler büyür. İkinci yılın sonuna kadar olduğu gibi kalır ve o dönemden sonra da kaybolmaya yüz tutarlar. Çilek lekelerinin çoğu bebek üç yaşma geldiğinde yok olur. Vücudun çeşitli yerlerinde -bazen ağız içi, göz ve üreme organının üstü gibi alışılmadık yerlerde- çıkarlar.

Yenidoğan Mongol Lekeleri

Mongol lekeleri deri altında pigment birikiminin bir sonucu olarak ortaya çıkar. Zararlı olmayıp daha çok koyu tenli bebeklerde görülen bu lekeler çürüğe benzer. Doğuştan itibaren mevcuttur, nadiren bebek üç aylıkken çıktıkları da olur. Mongol lekeleri ilk üç yıl içinde ortadan kalkar.

Yenidoğan Bebeklerde Beyaz Noktacıklar-Milia

Beyaz “topluiğne başı’hıa benzeyen milia, yeni doğmuş bebeklerin burnunda olur. Sebaceous denen yağ bezinin tıkanmasından kaynaklanır. Doğumdan sonra dört ila altı hafta içerisinde düzelir. Sıkmamanız gerekir.

Derinin Altındaki Mavi Benekler ve Toplardamarlar

Bebeğinizin derisi öyle incedir ki, altındaki damarlar görünür. Burun köprüsünde mavi bir damar ve bedeninde küçük mavi lekeler görebilirsiniz. Bebeğin ağzının kenarındaki mavimsi renk de kan dolaşımından dolayı ortaya çıkar. Halk arasında bu maviliğin bebeğin gazından kaynaklandığına inanılsa da bu yanlış bir inanıştır.

Bebeğin El ve Ayaklarındaki Mavilik

Bebeğinizin bunun dışında herhangi bir sorunu yoksa el ve ayaklarındaki mavilik sorun değildir. Kan dolaşımı henüz çok düzenli olmadığından, bebeğin minik elleri ayakları ılık bir ortamda bile çoğu kez üşür. Uyandığında, ağladığında, hareket ettiğinde el ve ayaklarının tekrardan pembeleştiğini görürsünüz. Bebeğin el ve ayakları çoğunlukla terlidir. Bu, el ve ayaklarında, cilt yüzeyi üstünde yer alan çok sayıdaki ter bezi yeni çevreye tepki göstermektedir.

Yenidoğanlarda Alacalı Cilt

Bebeğinizin cildi mavimsi ve alacalı renkte olabilir. Bu tamamen normal olmakla birlikte kan dolaşımının henüz düzenli olmamasından kaynaklanır. Alacalı cilde prematüre bebeklerde çok sık rastlanır.

Yenidoğan Bebek Bedeninde Tüyler

Bebeğinizin vücudu, özellikle sırt ve omuzları ince bir tüy tabakasıyla kaplanmış olabilir. Kulaklarda tüye de çok sık rastlanır. “Lanugo” adı verilen bu tüyler, bebek ana rahmindeyken çıkmaya başlar ve genellikle doğumdan sonraki ilk dört ila altıncı haftada kaybolur.

Yenidoğan Sarılığı (sarı ten)

Yenidoğan sarılığında, bebeğinizin cildi ve gözlerinin akında sararma görülür. Yenidoğan sarılığı, çocukların ve büyüklerin yakalandığı sarılık hastalığından farklıdır.

Bebek ana rahmindeyken bol miktarda ihtiyaç duyduğu kırmızı kan hücreleriyle doğar. Ancak doğduktan sonra bu kadar kırmızı kan hücresine ihtiyacı yoktur. Karaciğer hemen kırmızı kan hücrelerini parçalamaya başlar. İşte bu parçalama sırasında “bilirubin” adı verilen atıklar ortaya çıkar. Karaciğer bilirubini kandan süzer. Bilirubin dışkı ve idrar yolu ile vücuttan atılır. Bir süre sonra bebeğin karaciğeri eskisi kadar çalışmayınca vücuttan gerekli şekilde atılamayan bilirubin maddesi bebeğin cildinde ve gözlerinde sarılığa neden olur.

Çoğu yenidoğan sarılık vakası ilk haftanın sonunda kendiliğinden iyileşir. Bebeğin ilk günlerde sık sık emzirilmesi sarılığın geçmesine yardımcı olur. Nadiren, bilirubin miktarı çok yüksekse, bebeğin özel tedaviye ihtiyacı olur. Bilirubin oranının çok yüksek oluşu tehlikeli sonuçlar doğurabileceğinden, normal düzeye ulaşana kadar bakım şarttır. Bilirubin düzeyi bebeğin cildine takılan bir aletle ölçülür ya da daha kesin bir sonuca ihtiyaç olduğunda kan tahliline başvurulur. Bebek, gözleri kapatılıp çıplak bir halde parlak ışık altında tutulur; bu ışık tedavisi, sarılığın geçmesini hızlandırır. Işık bilirubini parçalar ve karaciğerin yükünü üstlenmiş olur.

Anne Sütü Sarılığı

Anne sütüyle beslenen bazı bebeklerde, yenidoğan sarılığı haftalarca, bazen on iki hafta boyunca sürer; bebeğin cildi soluktur. Bu sarılık, “Anne sütü sarılığı” ya da “geç sarılık” olarak da isimlendirilir. Bu tür sarılığın bebeğe zarar verebilecek düzeye gelmesi son derece nadir olsa da diğer zararlı sarılık türlerinden olmadığına emin olmak için yapılacak bir kan tahlili ile teşhisin doğrulanması yerinde olur.

Anne sütü sarılığı olduğu teyit edildikten sonra herhangi bir tedaviye gerek yoktur. Solgunluğun/sarılığın giderek azalarak geçmesi beklenir. Emzirmeyi kesmeye gerek yoktur. Bazen kadınlara, “kırk sekiz saatliğine emzirmeyi bırakıp bebeğe hazır mama vermesi” telkin edilir, böylece anneler gereksiz yere strese sokulur.

Bazen ilk haftalarda uzayan, kötüye giden sarılığın nedeni bebeğin yeterince beslenememesidir. Çok ender bazı durumlarda sarılık; enfeksiyon, kan hastalıkları ya da karaciğer problemi gibi bazı ciddi rahatsızlıklardan ortaya çıkabilir. Bu durumda bebeğin tedavisi bir çocuk doktoru tarafından düzenlenir. Tekrar etmek gerekirse, emzirerek ya da tüp, damlalık veya biberonla sağılmış süt vererek, bebeğin anne sütüyle beslenmesi devam edebilir.

Yenidoğan Bebeklere K vitamini

Rutin olarak tüm yeni doğmuş bebeklere K vitamini verilir. Amaç nadir de olsa bebeklerin ilk altı ayında, potansiyel ölümcül kanama bozukluklarının önüne geçmektir. K vitamini vermenin en iyi yolu, bebek doğar doğmaz tek dozda şırıngayla vermektir.

Yenidoğan Taraması

Bebeğiniz doğduktan hemen sonra topuğundan kan alınır. Görünüşte normal olan bebeklerde çıkması olası bazı tıbbi bozuklukların tespiti için kan tahlili yapılır. Tarama testi yapılan dört temel bozukluk fenilketonüri, hipotiroidi, sistik fibro- sis ve galaktosemia’dır. Bazı laboratuvarlarda bunlardan başka nadir görülen otuz adet tıbbi bozukluk için de test yapılır.

Yenidoğan Bebeklerde Fenilketonüri

Bebeğin normal miktarlardaki proteini tolere edememesi durumudur. Teşhiste geç kalınması sarsıcı sorunlara neden olur, çünkü bir aminoasit olan fenilalanin düzeyinin yüksek olması beyin hasarına neden olur; geçmişte sorun tüm çıplaklığıyla ortaya çıkana kadar teşhis edilemiyordu ve teşhisten sonra da artık yapacak bir şey kalmıyordu. Erken dönemlerde özel bir süt ve diyete ek olarak bir hastanenin çocuk metabolizma servisinde gözetim ve kandaki fenilalanin düzeyinin sık sık ölçümü, bu çocukların büyüyüp normal gelişme göstermesi anlamına gelir. Gözetim altında da emzirmeye devam edilebilir.

 

Hipotiroidi

Hipotiroidi, tiroid hormonunun yetersiz üretilmesi durumudur. Küçük bebeklerde hipotiroidiyi teşhis etmek çok zordur, çünkü bebeklerde belirtiler çok güç algılanır ve kolaylıkla gözden kaçabilir. Teşhiste gecikme, büyüme ve öğrenmede sorunlara ve zekâ geriliğine neden olabilir. Tiroid hormonlarının tedavisine erken başlanması bebekte normal bir zekâ ve fiziksel gelişimin yolunu açar. Tedaviye bebek üç haftalıkken başlanabilir.

Kistik Fibroz

Ortalama olarak, yeni doğan her dört bin çocuktan birinde görülür. Bağırsak ve akciğerler normalden daha sert mukoza üretir. Bu durum, solunum yollarında ve mide-bağırsak kanalında sorunlara yol açar. Son yıllarda yenidoğan tarama testleri sayesinde hastalığa erken teşhis konması mümkün olmaktadır.

Galaktozemi

Galaktozemi, sütte bulunan şekerlerden birinin (galaktoz) kanda birikmesi sonucu ortaya çıkan çok nadir görülen bir bozukluktur. Bebek yeni doğduğunda sütle beslenmenin başlatılmasından kısa bir süre sonra ortaya çıkar. Anne sütü ya da inek sütü alan galaktozemili bebeğin karaciğer ve böbrekleri çok kısa bir süre içinde zarar görür ve bebek ölebilir. Galatozemi teşhisi konduktan ve bebek galaktoz içermeyen özel bir sütle beslenmeye başladıktan sonra bu ciddi rahatsızlık ve ölüm riski önlenmiş olur.

Her ne kadar ana babalar olumsuz sonuçlar yerine yalnızca olumlu sonuçlardan haberdar edilse de, bazen bunun da yapılması gerekir.

Test sonuçları negatif çıktığında ana babaya bildirilmez, pozitif çıkarsa ebeveyne haber verilir. Gerekirse ikinci bir test yapılır. Doğal olarak bu ana baba için gerginlik yaratsa da bunu yapmak normaldir. İlk örnek tatmin edici olmayabilir, laboratuvar sonuçlan net değildir. Tekrarlanan testlerin büyük bir çoğunluğu negatif çıkar. Ebeveynler, ister pozitif ister negatif çıksın test sonucu hakkında en kısa zamanda bilgilendirilir.

Yenidoğan Bebek Başı

Bebeğinizin başı yaklaşık olarak toplam uzunluğunun dörtte biri kadardır. Vücudunun geri kalanının orantısına baktığınızda, muhtemelen çok büyük olduğunu düşünürsünüz. Doğumda kafasındaki kemikler henüz sıkı bir şekilde birleşememiştir, bu nedenle doğum sırasında başı, doğum kanalından geçmesini sağlayacak şekli alır. Yani, normal doğan bebeklerin (vajinadan önce başın çıkması) kafalarının şekli çoğunlukla gariptir, hele saçları yoksa bu gariplik daha da belirgindir.

Sezaryenle doğan ya da baş yerine alt tarafı önce çıkan bebeklerin kafaları daha yuvarlaktır.

Bazen bebeklerin kafasının bazı bölgelerinde -doğumdaki baskı yüzünden- şişlikler vardır. Şişlik yalnızca kafa derisindeki dokudaysa buna “kaput” denir. Bu tür şişlikler birkaç gün içinde kaybolur. Kemik de dahil olduğunda ise, “sefal hema- toma” denen bu durumda şişliğin geçmesi daha uzun sürer. Sefal hematomaların yaklaşık %20’sinin geçmesi on iki ayı bulur. Bu, endişelenecek bir durum değildir ve tekrar etmek gerekirse, saçı olmayan bebeklerde daha belirgindir.

Bebeğinizin kafasında kemiğin yer almadığı iki adet yumuşak alan vardır; bu alanlara “bıngıldak” (fontanel) adı verilir. Kafanın arkasında yer alan bıngıldak çabuk kapanır ve ebeveynler tarafından fark edilmez. Ön taraftaki bıngıldak ise, baklava şeklindedir ve daha kolay fark edilir. Ana babalar bu yüzden bebeğin başını ellerken ya da yıkarken bıngıldağa dokunmaktan korkar. Bu yumuşak alana dokunmaktan ya da bebeğin başını yıkamaktan zarar gelmez, çünkü kafatasının içindeki alan sağlam bir maddeyle kaplıdır. Bıngıldağın boyutu bebekten bebeğe değişir, kapanması ise üç ila on sekiz ayı bulur. Bıngıldağı bazen nabzın atması gibi titrerken ya da içine çökmüş bir halde görebilirsiniz, bu tamamen normaldir. Sağlıklı bir bebeğin bıngıldağının içe doğru çökmesi -bir şeylerin ters gittiğini gösteren başka belirtiler olmadığı sürece- bir hastalığın habercisi değildir.

Bebeğinizin kafasındaki eklem yerleri, doğum sırasında başın doğum kanalından geçebilmesini kolaylaştırmak üzere hareket eder. Buna “şekil verme-molding” denir. İşte bu yüzden bebeklerin kafalarının şekli biraz gariptir. Ancak ilk birkaç ay içinde bu gariplik kendiliğinden düzelir.

Yenidoğan Bebeklerde Orantısız Başlar

Bebeklerin çoğunun başı orantısız bir halde büyür. Birçok ana baba için bebeğin başının şekli üstünde önemle durulan konuların başında gelir.

Aşağıda bebeklerin başlarına ilişkin temel bazı bilgiler yer almaktadır. Ancak şunu vurgulamak isterim ki, siz de bebeğinizin başının şekli konusunda hassasiyet gösteriyorsanız, uzman bir doktora gitmek istiyorsanız, ana çocuk sağlığı merkezinden bir hemşire ya da aile hekiminizle görüşüp önerilerini alın. Orantısız başların nedenlerini ayırt etmek bazen ciddi bir ustalık gerektirir. Ama çoğunlukla asimetrik ya da yassı kafalar ya hiç fark edilmez ya da bebeğin yatış şekli ya da bebeği tutuş şekliyle ilgili küçük bazı değişiklikler gerektirir. Çok az sayıda vaka ameliyat veya bebeğin özel bir başlık takmasını gerektirir.

 

Bebeğin başının orantısız olması dört temel nedene bağlıdır:

Yukarıda belirtildiği gibi, bebeğinizin kafasındaki eklemler, doğum sırasında başın doğum kanalından geçebilmesini kolaylaştırmak üzere hareket eder. Buna molding denir ve molding yüzünden bebeklerin kafalarının şekli biraz gariptir. Ancak ilk birkaç ay içinde bu gariplik kendiliğinden düzelir.

Bazı kafalar orantısızdır, çünkü kafatası kemikleri yumuşaktır ve bebek sürekli olarak sırtüstü uyuduğu için kafasının arka tarafı yassı bir hal alır. Bebek büyüyüp hareketlendikçe, gece sağa sola döndükçe başının şekli düzelir. Eğer bebeğinizin kafası yatış şeklinden dolayı çok yassıysa -ve lütfen kafadaki yassılığın gerçek nedenine ilişkin kuşkularınız varsa bir uzmanın görüşlerine başvurun- şu ipuçlarını deneyin:

—Bebeğiniz yattığı zaman her seferinde başının pozisyonunu değiştirin.

—Bebeğiniz uyanıkken, başının arkasındaki yassı kısma baskı gelecek şekilde oturma ya da yatma süresini azaltın. Biraz karnının üstünde yatsın .

Kafatasındaki kemikler, kafa kemiği dikiş eklemi (sütür) adı verilen eklemlerle birbirine bağlanır. Bebek altı aylık olunca kafatası kemikleri birleşir ama tam olarak kaynaşması çocukluk dönemini bulur. Sütürlerin bir kısmı diğerlerine göre daha çabuk bağlandığından kafada bir asimetrik bir şekil ortaya çıkar. Bu işleme bağlı olarak ortaya çıkan yassılık, sıklıkla kafanın sağ arka kısmında yer alır. Kafadaki asimetrik şekillerin çoğu kendiliğinden geçer.

Bazen bebeğin kafası orantısız görünür, çünkü bebek bir yana bakarken kafasını diğer yana eğer.

Bebeğin Başını Yan Tutması-Boyun Eğriliği

Ana babalar çoğu kez bebeğin bir tarafa bakarken başım diğer yana doğru eğdiğini fark eder, özellikle bebeğin artık kafasını kontrol edebildiği üçüncü ayda bu hareket daha da belirgindir. Buna “tortikolis” (boyun eğriliği) denir. Geçmişte tortikolis için ameliyata başvurulurdu. Günümüzde ciddi oranda tortikolis vakaları, erken teşhisin ardından fizyoterapist gözetiminde yapılan egzersiz ve kas gerdirme hareketleriyle tamamen düzelmektedir.

Tortikolisin nedeni tam olarak bilinmemekle beraber, bebeğin ana rahmindeki duruşu, doğum sırasında boyun kaslarının zarar görmesi ve doğum öncesinde boyun kaslarına az kan gitmesi gibi durumlardan kaynaklandığı düşünülmektedir.

Hafif Boyun Eğriliği

Tedavinin gerekip gerekmediği konusunda farklı görüşler mevcuttur. Ancak bir çocuk fizyoterapistine gitmek faydalı olur. Fizyoterapist bebeğin boyun hareketini değerlendirir, sizi yapılması gereken egzersizler konusunda bilgilendirir ve kafasını diğer yana doğru kaldırması için bebeğinizi nasıl cesaretlendirebileceğinizi anlatır.

Ciddi  Boyun Eğriliği Vakaları

Ciddi eğrilikler bebeğin kasının çok gergin olması ya da kasta bir şişlik olmasından kaynaklanabilir. “Sternomastoid tümör” adı verilen bu şişlik doğum sırasında yoktur, daha sonra ortaya çıkar. Bir süre daha da büyür ama sonra, yaklaşık altıncı ayda yok olur. Fizyoterapi tedavisi yine aynı şekilde yapılır. Egzersiz ve kas gerdirmelerinin yanında, gerdirme egzersizlerinin faydalarını artırmak üzere bebeğinizi en uygun yatırma ve taşıma yöntemleri konusunda bilgileri içerir.

Yenidoğan Bebek Saçı

Bebeğiniz saçlı doğabilir ya da neredeyse hiç saçı olmadan doğabilir. İnce telli saçlar, kaim telli saçlara göre daha çabuk dökülür ve kademeli olarak yerlerine yeni saçlar gelir. Sırtüstü yatan bebeklerin başlarının arka kısmının bir bölgesi uzunca bir süre kel kalabilir.

Bebeğin saç renginin belli olması aylar hatta yıllar alabilir.

Yenidoğan Bebek Gözleri

Doğumdan itibaren bebeğiniz görmeye başlar; insan yüzleri, özellikle de sizinki çok ilgisini çeker. Uzağı çok iyi göremediklerinden yüzünüze bakarken bir anda dikkatini ışığa ve harekete verdiğini fark edebilirsiniz.

Bebeğin göz rengi, sohbetlerin vazgeçilmez konularındandır. Kahverengi gözler, kahverengi olarak kalır, yani bebeğin gözleri henüz küçükken kahverengi ise, bundan sonra da o renk olacaktır. Diğer tüm göz renkleri değişebilir ve en az bir yıl boyunca bebeğin gözünün sonunda ne olacağını bilemezsiniz. İlk yıl yeşil göz çok enderdir, renk kesin olarak belli olana kadar bir yıldan daha fazla bir süre gerekir. Dokuz ayda kahverengiye dönüşen çok mavi göz gördüm.

Bebeklerin gözünde sıklıkla kırmızı damarlar görülür, bunun nedeni doğum sırasındaki basınç nedeniyle kılcal damarların fırlamasıdır. Endişe edilecek bir durum olmadığı gibi, birkaç hafta içinde de kaybolur.

Küçük bebekler bazen, göz kasları yeterince güçlü olmadığı için şaşı bakarlar (bu da sanıldığının aksine “yel”den kaynaklanmaz). Şaşılık çoğunlukla uzun sürmez, eğer kalıcıysa ya da altı ayı aşkın bir süredir devam ediyorsa bebeği bir göz doktoruna götürmek gerekir.

Bebeğin gözlerinin akı renkli görünür, genellikle mavimsi tondadır ve iki-üç yaşma kadar bu renk kalıcıdır; çünkü bebeğin göz akı -sklera- bir yetişkinin göz akının yarı kalmlığmdadır ve birkaç yıl boyunca da öyle kalacaktır. Göz akının bu denli ince olması, arkadaki kan damarlarını yansıtır.

Bir gözün diğerinden büyük görünmesi

Bebeğinizin bir gözünün diğer gözünden büyük gibi durduğunu düşünebilirsiniz, birçok anne bunu sorar! Genel olarak, elinize geçen herhangi bir fotoğrafa yakından bakın. Yaşları kaç olursa olsun, insanların iki gözü arasında hafif farklar olduğunu göreceksiniz. Bu durum bebeklerde daha belirgindir ve çoğu kez şundan kaynaklanır: Göz kapağının biri diğerine göre daha düşüktür ve bu düşüklük bir gözün diğerinden küçükmüş gibi algılanmasına neden olur. Tek göz kapağında hafif bir “eğrilik” sık rastlanan ve genellikle bir yıl içinde kendiliğinden geçen bir durumdur.

Bebeğin Gözüne Yabancı Cisim Kaçarsa Ne Yapmak Gerekir?

Bazen bebeğin gözüne toz ya da tüy gibi yabancı bir cisim kaçar, ancak yetişkinlerde olduğu gibi sıkıntı yaratmaz, gözü tahriş etmez. Bebeğin gözünden bu yabancı cismi çıkarmak için temiz bir pamuk parçasıyla bebeğin gözüne birkaç damla su akıtabilirsiniz. Çıkmazsa ya da bebeğiniz rahatsız oluyorsa aile hekiminize görünün.

Gözyaşı

Bebeğinizin gözyaşıyla ağlaması en erken dördüncü ayda gerçekleşmekle birlikte, dokuzuncu ayı da bulabilir.

Gözyaşı Kanalının Tıkalı Olması (yapışkan göz)

Bebeklerin neredeyse yarısı doğumdan sonraki ilk üç ay içinde mutlaka “yapışkan göz” sorunuyla karşılaşır. Çok sık rastlanmasına rağmen ana babalara problemin nedenine dair net bir açıklama yapılmadığı gibi, “yapışkan göz”ün olası sonuçlarından da pek bahsedilmez.

Çok küçük bebeklerde yapışkan göz rahatsızlığı, gözlerin temizlenmesini sağlayan gözyaşı kanallarındaki tıkanıklıktan kaynaklanır. Bazen gözde, çapak ya da iltihaplanma olmaksızın sulanma olsa da çoğu kez bebek uykudan kalktıktan sonra gözünde sarı bir akıntı olur.

Gözyaşı, gözün ön kısmına yayılarak burayı nemlendirip ıslatır. Ardından gözyaşı kanalından geçerek burun içine akar. Bebeklerde yapışkan göz sorunu genellikle, gözyaşının gözyaşı kanalından geçip buruna akmamasından kaynaklanır ve enfeksiyonla ilgili değildir. Göze zararı da yoktur. Daha büyük bebeklerde ve yeni yürümeye başlayan çocuklarda (çoğunlukla soğuk algınlığı sırasında sümüğün göze bulaşmasından kaynaklanır) görülen bakteriyel konjonktiviteyle karıştırılmamalıdır.

Gözyaşı Kanalı Tıkalı Bebeklerde Ne Yapmak Gerekir?

Gerektiği zaman göz banyosu yaptırın. Gözleri her silişte yeni ve temiz bir pamuk kullanın. Burun kenarından başlayıp dışa doğru silin. Aynı yöntemle kurulayın. Eczaneden steril sıvı almanıza gerek yok. Kaynatılmış ılık su kullanabilirsiniz.

Yapışkan gözlerin temizliğinde anne sütü de kullanabilirsiniz. Göz şişmiş veya çok çapaklıysa, göz temizliği yeterli olmuyorsa antibiyotik damla veya merhem kullanmak gerekir. Göze damla damlatmak merheme göre daha kolay olsa da, zaman zaman gözün etrafında ya da yanakta yangıya neden olur. Göz merhemi, kullanımı biraz daha zor olmasına rağmen, daha etkilidir. Antibiyotik merhem ya da damlalar iltihabın akmasını ve gözün görüntüsünün biraz olsun normale dönmesini sağlar, ama tıkalı gözyaşı kanalını açmaz. Bu yüzden antibiyotik tedavisinden sonra bile gözlerin sık sık sulanması devam eder. Eğer antibiyotik tedavisi öngörül- düyse, bu tedavi bir haftayla sınırlandırılmalıdır, çünkü tıkalı gözyaşı kanallarının açılması birkaç ayı bulur ve bu süre boyunca antibiyotik kullanılmaz. Çok nadir vakalarda, tıkanıklık öylesine fazladır ki, bir göz doktorunun, antibiyotik alınmasını da içeren tedavisi gerekir.

Annelere çoğu kez tıkanıklığa karşı gözyaşı kanalına masaj uygulaması tavsiye edilir. İşaretparmağı gözün iç köşesi ile burnun birleştiği noktaya konur ve alttaki burun kemiği üzerine bastırılarak parmak aşağı doğru kaydırılır. Masaj ile gözyaşı kanalı içinde basınç oluşturularak alt uçtaki tıkanıklığın açılması amaçlanır. Etkili bir masaj için, bir uzmanın size nasıl yapacağınızı göstermesi gerekir.

Günde birkaç kez gözyaşı kanallarına masaj yapmak annelere çok zor gelir, çünkü bebek huysuzlandıkça anne de yanlış bir hareket yaptığını düşünüp suçluluk duyar. Kendinizi suçlu hissetmeyin ve masaj konusuna da fazla takılmayın. Yıllarca birçok tıkanık gözyaşı kanalı vakası gördükten sonra şu sonuca vardım: Masaj çok ender olarak fayda sağlıyor. Tıkanık gözyaşı kanalları antibiyotik tedavisi ve masaja rağmen kendiliğinden açılıyor. Tıkanıklıkların çoğu, en geç bebek altı aylık olduğunda geçiyor. Daha büyük bebeklerin birkaçında tıkanık kanalın açılması için göz doktoru tarafından sonda uygulanması gerekir.

Büyük çocuklar ve yetişkinlerde bu son derece basit bir işlemdir ve yatış gerektirmez, ancak bebekler hareketsiz duramayacağı için genel anestezi yapılır. Tıkanıklık için sonda uygulaması mümkün olduğunca ileri bir tarihe atılır ama genellikle tıkanıklığın kolayca açılabildiği bir yaş civarında yapılır.

Yenidoğan Bebeklerde Kulaklar

Bazen bebeklerin kulakları öne doğru kıvrık ya da buruşuk ve şekilsiz olur, çünkü kulak dokusu çok yumuşaktır. Kulağı geriye doğru itmeye çalışmak hiçbir işe yaramayacağı gibi bebeği rahatsız eder. Kulakların çoğu kendiliğinden normal bir şekle kavuşur ama boş yere, kulağın neden öne doğru açıldığına takıldıysanız bir pediatrik plastik cerrahi uzmanıyla görüşebilirsiniz.

Bir süre sonra bebeğin kulağının bol miktarda kulak kiri salgıladığını fark edeceksiniz. Bu gayet normaldir, kulak böylelikle kendisini temizler.

Yenidoğan Burun Sorunları

Bebekler çok sık nefes alır. Nefesleri çoğu kez düzensizdir ve bazen, sanki burunları tıkanıkmış gibi ses çıkarırlar. Sümkürmek ya da gırtlağını temizlemek gibi bir imkânları olmadığından ve solunum yolları dar ve kısa olduğundan normal sümük ve süt birikmesi büyüklere garip gelen seslerle nefes almasına neden olur. Havadaki tozu teneffüs etmesi bebeğin sesli nefes almasının bir diğer nedenidir. Bebeğinizle aynı odada yatıyorsanız, gecenin bir yarısında nefes alışını çok belirgin bir şekilde duyarsınız. Nefesin sesine bir başka garip sesin de eşlik etmesi bebeğinizin herhangi bir sorunu olduğunu veya alerjisi olduğunu göstermez. Mümkünse duymayın, bebeğinizin burnunu temizlemek için damla damlatmaya ya da başka bir şey kullanmanıza gerek yoktur.

Sürekli Gürültülü, Hırıltılı Nefes Alma

Bebeklerin çoğu sürekli olarak hırıltılı nefes alır, bu bebek için rahatsız edici bir durum olduğu anlamına gelmez. Tek rahatsız olan annedir, çünkü anne etrafındaki iyi niyetli ama çok bilmiş kişilerin bitmez tükenmez yorumlarıyla yaşamak durumundadır. Gırtlağın geçici olarak sarkmasından dolayı bebek nefes aldıkça garip sesler çıkar. İlk iki yıl içinde ses telleri gerginleştikçe sesli nefes alma sona erer.

 

Kısık Sesle Ağlama

Ebeveynler bazen bebeğin kısık sesle ağladığını duyunca, bebeği “on dakika boyunca ağlattıkları ”ndan dolayı suçluluk duyarlar. Aslında bebek bir dereceye kadar kısık sese eğilimlidir, çünkü gırtlağının altındaki alanı kaplayan doku sesin yükselmesine duyarlıdır, bu yüzden bazen bebek ağladığında sesi kısık çıkar. Sağlıklı bir bebekte bunun önemi yoktur.

Bebeğin Hapşırması

Muhtemelen bebeğinizin çok sık hapşırdığını fark etmişsinizdir. Bebeğin hapşırması havadaki tüylere, tozlara bağlıdır. Bebeğin hapşırması burnunu temizlemesini sağlar.

Yenidoğan Bebeklerde Hıçkırma

Yetişkinler için hıçkırık rahatsız edici ve bıktırıcıdır ama bebeklerin buna çok aldırdıkları söylenemez. Bebeğinizin hıçkırığı sizi endişelendirdiğinde biraz meme ya da kaynatılmış ılık su verin. Ama aslında hiçbir şey yapmanıza gerek yoktur. Bu arada hıçkırık, sizin bebeğinizi besleme ya da gazını çıkartma yönteminizden kaynaklanmaz.

Emme kabarcıkları

Bebeğinizin üst dudağındaki küçük kabarcıkları fark etmişsinizdir. Bunlara emme kabarcığı denir ve yalnızca meme emerek beslenen bebeklerde olması normaldir. Emme kabarcıkları herhangi bir rahatsızlık yaratmaz.

Bebeklerde Beyaz Dil

Bebekler 8-12 aylık olana kadar fazla tükürük salgılamazlar. Dilleri de çoğu kez süt rengindedir, çünkü dillerini temizleyecek kadar tükürük salgılamamaktadırlar.

Hazır mamayla beslendiklerinde dilleri daha kalın bir beyaz tabakayla kaplanmış gibidir.

Not: Beyaz dil ve emme kabarcıkları çoğu kez pamukçukla karıştırılır. Bebeğin ağzındaki pamukçuk, dudakların ve yanağın iç tarafında çıkan beyaz noktalardır. Bunlar, silince çıkan noktacıklar değildir. Pamukçuk nadiren rahatsızlık yaratır; çok uzun bir süre tedavi edilmeden kendi haline bırakılıp iltihap toplar ve kanarsa bebek haliyle rahatsız olur. Bebekte pamukçuk olup olmadığından emin değilseniz, ya ana çocuk sağlığı merkezindeki uzmanlara ya da aile hekiminize başvurun.

Diş etleri Üstündeki Beyaz Noktalar

Bazen bebeğin ağzında, diş etlerinin üstünde kabarık, beyaz, inci gibi noktalar görülür ve sıklıkla bebeğin dişleri çıkıyor sanılır. Bu küçük kistlerin dişle ilgisi yoktur ve bebeğinizin huzursuz bir dönem geçiriyor olmasının nedeni de bunlar değildir. Birinci yıl boyunca bebeğin ağzında kabarık beyaz noktalar bir görünüp bir yok olur ve en sonunda geldikleri gibi, esrarengiz bir şekilde yok olurlar.

Dil Bağı

Dil bağı, dilin ağız tabanına tutunmasını sağlayan yumuşak dokunun gerektiğinden daha kısa ve kalın olup, dili ağız tabanına daha yakın tutması ve hareketlerini kısıtlaması anlamına gelir. Hafif dil bağı vakaları çok sık görülmekle birlikte kendiliğinden geçer ve emme, yemek yeme ya da konuşma güçlüğü yaratmaz. Dil altındaki dokunun daha kalın olduğu vakalarda ise, bebek veya çocuklar emme, yemek yeme ve konuşma güçlüğü çeker. Bu durumda, bir çocuk cerrahı tarafından dilin anatomik yapısı değerlendirildikten sonra dil bağı ameliyatı gerekebilir. Az sayıda bebekte emmeyi zorlaştıran, bunun sonucu olarak meme ucu yaralarına ve daha az süt üretimine (bebek meme emerken, dil bağı nedeniyle dilini meme başının altına kadar uzatamaz) neden olan dil bağı vakaları görülür. Emme, yemek yeme ve konuşma güçlüklerinin yanında ciddi dil bağı vakaları, erken yaşlarda diş çürümelerine neden olur, çünkü ağız içinde serbestçe hareket edemeyen dil, ağzı ve dişleri tam olarak temizleyemez. Cerrahi müdahale gerektiren kalın dil bağı vakalarına çok sık rastlanmaz. Bu tip vakalar büyük olasılıkla, geçmişinde bu rahatsızlık görülen ailelerde ortaya çıkmaktadır .

 

Bebek Çenesinde Küçük Yumrular

Bebeğinizin cildinin altında çene ya da elmacık kemiğinin üstünde yumrular hissedebilirsiniz. Bunlar doğum sırasında parçalanan yağ hücrelerinden dolayıdır ve forsepsle gerçekleşen doğum sonrasında ortaya çıkma olasılığı yüksektir. Bu yumrular zararsız olup birkaç hafta içinde yok olur.

Boynun Arkasında Bezelye Tanelerine Benzeyen Yumrular

Bebeğin kulak arkasında ya da boynunun arka tarafında küçük hareketli yumrular çok sık görülür. Bunlar büyümüş lenf bezleridir ve önemli değildir. Ancak lenf bezlerine büyüme, hassasiyet veya sıcaklık hissedildiğinde aile hekiminize göstermeniz gerekir.

Bebeklerde Aşırı Tükürük

Sekiz ve on ikinci haftalar arasında bebeğinizin ağzının çok ıslak ve baloncuklarla dolu olduğunu görürsünüz. Etrafmızdakiler bunu şöyle yorumlar: “Diş çıkarıyor!” ama üç aylıktan itibaren bebeğin sürekli olarak salyasının akmasının diş çıkarma ile ilgisi yoktur. Üç buçuk aylıkken (dişiyle doğan ender bebekler hariç, üç buçuk ay en erken diş çıkarma yaşıdır) diş çıkaran da; on yedi aylıkken (on yedi ay, en geç diş çıkarma yaşıdır) diş çıkaran da dahil olmak üzere bütün bebekler köpük ve baloncuk saçar.

İnsan bedeni sekiz ila on ikinci haftalar arasında tükürük salgılamaya başlar. Bebek, tükürüğünü nasıl yutacağını bilmez; bütün gün ağzı açık bir halde oturduğu için de normal olarak tükürüğü akar. Bebeğiniz ağzım kapatmayı ve tükürüğünü yutmayı öğrendiğinde salya akıtması biter.

Yenidoğan Bebek Bedeni

Şiş Göbekler

Bebeklerin göbeğinin büyük olması normaldir. Sağlıklı, iyi beslenen, herhangi bir hastalık belirtisi göstermeyen bebeklerin “şiş göbek” olması; “kolik”, “gaz”, “yetersiz beslenme”, “laktoz intoleransı” gibi rahatsızlıkların göstergesi değildir. Olsa olsa normal kas tonusu eksikliğinden söz edilebilir ki, bu da bebeğin yürümeye başlamasından itibaren sona erer.

Bel Gamzeleri

Sırtta, kalçanın hemen üstünde yer alan minik çukurlardır. Bel gamzeleri çok sık görülür ve çoğu, zamanla büyür.

El Tırnakları

Doğum sonrası hastane personeli bebeğin tırnaklarını çok yumuşak olduğu için— soyarak çıkartmanızı söylemiş olabilir. Çok küçükken böyle yapabilirsiniz ama ilk haftadan sonra tırnakları makasla kesmelisiniz. Uçları küt bir makas satın alın, bebeğinizin sakin bir anını bekleyin, tırnak diplerini hafifçe geriye ittikten sonra tırnağın ucunu kesin. Daha önce hiç bebek tırnağı kesmediyseniz bu ilk deneyim sizin için ürkütücü olabilir, ama çok kısa bir süre sonra bu işte ustalaşırsınız.

Ayak Tırnakları

Bebeklerin ayak tırnakları etin içine gömülmüş gibi çok kısa olur. Sonraki üç yıl boyunca ayak tırnakları da genişleyip uzayacaktır, bu nedenle endişelenmeye gerek yoktur.

El ve Ayak Tırnaklarının Etrafındaki Kabarcıklar

Bazen el ve/veya ayak tırnaklarının etrafındaki deri kızarır, kabarır ve su toplayabilir. Bebek bu durumdan rahatsız olmaz, kabarcıklar hafifçe sürülen Povidon- iyodin (antiseptik) ile tedavi edilir. Nadiren daha ciddi enfeksiyonlarda antibiyotik gerekir.

Tırnaklama

Küçük bebekler sık sık yüzlerini tırnaklar. Kendisini tırmıklamasını engellemek için tırnaklarım çok kısa kesmenin de imkânı yoktur. Tek parmaklı eldiven kullanmak iyi bir fikir değildir, çünkü bebekler ellerinin serbest kalmasını ister, zaten tırmıklar da çok çabuk geçer. Bebek biraz daha koordineli hareket etmeye başladığında -genellikle üç aylıkken- tırnaklamalar giderek azalır.

Homurtu

Geceleyin, özellikle uykunuz kaçmış bir halde yatarken bebeğinizin çıkarttığı o garip sesler -hırıltılı nefes alma, ciyaklama, horuldama, inleme sesleri- muhtemelen sizi şaşırtıyordur. Bebeğin nefes alırken çıkardığı homurtuya benzer sesler ana babayı en çok rahatsız eden seslerin başında gelir. Ebeveynler bebeğin rahat nefes alamadığı ya da bebeğin canının yandığı korkusuna kapılır. Bütün bebekler geceleri ses çıkarır ve tüm bebekler az ya da çok homurtulu sesler çıkarır; prematüre bebekler bunu hep yapar!

Bebeklerde Kızarık, Kabarık Göğüsler

Doğum sırasında anneden bebeğe geçen ve hormon/süt döküntüsüne neden olan hormonlar aynı zamanda kız ya da erkek birçok bebekte meme büyümesine neden olur. Meme büyümesi tek ya da her iki memede görülebileceği gibi, bazen neredeyse fark edilemeyecek kadar küçük bazen de göze batacak şekilde gerçekleşir. Nadiren memelerden çok az sütümsü bir sıvı boşalır. Altı-sekiz hafta içinde memeler normale döner, bebeğinize rahatsızlık vermez ve çok ender durumlarda tedaviye ihtiyaç duyulur.

Göbek Bağı

Bebeğinizin göbek bağı kuruyup düşer. Bu olay birkaç gün içinde gerçekleşebileceği gibi, üç haftayı da bulabilir, nadiren daha uzun sürebilir. Göbek bağı düştükten sonra, en fazla üç hafta kadar bir miktar akıntı, kan gelir. Gerektiğinde göbeği pamuklu bir bez ve su yardımıyla temizleyebilirsiniz. Hastaneden çıktıktan sonra alkol kullanmanıza gerek kalmaz. Göbek bağı enfeksiyonları nadiren görülür. Keskin bir koku ve göbeğin etrafında kızarıklık ve şişlik, bir terslik olduğunu gösterdiğinden aile hekiminize danışmanız gerekir.

Göbeğin Nemli Olması

Bazen “granülom” adı verilen bir hücre grubu, göbek bağının düşmesine rağmen orada kalır. Bu hücreler ölene kadar göbekte yapışkan bir akıntıya, göbeğin sürekli nemli kalmasına neden olur. Genellikle akıntı, enfeksiyon olduğu anlamına gelmez, bebeğinize zarar vermez ama göbek çevresindeki deriyi tahriş ederek kızarıklığa neden olur. Granülom birkaç ay sürebilir. Aile hekiminiz granülomu, bakır sülfat kullanarak kurutabilir. Ancak bunu siz yapmaya kalkışmayın, çünkü bazen granülom çok daha karmaşık bazı şeylerin habercisi olabilir.

Yenidoğan Bebeklerde Bağırsak Hareketleri

Yeni doğmuş bebeğin ilk çıkardığı dışkıya “mekonyum” adı verilir. Yeşilimsi, siyah yapışkan bir dışkı olan mekonyum; bağırsakların düzenli olarak çalışmaya başlamasından itibaren değişir.

Anneler ilk günlerde bebeğin nasıl olup da bu kadar sık kaka yaptığına şaşırır.

Bebeğinizi emzirirken “bir yandan besleyip hemen akabinde diğer yandan geri çıktığı” hissine kapılmanız çok normaldir. Sık sık cıvık dışkılama bebeğin ishal olduğu ya da sütünüzün çok şekerli veya yoğun olduğu anlamına gelmez.

Bebeğinizin bağırsak hareketlerinin çok sık değiştiğini fark edebilirsiniz. Parlak sarı (balkabağı gibi) olabilir, koyu sarı (hardal renginde) olabilir, koyu yeşil renkli ve sümüksü olabilir ya da kıvırcık salata gibi açık yeşil renkli olabilir. Bu değişimlerden hiçbiri sağlıklı, serpilip gelişen bir bebek için bir önem taşımaz.

Meme emen bebekler genellikle ilk altı hafta boyunca çok sık kaka yapar. Bundan sonraki altı hafta boyunca ise bebeğin dışkılama sayısı aşamalı olarak azalır, hatta bazı bebeklerde dışkılama günde bir keze düşer. Bazen de bebek haftada bir kez kaka yapabilir. Bebeğiniz yalnız anne sütüyle beslenip, başka gıda veya sıvı almıyorsa, kesinlikle endişelenecek bir durum yoktur. Bunu büyüklerin dışkılama alışkanlıklarıyla karşılaştırmayın ve kendinizi, bebeğinizin dışkılaması konusunda bir şeyler yapmak zorunda gibi hissetmeyin.

Meme emen bebek ilk altı haftada fazla kaka yapmıyorsa, yeterince süt almıyor olabilir, ancak bu her zaman geçerli değildir. En iyisi bebeğin kilosunu ölçüp doğumdan bu yana ne kadar kilo aldığı konusunda fikir sahibi olmaktır.

Hazır mamayla beslenen bebeklerin kakaları ise çoğunlukla koyu renkli, yapışkan, oyun hamuru kıvamında olur.

Bebeklerde Kakada Kan Olması Ne Anlama Gelir?

Nadiren sağlıklı bebeklerin kakalarında sümüksü bir damla kan görülebilir. Bebeğin anne sütü ya da hazır mama ile beslenmesinin bununla bir ilgisi yoktur. Çoğu kez önemli bir şeyin göstergesi olmasa bile, yine de aile hekiminize ya da çocuk doktoruna danışın. Devam etmediği ve başka belirtiler görülmediği sürece, tedaviye veya herhangi bir tetkike gerek yoktur.

Eklemlerin Çatırdaması

Ebeveynlerin çoğu, bebeklerinin -diz ve omuzlarında açıkça görüldüğü üzere- eklem yerlerinin çatırdadığını duyar. Kalça çıkığının tedavi edilmesi gerekirken, diz ve omuzların çatırdaması tamamen normaldir.

Kalçadan “klik” Sesi Gelmesi

Kalçadan klik sesi gelmesi, kalça ekleminin kolaylıkla yerinden oynadığı anlamına gelir. Bebeklerin çoğunda doğumdan itibaren bu ses gelir, çünkü eklemi kemiğe bağlayan bağ dokusu lifleri bazen çok gevşek olabilir. Bu durumda uyluk kemiğinin başı yuvanın dışına doğru hareket edebilir. Bağ dokusu liflerinin gevşekliği, kabarık meme ve süt döküntüsüne de neden olan anne hormonlarının, lifleri yumuşatmasından kaynaklanır. Bağ dokusu liflerinin sertliğinden kaynaklanan vakalar da geçicidir, hızla iyileşirler; tedaviye gerek yoktur.

Doğuştan Kalça Çıkığı

Uyluk kemiğinin başının, oyuğun çok dar olması nedeniyle yuvaya tam olarak yerleşmemesi anlamına gelir. Çok sık olmamakla beraber yuva darlığı söz konusu olduğunda, yuvanın uyluk kemiği başının yerleşebileceği bir forma getirilmesine yönelik tedaviye hemen başlanması gerekir.

Doğuştan kalça çıkığı (DKÇ) bir ortopedi uzmanı tarafından teşhis edilebilir. DKÇ’den şüphe edildiği veya bebeğin risk grubunda olduğu bazı durumlarda röntgen ve ultrason çekilebilir. Erken teşhis, ömür boyu sürebilecek problemlerin önüne geçilmesini sağlar. Bazen “pavlik bandajı” adı verilen bir kemer kullanılır. Bu bandaj, kalçanın vücuda dik açı yapacak şekilde durmasını sağlar ve bebeğin bacaklarını germesini engeller. Böylece uyluk kemiğinin yuvası, kemiğin başının oturabileceği şekilde derinleşir. DKÇ tedavisinde son derece başarılı sonuçlar sağlayan pavlik bandajı yaklaşık üç ay kullanılır. DKÇ tedavisinde çift bebek bezi kullanımı artık önerilmemektedir.

Yenidoğan Bebeklerin Ayakları

Bebeklerin ayakları sık sık, komik bir biçimde içeri ya da dışarıya doğru döner. Çoğu kez bebeğin ana rahmindeki duruşundan kaynaklanan bu duruma “postural deformite” (şekil bozukluğu) denir. Bu tip bozukluklar ya kendiliğinden ya bazı basit egzersizlerle ya da kısa bir süre alçıya alınarak düzelir.

Çarpık ayak, ayakların bilekten ve parmaklardan içeri dönük olması halidir. Ayak hareketinin sınırlı olduğu yapısal bir bozukluktur. Doğumdan hemen sonra acil müdahale gerekir. Tedavisi uzun sürer ve ayaklar normal pozisyonuna kavuşana değin fizik tedavi, atel ve muhtemelen cerrahi müdahaleyi de kapsar.

Yenilen besinlerin ağza geri gelmesi -regurgitasyon- ve kusma

Birçok bebekte ilk yılda görülen ve nadiren ileri dönemde de rastlanan, herkesin kolayca anlayabileceği basit tanımıyla “çıkarma” konusunda terminoloji karmaşık bir hal almıştır.

Konuyu netleştirmek için aşağıda bazı tanımlamalar yer almaktadır:

 

Bebeklerde Reflü – Geri Kaçış-Regurgitasyon  Nedir?

Özellikle yemeklerden sonra besinlerin mideden yemek borusuna gelmesi her yaştaki insanda normaldir. Bu “geri kaçış”a reflü denir. Midenin teknik ismi gastro’dur; yemek borusunun teknik ismi ise,, özofagus’tur, dolayısıyla gastro- özofagal reflü (mide-yemek borusu reflüsü) terimi bu hareketi açıklamak için kullanılır. Çocuklukta ve yetişkinlikte göğüs yanması veya diğer problemlere (ağızda kötü tat, boğaz ağrısı, öksürük, uykusuzluk gibi) sebep olmadığı takdirde bunun farkına varmayız.

Çocuklarda ve yetişkinlerde besinlerin mideye gitmesi ve geri gelmesi fark edilmez. Çünkü yemek borusu mideden kaçan çiğnenmiş besinin (iğrenç değil mi?) geçebileceği genişliktedir. Ayrıca midenin başlangıcında yer alıp yemek borusunu büzen, özofagal sfinkter olarak bilinen kas etkin bir şekilde çalışarak besini olması gereken yerde tutar.

Öte yandan, bebeklerin yemek boruları küçük, özofagal kası zayıf olduğundan dolayı reflü oluştuğunda midelerindekileri çıkarma eğilimi gösterirler. Ayrıca bebek yiyeceklerinin sıvı olması, bebeğin çoğunlukla dik değil, yatay vaziyette tutulması ve bez değiştirme sırasında bacakların yukarı kaldırılması gibi nedenler bu durumu tetikler.

Sağlık problemi olmayan bebeklerde bu süt ve -ileriki dönemde- besin kaybı, normal kabul edilir. Günümüzde bu kusma değil de geri kaçış (regurgitasyon) olarak adlandırılır. Bebeğiniz son beslenmesinde aldığı her damla sütü çıkarıyor gibi görünse de bebeğin ağzından sütün geri gelmesi genelde zararsızdir.

Bebeklerde Reflü

Sağlıklı bebeklerde kusma olmaksızın yemeğin mideden ağıza geri kaçışı normaldir. Bazı bebeklerde bu geri kaçış çok sık bazılarında nadiren olur. Bebek bazen emdiği sütü hem ağzından hem de burnundan dışarı çıkartarak sizi çok korkutabilir. Geri kaçış beslenmenin hemen ardından olduğunda sütte bir değişiklik olmaz. Süt, beslenmeden bir süre sonra, kısmen sindirilmiş halde geri kaçtığında ise topak halinde olup kötü kokar. Bebeklerin neredeyse yarısında -ister ağız dolusu olsun, ister yarı sindirilmiş, o kendine has kokusu ile beraber genelde omuza çıkartılan şekilde olsun- ebeveynleri korkutacak düzeyde geri kaçış olur. Nerdeyse tüm bebekler beslenme sonrasında veya ortasında geğirerek bir miktar süt çıkarır.

Geri kaçış doğumdan hemen sonra da başlayabilir, bebek ilk üç aylık olana kadar hiç başlamayabilir de. Bu, sıklıkla bir başlayıp bir duran, tam bitti dediğinizde tekrar başlayan bir olaydır. Az sayıda bebekte geri kaçış ile bağlantılı olarak, nadiren akciğer problemleri ve çok ender olarak da yetersiz kilo alma problemleri ortaya çıkmıştır.

Bütün bu olaylar özel bir ilgi gerektirse de, yediğini çıkaran bebeklerin çoğunluğunda bu durum kötü bir etki yaratmaz. Sürekli bir koku ve dağınıklık olur ama zaten bunlar da bebekleri pek ilgilendirmez. Hiç şüphesiz, bebeğin gün boyunca yediğinin bir kısmını geri çıkarması annenin özgüvenini etkiler, bitmesi de çok rahatlatır. Bebeklerin birçoğunda yaklaşık bir yıl, diğerlerinde ise bir yıldan önce sona erer.

Bazı ipuçları:

Geri kaçış olayı hem emzirilen hem de biberonla beslenen bebeklerde görülmekte olup, dışarı çıkarılan süt miktarı emzirilenlerde daha az olur. Birden fazla bebeği olan birçok ailede bebeklerinden biri mutlaka etrafı geri çıkardıklarıyla kirletse de bunun dışında başka bir zorluğu olmayan mutlu bir bebektir.

Bu tür problemler için kalıcı ve başarılı bir tedavi yoktur. Eğer bebek mutluysa ve başka bir problemi yoksa endişelenmeye veya bir şey yapmaya gerek yoktur. Sütten kesme veya soya bazlı mamaya geçme anlamsız denemelerdir. Mideden geri gelen anne sütünün kokusu mamanın kokusundan iyidir, ayrıca en kötü kokan da soya bazlı mamadır.

Şayet bebeğinizi biberonla besliyorsanız, bu durumda geri kaçıştan kaynaklanan endişeleri hafifletmek için, düşünceli mama üreticilerinin piyasaya sürdüğü antireflü mamasını denemek cazip görünebilir. Koyulaştırılmış mamalar, geri kaçan süt oranını azaltır. Bu durumda, ağzına süt gelen ama bunun dışında gayet mutlu olan bebeklerin yanında, geri gelen süt miktarı azaldığından dolayı ebeveynler de mutlu olmaktadır. Bebeğin her halükârda keyifli olduğu göz önünde bulundurulduğunda, koyulaştırılmış mama, sağlıktan ziyade sosyal nedenlerden dolayı ve “halının temiz kalması için” kullanılmaktadır. Koyulaştırılmış mama bebeklerde kabızlığa neden olmaktadır. Bu ürünlerin sınırlı kullanımından edindiğim izlenim ışığında -bebeğin geri çıkardığı süt miktarı ebeveyne büyük üzüntü vermediği sürece- bunların kullanılmasını tavsiye etmiyorum.

Beslenme düzenini değiştirerek geri kaçışa davetiye çıkarmayın. Yani, eğer emziriyorsanız daha seyrek veya kısa süre emzirmeyin veya mama kullanıyorsanız, mama miktarında ciddi bir azaltmaya gitmeyin. Bebeğinizin sütü geri çıkarması, sizin onu besleme yönteminizden kaynaklanmamaktadır.

Çok bilmiş yakınlarınız veya sağlık çalışanları, sütün dışarı çıkmasını engellemek için size katı yiyeceğe başlamanızı önerebilir. Kaşıkla katı gıdaya geçiş bu konuda pek farklı sonuçlar doğurmaz, yalnız geri çıkarma olduğunda daha renkli görüntüler ile karşılaşabilirsiniz!

Çok fazla süt kaybında süt yerine konmalı mıdır?

Eğer bebeğiniz keyifliyse sütü yerine koymak için endişelenmeyin. Bebeğiniz aç gibi görünüyorsa veya biraz daha emmek istiyorsa, tekrar emzirebilir veya 60 ml mama verebilirsiniz.

Yenidoğan Bebeklerde Kusma

Geri kaçışın tersi olan kusma, teknik olarak hastalıktan dolayı mideden yemeğin atılması ile ilgilidir. Kusmak normal değildir ve zararlı olabilir. Kusma, hastalık kaynaklı olabilir, örneğin mide ile bağırsak arası daralma, üst solunum yolları enfeksiyonu, idrar yolları enfeksiyonu veya mide-bağırsak enfeksiyonu. Bu hastalıklar ateş, önemli ölçüde kilo kaybı, burun akması, iştah kaybı, kabızlık veya ishal gibi belirti ve işaretler verir. Kusma için kontrole gitmek akıllıca olur, ancak kusma tekrarlamadıysa ve kusma nedeni hakkında da bilginiz varsa kontrole gerek kalmayabilir. Geri kaçışta bu belirtilerin görülmesi pek mümkün değildir, ancak şüphe halinde daima bir uzmana başvurmak gerekir.

Geri Kaçan Sütte Kan Görülmesi

Sağlıklı bir bebekte geri çıkarılan besinde kan görülmesi, genellikle emzirilen bebeğin annesinin meme uçlarının hassaslaşmasından kaynaklanır. Kanın rengi, pembeden koyu kımızı ve siyaha kadar çeşitlilik gösterebilir. Meme başı çatladığında geri çıkarılan sütte görülen kanın nedeni açıktır. Bazen meme başları hassastır ancak gözle görülen bir kanama olmayabilir. Bu bebeğinizi olumsuz etkilemez ama emzirme için yardım almanız gerekecektir.

İdrarın Pembe Olması

Çocuk bezinde görülen pembe leke, ürattan kaynaklanır ve bu pembelik kan değildir. Bu durum, bebeklerin böbrekleri tam olarak gelişip bu maddeyi süzecek hale gelene kadar sıklıkla devam eder. Ürat, doğumu takip eden ilk yetmiş iki saatlik dönemde normal kabul edilir, bu zaman aralığından sonra özellikle yeşil “sümüksü” dışkı ile görülürse, ürat aşırı sıvı kaybı (dehidrasyon) anlamına gelir. Bebeğiniz aynı zamanda kuvvetli şekilde emmiyorsa en kısa zamanda doktora başvurun.

İdrarda Şeffaf ‘kristaller’

Bebeğinizin idrarında, temiz beyaz jelimsi şeklinde küçük kristaller görüyorsanız ve tek kullanımlık bebek bezi kullanıyorsanız, bunlar bebek bezlerine nemi emmesi için konan dolgulardır ve zararsızdırlar.

Yenidoğan Bebeklerde Üreme Organları

Erkeklerin ve kızların üreme organları sıklıkla olması gerektiğinden daha büyük görünürler ki, bu kısmen hormonlardan kısmen de doğum yönteminden kaynamamaktadır (özellikle ters gelen bebekler).

ERKEKLER

Yaygın olarak erkek bebeklerin er bezi torbası sıvı ile dolu olup er bezlerinin daha büyük ve şişkin görünmesine neden olur ki, bu testislerde su toplanması olarak adlandırılır. Sıvı yavaşça emildikçe bu şişkinlik ortadan kaybolur ve bu birkaç ayı bulabilir.

Normalde, er bezi torbasında iki tane testis olup, bunlar kolayca hissedilebilir. Hamileliğin son dönemlerinde testisler karın boşluğundan kasık kanalı aracılığıyla er bezi torbasına giderler. Kanal kapanmazsa, testislerden biri -özellikle eğer er bezi torbası soğuğa maruz kalırsa- er bezi torbasından kaçabilir. Sonuçta kasık kanalı kapanır ve testisler, er bezi torbasında kalır.

Nadiren, testislerden biri ya da her ikisi de er bezi torbasına düşmez. Bu durum bebek bir yaşım doldurduktan sonra da düzelmezse, bir ila üç yaş aralığında cerrahi müdahale yapılır. Cerrahi müdahaleyle testisler er bezi torbasına geri getirilir.

Penisler değişik boy ve şekilde oluşur. Eğer şekli ve boyu konusunda endişeleriniz oluşursa aile doktorunuza başvurun.

Sünnet: Erkek bebeklerde sünnet derisi olarak bilinen penisin ucunu örten deri parçasının cerrahi yöntemle alınması sünnet olarak bilinir. Sünnet için en güvenli ve acısız yol çocuğunuzun altı ayını doldurmasını beklemek ve genel anestezi altında yapılmasını sağlamaktır.

Sünnet edilmeyen penis de aynı dirsek gibi herhangi bir bakıma ihtiyacı yoktur! Sünnet derisi geriye itilmemelidir. Genellikle üç yaş civarında sünnet derisi kendiliğinden geri çekilecektir. Sünnet derisini hazır olmadan geri çekilmeye zorlamak acıya, kanamaya ve yara izi oluşmasına neden olabilir.

KIZLAR

Kız bebeklerinde doğum esnasında aldıkları annelik hormonunun çekilmesi sonucu nadiren çok az miktarda vajinadan kan gelir. Vajina etrafındaki dudakları araladığınızda dudak içlerinde beyaz bir akıntı göreceksiniz. Bu normal bir salgıdır, temizlemeye gerek yoktur. Dudaklar hangi yaşta olursa olsun aralanmadığı takdirde aile doktorunuzla görüşün. Bebek ve yeni yürüyen çocukların derileri çok ince olduğundan dudak kenarları birbirine yapışabilir. Bu tehlikeli bir durum değildir, genelde herhangi bir tedavi gerektirmeden çözümlenir. Herhangi bir komplikasyon olmadığı sürece artık östrojen kremi uygulamasından da vazgeçilmiştir.

İlk Üç Ay Süresince Sık Rastlanan Hafif Sağlık Problemleri

Yenidoğan Bebeklerde Fıtık

Bebek ana rahminde büyürken özel bir yapıya ihtiyaç duyar. Doğum öncesi ortaya çıkan ve doğum sonrası kapanması gereken kesenin kapanmaması nedeniyle küçük bebeklerde fıtık oluşur. Vücudun karın içi organlarından biri açılış esnasında şişer. En yaygın iki şişmenin olduğu yer göbek ve kasıktır.

Göbek Fıtığı (Göbek Bağı)

Göbek fıtığı göbek bağı düştüğünde fark edilebilen bir fıtıktır. Bazıları küçük, bazılarıysa endişe verici büyüklüktedir.

Bebek sakin olduğu zaman göbeği düzdür. Ancak ağladığı zaman şişlik dışarı fırlayıp “kiraz tanesi” gibi baş verir. Nazikçe itelemek bebeğinizi rahatsız etmez ve sanki içi su doluymuş gibi ses verir.

Göbek fıtığı karın duvarı ile karın arasında anormal bir açıklıktan kaynaklanmaktadır. Bu doğum öncesinde göbek bağı vasıtası ile bebeğin beslenmesi için mevcuttur. Bunun doğum sonrasında tamamen kapanması gerekirken bazen tam olarak kapanmaz. Dışarıya doğru fırlayan küçük bağırsak parçası deri ve doku ile kaplı olduğundan genellikle zararsızdır ve nadiren tedaviye gerek duyulur. Zamanla karın kasları birbirine yaklaşır ve şişkinlik yavaşça azalıp kaybolur. Bu genelde en fazla üç yaşma kadar gerçekleşir.

Göbek fıtığının kısmen veya tam olarak düğümlendiği bazı vakalar da arada bir görülmektedir. Daha da nadir olarak, küçük bebeklerde karın çıkıntısı acil müdahale gerektirecek karın duvarı kusuru sinyali anlamında da olabilir, ancak bu belirtileri olmayan daha büyük göbek fıtıkları dahi genellikle tedavi edilmeden bırakılırlar.

Yapışkanlı plaster uygulaması veya göbek sarılması döküntüye neden olur ki bu da bebek için rahatsız edici olup şişlik için herhangi bir fayda sağlamaz.

Bebeklerde Kasık Fıtığı

Kasık fıtığı kasık bölgesinde yumru olarak gözükür. Şişkinlik bebeğin uyuyup uyumadığına, ağlayıp ağlamadığına göre sık sık gelip gider. Bebeğiniz ortada belirgin bir neden olmaksızın ani çığlıklar atıyorsa kasıkta yumru olup olmadığını kontrol etmek gerekir. Özellikle de bebeğiniz prematüre doğmuş ise bu kontrolleri ihmal etmemelisiniz, çünkü kasık fıtığı normal doğumlara oranla bu gruptaki bebeklerde daha fazla görülür.

Bu tür fıtık karın duvarı ile kasık arasındaki anormal açıklıktan kaynaklanır. Bu aralık doğum öncesi mevcut olup testislerin er bezi torbasına geçişine izin verir. Bu açıklık erkek ve kız (her ne kadar testis veya er bezleri olmamasına rağmen) bebeklerde olup doğuma bir ay kala kapanır ki bu da prematüre bebeklerde yaygın olmasının nedenidir.

Göbek fıtığından ayrı olarak, kasık fıtığında operasyon ihtiyacı başka sorunları engellemek için gereklidir: Bağırsak çıkıntısı nedeniyle açıklık küçük ve kasıktaki kaslar sıkıdır bundan dolayı bağırsağa kan akışı kesilebilir. Çıkıntı her ne kadar içeriye itilebilse veya sıkıntı vermese dahi en kısa zamanda tedavi edilmelidir. Aynısı diğer tarafta da tekrarlayabileceği için her iki tarafa müdahale edilmelidir. Cerrahi müdahale çok başarılıdır ve bir veya iki günlük hastane yatışı gerektirir.

Yenidoğan Bebeklerde Soğuk Algınlığı

Soğuk algınlığı ilk altı ila on iki hafta içinde pek yaygın değildir, çünkü anneden geçen koruyucu beyaz hücreler bebekleri belli bir dereceye kadar korur. Unutmayın; burun çekme ve hapşırma ilk üç ay içinde başka destekleyici belirtiler de yoksa soğuk algınlığına işaret değildir. Soğuk algınlığı, virüsler tarafından boğaz ve burun mukozasına zarar verilmesi sonucu ortaya çıkar. İşte bu, akan bir burna, ağrıyan bir boğaza, öksürüğe, bazen de baş ağrısına ve ateşe neden olur.

Kulak ve göğüs enfeksiyonları gibi soğuk algınlığı kaynaklı komplikasyonlar Küçük çocuklarda ve bebeklerde yetişkinlerden daha fazla yaygındır. Ayrıca, soğuk algınlığı iyileşse bile soğuk kaynaklı ortaya çıkan ekstra mukoza, sanki ortadan hiç kaybolmayacak gibidir.

Bebeğinizin soğuk algınlığına yakalanmasını engellemek için yapabileceğiniz bir şey yoktur. Emzirme bu konuda yardımcı olur ama emzirilen bebekler de soğuk algınlığına yakalanabilir. Yeni yürümeye başlayan çocuğunuzu akan bir burunla kız kardeşinden veya abisinden uzak tutmak çok zordur. Ancak soğuk algınlığı olan arkadaşlarınızdan ve akrabalarınızdan çok yakma gelmemelerini rica edebilirsiniz.

Bebeklerde Soğuk Algınlığı İçin Tavsiyeler

Genel olarak tavsiye edilen ilaç tedavileri ateşsiz soğuk algınlıklarına nadiren yardımcı olur. Antibiyotik kullanıp kullanmama kararı zor alınan bir karar olabilir. Çoğu soğuk algınlığı virüslerden kaynaklandığından antibiyotikler (bakteri savaşçıları) pek bir şey yapamazlar. Antibiyotikler fayda sağlayacağı yerde ishale ve mantar enfeksiyonlarına ve bu yüzden bebeklerdeki soğuk algınlıklarında sıklıkla komplikasyonlara neden olabilirler. Bebeklerdeki soğuk algınlıklarında ilaçlar mukozayı kuruttuklarından pek fayda sağlamaz. Özellikle bazıları sakinleştirici etki yaptıkları için altı aydan küçük bebeklerde kullanmaktan kesinlikle kaçınılmalıdır. Medikal burun damlalarının sürekli kullanımı mukozayı arttırdığından bebeğinizin burun yapısını bozabilir ki bu da daha sonra başka problemlere neden olur. Ancak bebeğinizin burnu çok dolu ise, bebeğin rahatça beslenmesine yardımcı olması için nadiren kullanılabilir.

Eğer bebeğiniz durumuna paralel olarak keyifsiz ve mutsuz olmasına rağmen uyuya biliyorsa ve yemek yiyebiliyorsa ilaç tedavisine gerek yoktur. Gürültülü, hırıltılı nefes alması, “nefes alma zorluğu” çekmediği sürece kabul edilebilir. Soğuk algınlığı olan bebeğin kakasında ve kusmuğunda mukoza görülmesi de normaldir.

Ne yazık ki soğuk algınlığını çabucak iyileştirecek bir iksir yoktur. Tedavi her zaman belirtileri hafifletme yönündedir. Eğer bebeğinizin burnu çok kötü tıkandıysa şunları deneyebilirsiniz:

Buhar makinesi kullanabilirsiniz. Her ne kadar son araştırmalar buhar makinelerinin faydalarının çok sınırlı olduğunu gösterse de konuştuğum birçok aile bu makineleri faydalı bulmaktadır.

Karyolasına çok az süreceğiniz, bileşiminde okaliptüs ve mentol içeren bir merhem bebeğin daha rahat nefes almasına yardımcı olacaktır, ancak bu merhemi bebeğinizin ağzından uzak bir yere sürmeye dikkat edin. Doğrudan bebeğin çıplak tenine uygulanmaması doğru olur. Yaşça daha büyük bebeğinize tamamen sürmeden önce az bir miktar sürerek test edin.

Hafif tuzlu burun damlaları kullanarak burnunu rahatça yıkayabilirsiniz. Eğer medikal damla kullanacaksanız, bunu beslenme öncesinde ve burnu çok dolu ve ememeyecek durumda olduğunda -nadiren- kullanmaya özen gösteriniz. Bir kez en kötü atlattığınızda (yaklaşık bir hafta) ve bebeğiniz makul düzeyde, keyifli bir şekilde emmeye başladığında bunları kullanmayı bırakın.

Bebeğinizin ateşi çıktıysa (37,5 ve üstü) ve soğuk algınlığı varsa, hafif giydirin; fazladan emzirin veya sıvı verin.

Soğuk algınlığı ile beraber gelen öksürme genellikle mukozanın bebeğin boğazının arka kısmını gıdıklamasından kaynaklanmaktadır. Çok fazla öksürüyorsa, doktorunuza başvurun, böylece göğüs enfeksiyonu olmadığından emin olursunuz.

Eğer göğsünde bir şey yoksa burun tıkanıklığı için verilen önerileri uygulayın. Bebeklere öksürük kesici verilmemelidir.

Endişelendiğinizde veya üç aylıktan daha küçük bebeğiniz ateşlendiğinde doktorunuzla konuşmanız akıllıca olur. Tıbbı tedavi için gereken diğer belirtiler ise, soluma güçlüğü veya hırıltılı solunum ve küçük bebeklerde aniden emmeyi reddetme ile ortaya çıkan beslenme problemleridir.

Bebeklerde Bronşit

Bronşit bebeklerin kaptığı virüslerden kaynaklanan ve yetişkinlerin bronşit atağına benzeyen (ancak aynısı olmayan) bir enfeksiyondur. Sıklıkla salgın hastalık olarak özellikle kış aylarında ortaya çıkar. Virüs öksürüğe, hırıltılı solumaya, soğuk algınlığı belirtilerine neden olur. Bebek ne kadar küçükse durum daha da ciddileşir. Bu özellikle de prematüre doğan bebeklerde daha tehlikelidir. Bronşit atakları hafif ataklardan sert ataklara kadar çeşitli düzeylerde olabilir. Virüsü yok edecek herhangi bir ilaç yoktur, yani antibiyotikler tedavi için uygun olmadığından tedavi daha ziyade bebeğin rahat nefes almasına ve yeterli düzeyde yemek yemesine odaklanır.

Hafif vakalar evde tedavi edilirken orta ve daha ağır vakalar hastane yatışını bazen de yoğun bakımı gerektirir.

Bronşit genellikle ilk üç veya dört gün ağır geçer, takip eden üç dört gün aynı kalır ve daha sonrasında iyileşme olur. Tam olarak iyileşme ise iki haftayı alabilir. En son terk eden öksürüktür. Bronşit atağı bebeğin daha sonra astım hastası olabileceği anlamına gelmez.

Bebeklerin İlaçla Tedavisi

Bebeklerde tıbbi ilaç kullanımı geniş bir yelpazede olup birçok bebekte üç aylık olmadan dahi bazı ilaçlar kullanılmaktadır. Çoğu zaman medikal ilaç kullanımı uygun değildir, ihtiyaç duyulmaz ve problemi de tedavi etmez.

Neden Bu Kadar Çok İlaç Kullanılır?

Bebeklerdeki sevinme ve hayal kırıklıklarının bir kısmı hâlâ onların gizemidir. Konuşamazlar ve problemin ne olduğunu veya ne hissettiklerini bize söyleyemezler. Ve maalesef bizler de bebeğin her yaptığı şeyi -sağlığıyla ilgili olmayıp, davranış biçimiyle ilgili olsa bile- “tedavi edilebilir tıbbi bir vaka” gibi değerlendirmeyi alışkanlık haline getirdik. Ebeveynler, bebekleri anlaşılmaz şeyler yaptıklarında (örneğin çok ağladıklarında) veya iyi olmadıklarında çok endişelenirler, sıklıkla profesyonel tavsiye üzerine, mucizevi bir iyileşme veya bebeğin davranışında bir değişiklik beklentisi ile bazı tıbbı ilaçlar kullanırlar.

Çoğu zaman, kullanımı yaygın olan ilaçlar veya bitkisel tedaviler aksi durumda sağlıklı olan bebeğin sağlığı ve davranışları üzerinde çok az etki yapar. En iyi ihtimalle bunlar para israfından başka bir şeye yaramaz ve en kötü ihtimalle bu ilaçların bir kısmı -özellikle sakinleştirici etkiye sahipseler- bebeğe zarar verebilir.

Öyle zamanlar vardır ki, kronik veya ciddi sağlık problemlerinde ilaç tedavisi hayati önem taşır. Tedavi doktorun gözetim ve denetiminde olmalı ve bebek düzenli olarak takip edilmelidir. Ancak, sağlıklı bebeklere ilaç verilmesi genellikle gereksizdir. İlaç vermeyi düşünmeden önce şunları yapabilirsiniz:

İlacı neden vermek istediğinizi düşünün. Açıkça tanımlanabilen fiziksel bir belirti üzerine mi yoksa bebeğinizin davranışı yüzünden mi? Örneğin, ateş çok net bir şekilde tanımlanabilen bir belirtidir. Hırıltı, yüzün kızarması ve bebeğin bacaklarını normal şekilde uzatması bebekler için normal bir davranıştır. Bunlar çok net olarak tanımlanan bedensel sağlık problemi olduğunun işareti değildir.

Eğer bebeğiniz için ilaç yazılmış veya tavsiye edilmiş ise  takip eden soruları sorun: “İlacın içinde ne var?”, “Muhtemel riskler ve yan  etkiler nelerdir?”, “Hangi durumu tedavi etmeye çalışıyorsunuz ve ilaç buna nasıl tepki veriyor?”, “Bu ilacı bebeğime vererek nasıl bir sonuç elde etmeyi düşünüyorsunuz?”, “Olumlu tepki verme şansı nedir?”, “Bu ilaç gerçekten gerekli mi?”

İlacın prospektüsünü okuyun. İçeriğinde ne olduğuna bakın. Genellikle, içinde tek bir etkin madde olan ilaç, çoklu olana tercih edilir.

İlacı, bebeğin yemeğine veya şişesine koymadan damla ile veya çay kaşığı ile verin.

Bebeğiniz büyüdükçe onun gelişimi hakkında daha çok bilgiye sahip olacaksınız. Kendinize daha fazla güvenecek ve durumu gereksiz tıbbı ilaçlar kullanmadan idare edebileceksiniz. Özellikle bu güven, çocuğunuzun bir veya iki hafif hastalık geçirmesinden sonra daha da netleşecektir.

Doktoru Ne Zaman Aramak Gerekir?

İnsanlar genelde sağlıklı oldukları ve tıbbi yardıma gerek duymadıkları bir dönemde bebek sahibi olduklarından dolayı, yeni ebeveynlerin doktoru sıklıkla olmamaktadır. Ancak, bebekler gelmeye başladığında, güvendiğiniz ve bildiğiniz bir doktorun olması önemli bir yatırımdır. Birçok doktorun özel uzmanlık alanı olduğundan ve bu alanda daha çok çalışma ve vakit harcadığından, arayacağınız doktorun çocuk hastalıkları ve aile hekimliği konusunda çalışmış olmasına dikkat edin.

Bebek iyi olmadığında veya farklı davranışlar sergilediğinde onu ne zaman doktora götürmek gerektiği konusu birçok yeni ebeveyn için (hatta yeni olmayanlar için bile) çok ciddi bir ikilem yaratır. Aşağıda bu konuyla ilgili bazı öneriler yer almaktadır.

Öyle zamanlar vardır ki, bebeğinizde çok az bir davranış değişikliği olmuş veya hafif belirtiler baş göstermiştir, böyle bir durumda çok acil bir müdahaleye gerek yoktur. Sıklıkla, problem kendiliğinden çözümlenir veya bunların normal bir bebek davranışı içinde problem olmadığını anlarsınız.

İlk on iki aylık dönemdeki bebeklerin çok geniş yelpazede ilginç alışkanlıkları vardır, bunlar ebeveynler tarafından yorumlanmaya çalışılır ve çoğunlukla da yanlış sonuçlara varılır. Benzer garip hareketler ve alışkanlıklar, tüm bebekler için geçerlidir ve bunlar genelde normal gelişimin bir parçası olan bebek reflekslerinin veya bebeğin yeteneklerinin denemeleridir. Örneğin, kulaklarla oynamak ve çekmek bu davranışlara örnek olarak verilebilir ve bu hareket diş çıkarmaya veya kulak enfeksiyonuna işaret değildir.

Eğer bebeğiniz büyüyüp gelişiyorsa, hareketliyse, altını ıslatıyor ve kakasını normal yapıyorsa, ters giden bir şeyin olması çok düşük bir olasılıktır, ama şüpheye düşerseniz her zaman için mutlaka bir uzmana danışın. Bazı durumlarda acil tıbbı müdahalenin gerekli olduğu haller ortaya çıkar. Bunlar;

Beslenmeye karşı ani bir ilgisizlik, özellikle küçük bebeklerin meme emmemesi.

Üstündekilerin çıkartılmasına rağmen sürekli yüksek seyreden ve paraseta- mola cevap vermeyen yüksek ateş. Üç aydan küçük bebekler için.

Belli bir dönem süren ani kusmalar ve ishaller.

Devamlı bir ağlama (gece gündüz demeden ağlamalar).

Soluk almada zorlanma.

Normal olmayan akıntı, özellikle kulaktan.

Kasılma veya nöbet geçirme.

Normal olmayan duruş şekli, sıradışı göz kapağı veya vücut hareketleri.

Tanımlayamadığmız ani ve tuhaf deri dökülmeleri.

Beklenmedik şişme veya özellikle dokunulduğunda acı veren yumru.

Çevreye karşı ilgi kaybı ve/veya anormal uyuma veya çırpınma.

Ağır akışkan ve kokulu idrar.

 

Bebeğinizi Doktora Götürmeden Önce Bir Liste Yapın

Eğer bebeğiniz hakkında birden fazla şey sizi endişelendiriyorsa doktoru görmeden önce bir liste yapın. Gereksiz detaylar ve sorunlara takılmadan doktorunuza net bir şekilde probleminizi aktarın. Anlamadığınız bir şey olursa daha detaylı bilgi isteyin.

İkinci bir fikir edinme iyi bir şeydir doktorunuza sizi ve bebeğinizi tanıması için biraz zaman verin ki, o da size özel ve ihtiyaçlarınızı karşılayacak yardımını verebilsin.

Sonuç olarak, bebekler ve küçük çocuklar sıklıkla tahmin edilemez davranışlar sergileseler de bu onların yaş grubu için normaldir. Yaptıkları tuhaf şeylerin nedeni tam olarak anlaşılamayabilir. Doktorunuzu teşhis ve tedaviye zorlamayın. Sorunun ne olduğunu anlayamadığını söyleyecek kadar dürüstse bu dürüstlüğe saygı gösterin. Çok sayıda bebek ve çocuk ortada gerçek bir sorun yokken, ailelerin tam bir cevap bulma baskısı yüzünden gereksiz teşhisler için bir sürü teste ve uygun olmayan ilaç tedavilerine maruz kalmaktadır.