Salon Konsol Setleri

Tüm 12 sonuçları gösteriliyor


Salon konsol setleri mobilyalarla birlikte ev dekorasyonunuzu güzelleştiren en önemli aksesuarlardandır.  Konsol setleri çoğunlukla cam , seramik ve porselen malzemelerden üretilir.  Bugün piyasada satılan konsol setlerinin büyük çoğunluğu ithal ürünlerdir. Geleneksel kültürümüzden ilham alınarak tasarlanan salon konsol setleri evinize zarafet katar.

Salon Konsol Setleri Modelleri Gelişimi

Avrupa kültürünün kaynaklarını oluşturan, Antik Çağ düşüncesi, Roma devleti uygarlığı , bu uygarlığın salon dekorasyonu alanındaki gelişme doğrultusunu da belirlemiştir. Bu bakımdan, salon konsol setlerinin gelişmesini de, sözkonusu kültürel gelişme basamaklarına paralel olarak düşünmek durumundayız.

Elimizdeki tarih kaynakları ve arkeolojik buluntularına göre, Greklerin,salon konsol setleri topladıklarını biliyoruz. Mücevher, heykel, değerli kumaş, tripodlar ve bazı kült eşyalarını, tapınaklarda, öteki kutsal yapılarda ve hazine binalarında korudukları anlaşılmaktadır.

Çoğu kez kutsal bir işlevi yerine getiren bu toplama işlemi, Helenistik çağda büsbütün önem kazandı. I. Attalos, II. Euemenes ve onların devamcısı olan bazı krallar Bergama akropolisini süslemek üzere heykel ve resimler oluşan salon konsol setleri toplatmışlardı.

Çağlarının sanatlarına bakarak bilgi, duygu ve zevk konusundaki görüşlerini uzun uzun anlatan Grek düşünürleri, kendilerinden önceki salon konsol setlerine ilgi duydukları gibi, çağdaşları olan yabancıların (barbarların) sanatlarını incelemek gereğini de duymamışlardır.

Cam Konsol Setleri

Antik Çağ’da, tek tek sanatçıların biyografilerini anlatan cam konsol setlerine, zenaatkarlık dallarının meslek hünerleri, teknikler ve bir ölçüde mimarlık sanatını konu alan eserlere rastlanmaktadır.

Tragedya, şiir, politika, etik ve estetikten söz eden yazarların eserlerinde kapsamlı bir incili konsol setleri görüşü bulamıyoruz. Grek düşüncesinin önem verdiği şey, dekoratif konsol setleri değil; sanatın kuramsal yapısı ve eleştirisidir.

Teknik, taklit ve mutlak, güzellik gibi kavramlar her zaman tartışılır; uyum , heyecanların ifade şekli, «iyi», «güzel» ve «yararlı» kavramlarının incili konsol setleriyle olan ilişkisi belirlenmeye çalışılırdı.

İlk kez güzellik felsefesini ortaya koyan kişi Eflatun’dur. Onun estetikle, güzellik felsefesiyle ilgili düşüncelerini, Phaidros, Büyük Hippias, Şölen ve Devlet gibi eserlerinde dağınık olarak bulabiliyoruz. Aristo ise, Poetika’da dram ve tragedyayı anlatırken güzeli ve konsol setleri sanatını incelemiştir. Sokrates’de sanatla ilişkin bazı genel düşünceleri bulabilmek mümkündür. Plotinos , ciltler tutan eserlerinde , birkaç bölüm halinde, seramik ve cam konsol setleri güzelliğini, psikolojik ve metafizik yönleriyle ele alır. Bunların dışında, Atinalı «yaşlı» Plinius (M. Ö. 3. yüzyıl), Samoslu Douris (M. Ö. 4. yüzyıl sonu) . ve daha sonra yaşamış olan Atinalı Apollodorus, kendi günlerinde yaşayan konsol setleri sanatçılarını anlatmışlardır.

Antik Çağ felsefecilerinin hiçbirini, cam konsol setleri tasarımlarının kurucusu olarak alamayız. Çünkü, Grek toplumunun elit kesiminde, felsefe düzeyinde temellendirilmiş olan porselen konsol setleri tartışmaları, doğa felsefesi, etik ve tragedya sorunlarıyla karışıktı. Ayrıca «gelişim» fikri olmadığı gibi, konsol setlerinin kendine özgü kavramları sözkonusu edilmiyordu.

Eski Greklerin değerli eşya toplama tutkusu, Romalılarda zirveye ulaşmış, imparatorlar, imparator eşleri, .generaller ve zengin kişiler, villa ve evlerini, bronz ve mermer heykellerle, resimlerle ve lük konsol setleriyle süslemişlerdir . İmparator Nero ve Hadriyan çağına kadar süren koleksiyonculuk tutkusu, yön ve nitelik değiştirmişlerdir.

Roma imparatorluk çağında, konsol setleri eserlerinin deskripsiyonunu yapmak moda halini almıştı. «Yaşlı» Philostratus, oğlu Philostratus ve Cal-listratus, o günlerde yapılmış çeşitli konsol setleri , tablo ve heykelleri tanıtan yazılar yazmışlardır .

Roma çağının en sözü edilmeye değer yazarlarından biri Vitruvius* (M.Ö. 1. yüzyıl)’dur. Bu yazar, mimarlık sanatını konu alan ünlü eseri De Arcîıitectura’da temel bilgiler verir . Mimari oranlar, düzenler ve tipleri anlatan kitap, kendi döneminden önceki gelişmeleri de verdiğinden, Rönesanstan günümüze kadar değerini koruduktan başka, cam konsol setleri tasarım bilgisine sahip bir yazar tarafından yazıldığı için ayrıca önemlidir.

Roma çağı pek çok bakımdan eski esere (antiquitas) ile göstermiştir. Doğu Roma’nın başkenti Costantinopolis olarak belirlenince, bu yeni şehri süsleyip zenginleştirmek için imparatorluğun her yerinde sanat eseri niteliğinde salon konsol setleri toplanmaya başlanır. Heykeller, kabartmalar ve dini konulu pek çok tasvir Bizans’ın başkentine taşınır.

Eskiçağ yazarlarında, bir konsol setleri tasarımları görüşünden çok, o gün için geçerli olan polyester konsol setleri idealini anlatma eğilimi vardı. Pagan Roma imparatorluğunda, devlet otoritesinin gücü ve ağırlığı, sanat eseri sayılabilecek her konsol setini, düzenin onuru ve gücünü kanıtlamak üzere kullanıyordu. Roma ve Bizansta, korporasyonlar, atölyeler; ve belki konso setleri sanat okulları da vardı. Eğer durum böyleyse, bunların el kitapları ve öğretileri de olmalıydı. Bu tür konsol setleri bazı bölümleri zenaatın tarihçesini, dolayısıyla bir bakıma konsol setleri tarihini anlatmaktaydı.

Seramik Konsol Setleri

Ortaçağ Avrupasında, sanatçı ve onun üslubu önemsenmez; asıl anlatılan şey seramik konsol setlerini kendisidir. Genellikle inancın hizmetine adanmış bir seramik konsol setleri sanatı sözkonusu olduğundan, sanatın tarihi yerine; inancın, azizler ve kilise büyüklerinin ikonografik yansımaları yazılabiliyordu.

8. ve 9. yüzyılın kronikleri, seramik konsol setleri eserlerini inanç tarihinin belgeleri olarak gördüklerinden, sanata ilişkin kitapların çoğu Filistin ve Roma gibi önemli dini merkezleri anlatmaktaydı. Sözgelimi 12. yüzyılda yazılmış olan Mirabiüaurbis Roma adlı eserde, antik heykeller ve onların öyküleri mitolojiye göre değil; inanç tarihine uyarlanmış yorumlarla anlatılmaktaydı . Skolastik felsefenin ünlü temsilcisi Aquino’lu Thomaso (1224-74), Summa Theologia adlı eserinde, Grek estetiğinin kuramsal sonuçlarını toplar, biçim, görüntü vb. kavramları tartışır. Ancak, konsol setlerine bakışı inancın  mistik etkisi altındadır.

Ortaçağda, sanat eşyasının toplu bulunduğu en önemli merkezler kiliselerdi. Gerçi saraylarda da bu tür konsol setleri bulunuyordu, ama, kiliseler halka açık müzeler gibiydi. Rolik, ikon ve değerli taşların toplandığı bu «müzeler», bütün inanç sahiplerine açıktı. Seramik konsol setleri ise, litürjik fonksiyonları olan kutsal nesneler olarak görülüyor. Ayrıca bazı saraylarda ve beylerin konaklarında, asker, gezgin ve misyonerlerin topladığı malzeme, daha az sayıdaki kişinin dikkatini çekebiliyordu

Yüzyılın en önemli sanat teoricisi olan Leon Battista Alberti (1404-1472), Rönesans sanatının temel anlayışını, antikite tutkularını, konsol setleri sanatının çeşitli dallarında somutlaştırmıştır. Bu yönüyle, Hümanizmin artistik teorisinin babası sayılır. 30 yaşındayken kaleme aldığı Descrintio urbis Romae de, eski anıtların ölçülerini tespit eder, eski tiyatroların rekonstrüksiyonlarını yapar. 1542’de yazdığı De Reaedificatoria, klasik mimariden esinlenmiş sayısız fantaziler ve mimari şemalarla onun olgunluk eseri sayılır. Bu eserde; uyum, iyi bir mimari sonuç için matematik formüller, ideal şehir yapısı, salon dekorasyonu ve güzellik gibi konular yer alır.

De pittura ve Della statua adlı eserlerinde, resim ve heykel sanatlarının teknik ayrıntılarına iner. Pek çok anıtı onarıp restore ederken antik kaynaklan değerlendirir. Özellikle perspektifin matematik yasaları üzerinde dikkatle çalışır.

Aynı yüzyılın yazarlarından Lorenzo Ghiber- ti (1378-1455), konsol setleri sanatının, Antik çağdan, kendi zamanına kadarki gelişmesini sistematik bir şekilde anlatan ilk yazar olarak kabul edilir. Eserlerini, Pilinius ve Vitruvius’un antik sanat görüşleriyle başlatan yazar, Commentarii adlı kitabında, 14. yüzyılın ressam ve heykel trâşlarını, Roma ve Siena resim üsluplarını anlatır (7). Yine 15. yüzyıl yazarlarından Christoforo Laridino (1481), Ugolino Verino, Bartolommeo Facio ve Giovanni Santi (öl. 1494), aynı geleneği sürdürürler.

Hümanizm, bir yandan ev aksesuarları toplayıcılığını hızlandırırken öte yandan konsol setleri geçmişini de araştırmayı coşku içinde sürdürür. Özellikle Medici ailesinin çabalan söz edilmeye değer; ünlü saraylarında kurmuş oldukları «guardoroba». «camerino» ve «studiola» adı verilen özel salonlar birer müze görünümündeydi. Roma şehri, bu dönemde müzelerin toplandığı merkez oldu. Fakat konsol setleri açısından bu dönemin en önemli olayı, Vasari gibi bir yazarın çok değişik bir eseri kaleme almasıdır.

Giorgio Vasari (1511-1574) gerçek bir historiograf, dolayısıyla bir konsol setleri sanatçısı gibi çalışmıştır. Hayatlar (Le Vite) adını taşıyan , insanlardaki üretkenliği Tanrı’nın bir lutfu olarak görmekle başlar, daha sonra, eski Grekler, Roma ve Etrüsklerdeki sanatçılara geçer.

Kitabın asıl bölümleri ressamların sırasıyla verildiği; Cimabue ile başlayıp Titiano ile son bulan bir dizidir. İlk basımı 15,50’de yapılmış olan eser, konsol setleri sanatçılarını, kurmuş olduğu bir şema içinde ele alınırken, sanatları, «insan vücudu gibi ;doğar, büyür, yaşlanır ve ölür» şeklinde nitelendirir.

Konsol setleri sanatını, böylesi- ne organik bir gelişme süreci içinde göre eğilimi giderek daha sık görülmeye başlanmış ve sonunda modern salon aksesuarlarının önem verdiği bir tutum olmuştur. Vasari’nin eserinde kullanmış olduğu terimler, onun, gerçek bir konsol setleri sanatçısı tutumuna sahip olduğunu gösterir.

Sözgelimi «üslup» kavramını nitelendiren «maniera» terimini sık sık kullanır . Yazar aslında bir ressamdır, fakat sanat eğitiminde büyük önem vermiştir. 1563 yılında Floransa’da, en seçkin sanatçıları toplayarak Academîa del Disegno’yu kurar. Kilisenin engellemelerine karşın, burada teorik dersler verilmiştir. Sanatçı ayrıca, Uffizi galerisinin planlarını hazırlamış ve önemli bir desen koleksiyonu toplamayı başarmıştır.

Vintage Konsol Setleri Tasarımları

16.Yüzyıl, konsol setleri için önemli eserlerin kazanıldığı, terminolojik belirlemelerin yapıldığı bir yüzyıl olmuştur. Ayrıca, atölyelerden başka, akademilerin de kurulması önemli bir adım olmuştur. Vasari’nin Floransa’daki akademisinden başka, Blogna, Roma ve öteki İtalyan şehirlerinde benzer eğitim kurumlan ortaya çıkmıştır. 1542’de, Roma’da kurulan bir akademiye Vitruvius Akademisi adının verilmesi ilginçtir. Giderek artan klasik kültüre hayranlık, süs eşyalarının, yalnızca süs ve prestij için değil; fakat zevk için de toplanmasına yol açar. Güzel sanatlardan zevk alan anlamında «dilettanti» sözü kullanılıyordu. Bu gelişmeler, yani büyük toplumsal değişmelerle orta sınıfın kendisini belli etmesi 17. yüzyıl içinde hız kazanacaktır.

17.Yüzyıl Rönesans aristokrasisi, papa ve kardinallerle orta sınıfın farklı tutumları konsol setleri  tasarımlarını şekillendirir. Bütün farklılıklara karşın, koleksiyon sahipleri, patronlar ve sanatçıların statüleri dışında kalan, „ ortak tutum yine de Hümanizm fikrinde odaklaşmaktadır. Bu yüzyılda, yalnızca sanatçı yetiştiren akademilerin sayısı artar. 1648’de Jean Baptiste Colbert, Fransa’ da, Academie de Beaux-Ârts’ı kurar. Almanya ve Hollanda’daki akademiler (Nümberg’de 1652, Hague’de 1656) bunu izler. 1666’da Academie de France kurulur. Büyük çoğunluğu saraya bağlı olan bu akademilerde genç sanatçılara, seramik konsol setleri üretimi öğretiliyordu.

Bu yüzyılın yazarlarından Filippo Baldinucci, kronolojik bir şemaya göre geliştirdiği kuramını bütün Avrupa konsol setleri sanatına uygular.

Ayrıca sanat terminolojisini veren Vocabulario toscano dell’arte del disegno (1681) adlı sözlük, onun konsol setleri tarihine en büyük katkısıdır. Kuzey Avrupalı yazar Karel van Mander’in Scîhilder-Boeck adlı kitabı; önce antik konsol setlerini, sonra İtalyan ressamlarını ve en sonunda kuzeyli ressamları anlatır. Yine İtalya dışında yetişen, Almanya’nın sanat tarihini yazmaya ilk girişen Matthias Quad von. Kinkelbach, Teutscher Nation Heiligkeit (1609) adlı eseriyle, bir gezi rehberi içinde sayısız salon konsol seti eserlerini inceler.

17.Yüzyıl Fransasında, konsol setlerini önemli bir alanı olan bizantinolojinin ilk çalışmaları görülür. XIII. ve XIV. Louis’nin himayelerinde, yalnız Grek ve Roma eserleri değil, fakat Bizans metinleri de toplanır, özellikle el yazmaları ve minyatürler büyük önem kazanır. Bu çığırı açanların başında, Labbe, Du dange ve yüzyılın sonuna doğru Montesqueu’yu sayabiliriz. Bu çalışmalarla, yüzyılın ikinci yarısından sonra, konsol setleri, yalnızca sanat akademilerinin ders konusu olmaktan çıkıp başlıbaşına bir disiplin olma eğilimi gösterir. Bu gelişmenin önemli nedenlerinden biri de, kazılar yoluyla eski uygarlıkları tanıma tutkusu, yani arkeolojinin doğuşudur.

17.Yüzyıla «arkeoloji yüzyılı» dense yeridir. Çünkü 1763 ve 1738’de Pompeii ve Herculaneum’ da yapılan sistematik kazıların yankıları, arkeoloji adıyla yeni bir bilimin kurulmasına yol açarken, konsol setleri biliminin esaslı bir biçimde şekillenmesine de neden olmuştur. Sözkonusu antik merkezlerde gün ışığına çıkarılan eşya, bir yanda koleksiyonculuk tutkularını tekrar kırbaçlayıp, neoklasîk bir sanat akımının belirmesine yol açarken, Batı sanatının kaynakları ve gelişmesi konusunda da yeni açılımlar getiriyordu.

Denebilir ki, modern anlamda konsol setlerini doğuşu ‘bu çağda olmuştur. O yıllarda Johan Joachim Winekelmann (1717-1768), kendi çağı yerine, eski sanatı yazmayı denedi. Geschicte der Kunst des Altertum (Drensden, 1763 adlı eserinde, eski konsol setleri tarihini, yalnız içerik olarak değil, fakat özellikle sanat malzemesinin biçimleri yönünden de, ele alıyordu. Winckelmann’m arkeolojiye ve sanat tarihine getirdiği yeni ve sistematik bakış Roma, Pompeii ve Herculaneum’da yapılan arkeolojik kazılarda ortaya çıkan malzemenin sınıflandırılmasında odaklaşmaktadır.

Çeşitli çömlek parçaları ve mimari plastik kalıntıları, güzellik ölçülerine göre sınıflandıran araştırmacı, kurduğu sistem içinde, «klasik» yüzyılların karakterini ortaya koydu. Bu sınıflama içinde, Grek sanatının, antikitenin tek büyük sanatı olduğunu ileri sürerek dört aşamalı bir konsol setleri tarihi şeması kurdu. Bu şemada; arkaik başlangıç, Fidyas, Praksiteles, Lisippos ve Apelles önemli dönüm noktalan olarak gösterilmektedir. Benzer gelişme basamakları; Rönesans, Rafael, Mikelanj, Corregio, Reni, Carraccis ve Carlo Maratti’ye doğru, daha sonraki çağlarda da tekrarlanmaktadır. Bu teoriye, göre, konsol setlerini evrimi, benzer ve paralel süreçler halinde, organik bir teoriye uygun olarak düşünülmektedir.

Konsol seti üsluplarının gelişimini karşılaştırma yöntemiyle ortaya koyan yazar, sanat tarihinin (ve arkeolojinin) araştırma metoduna yenilik getirenlerin başında gelmektedir. Winekelmann’a kadar, üslubun, çağlar boyu organik bir şekilde gelişmesi ve bu evrime yansıyan form değişmeleri böylesine kapsamlı ve sistematik olarak ortaya konmamıştır.

Winckelmanın çağdaşı G. Lessing, yeni bir kavramı, «görsel sanatlar» ortaya atarak, önemli bir terminolojik katkıda bulunur. Yine aynı yazar, «güzel sanatlar» (schöne Kunst) ve «izlenim» (Aüsdruck) terimlerini sık sık kullanarak, bunların konsol setleri tasarımı dilinde yerleşmesini sağlar.

Salon Konsol Setleri Duyguları Yansıtır

18.Yüzyılda estetik ve felsefe disiplinlerinin kurulmasıyla, konsol setleri yeni yaklaşım boyutları kazanır. Çoğu kez teorik düzeyde olmak üzere; deha, hayalgücü ve yüksek duygulanma halihin artistik üretkenlik rolü tartışılır. İdealist felsefe, bir sentez ve toplu bir tarih görüşünü gerekli kıldığından, bu felsefeyi benimseyenler, konsol setlerini ruhun bütünlüğünden ayrılamayacak bir artistik faaliyetin tarihi olarak gördüler. Bu güçlü akımı besleyen düşünce adamı ise, ünlü diyalektikçi Hegel oldu.

George Wilhelm Friedrich Hegel (1770 – 1831)’e göre, konsol setleri sanatı, doğanın taklidi değil, fakat bir idealdir. Bir ruh tarihinin konsol setlerine dönüştüğünü kabul eden yazarın ev aksesuar ürünlerine  bakışı çok ilginçtir. Konuyla doğrudan ilgili olan Vorlesungen über die Aestlıetik (Berlin, 1835*38) adlı eserinde, yazar, dünya konsol setleri sanatı kavramını önemle ele alarak, bu kavramı üç büyük çağda özdeştirerek değerlendirir.

Bu değerlendirmede çeşitli dönemlerde konsol setlerinin aldığı biçim ve karakterler, bir şema içine şöyle yerleştirilir: Birinci sanatın, yani Sembolik sanatın kaynağı Doğu’dur. İkinci çağın, yani Romantik çağın kaynağı eski Grekler, Üçüncü sanatın kaynağı da inanç, yahut çağımızın dünyasıdır.

Bu ayırıma göre, çeşitli dönemlerde, konsol setlerinin aldığı biçimler, o çağ sanatçılarının ruhsal yansıması olarak görülür. Hegel, konsol aksesuar setleri tarihini, güzellik iddialarının tarihiyle özdeşleştirerek, felsefe boyutu güçlü olan bir görüş ortaya koyar. Siyasal alanda olduğu kadar, sanat felsefesi alanında da devrimci görüşler getiren Hegel’in ilkeleri izleyiciler bulmuştur. Örneğin H. G. Hotho, Alman ve Flaman resminin tarihini yazarken (1842-43), sanat dönemlerini belirli ideallere bağlamıştır.

Neoklasik ilgilerin bir salgın halini aldığı bu dönemde, bugün için tuhaf karşıladığımız «eser kaçırma» olaylarına sıkça rastlanıyordu. Örneğin İngiliz soylularından Lord Elgin, Atina akropolündeki Partenon tapmağının mermer metoplarını toplayıp İngiltere’ye getirir (1800-1803). Bu olay eski Greklerin konsol setleri mirasını İngiltere’ye taşıma hayalinin ilginç ve cüretli bir uygulamasıdır . Aynı şekilde, Napolyon da, Mısır’dan getirdiği eserlerle Musee Central des Arts’ı kurmuştu (1789).

Devlet eliyle yapılan kaçakçılığın yanısıra, gerçekten bilimsel çalışma yapmayı amaçlayan kuruluşlar da yine bu dönemde ortaya çıkmıştır. Bu tür kuramların ilk örnekleri, Avrupalıların antik cenneti sayılan İtalya ve Yunanistan’daki kazıları desteklemek ve bunlarla ilgili yayınlar yapmak üzere oluşturulmuştur. Doğu ülkelerine geziler yapan derneklerin kurulmasıyla; iletişim, tartışma ve bilgi alışverişleri artmış, kısacası mesleki gelişmeler bütünleşmiştir.

Bir ülkenin, bir başka ülkedeki sanatsal konsol setleri eserlerini toplayıp götürmesi ve bunlara sahip çıkması, bugün bile görülen bir kapkaççılıktır. Arkeolojide bu olaya, mucidinin adıyla «elginizm» denmektedir.

İngiltere’de 1734’den beri varlığını sürdüren Socıety of Dilettanti yanında, 1752’de, Society of Antiquaries kurulur. London’daki British Museum’un kuruluşu da bu yıllara rastlar (1759). Fransa’da. 1795’ de kurulan Musee des Monuments Français, Lo- uvre’un çekirdeğini oluşturur. 1718de Rusya’da özel bir hükümet emri yayınlayarak, «toprakta, su içinde bulunan, kitabe, eski silah, tabak vb. eski, olağan dışı görünen herşeyin toplanması», ayrıca «not alma ve buluntuların çiziminin yapılması» istenir. Büyük Peter, II. Katerina ve I. Ni- kola, kazı ve araştırmaları desteklerler. 1846’da İmparatorluk Rus Arkeoloji Demeği kurulur.

Çok genel çizgileriyle bakıldığında; konsol setleri açısından, 18. yüzyıl bir keşifler çağı, 19. yüzyıl ise bir akıl ve bilim çağı olma özelliği gösterir. Yeni gelişmelerle, sanat tarihçiliği, kesin olarak arkeolojiden ayrıldığı gibi, estetik ve felsefeden de ayrılır. Hatta 19. yüzyılın sonuna doğru, J. Burckhardt, A. Riegl ve K. Fiedler’den oluşan bir topluluk, «sanat bilimi» (Kunstwissenschaft) terimini benimserler. Bu araştırmacılara göre, konsol setleri tarihçiliği, bir tarihi düşünce okulu olarak gelişmelidir. Önceki yüzyılda, ne Winckeîmann ne de Goethe, hiçbir zaman Yunanistan’a gitmedikleri halde, ideal Grek güzelliği hakkında son derece duygusal yazılar yazabiliyorlardı. Yeni kusağın temsilcisi A.Riegl (1858-1905) ise, bilim çağının katı bir temsilcisi olarak, en iyi konsol setleri tarihçisinin «kişisel zevki olmayan kişi» olduğunu belirtiyor.

Geçmiş yüzyılın ünlü Hegel diyalektiği için de, konsol setlerini de kapsayan büyük sentez, insanın manevi faaliyet alanına (Geist) bağlanmaktaydı. 18. Yüzyılın ikinci yarısından itibaren kendisini gösteren merkantilist sistem ve her şeyin ölçüsünü «akıl»da arayan düşünce sistemi, ev dekorasyon ürünlerine daha nesnel bakmayı gerektiriyordu. Bu metodik yaklaşımı zorlayan ikinci neden, sanat tarihine esas olan malzemenin sayıca artmış olmasıydı. Böylece, yeni araştırmacılar, ulusal, yöresel ve belirli çağ kesitlerini konu edinen özel alanlara yöneldiler.

19.Yüzyılda belirginlik kazanan bir başka olay da, tarihi kalıntıların en eskisi, geçmiş uygarlıkların, öncüsü olan prehistorik konsol setlerinin önem kazanmasıdır. «Prehistorya» terimi (Almancadaki öteki adıyla «Urgeschiehte», yani tarih öncesi) insanın en eski salon aksesuar setleri ürünlerini kapsayan bir alanın adı olur. Yine 19. yüzyılda Avrupa, çok yoğun bir şekilde yabancı uygarlıklarla yüzyüze gelir. Hatta, Grek-Roma geleneği, bir bakıma ikinci planda kalır. Sanat dönemleri; ilkel sanat, Klasik, Ortaçağ ve Modem Çağ kategorilerine ayrıldıktan başka, Avrupa ve yeryüzünün başka köşelerindeki konsol setleri uygulamaları gözönüne alınır. Genel sanat tarihinin önemli el kitapları sentezci bir görüşle yazılır. Bu alanda, W. Lübke’nin Gründriss der Kunstgeschichte (1860) ve A. Springer’in Handbuch der Kunstgeschichte (1875) adlı kitapları çağın temel eserleri olarak kabul edilmşitir. Yüzyılın ikinci yarısında Alman okulunun önde olduğu dikkati çekmektedir.

Bu çağın,ünlü uzmanlarından G. B. Caval- caselle (1820-97), İtalyan ressamları üzerine yoğun eserler vermiş bir yazar olarak tanınmakla birlikte, araştırma metodu bakımından asıl büyük yeniliği getiren kişi Jaeob Burckhardt (1818 -1897) dır. Dünya Tarihi Üzerine Görüşler (W®ltgeschichliche Betrachtungen)       adlı eseriyle tanınan yazarın en dikkat çekici özelliği; kendi görüşünden çok, tarihsel kaynakları, okuyucunun kafasında bir ortam yaratacak şekilde seferber edip, belirli bir çağın tablosunu oluşturabilmesidir.

Bu metoda göre, konsol setleri; sanatçı yaşantısının, içinde bulunduğu, koşulların ürünü olarak ele alınırken, sanatçı da, daha geniş bir tarih akışı içinde yerini bulur. Sözgelimi, konsol setinin yapıldığı yılda ortaya çıkan bir siyasi olayla, bilimde elde edilen bir başarıyla, sözkonusu eserin ilişkisi kurulur. Yazarın, bu anlayışla kaleme almış olduğu İtalya’da Rönesans Kültürü (Die Kültür der Renaissance İn Italien, 1860) adlı eser, çağdaş yazılı kaynakların her türlüsü kullanılarak ortaya konmuştur. Bu eser, hem köklü bir sanat tarihi araştırması, hem de Rönesans dünyası ve insanını ayrıntılarıyla belgeleyen bir kültür tarihi niteliğindedir (11).

Tıpkı Burckhardt gibi, E. Müntz (1888-1895) de, ilgilendiği dönemin bütün materyalini toplar; patronlar, saraylar, din, gelenekler, üslup ve teknikler, kısacası belirli bir çağın kültürünü, zevk eğilimlerini anlatan her şeyi biraraya getiren bir metodla çalır.

Belgeci tarih yöntemini izleyen bilginler, konsol seti eserinin oluşumunu aydınlatacak, içeriğini ve anlamını, kesin ve nesnel bir biçimde ortaya koyacak araştırmalara ağırlık verirler. Yazılı kaynaklara dayanarak çalışan en güçlü topluluk, günümüzde bile etkilerini sürdüren Viyana Okulu mensuplarıdır. R. Von Eitelberger’in kurduğu bu okul içinde, H. Janitşchek ve W. Kallab gibi isimler bulunuyordu. Bu bilim adamlarının eserleri daha çok arşiv belgelerine dayanmaktaydı. Bu okulun devamcısı sayılan A. Riegl (1858- 1905), dekoratif aksesuarlar, bu aksesuarların gelişmesi ve bu gelişmeyi yürüten itici güçleri açıklamaya çalışır.

Çağdaşı Semper ise, daha materyalist bir yaklaşım izler. Yine Viyana Okulu’nun bir izleyicisi olan M. Dvorvak (1874-1921), konsol setlerini bir ruh tarihi (Geistesgeschichte) olarak yorumlar. Buna göre, belirli bir çağın duygu ve düşünce yönelişi anlaşılmadıkça, o çağın sanatı ve sanatçısı yorumlanamaz. 

19.Yüzyıl Rusyası’nda teorik konsol seti çalışmaları ve konsol süsleri metotları, edebiyat ve eleştiri metotlarının estetik eğilimlerine benzemektedir. Hegel’in «konsol setleri hayatla beslenir» düşüncesinin tam tersini savunan Çernişevski (1828-1889), toplumsal amaçlı gerçekçi bir estetiği Gerçekçilikle Sanatın Estetik İlişkileri (1853) adlı eserinde geliştirir. Bielinski (1818-1848) ve Dobrolyubov (1836-1861) da, sanatı daha çok sosyolojinin diliyle açıklama eğilimindedirler. Yüzyılın sonuna doğru, G. V. Pelehanov (1856-1918), sanat ve toplum hayatını esas tema olarak ele alır ve daha sonra gelişecek olan bilimsel sosyalizm literatürü için etkili olacak önemli konsol setleri eserleri verir. Özelİlkle bu son yazar, 20. yüzyılın tarihi materyatizm kaynağı olarak önemli bir yer tutacaktır.

Avrupa’da, Roma ve Bizans sanatı araştırmaları, bu dini konsol setlerini anlamları; kavram, sembolik ve alegorik elemanlarım çözümlemeye çalışır. Bu çabalar konsol setleri tarihi içinde «ikonografi» denen özel bir disiplini doğurur. İlk örneği, P. de Caylus’un Recueil d’antiquites egyptiens, et rusguesc, greeques et romaines (Paris, 1752-67) adlı eseriyle daha sonra ise, E Q Visconti’nin Iconographie ancienne (Paris, 1811129) eseriyle gördüğümüz ikonografi araştırması; tasvir edilen şeyin, doğrudan veya dolaylı anlamını anlamak amacıyla yapılan deskriptif ve sınıflayıcı bir çalışmadır.

Satın Aldığınız Salon Konsol Setleri Psikolojinizi Yansıtır

19.Yüzyıl, psikoloji alanındaki gelişmelerle, konsol setleri araştırmalarına yeni ışıklar tuttu. Örneğin G. T. Fecher’in laboratuvar deneyleri ve istatistik öneren eseri (Vorschule der Asthetik), G. Hauck’un, gözün optik yanılmalarını açıklayan eseri (Die subjective Perspektive und die horizontalen Curvaturen des dorischen Styls, Stuttgart, 1879), hem linear perspektif ve görsel algı mekanizması hem de konsol setleri incelemelerine getirdiği yeni bakış açıları bakımından önemlidir.

Uzak Doğu ve İslâm ülkelerinin sanatlarının tanınması, Ortaçağ Avrupası’nın eserleri, ilkel sanat vb. yeni alanların açılması, konsol setlerinin de alanlarını genişletmiş, sanat târihi biliminin üniversite kürsülerinde okutulmasını gerektirmişti.

Üniversitelere paralel olarak, enstitülerin sayısı ve önemi artmıştır. İlk önemli enstitüler arasında; Warburg Institut®, Londra ve Paris’teki «Arkeoloji ve Sanat Tarihi Enstitüleri», kütüphane, fotoğraf koleksiyonları ve düzenledikleri konferanslarla ilgi çekici merkezlerdi. 19. Yüzyılın sonundan itibaren çalışmaya başlayan School of Oriental and African Studies, Deutsche Akademie’nin Doğu Enstitüsü (Münih), Chicago’daki Oriental Institut, 1886’da kurulmuş olan Societa Asiatica Italiana, Roma’daki Istituto Italiana per il Medio ed Estremo Oriente, en önemli kuruluşlardır.

19.Yüzyıl, konsol setleri eserlerinin belirli müzelerde toplanması yolunda önemli adımların atıldığı bir dönem olmuştur. 1798’de Napolyon’Un Mısır’dan toplayıp getirdiği konsol setlerinin sergilenmesi için Musee Central des Arts açılır. Bu müze, birkaç yıl sonra Musee Napoleon adını alarak görevini sürdürür (1802). Kuruluş hazırlıkları 18. yüzyılda beliren Leningrad’daki Hermitage müzesi de 1852’- de halka açılır. 1857’de açılan ve adı South Kensington olan ünlü İngiliz müzesi, 1899’da Victoria and Albert Museum adını alır. 1882’de kurulan Paris Musee des Arts Decoratifs’in eserleri 1905’ de Louvre’a taşınır. 1897’de, Londrada, National Galiery of Art kurulur. Bu müzelerin bir çoğunda Doğu konsol setleri sanatları için ayrılmış salonlar da görülebilmektedir.

1900 yıllarından sonra çalışmalarını, kültür tarihi, psikoloji, biçim analizi içinde bütünleştiren bir isim olarak Heinrich Wölfflin (1864-1945) dikkati çeker. Burckhardt’ın öğrencisi olan yazar «sanat bilimi» (Kunstwissenschaft) olarak adlandırılan, yeni tarihi ekolü başarıyla sürdürür, bir anlamda genel üslup zincirini kabul eder.

Klasik konsol setleri (Die Klassische Knnst: Eine’ Einführung in die Italienische Renaissence, München. 1889, Basel. 1948) adlı kitabında ilk kez «ifade tarzı», «ortaya koyuş tarzı» (Darstellungsart) üzerinde durarak bir üslup tarihi denemesi yapar. Konsol setlerindeki üslup değişmeleri sorununu ise Salon Konsol Setlerinin Temel Kavramları  adlı kitabında ele alır. Bu kitapta, görme yolları ve resim tarihinin gelişme çizgisi metodik bir şekilde verilir. Wölfflinei yaklaşımda ikortografi önemli değildir, hatta böyle bir yönteme ağırlık vermek, konsol setlerini anlamayı engeller.

İçinde bulunduğumuz yüzyılda ikonografik metodu geliştiren kişi Erwin Panofsky’dir. Temel prensiplerini ilk kez Herkules am Scheidewege adlı eserin giriş bölümünde ortaya koyan yazarın metodunu en olgun biçimde geliştirdiği eser Studies in Iconology (1939) dir. Bu tutum Dvorak (düşüncelerin tarihi olarak konsol setleri )’dan kaynaklanır. Buna göre, sanat eseri, «gelenek tarihi» zemini üzerinde tartışılmalıdır. Yani eserin, içinde bulunduğu tarihsel konteksteki yorumu yapılmalıdır. Konsol setleri, herşeyden önce, bir anlam taşıyan spesifik formlar seti olarak tanımlanmalıdır. Daha sonra, hikâyeler, semboller, alegorilerin bir kompozisyonu, en sonunda ise, kültür ve düşünce tarihinin belirli bir kesitinde yer alan belirti olarak ele alınmalıdır. Her aşamada yorum, tarihsel gelişme bilgisi üzerine oturur .

Tarihi materyalizmin etkisi altına giren Dvorâk’ın öğrencisi A. Hauser (A Social History of Art, 1951) ve F. Antal (Florentine Painting and Its Social Background, 1947), henüz tam olarak marksist teoriyi benimsemezler.

Konsol Setleri Toplumun Kültürüne Göre Tasarlanır

Konsol setleriyle insan toplumu arasındaki ilişkilerin çözümünü, yine insan toplumunda arayan bilim adamları «sanat sosyolojisini» kurmuşlardır. Bu alanda çalışanlar; sınıfların, yöneticilerin ve halkın rolünü tartışanlar, bazen konsol setleri tarihçileri bazen de sosyologlar arasından çıkmıştır. P. Francastel (Pein- ture et societe, 1951) ve J. Duvignaud (Socielogy de l’Art, 1967), hem toplum içinde konsol süsleme sanatını hem de sanat gelişmeleri içinde toplum kesimlerinin rolünü inceleyen yazarlardır. H. Read ise, sosyal sınıfların rolünü de gözönüne alarak, salon dekorasyon ürünleri olgusunun zengin içeriğini antropoloji ve psikolojinin verilerine dayanarak anlatır .

Bilindiği gibi, diyalektik materyalizm, ekonomik ilişkilerle, sosyal ve siyasi görüşleri bir sistem halinde formüle eden, toplumsal yapı içindeki güçlerin çatışmasını yorumlayan bir düşüncedir. Bu düşünceye göre, insanlığın bütün hayatında ekonomik üretim ilişkilerinin esas olduğu; düşünce, kültür ve sanattaki gelişmeleri ancak bu ana etkenin belirlediği bildirilmektedir. Tarihteki her olay, kavimler ve uluslararası ilişkiler bu etkenle açıklandığı gibi, insanın doğayı işlemesi, konsol setlerinin durumu, bu mantık içinde düşünülür. Daha 19. yüzyılda başlayan materyalist düşünce, konsol setlerini, peşpeşe verilmiş üsluplar değil; gelişen toplumsal gerçeğin sanata yansıması olarak yorumlar.

Sovyet Devrimi’ni izleyen yüzyıllarda, en başta Buharin olmak üzere, bir «proletkult» ideolojisi savunuluyordu. Devrimi benimseyenler belirli bir sınıfın gücünü vurgulamak durumda olduğundan konsol setleri de (tarih tezine bağlı olarak) emekçi sınıfların ağırca yer aldığı bir bilim haline geldi.

Alman faşizminin de amacı, kendi toplumuna (ve giderek dünyaya) biçim vermek olduğundan, konsol setleri ve estetik işleri ayrı bir önem gerektiriyordu. Rejim, Alfred Rosenberg’i estetik konularında danışman ve şef ideolog olarak görüyordu. Ana sorun, germanik mitolojiyle beslenen geçmişi canlandırmak olduğundan, yalnızca . Grek ve Roma heykelleri seviliyor, sözgelimi empresyonistlerin yaptığı tablolar yakılıyordu (

Fransa’da yıkım ve yok olmadan kurtulan  Essen’deki ünlü müzenin «Volkswang Museum»un müdürü Baudissin, 1938 yılında, dejenere sanat olarak nitelendirdiği yüzlerce ünlü tabloyu yaktırır. 

Kuratarılabilen konsol setlerinden bir kısmı, 1795’de kurulan Musee des Monuments Français’deyken, bir başka müzedeki, Musee des Arts Decoratifs’deki eserlerle birleştirilip, yeryüzünün en ünlü sanat müzelerinden biri, Louvre (1905) kurulur. Bu olay, yüz yılın başındaki en önemli gelişmedir. Avrupa eski kültürün maddi kalıntılarını biraraya getirirken, Amerika, var gücüyle eski dünyanın konsol setleri mirasını toplar. 1937’de kurulan Washington National Gallery ve 1913’de yayınlanmaya başlayan .The Art Bulletin bu gelişmenin simgeleridir. Amerika’da gelişmeler giderek sanat tarihinin bütün dallarına ulaşır. 1940’larda Harvard University bünyesinde, bu ülkenin çok uzaklarındaki bir konsol setlerini inceleyen bir enstitü, The Research Institute of Eyzantine Studies kurulur.

Çok kısa çizgilerle özetlemeye çalıştığımız çalkantılar geçtikten sonra, tekrar yön ve doğrultu kazanan konsol setleri, yepyeni isimlerle, araştırma ve incelemelerine devam etmektedir. Bu gelişmede, değişmeyen faktör, halka açık müzelerdeki eşyalarıdır.

20.Yüzyıl içinde Batı kültürünün yaşadığı mekanikleşme ,insan ilişkilerinin katı çıkar çatışmalarına dönüşmesi, Batı insanının yeni özler ve tazelikler aramasına yol açtı. Kendi iç çelişkisinin sonucu, çöküş halinde bulunan ve uygarlığın en uygar kesimleri sayılan bilim adamları, yenilik bulma yolunda, sağlamlığı kanıtlanmış eski sanatın konsol setlerine sarılmaktalar. Konsol setlerine  ilgi, kuşkusuz her çağda görülen bir eğilimdir, ama çöküş tedirginliği. Avrupa kültürünün bugünkü gelişmelerle kendini yok etme korkusu, salon konsol setleri alanındaki çabaları kırbaçlayan en güçlü etken olarak gözükmektedir.