Yenidoğan Bebeklerde Büyüme ve Gelişme

 Bebek sahibi olmanın en neşeli yanlarından biri sanki bir mucize gibi, onun büyümesini ve gelişmesini seyretmektir. Bebeklerin büyüme ve gelişme oranları sıklıkla kafa karışıklığına neden olmaktadır. Bu durum bebeklerin gelişme sürecinde birçok kilometre taşı olmasından kaynaklanır, bazı ana babalar için güzel bir aşama, diğer bazı ebeveynler için stresli olabilir. Örneğin, yeni yürümeye başladıkları yıllar bazıları için neşeli olurken, bu dönemdeki bazı garip hareketler diğerlerine kâbus gibi görünebilir.

Çok bilmiş arkadaşlardan sürekli olarak, bir sonraki aşamanın ne kadar korkutucu olacağını duymak zaman zaman sinir bozucu olabilir. Unutmayın, bebeklerin her yaşında ve her gelişme aşamasında, ebeveynlerin tecrübesi farklıdır, bu yüzden gelecekte sizi nelerin beklediğine dair “kıyamet senaryolarına kulak asmayın.

Her ne kadar bebekler arasında kilometre taşlarını aşma konusunda farklılıklar olsa da, tüm bebekler için belirli bir kalıp söz konusudur. Gülmeden önce tebessüm ederler, herhangi bir şeyi uzanıp kavramadan önce onu tutarlar ve genellikle yürümeye başlamadan önce otururlar. Bebekler sıklıkla önemli bir aşama kaydeder ama bir süre sonra bunu unutuverir (bu geçici bir durumdur). El sallamak, el çırpmak,yuvarlanmak veya konuşuyor gibi ses çıkartmak gibi eylemleri sık sık tekrar edip, bir süre sonra aniden bunları yapmaz olurlar. Bebekler için bu olağandışı değildir. Büyümeye ve yeni şeyleri öğrenmeye devam ettikleri sürece endişelenmeye gerek yoktur.

Büyüme nedir?

Büyüme, vücut boyutlarındaki artış anlamına gelir. Ağırlığını, kilosunu ve kafa çevresini ölçerek bunu saptamak kolaydır. Birçok bebek, doğru beslenme ile büyümesi gerektiği gibi büyür. Normal sağlıklı bebeklerde, kundaktan beşiğe ve kucaktan oto koltuğuna geçişte olduğu gibi büyüme gözle görülür şekildedir.

Sağlık çalışanları, bebeğin boyunu, ağırlığını ve kafa çevresini hesaplamak için daha önceden hazırlanmış çizelgeleri kullanırlar. Buna “büyüme eğrisi (persentil) grafiği” denir ve belli bir yerdeki bebeklerin ve çocukların ölçümlerini gösterir. Büyüme toplumdan topluma farklılık gösterir. Örneğin bir Alman ile bir Japon çocuğun büyüme eğrileri birbirinden farklıdır. Bu nedenle her toplumun kendine özgü persentil eğrileri, çeşitli araştırmalar sonunda ortaya çıkar ve yenidoğaıı bebekler bu eğrilere göre değerlendirilir. Persentil değeri ile bebeğinizin yaşıtlan arasında 100 kişi içinde sıralama yapıldığında boy ve kilosuna göre sıralamadaki yerini saptamaktadır. Boydaki ve kilodaki normal sapmalar önemlidir. Diğer tüm sapmaların görünmesine yardımcı olmak için sonuçlar üzerinden persentil eğrisi grafiği çizilir. Grafikteki çizgiler beşinci, onuncu, yirmi beşinci, ellinci, yetmiş beşinci, doksanıncı ve doksan beşinci persentili göstermektedir. Birçok bebeğin kilosu ve boyu beşinci ve doksan beşinci aralığa tekabül eder. Prematüre bebekler için istisnalar göz önüne alınmalıdır.

Grafikleri anlamak

Eğer bebeğiniz boy ve kiloda beşinci persentil değerinde ise, bu kendi yaş grubundaki diğer bebeklerin %95’inin bebeğinizden daha uzun ve kilolu olduğu anlamına gelir. Bebeğiniz doksan yedinci persentil değerinde ise, bebeğinizle aynı yaştaki diğer bebeklerin %3’ünün bebeğinizden daha kilolu ve boylu olduğu anlamına gelir. Her iki gruptaki ölçümler normal aralıktadır.

Bazen persentil kavramını anlamak zor olabilir. Diğer bir yol ise şudur: Bebeğinizin, kendi yaş grubunda bir oda dolusu bebekle aynı yerde bulunduğunu düşünün. Eğer bebeğiniz üçüncü persentil değerindeyse, odadaki birçok bebek sizin bebeğinizden daha büyük görünür ama bebeğiniz doksan yedinci persentilde ise, bebeğiniz muhtemelen odadaki en büyük bebeklerden biridir.

Persentil eğrisi bebeğinizin büyümesini anlamanın bir yoludur, aynı zamanda normal olan birçok farklı ölçüyü de göstermesi açısından faydalıdır. Bebek ailenin karakteristiklerine bağlı olarak, kendi büyüme düzenini takip edecektir. Başkalarının “ne kadar büyük/küçük bir bebek” yorumları, bilimsel olmayan gözlemlere dayalı -neredeyse her zaman- yanlış algılamalardır. Eğer birinin yorumu sizi tedirgin ederse, aile ve çocuk hemşirenize sorun veya doktorunuza bebeğinizin değerlerini persentil eğrileriyle belirtmesini isteyin. Şayet anlamazsanız, açıklamalarını isteyin. Büyümesi istikrarlı ve boyu ile kilosu dengede olduğu sürece, bebeğinizin hangi persentil değerinde olduğu önemli değildir .

İlginçtir ki, üç yaşma geldiklerinde, yalnızca az sayıdaki bebek başlangıçtaki persentil değerinde yer alır. Kafatası çevresi de persentil ölçümleme grafiğine konabilir. Bebeklerin kafalarının ölçülmesinin nedeni, ilk yıl içinde göstermiş oldukları hızlı büyümenin doğru orantıda olup olmadığının kontrolünü kolaylaştırmasındandır.

Gelişme nedir?

Gelişme, bebeğinizin kaliteli bir hayat sürebilmesi için gerekli tüm becerileri öğrenme yeteneğine işaret eder. Sevgi ve ilgi gören sağlıklı bebeklerde gelişme büyük oranda doğal bir şekilde meydana gelir. Gelişme, hareket etme, lisan, tuvalet eğitimi ve oyunları kapsamaktadır. Biz bütün bu fonksiyonları, sanki bize kendiliğinden verilmiş sayarız ama bunların edinilmesi şaşırtıcı derecede karışıktır.

Gelişmeye yönelik başarılar kilometre taşı olarak değerlendirilir. Kilometre taşları aşağıdaki başlıklar altında toplanmıştır:

Kaba motor becerileri (Büyük kas hareketleri)

  • Büyük kas hareketlerinin kontrolünü kapsar. Bu beceriler, bebeklerin oturmalarına, yürümelerine ve koşmalarına imkân sağlar.

İnce motor becerileri (Küçük kas hareketleri)

  • Küçük kas hareketlerinin kontrol yeteneğidir. Bu yetenekler bebeğinizin idare yeteneğini geliştirerek örneğin çıngırağı tutmasını, nesneleri eliyle almasını ve nihayetinde kalem ile duvarınıza karalama yapmasını mümkün kılar.

Görme

  • Yakın veya uzakta gördüğünü yorumlama yeteneğidir.

 

Duyma ve konuşma

  • Duyma (alma) ve dinleme (yorumlama) yeteneğidir.
  • Konuşma, anlayabilme ve lisan öğrenebilme yeteneğidir

Sosyal davranış ve oyun

  • Bu yetenekler bebeğinizin kabul edilebilir sosyal davranışları öğrenmesini sağlar. Bunlar, yemek yeme, iletişim kurma ve bireysel ilişkileri kapsar.

Bir dizi faktör büyüme ve gelişmeyi etkiler. Bazıları geçici veya kalıcı gecikmeye neden olurken bazıları bebeğinizin belli alanlarda ilerlemesine neden olur.

Genetik etki

  • Genetik etki, gelişme ve büyümede önemli derecede etkili olabilir. Küçük, zayıf ebeveynlerin küçük ve zayıf bebekleri olması olasıdır. Bebeğin babasının büyük kafasının olması, bebeğin de kafasının büyük olmasına neden olabilir. Müzik ve spordaki özel yetenekler, sıklıkla nesilden nesile aktarılır.

Erken doğum-prematüre

  • Otuz beş haftadan önce doğan herhangi bir bebek (kırk haftalık normal doğanla karşılaştırıldığında), prematüre ayrımına ihtiyaç duyar. Örneğin, doğum otuzuncu haftada olduysa, bebeğin yaşından on hafta çıkarılarak, kırk haftalık normal doğan bebeklerin ulaştıkları kilometre taşlarına erken doğan bebeğin onlardan on hafta sonra ulaşacağı gerçeği dikkate alınmalıdır.
  • Dört yaşma gelen erken doğmuş bebeklerin 4/5’i yaşıtlarıyla arasındaki farkı kapatır. Yaşıtlarını bundan daha önce yakalayan birçok bebek de vardır.

Hastalık ve/veya uzun süreli hastaneye yatırma

  • Bebeğiniz herhangi bir süre hastanede kaldıysa, gelişimi geçici olarak gecikebilir.
  • Önemli bir ameliyat geçirmiş bebekler bazı spesifik yetenekleri geç kazanabilirler. Bu genellikle kendi çevrelerine geri döndüklerinde kendiliğinden düzelir. İshal kaynaklı uzun süren zayıflama veya grip kilometre taşlarını geçici olarak geciktirebilir.

Çevresel ve duygusal yoksunluk

  • Bebeğin sevgi gördüğü, uyarıldığı, ilgi gösterildiği ve bununla beraber çok çeşitli oyun oynama fırsatı bulduğu kendi evinde, gelişme ve büyümedeki gecikme çok olağandışıdır. Gecikme; sevginin olmadığı, dengesiz, güvensiz çevrelerde ve “büyüdüğünüz veya küçüldüğünüzle kimsenin ilgilenmediği’’ ortamlarda olur.

Problemli doğan bebekler

  • Az sayıda bebek gelişmesini ve büyümesini büyük ölçüde etkileyecek spesifik problemlerle doğar. Down Sendromu, Spina Bifida ( omurganın arka kısmında doğuştan olan açıklık. Bebek, sırtında bir açıklıkla doğmuştur. Bu boşluk sinirlerle beyin arasında düzgün bir bağlantı olmasını engeller ), beyin felci ve benzeri ra hatsızîığı olan bebekler, hayatlarını olabildiğince iyi şekilde yaşamaları için gelişimleri konusunda özel ilgiye muhtaçtırlar.

Gelişme: 0-3 ay

Ortalama doğum ağırlığı yaklaşık 3 kilo 175 gramdır ama sağlıklı doğan bebek ler 2 kilo 608 gram ile 4 kilo 535 gram veya daha fazlası bir kiloda olabilir. Her ne kadar geniş sapmalar olsa da, genellikle erkekler kızlardan biraz daha kilolu olma yönündedir.

Bebeğinizi tartmak onun iyi olup olmadığını kontrol etme yollarından yalnıza biridir ve hiçbir şekilde bebek bakımının hayati önem taşıyan noktalarından değil dir. İlk bebekler -görünüşe bakılırsa sonradan doğan kardeşlerine göre daha- sık lıkla tartılmaktadır ama bu hiçbir şeyi değiştirmemektedir.

Tartmak faydalı bir kılavuz olup,

  • Anne sütünün yeterli olup olmadığını anlamaya,
  • Altı aydan küçük bebeklerde görülen huzursuzluğun açlık veya diğer faktör lerden kaynaklanıp kaynaklanmadığını anlamaya,
  • Yetersiz kilodaki bebeğin beslenmesinin ayarlanmasına,
  • Aşırı kilolu bebeğin beslenmesinin ayarlanmasına yardımcı olur.

Özellikle emzirdiğiniz dönemde, pek de anlayışlı görünmeyen sağlık çalışan larmın gözetiminde sürekli olarak bebeğinizin kilosunu ölçtürmek, büyük ölçüd strese neden olur. Gerekli görmediğinizde veya özellikle sağlık nedenleri dolayısıyl tartmanız şart değilse, bebeğinizin kilosunu haftalık olarak ölçmek gerekli değildi

Rahat hissedebileceğiniz bir çeşit tartı programı yapın veya yapmak istemezseniz tamamen unutun gitsin. Tartılar farklı sonuçlar verdiğinden, bebeğinizin kile sunu mümkün olduğunca aynı tartıda tartmaya özen gösterin.

 

İlk üç ayda kilo alımı

Bebeğiniz doğum kilosunun %10’unu, doğumu takip eden ilk üç-dört gün içinde kaybeder. Buna, sınırlı besin alımı ve ilk kakasını yapması yüzünden ekstradan kaybettiği vücut sıvısı neden olmaktadır. Bebeğiniz doğum kilosunu on günlük olduğunda veya daha öncesinde tekrar kazanacaktır.

Bazı bebekler doğum kilolarına ulaşmak için daha fazla zamana ihtiyaç duyar. Emziriyorsanız ve bebek biraz yavaş kilo alıyorsa paniklemeyin. Bebeğinizin kas tonusu normalse, istekli emiyorsa ve günde altı ila sekiz adet bebek bezi kirletiyorsa her şey yolunda demektir; devam edin. İki-üç haftadan itibaren, bebekler 150 ile 450 gram arasında kilo alır. Kilo ve boy tek başına alındığında hiçbir anlam ifade etmediğinden, bunların beraber dikkate alınıp büyüme (persentil) grafiğine eklenip, genel gelişme gidişatı konusunda bilgi edinilebilir.

Boy

Doğumda ortalama boy 48 cm ile 56 cm arasındadır. Doktorunuzu veya çocuk ve aile sağlık merkezini doğum sonrası ziyaretinizde elde ettiğiniz ölçü ile doğumda size söylenen ölçü arasında neredeyse kesin olarak farklılık görebilirsiniz. Bebeğinin boyunu tam ve doğru olarak ölçmek için iki kişiye ve doğru aletlere ihtiyaç vardır ki bunlar doğumda mevcut değildir, bu yüzden ikinci ölçümde bebeğiniz kısa veya dev gibi görünürse endişelenmeyin.

İlk üç ay boyunca bebeğiniz, ayda yaklaşık olarak 1,9 cm büyüyecektir. Haftalık ölçümlemenizde herhangi bir “büyüme” görmeseniz de, boydaki hızlı büyüme birkaç haftada bir olur. Her üç ila dört hafta sonrasında ölçmek daha faydalı sonuçlar verir.

Refleksler

Bebek refleksleri hakkında biraz bilgiye sahip olmak iyi olur. Bu konu hem ilginçtir hem de bebeklerin yaptığı bazı garip şeyleri açıklamaya yardımcı olur. Huzursuz bebekler için tavsiye edilen bazı sakinleştirici teknikler bu reflekslerle ilgilidir.

Bunlar nelerdir?

Refleksler, sinir uyarılmalarına otomatik tepkilerdir. Yeni doğan bebeklerde bir dizi refleks mevcuttur. Yaşamları boyunca azalarak sürüp giden yüksek seste sıçrama, hapşırma, öğürme, esneme, öksürme ve göz kırpma gibi bazılarına alışacaksınız.

Diğer refleksler bebekler için tuhaftır ve birinci yaşlarına kadar herhangi bir zamanda ortadan kaybolur. Bebeğinizin birçok refleks üzerinde kontrolü yoktur ve bu eylemler kendiliğinden meydana gelir, ancak son zamanlardaki araştırmalar bebeklerin bazı reflekslerinin gönüllü, belli bir amaca yönelik hareketler eşliğinde yapıldığını göstermektedir. Başını çevirip memeyi araması, memeyi alarak emmeye başlaması, bunlara örnek olarak gösterilebilir.

Bebek reflekslerinin üç ana nedeni:

a) Hayatta kalma ve korunma

Belli başlı refleksler rahim dışındaki hayat için gereklidir, böylece bebek beslenebilir ve nefes alır. Beslenme ile ilgili refleksler, aranma (rooting), emme ve yutmadır (s. 230-23l’de açıklanmıştır). Soluma ile ilgili iki refleks ise, esneme ve karın üstü yatırıldığında nefes alabilmek için otomatik olarak başını bir yöne çevirmesidir. Göz kırpma, öğürme ve öksürme ise korunmaya yönelik reflekslere örnek gösterilebilir.

b) Anne karnında yaşamak için

Emekleme ve yürüme refleksleri ana karnındaki hayatıyla doğrudan ilintilidir. Bebekler, hamilelik döneminde ayaklarını ana rahminin duvarına vurmak suretiyle anne karnında hareket ederler, bu nedenle doğum sonrası bebeğin tabanlarına basınç uyguladığınızda, “emekleme” veya “yürüme” ile tepki verirler. Bu refleksler daha sonraki emekleme veya yürüme ile ilgili değildir ve dört hafta içinde ortadan kaybolur.

c) İlkel refleksler

İlkel refleks olarak adlandırılan ve insanoğlunun ilk dönemleriyle ilgili olduğu düşünülen bu reflekslerin en ilginç refleksler olduğunu düşünmekteyim.

El ve ayakla kavrama, erken dönemlerden hafızamızda kalan ve kürke tutunmak için gerekli reflekslerdendir. Başparmağınızı avucuna koyduğunuzda, bebeğiniz parmaklarını kapatarak başparmağınızı kavrama-yakalama refleksi gösterecektir. Bebeğiniz, ayrıca avucuna değen saçınız, boynunuzdaki zincir, küvetin kenarı, babasının tüylü göğsü gibi her şeyi kavrama refleksi gösterecektir.

Bebeğin ayaklarının tabanlarına dokunmak ayak parmaklarının kıvrılmasına neden olur.

Parmak kavrama ve yumruk yapma ilk üç aydan sonra azalmaya başlar. Ayak parmaklarını kavrama ise tek başına ayakta duruncaya kadar kaybolmaz.

Diğer bir ilkel refleks ise “sıçrama” (moro) refleksidir: Bebek herhangi bir sarsılmada veya aniden dengesi bozulduğunda bacaklarını ve kollarını havaya kaldırır. Sıçrama refleksi ilk iki ay içinde çok güçlü olup üçüncü veya dördüncü ayda kaybolur.

 

Fark edeceğiniz diğer bazı refleksler şunlardır:

Emme

Emme refleksi güçlü olanlardandır. Bebeğinizin yapmış olduğu emme reflekslerinin hepsi yemek ve açlıkla ilgili değildir. Bebekler, özellikle çok yorgun veya keyifsiz olduklarında aç olmasalar bile sık sık nesneleri emerler. Bu emme gıdasız emme diye adlandırılır ve görünüşe göre doğuştan gelen, doğal ve streslerini azaltmak için yaptıkları bir reflekstir. Bazı bebekler bunu diğer bebeklerden daha fazla yapma ihtiyacı duyar. Emme refleksi ilk birkaç ay içinde yerini başkasına bırakır; gönüllü emme bebeğin ağzına verilen objeler ile kontrolü eline alır.

Aranma (rooting) refleksi

Bebeğinizin yanağına dokunduğunuzda, başını dokunma yönüne çevirip ağzını açar ve emmeye çalışır. Ebeveynler sıklıkla aranma refleksini açlık belirtisi ile karıştırmaktadır. Bebeğiniz bunu aç olduğunda da yapar ancak uyanık olduğunda ve uyarıldığında aç olup olmamasına bakmadan, birçok kez aynı davranışı gösterebilir. Oral yakalama refleksi ilk üç ila dört ay içinde çok güçlüdür ve bir yaşma kadar da görülebilir.

Sıçrama (moro) refleksi

Ses, ani bir hareket veya bebeğinizin aniden kendi kendine uyanması bebeğinizde kollarını ve bacaklarını hemen dışarı fırlatma hissi uyandırıp, ağlama ve üzülmeyi beraberinde getirir. Bu refleksler çoğu kez bebekleri sakinleştirmeyi zorlaştırır, bundan dolayı bebeğin derin bir uykuya dalması için kundaklanması veya bebeğin sıkı bir şekilde tutulması gibi bazı sakinleştirme tekniklerinin kullanılmasına yol açmaktadır.

Titreyen dudak

Ani ses, hareket veya bebeğinizin duruşunu değiştirmek sıklıkla altdudağın titremesine neden olur ki, bu yetişkinlerde veya daha büyük çocuklarda üşüme veya duygusallığa işarettir. Küçük bebeklerde ise altdudağın titremesi başka bir reflekstir ve büyüklerdeki gibi üşüme veya duygusallığa işaret etmez. Elbiselerinin çıkarılması gibi bir dış uyarılmaya bağlı olarak ortaya çıkar.

Öğürme refleksi

Öğürme refleksi, bebeğinizin boğazının alt kısmının uyarılması ile otomatik olarak verdiği tepkidir. Bu bizim vücudumuzun boğazımızdan aşağıya inen uygun olmayan nesnelere karşı gösterdiği ve hayatımız boyunca da devam eden doğal bir savunmadır, ama bebeklerde öğürme refleksi yetişkinlere oranla çok abartılıdır. Yaşça büyük bebekler, elle beslendiklerinde çok öğürürler ve ebeveynler bunu sıklıkla boğulma ile karıştırır.

Gelişme: doğumdan 6. haftaya kadar

Kaba motor becerileri (Büyük kas hareketleri)

Yenidoğan bebeğiniz karnının üstünde yatarken, anne karnındaki pozisyonundaki gibi -kolları ve bacakları toplanmış bir şekilde- olduğunu fark edeceksiniz. Eğer ters doğmuşsa (önce popo geldiyse), bacakları o kadar da kıvrılmayabilir.

Birçok yenidoğan karın üstü yatarken başını kaldırır ve bir anlık da olsa, sağa sola başını sallar. Bunu “dengesini sağlamak” için yapar. Eğer, bebeğinizi sırtüstü yatırır ve nazikçe kendinize doğru kaldırırsanız, başı geriye doğru düşecektir. Bebeğinizi tutarken, beslerken veya banyo yaptırırken başını tutmanız önemlidir.

İnce motor becerileri (Küçük kas hareketleri) ve görme

  • Küçük kas hareketleri: Bebeğiniz avucunun içi ile temas eden objeleri kavrar.
  • Görme: Bebeğiniz doğumdan itibaren görebilmektedir. Küçük bebekler uzağı göremezler, bu yüzden parlaklık veya hareket gibi gözlerinin en iyi şekilde odaklanabildiği şeyler bebeğinizin dikkatini çekecektir. Yüzünüzü onun yüzüne yakın tutun, yana doğru hareket ettirin ve sizi gözleriyle takip etmesini seyredin. Bebeğiniz keyifliyken ya da gerginken bu hareketi yapın.

Duyma ve konuşma

  • Duyma: Bebeğiniz doğumdan itibaren yüksek sesleri duyabilir ve sıçrama (moro) refleksi ile de cevap verebilir, ama her ani yüksek seste bu tepkiyi vermediğini göreceksiniz. Bebeğiniz derin uykudayken, ağlıyorken, dikkati dağılmışken veya beslenirken, ani ve yüksek ses sıklıkla onda herhangi bir tepkiye neden olmaz. Eğer onu sıçratmaya yönelik ellerinizi çırpmanıza veya kapı çarpmanıza rağmen tepki vermiyorsa sürekli olarak onun duyu yeteneğini test ederek de hayatınızı cehenneme çevirmeyin. Birkaç haftadan sonra fark edeceğiniz üzere yetişkinlerin öksürmesine, hapşırmasına, anahtar tıkırtısına veya köpek havlaması seslerine tepki vermeye başladığını göreceksiniz.

Yenidoğanlar seçici olarak değişik tipteki seslere tepki verir. Islık, müzik veya ninni gibi yumuşak sesler bebeğinizi yatıştırıp sakinleştirirken; gürültü, kulak tırmalamayıcı sesler ters tepkiye neden olur. Ağladığı zamanlarda, sesinizi dinlemek için ağlamayı bırakacaktır.

Yaklaşık binde bir veya iki bebek önemli derecede duyma kaybı problemi ile doğar. Erken teşhis ve müdahale; bebeğin duyma yetisini, eğitimini, sosyal hayatını ve duygusal gelişimini önemli ölçüde iyileştirmektedir. “Yenidoğan İşitme Tarama Programı” bu bebekleri en kısa zamanda bulmayı ve onlara en uygun hizmeti sunmayı hedeflemektedir.

Bebeğinizin seslere tepkisi veya konuşma ve lisan beceri gelişmeleri konusunda herhangi bir şüpheye düşerseniz, daha önceki tarama sonucuna bağlı kalmadan, bebeğinizi işitme testine götürmeniz önemlidir.

  • Konuşma: Yaklaşık altı haftadan sonra, bebeğiniz kumru gibi sesler çıkarmaya başlayana kadar -her ne kadar bu onun tek iletişim kurma yolu olmasa da- ağlamak onun için tek ses çıkarma yoludur. Bebeğinizin iletişim kurmak için parmağınızı kavraması, yüzünüze dikkatli dikkatli bakması, istediğinde memenizi bırakması gibi birçok diğer zeki yolları kullanmasına rağmen ağlama, büyük ihtimalle sizin de farkına varacağınız gibi ilk birkaç hafta içinde iletişim kurmak için kullanacağı yol olacaktır. Ağlama miktarı ve süreleri bebekler arasında çok çeşitlilik göstermektedir. Bazı bebekler nadiren ve belli bir nedenden dolayı ağlarken, diğerleri anlaşılması imkânsız nedenlerle, uzun süreli ağlayarak herkesin kafasını karıştırır.

Bebek işaret dili; bebeklerin konuşmaya başlamadan önce kolayca öğrenebilecekleri ve kullanabilecekleri basit vücut hareketlerinin (işaretler) toplamıdır. Bebek işaret dilinin amacı, bebeklerle anlamlı bir şekilde iletişim kurup, böylece neyin onlara sıkıntı verdiğini anlayarak her ihtiyaçlarının karşılanmasıdır. Bebek işaret dili metodu satışı yapan şirketler, işaret dilinin alıcının (bebeğin) IQ’sunu arttırdığını, lisan yeteneklerini geliştirdiğini ve bebeğin öfke nöbetlerini, ağlamalarını ve hayal kırıklığını azalttığını iddia etmektedir. İşaret dilinin inanılmaz faydaları olduğunu destekleyen araştırmalar ağırlıklı olarak bu sisteme yatırım yapan psikologlar tarafından yönetilmektedir. Ancak, adil olmak gerekirse, dünya çapında bebeklerin işaretlerine ilişkin kişisel alıntılara dayalı birçok övgü de vardır. Bununla beraber, bağımsız araştırmacılar tarafından bahsi geçen faydaları destekleyici objektif bir araştırma bulmak zor olduğundan, ben bebek işaret dilini gereksiz bir seçenek olarak görüyorum. Elbette, fikir çekici geliyorsa deneyin, ama masraflı ve külfetli bir şeyin altına girmeden önce Avustralya Konuşma Patolojisi’nin aşağıdaki açıklamasına kulak verin:

  Çocukların konuşma yeteneklerini ve lisan gelişimlerini başarılı bir şekilde teşvik etmenin en iyi yolu, onlarla konuşmaya ve beraber tecrübe etmeye dayanır. Bebek işaret dilini kullanmak bebeğin başarılı bir şekilde lisan öğrenmesi için gerekli değildir. Ebeveynler bebek işaret dilini bebekleri ile iletişimde kullanmayı isterlerse, Avustralya Konuşma Patolojisi, bunun konuşma eşliğinde yapılmasını desteklemektedir. Araştırmalar göstermektedir ki, işaret dili kullanımı örneğinde olduğu gibi anlamı güçlendiren iletişim araçlarının kullanılması, gelişme gecikmesi gösteren ve/veya konuşma ve lisan zorluğu çeken çocuklar için faydalıdır.

Sosyal davranış ve oyun

Bebeğinizin birçok refleksi onun kontrolü dışındadır ama sizin de fark edeceğiniz üzere, öyle zamanlar vardır ki bazı şeylere olan tepkileri amaçlıdır. Son yirmi yılda yapılan araştırmalar göstermektedir ki, yeni doğan bebekler amaçlı ve seçim yaparak tepki verme kapasitelerine sahiptirler. Sesinize tepki vermeleri, sallanmanın verdiği rahatlama, emmeleri, sarılmaları veya tenden tene kontak kurmaları bunun örnekleridir. Bebeğiniz tatlar arası farklılığın ayrımına varır. Çok küçük yaştaki bebekler değişik tatların farkında olup sıklıkla suyu reddederken, mamayı veya anne sütünü reddetmezler.

Gelişme: 6. hafta

Kaba motor becerileri (Büyük kas hareketleri)

Bebeğiniz altıncı hafta itibariyle bariz bir şekilde başını kontrol edebilir; bu yüzden -sizin de göreceğiniz üzere- bebeğinizi kaldırırken veya tutarken başını o kadar da desteklemek zorunda kalmayacaksınız.

Duyma ve konuşma

  • Duyma: Ani sesler bebeğinizin zıplamasına neden olmasına rağmen hâlâ tepki göstermediği zamanlar vardır.
  • Konuşma: Beşinci ve sekizinci haftalar arasında bebeğiniz, onunla konuştuğunuzda güzelce agu sesi çıkarmaya, mırıldanmaya başlayacaktır. Bebeklerin yaptıkları ilk tepki sesleri sihirli seslerdir.

Sosyal davranış ve oyun

Mırıldanma seslerinin yanı sıra ilk gülücükler de ortaya çıkar. Ne muhteşem bir andır o! Az sayıdaki bebek on günlük gibi çok erken bir zamanda gülümseyebilir.

İnsanlar erken gülümsemeyi “gaz çıkarma” olarak adlandırmayı sever. Bebeklerin özellikle uyurken surat ekşitmesi, gülümseme değildir (“gaz çıkarma” da değildir) ama bebeğiniz size bakarken ve ilişki kurmaya hazır bir edayla gülümserken, “gaz çıkarma” sözünü umursamayın, çünkü bu gülümsemedir. İlk gülümseme için ortalama yaş, beş ila sekizinci haftadır.

Gelişme: 3. ay

Kaba motor becerileri (Büyük kas hareketleri)

Bebeğiniz üç aylıkken, onu otururken kendinize doğru çektiğinizde, bebeğiniz neredeyse tam kafa kontrolüne sahiptir. Eğer karın üstü yatmaktan rahatsız olmuyorsa, kendisini kollarının üstünde yukarıya doğru kaldıracak ve kafasını sallayarak dengesini sağlama konusunda pratik yaparken, dünyaya genel bir bakış atacaktır. Onu sağlam bir zemin üzerinde ayakta durur vaziyette tutarsanız, bebeğiniz kendi ağırlığını taşıyabilir, dizlerinin üzerinde biraz sallanabilir. Birçok bebek sekiz haftalıktan başlayarak ayakta durup kendi ağırlığını taşımayı sever. Bebeğiniz bunu yapabiliyorsa, istediği kadar ayakta tutun; ona herhangi bir zarar vermezsiniz (tutmaya yetecek kadar sabrınız olduğu sürece, çünkü bazı bebekler tüm gün ayakta kalmayı ister). Erken ağırlık taşımanın bebeklerde sırt veya çarpık bacak problemlerine neden olduğu yönündeki yorumları umursamayın.

Görme ve ince motor becerileri

  • Görme: Bebekler üç aylık olduklarında bakmaktan bıkmazlar. Üç ile beşinci ay arasında etrafındaki her şeye bakmaktan sürekli dikkati dağılır ve bu yüzden bebeği beslemek biraz zorlaşabilir. Onun için insan yüzü ve gözleri hâlâ en ilginç olanıdır, özellikle de sizinkiler. Bebeğiniz artık odadaki hareketlerinizi de takip edecektir.
  • Küçük kas hareketleri (ince motor): Bu dönemde fark edeceğiniz üzere, bebeğinizin yumrukları ve parmakları her zaman ağzındadır. Sürekli olarak yumruğunu ve parmaklarını ağzına sokması, bebeğinizin duyusal motor gelişiminin bir parçasıdır; diş çıkarma veya acıkmanın belirtisi değildir. Bu aynı zamanda tedbir almanızı gerektirecek “kötü alışkanlık” da değildir. Parmaklarına ulaşması bebeğiniz için önemli olduğundan ellerine eldiven giydirmenize gerek yoktur.

Tüm bebekler bunu belli bir dereceye kadar yapar, yumrukları ve parmakları bilinçli olarak eşyaları kavrama yaşına geldiğinde bu sefer objeleri ağızlarına sokarlar. İçlerinden gelen keşfetme dürtüsü ile yeni uyarıcılar bularak çevrelerindeki dünya hakkında daha fazla bilgi edinirler. Bununla beraber, bebekler üç-dört aylık olduklarında bilinçli olarak hareket etmeye başlarlar. Bebeğiniz yanağından kayan giden elini gördüğünde onu bilinçli olarak ağzına sokar ve bu hareketi tekrarlar, zaman zaman kendini kaybetmişçesine yumruğunu sokabileceği kadar içeri sokarak öğürmesine neden olur. “Her şey ağızda aşama”sı birinci yaşını doldurana kadar devam eder ve ikinci yaşı boyunca yavaş yavaş azalır.

Bebeğinizin avucunun içine çıngırak yerleştirdiğinizde, zili gerçekten tuttuğunun farkında olmadan onu kavrayacak ve amaçsızca sallayacaktır. Sonunda, zilin elinden kendiliğinden kaybolup gittiğinin bile farkına varmadan onu elinden düşürecektir. Onu aramayacaktır. El ve göz koordinasyonu bebeklere bir şey tuttuklarını bilmelerini sağlar ve kasıtlı olarak ellerinin yerine ağızlarına başka şeyler koymaya dört ila beş aylıkken başlarlar.

Üç ve dört aylık arası bir zamanda, bebeğiniz ellerini kenetleyip serbest bırakacak ve onları çokça seyredecektir.

Duyma ve konuşma

  • Duyma: Bebeğiniz şimdi yüksek seslere daha tutarlı bir şekilde tepki verir. Aslında, yüksek seslere veya ani seslere çok duyarlı olmak bu aşamadaki birçok bebek için normaldir (özellikle de elektrikli süpürgenin sesi). Bebeğiniz aynı zamanda, yaklaşan seslerden veya ayak seslerinden de heyecanlanır.
  • Konuşma: “Mırıldanma” çabucak sürekli sese dönüşür (konuşma sesleri). Kıkırdamak ve gülmek yaklaşık üç aylık civarındayken başlar.

Sosyal davranış ve oyun

Üç ila dördüncü ayları büyüleyici yaşlarıdır. Bebeğiniz artık özellikle sabahları uyandığında ağlamak yerine uyumlu güzel sesler çıkarır. Bu yaştaki çoğu bebek banyo yapmaktan gerçekten keyif alır. Eğer bebeğiniz banyodan keyif almıyorsa, bu herhangi bir şeyin yanlış gittiği anlamına gelmez. Bebeğiniz gıdıklanmaktan, onunla oyun oynanmasından, konuşulmasından ve şarkı söylenmesinden çok mutlu olacaktır.

Kilometre taşlarından sapmalar

Gelişme yolundaki kilometre taşları bebeklerin neredeyse ortalama %50’sinde düzenlidir. Onlar gelişim ölçeğinin her iki ekstrem ucunda da dolaşmazlar. Bebeklerinizi karşılaştırarak veya belli bir yaşa geldiği gün, yaşı ile ilgili kilometre taşı bekleyerek kendinizi gereksiz yere endişelendirmemeye özen gösterin.

En fazla normal sapma büyük kas hareketlerindedir (kaba motor). İlk üç ay içinde genel olarak fark edilen sapmalar aşağıdadır:

  • Yuvarlanma: Dört haftalıktan dokuz aylığa kadar. İstemsiz yuvarlanma dört haftalık gibi erken bir zamanda başlayabilir, bu yüzden bebeğinizi yüksek bir yerde yalnız başına bırakmayın.
  • Baş kontrolü: Bazı bebekler baş kontrolünü çok erken bir dönemde geliştirebilir, diğerlerinin üç aylıkken bile başı öne doğru gidebilir.
  • Düz sert yüzeyde ayakta kendi ağırlığım taşıma: Sekiz haftalıktan dokuz aylığa kadar.
  • Gülümseme: On günden sekiz haftalığa kadar.
  • Tepki veren mırıldanma sesleri: Birkaç haftalık gibi erken zamandan sekiz haftalığa kadar.
  • Ahenkli konuşma sesleri: Yedi haftalıktan üç aylığa kadar.

Harekete geçirici şeylerin yapılması

Ebeveynler günümüzde “ideal” gelişim bombardımanına tutulmuş durumdalar. Birçoğu sürekli olarak, gün içindeki işleri yetmezmiş gibi, bir de eğitim kartlarıyla bebeğin gelişmesi, bebeğin müzikten zevk alması, yüzme dersleri, bebek jimnastiği gibi etkinliklere katılmak zorunda hissediyor.

Bebeğinizin ailenin bir parçası olduğunu unutmayın. Ailenin bir parçası olmak ev işlerinin yanı sıra, her aile bireyi için özel bir zaman ayırmayı ve tüm aile bireyleriyle bir arada zaman geçirmeyi gerektirmektedir. Sağlıklı bir bebeğe uygun yemek verildiğinde ve sevgi dolu bir evde çokça ilgi gösterildiğinde, bebeğiniz olması gerektiği gibi büyüyüp gelişecektir. Ekstra aktiveteler, zamanınız ve paranız olduğunda veya ikiniz için de sosyalleşme imkânı sağladığında çok iyidir, ama bunun yanında size çokça vakit kaybına ve paraya mal olmayacak birçok basit etkinlik de vardır.

İlk üç ay için işte size bazı öneriler:

  • Yürüme: Çevresine daha fazla ilgi göstermeye başlar başlamaz bebeğinize destek olarak ayağa kaldırabilirsiniz. Sadece, dikkatli olun. Evdeyken, karyolasından 30 cm yukarıya asılan hareketli oyuncaklara bakmaktan hoşlanacaktır. Oyuncakların bebeğinizin ulaşabileceğinden daha uzakta olduğundan emin olun ve arada bir değiştirin.
  • Bebeğiniz iki veya üç haftalık gibi çok erken bir zamandan başlayarak portatif sandalyesine oturabilir ve etrafında olan biteni görebilir.
  • Birçok bebek yerde havluların üzerinde altında bezi olmadan yatmaktan büyük keyif alır.
  • Seçilmiş pahalı olmayan oyuncaklar, bebeğinizin el ve göz koordinasyonunu öğrenmeye başlamasına yardımcı olabilir. Dikkat çeken sesler çıkaranlar, yüzleri gerçek yüze benzeyen bebekler, vurduğunuzda ileri geri sallanan oyuncaklar çok sevilir.
  • Yüzünüz, gözleriniz, sesiniz ve dokunuşlarınız, onun öğrenmesi ve eğlenmesi için en önemli şeylerdir.

“Karın üstü” kelimesi hakkında

Bu rehberi hazırlamamızdaki asıl amacımız, ebeveynlerin daha az endişelenmelerini sağlamaya yönelikti ama yıllar geçtikçe, bu gerçekleştirilmesi imkânsız bir rüyaya dönüşüyor. Çünkü bebek bakımıyla ilgili bir yığın bilgi değişip duruyor ve bu da ana babaların her hareketine gölge düşürüyor. Örneğin bazı fizik tedavi uzmanlarının, bebeğin her gün karın üstü yatırılmasının sırt ve boyun kaslarını geliştirdiğine, kafa kontrolü ve koordinasyon sağlamayı desteklediğine ve bebeklerin emeklemeyi öğrenmeleri konusunda çok yardımcı olduğuna hükmetmeleri üzerine 1980’lerde bebeklerin “karın üstü vakit geçirmesi” gerektiği gündeme geldi. Hatta bazıları (hatalı olarak) karın üstü zaman geçirme ile bebeğin gelecekte okuma yeteneği arasında bir bağ olduğunu ileri sürdü. Oysa bu alanda çalışan bizler, karın üstü vakit geçirmenin, gelişimlerini arttırmak için çeşitli egzersizlere ihtiyaç duyan spesifik sakatlığı olan veya prematüre doğan bebeklerde yararlı olduğunu biliyorduk. Öte yandan emeklemeyi öğrenmiş, yürüyen ve günlük karın egzersizi yapmadan gelişmiş, sağlıklı bebeklerde bunun fayda sağladığını fark etmenin çok zor olduğunun da farkındaydık. Karın üstü egzersizi için annelere ısrar etmek onlara ekstra bir iş yükü getirdi. Bu iş aynı zamanda stres de yaratmıştı, çünkü bebeklerin çoğunun hoşuna gitmiyordu.

Her şeye rağmen yassı kafa problemi ile bebeğin yuvarlanması, kafasını yukarı kaldırması ve emeklemesinde biraz gecikmeden kaynaklanan endişeler göz önüne alındığında -ki bebeğin doğumdan beri sırtüstü uyumasından kaynaklanmaktadır- ben, karın üstü egzersizinin yapılmasını zorunlu olarak kabul ediyorum. “Yerde zaman geçirme” egzersizi, bebekleri düz bir zeminde birçok hareketi yapmaya teşvik ettiğinden her zaman faydalı bir şeydir. Olabildiğince sık ve düzenli bir şekilde “karın üstü” egzersizi yaptırmayı deneyin. Bazı bebeklerin hoşuna gider, diğerleri zevk almayı öğrenir ve maalesef ötekileri de hiçbir zaman sevmez.

Bebekleri “karın üstü” egzersizine teşvik etmek, bebekler yerde yatarken, onlarla yüz yüze gelecek şekilde yere yatmayı, konuşmayı ve onları şaşırtmaya çalışmayı gerektirmektedir. Buradaki amaç, çok seveceği zamana kadar her gün yerde kalma süresini biraz uzatmak ve böylece kendi yöntemine göre yerde kalacak hale getirmektir.

Özellikle yeni yürüyen bir çocuğunuz varsa ve siz yerde bebeğinizle beraber “karın üstü” egzersizi yaparken o da üstünüze çıkmaya çalışıyorsa, bundan keyif almaya çalışın.

Oyuncaklar

Oyuncaklar bebeğinizin gelişimiyle çok ilgilidir. İlk üç ayda oyuncaklar ve aktiviteler bebeğinizi seslerle uyarmaya ve küçük hareketler yaptırmaya yöneliktir. İlk üç ay için işte size bazı öneriler:

  • Halkalar, çıngıraklar.
  • Hareketliler: Bebeğiniz hareket eden şeylere çok küçük yaşta bakmaya başlayacaktır. Üzerinde yüz resmi olan siyah ve beyaz geometrik şekiller çokça dikkat çekecektir.
  • Bebeğinizin ulaşamayacağı yerde duran kurmalı müzik kutuları onların ilgilerini çeker ve sakinleşmelerine yardım eder.
  • Bir veya iki yumuşak, yıkanabilir oyuncaklar.
  • Sekiz haftalık ve üç aylık arasında, direk karşıya bakmaya başlar, bazen ellerini açar ve bazı şeylere vurmaya başlar, kısaca sallanan kısımları ve parçaları olan oyuncaklar bu yaş için uygundur.
  • Anlaşılır, renkli resimler ve/veya duvar çevresinde kalan perdeler dikkat uyandırır. Bebeğinizle beraber oda içinde yürürken resimdeki insanlar ve diğer şeyler hakkında konuşmanız eğlencelidir.

Hangi yaşta olursa olsun çok fazla oyuncak almanız gerekmez. Bebekler ve yeni yürüyenler her seferinde birkaç oyuncak ile daha iyi oynar ve oyuncağın ne kadar ideal olmasına bağlı kalmaksızın dikkatlerinin süresi sınırlı olduğundan -her ne kadar bebekten bebeğe farklılık gösterse bile- belli bir zamandan sonra ne olursa olsun sıkılmaya başlayacaklardır. Oyuncakların eğlendiriciliği yönünde gerçekçi olmayan düşüncelere saplanmamaya özen gösterin. Bebeğinizin yaşma ve gelişmesine uygun dikkatlice seçilmiş birkaç oyuncak önemlidir, ama piyasada bebekleri her gün saatlerce eğlendirecek veya mümkün olduğunca dışarı çıkmalarını engelleyecek ya da ebeveynle, abi veya ablalarıyla oynamasının yerine geçecek bir oyun cak yoktur.

Gelişim özeti: 0-6 hafta

Kaba motor becerileri (Büyük kas hareketleri)

  • Sırtüstü uzanma, baş bir yöne gider
  • Otururken kaldırdığınızda baş arkaya düşer
  • Oturur vaziyette durduğunda sırtı bükülür

Görme ve ince motor becerileri (küçük kas hareketleri)

  • Gözbebekleri ışığa tepki verir
  • Dairenin dörtte biri olacak kadar yüzü takip eder
  • Doğumdan itibaren görür, ancak yakını görür
  • Eller genellikle kapalıdır
  • Avuç içiyle parmak kavrar (istemsizce)

Duyma ve konuşma

  • Ani sesten irkilir
  • Altı hafta sonunda mırıldanır ve gülümser

Gelişim özeti: 3. ay

Kaba motor becerileri (Büyük kas hareketleri)

  • Sırtüstü uzanma, baş ortada kalır
  • Otururken kaldırdığınızda baş arkaya çok az düşer veya hiç düşmez
  • Oturur vaziyette durduğunda sırt az bükülür.
  • Karın üstü yattığında genelde başını kaldırır
  • Ayakta durur vaziyette tutulduğunda her ne kadar dizlerini kırsa da ağırlığını taşıyabilir

Görme ve ince motor becerileri (Küçük kas hareketleri)

  • Görsel olarak her şey dikkatini çeker
  • Yüzünüzü 180 derece takip eder.
  • Elleri ile oynar, yumruk sürekli olarak ağızdadır
  • Eline çıngırak verirseniz tutar, ancak tuttuğunun farkında değildir

Duyma ve konuşma

  • Ani sesten korkar
  • Ahenkli sesler çıkarır

Sosyalleşme ve oyun

  • Genellikle banyo yapmayı sever
  • Kendi ile konuşulmasına ve oyun oynanmasına bayılır