Dekoratif Ev Aksesuar Ürünleri Teşhiri Nasıl Olmalıdır?

Seçiminizle eşleşen ürün bulunamadı.

Dekoratif Ev Aksesuar Ürünleri Teşhir ve Tanzim

İncelediğimiz bir büyük  dekoratif ev aksesuar ürünleri mağazasında, yakasına yapışılan elemanlar zaman kazanmak için sergi donatılarını tıka basa doldurdular—raflara rahatlıkla kullanılabilenden çok daha fazla salon aksesuarı tıkıştırdılar.

Bazı müşteriler ürünleri çekip çıkarmayı denemedi bile, büyük mücadele gerektiriyordu. Bir askıyı boğuşarak çıkartan müşteriler her seferinde diğer aksesuarları de beraberinde çekip yere düşürdüler. Ve onları yerden almak, tozunu silkelemek ve yeniden yerine koymak kimin işiydi?

Aşırı stoklamakla kazanılan zaman, bakım onarımla boşa gitti. Daha da kötüsü, konsol süsleri yerdeyken hiçbir müşteri onlara elini sürmeyecekti. Ünite süsleri bölümünü görmeliydiniz—insan niye yerden bir süs satın alsın ki?

Ama işletim bölümünü bir miktar işten kurtarmak için ev aksesuarları ürünleri mağazası tasarımı ve teşhir tanzimini kullanan örnekler bulmak mümkündür.

Birkaç yıl önce yeni salon dekorasyonu mağazaları için prototip ofisler test ettik. “Dükkânlardan” birinde self servis bölümü—makinelerden aksesuar ve koli satın alır, kolilerinizi kendiniz tartar ve üstüne posta ücretini kendiniz basarsınız—mağaza memurlarının çalıştığı geleneksel bankonun daha ilerisine konumlandırılmıştı. Diğer bir yapılandırmada self servis bölümü hemen giriş kapısından girince, ötedeki bankoların ön tarafındaydı. Birinci dükkândaki self servis oranı oldukça düşüktü; işlerini satış elemanları ile halletmeye alışkın olan insanlar hemen sıraya girdi ve arkadaki makineleri hiç görmediler bile. İkinci prototipin self servis kullanımı çok daha yüksekti—müşteriler tamamen kasaların önündeki sıraya girmek niyetiyle geliyor, sonra insanların işlerini kendi başlarına çabucak hallettiğini görüyorlardı.

Aynı düzeni bankalar da buldu—eğer ATM ve otomatik vezne makineleri banka memurunun önündeki sıraların görüş alanı içindeyse, tam hizmet alan banka müşterileri otomatik makinelerin bulunduğu tarafa “göç eder.”

İkinci örnek, masa üstü süsler ürünleri satan dev bir mağaza zincirinden geliyor. Son yirmi yıl içinde dekorasyon mağazaları çok değişti, ama bir şey sabittir: Tüm o küçük şişeleri, kavanozları ve kutuları koridorlar boyu raflara mükemmel sıralar halinde stoklamanın personel üzerindeki ağır yükü.

Bir müşteri etiketini okumak için her eline bir şey aldığında, o şeyin düzeltilmesi ya da öne bakacak şekilde çevrilmesi gerektiği kesindir. Bu epey bir iştir. Kısa süre önce, Wal-Mart bir deney yaptı: Geleneksel rafların yerine sepet sistemini getirdi. Örneğin, rafın ön cephesine sıralanmış altı küçük vitrin süsleri kutusu yerine, müşteri büyütülmüş bir aksesuar etiketi görecekti. O büyütülmüş levhanın altında aksesuar şişelerinin gelişigüzel atıldığı bir sepet vardı.

Bu muazzam bir fark yarattı. Birincisi, stoklama sorununu çözdü—tezgâhtar sadece bir el arabası malı koridora getirir, sepeti açar, bibloları içine boca eder ve giderdi. Düz sıra derdi yoktu. Müşteriler de bunu daha çok sevdi—minik yazılı bir dizi şişeyle karşı karşıya kalmak yerine, etiketin büyük, kolay okunan bir versiyonunu gördüler.

Bu, tahmin edebileceğiniz gibi, özellikle salon aksesuar setleri mağazalarında yükleri ağır olan yaşlı müşterilerin gözlerine de hoş göründü. Değişikliği yaparken Wal- Mart’ın asıl endişesi müşterilerin sepetleri raflardan bir şekilde daha ucuz ve kalite itibarıyla daha düşük olarak algılayıp algılamayacaklarıydı. Aslında tam da tersi doğruydu—kendileriyle görüşülen müşteriler sepetlerin daha ileri bir sergileme sistemi olduğunu düşündüklerini söyledi. Çok zarif bir çözüm. Sonraki sorun yeni sistemin parasını kimin ödeyeceğiydi—mağaza zinciri mi yoksa orada aksesuarları satılan tedarikçiler mi? Bunu büyük bir kavga izledi ve sistem uygulanmadı. Araştırmayı yaptıktan iki yıl sonra tamamen aynı sistemin büyük bir başarıyla Fransız ev aksesuar ürünleri zinciri Auchan’da kullanıldığını gördüm.