Dekoratif Ev Aksesuar Ürünleri Raf Düzeni

Seçiminizle eşleşen ürün bulunamadı.

Ev Aksesuar Ürünleri Müşterilerinizin  Aradıklarını Bulmalarını Kolaylaştırın

Pekâlâ, bakalım burada ne varmış? Ev aksesuar ürünleri satan bir mağazada, bir adam. Bir kalemtıraş arıyor. Hâlâ var olmaları şaşırtıcı—pikapların nesli tükendi ama Sudoku’nun popülaritesi sağ olsun, kurşunkalemler ve kalemtıraşlar yaşamaya devam ediyor. Her neyse, kalem açacakları, bazı kollu kalemtıraşlar, birkaç pilli ve birkaç fişe takılan büyük tip kalemtıraş, hepsi beraber bir raftalar. Yoklamak için el tipi olanların kollarını çeviriyor. Sonra eline pilli modeli alıyor merakla küçük bölmesini açıyor… Boş. Bu şey çalışmayacak! Fişli olanlara doğru ilerliyor, onları da kaldırıyor ve etrafına bakınarak bir priz arıyor. Yok. Eğer bir pil ya da priz bulmuş olsaydı bile, şu küçük, hiçbiri görünürde olmayan kalem meselesi var. Bir kalemtıraş kapıyor, sanırım bir elektrik prizi ve büyük ihtimalle bir de kalem aramak üzere çarkı koridora kırıyor.

Aksesuar satmak için ciddi bir çabaymış gibi görünüyor mu bu? Açıkçası, kalemtıraşlar arasında farklılıklar olması gerekir, yoksa neden bu kadar çok seçenek olsun? Ama bu zavallı adam denemeden birini diğerine nasıl tercih edebilir?

Müşterilerin ne yapmak isteyeceklerini ve bunu nerede yapmak isteyeceklerini tahmin etmek dünyanın en kolay meselesi gibidir: Ev aksesuar ürünleriyle ilgilenen bir tezgâhtarın olmadığı durumda, lütfen bırakın işimi kendim halledeyim. Ama kötü mağazalar, hatta büyük, karmaşık, kazançlı ulusal zincirlerin kötü mağazaları hiçbir şeyi olması gerektiği gibi yapmaz. Yine bu mağazada tabakalar halinde, kâğıt ambalaj içinde satılan ev aksesuar ürünlerinin bulunduğu üç metre yüksekliğinde bir duvar raf sistemi var. Bazı aksesuarlar ucuz, bazıları daha pahalı—ama satılan ev aksesuar ürününü gerçekten görmenin veya ona dokunmanın tek bir yolu bile yok. Sonuç olarak, her beş veya altı paketten biri engellenmiş bir müşterinin kaçamak teftişine maruz kalarak yırtılıp açıldı. Bu, ucuzcu bir kararın (Müşterilerin tek bir tabaka kâğıda bile dokunmasına izin vermemek) paraya mal olmakla sonuçlandığını (bir sürü paket yırtık ve satılabilir değil) gösteren klasik bir örnektir.

Ev aksesuarlarını yaklaşılamaz kılmak başka yönlerden de zarar verir. Bir süre önce müze sergileri yaratmakla ünlü bir tasarımcıya bazı mücevher sergileme dolapları tasarlatan bir mücevher mağazasını inceledik. Sonuç çok güzel ancak, mesafe koyucuydu. Adam halkın görmesine izin veren ama onları bir kol boyu uzakta tutan sergiler yapmaya alışkındı, insanların ürünleri alıp eve götürmeleri için teşvik edildiği bir mağazada kesinlikle istemediğiniz bir şey. Sergileme dolapları daha az haşmetli olanlara kıyasla kötü performans gösterdi.

İyi mağazalar bunu şöyle yapar. RadioShack tam da Amerika’nın en sevilen telefon mağazası haline gelme kararı aldığı sırada bu zincir için bir çalışma yapıyorduk. Sayısız müşterilerin duvarda sergilenen telefonlara yaklaştığını, hepsini gözden geçirdiğini, fiyatlarını kontrol ettiğini ve neredeyse hiç istisnasız, bir telefonu alıp kulağına götürdüğünü izledik. Ne umuyorlardı? Hiçbir şey, herhalde—sanırım, bu sadece bir refleks hareketi. Telefonla başka ne yaparsınız ki? Telefonları elinizde tutarken ve kulağınıza dayadığınızda verdiği his dışında başka neye göre kıyaslarsınız? Biz de, eğer denemenin birinci ilkesi onun olabildiğince gerçek gibi olmasını sağlamaksa, deneyim o telefona bir ses koyarak tamamlanabilir diye tahmin ettik. RadioShack’e telefonları ahize yerinden kaldırıldığında aktive olacak bir bant kaydına bağlamalarını önerdik. Bu yapıldıktan sonra, mağazalar sergilenen telefonları kaldırıp bir süre dinleyen ve sonra refakatçilerinin dinlemesi için ahizeyi onlara uzatan müşterilerle hareketlendi—bu da işin ikramiye- siydi, zira satın almayı tartışmak için bir zemin sağladı ki, bu da bir şeyin satın alınma ihtimalini büyük ölçüde yükseltirdi (Dükkânlardaki insanlar alışverişini yaptıkları şeyler hakkında konuşmaya bayılırlar). Bu ayrıca RadioShack için ticari bir mesajın gizlice iletilmesini sağlamanın iyi bir yoluydu. Bir diğer çalışmada, Sprint’in cep telefonu mağazaları çeşitli modelleri görebildiğiniz ve elinize alabildiğiniz bir vitrin tezgâh küllan- dı, her telefon da ayrıca etkinleştirildi, ki zaten böyle yapılır— müşteriler telefonları kaldırıp, eşlerini veya bir arkadaşı arayarak satın almayı düşündükleri küçük alet konusunu tartıştılar. Telefonlar kendilerini sattı, mesele de tamamen budur.

Başka ev aksesuar ürünleri mağazaları, örneğin, Brookstone veya Fransız güzellik perakendecisi Sephora, verilen zarara boş vererek, aksesuarları alışverişçilerin tecrübe etmeleri için açığa koymanın değerini anlamıştır. Eğer Brookstone titreşimli bir koltuğu teşhire koyar ve birkaç ay sonra koltuk müşterilerin kullanması nedeniyle kirlenirse, sorun değildir. Zararı karşılamaya yetip de artacak kadar çok koltuk sattıklarından hiç şüpheleri yoktur.

Mağaza sergileri müşterilerin ev aksesuar ürünlerine dokunmalarına ve denemelerine izin verecek şekilde yeniden yapılabilir. Ancak, ürün ambalajı da aynı şekilde değişmezse, pek çok fırsat kaçırılmaya devam edilecektir.

Örneğin, sağlık ve güzellik koridorlarında koklama ve dokunma son derece önemlidir. Cilt losyonunun birinci görevi uygulandığında iyi bir his vermek değilse nedir? İnsan deodorantı kokusu için değilse ne için satın alır? Ve şampuanın asıl işi saçları temizlemekten—aslında mağaza içinde test edemediğiniz bir şey—aynı zamanda saçlarda güzel bir gündeki yağmur ormanlarının kokusunu bırakmalıdır ve bu da ancak imalatçı izin verecekse koridorda inceleyebildiğiniz bir şeydir. Ne yazık ki bugünün kurcalamaya karşı korumalı ambalajları ürünü denemek için yapılan her girişime engel teşkil eder.

Gillette erkekler için şeffaf jel deodorantlarıyla epeyce bir sükse yaptı—çeşitli kokuları ve her birinin çağrıştırıcı (ancak erkeksi) bir ismi var. Gillette’te birileri erkeklere Right Guard’ın mentollüsü veya normalinden daha fazla seçenek sunmaya karar verdiklerinde doğru düşünüyordu. Ama sonra paketlemedekiler bu fikre el attılar. Mağazada sadece kokuları değişik olan birkaç çeşit deodorantla karşılaşır ve doğal olarak nasıl koktuklarını öğrenmek istersiniz. Bir tanesinin kapağını açarsınız ve karşınıza uygulayıcıyı kapatan dayanıklı bir folyo çıkar. (Neden? Teröristler insanları koltukaltları yoluyla öldürebilir mi?) Şimdi, eğer gören yoksa folyonun ucunu biraz kaldırır ve koklarsınız. Ama bu yanlış olur. O halde bir müşteri ne yapar? Eğer korkunç istekli değilse, deodorantı geri koyacak ve yürüyüp gidecektir. Eğer ısrarcıysa, koridorun sağına soluna göz atacak, görünürde bir tehlike yoksa folyoyu yırtıp koklayacaktır. Tabii, sonra Alpine Morning deodorantın satın almaktan vazgeçerse bir sonra gelen müşteri koruma bandının kurcalandığını keşfettiğinde nasıl bir duyguya kapılacaktır? Birçok son derece iyi deodorant, insanların nasıl alışveriş yaptığını anlamamakta ısrar eden ambalaj tasarımcıları eliyle, bu şekilde berbat olacaktır.

Bu ve tüm diğerleri için bir çözüm ev aksesuar ürünleri marketlerinin yeni ürünlerin serbestçe test edilebildiği bir banko, bir numune barı yaratmaları olur. Modern salon aksesuarları ürünlerine dokunulma meselesi öyle önemlidir ki, çözümlenmesi hiç kuşkusuz yükselen satışlarla sonuçlanır.