Dekoratif Ev Aksesuar Ürünleri Mağaza Düzeni

Seçiminizle eşleşen ürün bulunamadı.

İmalatçılar ve perakendeciler dekoratif ev aksesuar ürünlerini olabildiğince temiz ve tertipli bir biçimde satmak ister.

Bu alandaki en büyük mücadele kozmetiklerin satışa sunulma biçimiyle ilgilidir.  Kadınların buna itirazı yoktur, ancak makul olarak, satın almadan önce denemek isterler ki, bu da her zaman temiz ve tertipli bir istek değildir.

Eski günlerde, kozmetiklerin çoğu reçeteli ilaçları ve açık satılan gazozları idareli dağıtan aynı nazik eczacı tarafından satılırdı. Fondöten isterdiniz, eczacı bankonun arkasına gider, bir çekmeceyi açar ve sizin kullandığınız markayı bulana dek kutuları çekip bakardı. Bu bir nevi kontrolünüz dışındaydı, bugün ise buna hiç kimse tahammül göstermez, ama yöntem etkili ve temizdi.

Kozmetik dünyası büyük ölçüde, müşterilerin bir aracının müdahalesi olmadan makyaj malzemelerine dokunmalarına izin veren stantları ilk kez yaygın biçimde kullanan Cover Girl markası sayesinde özgürleşti. Kozmetikleri bir self servis kategorisi olarak geleceğine taşıyan da buydu. Bu aynı zamanda bir diğer kozmetik geleneğinin, büyük mağazalardaki kozmetik ürünler çarşısının beklentilerine de engel oldu. Orada, bugün bile Kabuki yüzlü makyaj ürünü tedarikçilerinin temsilcileri, standlardaki bir tabureye tüneyen müşterileri kusursuz biçimde boyayıp sıvar; bunun sonucu oradan ayrılan müşterinin kolundaki küçük ama pahalı bir makyaj ürünü poşetidir.

Ancak bu kozmetik ve ev aksesuarları satma yöntemi de sahneden siliniyor —sanırım kadınlara bıkkınlık geldi—ve yerini açık satış düzeni alıyor. Böylece her imalatçının müşterilerin kozmetik ürünlere bakmasına ve hatta kontrollü şartlar altında onları denemesine—ama çok da değil—izin veren farklı bir sistem denediğini görüyoruz. Ve ürünleri canlarının istediği gibi test edebilmek için bu kontrolleri ihlal etmek isteyen kadınlar da var. Satıcının ve alıcının çıkarları birbiriyle çelişmemelidir, ama sıklıkla çelişir. Kozmetik teşhir standı tasarımcıları da bazen suçludur —stantları müşterilerin, örneğin, kâğıt mendil gibi, aslında kozmetik bölümlerinin genel temizliğini sağlayacak olan basit kolaylıklara ihtiyaç duyduğunu düşünmeden kurarlar. Ya da etrafa yeterince ayna koymazlar bu yüzden kadınlar makyaj malzemelerini denerken mağazada mücadele vermek zorunda kalır. Bu bölümleri tasarlayanlar, emin olun, oraları hiçbir zaman bir cumartesi öğleden sonra saat 5’te ziyaret etmemişlerdir, çünkü eğer ziyaret etselerdi onları farklı biçimde, orayı kullanan kadınlar için daha fazla kolaylık sağlayacak şekilde tasarlarlardı.

Kozmetiklerin denenmesini önlemeye yönelik müşteri düşmanı ambalajlar hemen her zaman kötü bir fikirdir—kötüdür, çünkü satın almaktan vazgeçirtir ve kadınları mala zarar vermeye teşvik eder. Herhangi bir ev aksesuar ürünü kategorisinde ambalaj tahribatını sınırlamanın en iyi yolu, ürünlere zarar vermeden denemeleri için alışverişçilere bir yol sunmaktır.

Vakum paketlemenin gelişi pek çok süs eşyaları ürününü ilk elden denemeyi zorlaştırdı.

Aslında, birçok ürün gereğinden fazla ambalajlanmış gibi görünür ki, eğer uygulamacı bir müşteriyseniz bu bir sıkıntıdır.

Bir zamanlar plak mağazalarında bulunan basit dinleme kabinlerinden bugüne çok mesafe kat ettik. Bugün bu çok sorunlu müzik dünyasında, müşterilere kayıt örneklerini sağlamaya çalışan birkaç oldukça karmaşık elektronik sistem vardır. Bunlar tipik olarak, dinleme istasyonlarını içerir—bir stantta sisteme bağlı kulaklıklar ve seçebildiğiniz bir CD mönüsü. Buradaki sorun, bu zamazingolara yabancı olabilirsiniz ve istediğiniz diskin düğmesine basarsınız, ama sonra hiçbir şey olmaz. Aslında, şarkının sıralanması süresince beklemek gereklidir, ancak makine üzerinde bunu size söyleyen hiçbir işaret bulunmaz. Ona bir süre tanırsınız, ardından omuz silker ve vazgeçersiniz ya da çalışmayan bir kanal seçtiğinizi zannederek bir başka düğmeye basarsınız ve sonra da başka düğmelere basar, en nihayetinde makineyi iflas ettirirsiniz.

En iyi sistem her zaman en basit ve en doğrudan olanıdır.

Orada bir müşteri raftan herhangi bir CD’yi seçer ve onu bir tezgâhtarın paketi açtığı ve diski çaldığı dinleme bankosuna getirir. İşte bu kadar—ne zamazingolar, ne düğmeler, ne mönüler, ne de beklemek. Karmaşık, güvensiz şarkı örneği çalan makinelere para harcamak yerine, mağaza, satın alınmayanları yeniden paketlemek için bir vakum paketleme aleti satın alır, işte budur. Ve böyle bir sistem müşterilerin müziği istediği gibi dinlemesine izin vermelidir; yani hiç kimse kıpırdamadan ayakta durarak ve yere bakarak müzik dinlemez. Alabama’da incelediğimiz bir mağazada dinleme istasyonu kulaklıklarının yedi metrelik kordonu vardı, böylece müzik meraklıları etrafta dolaşabiliyor, hatta yakındaki rafları araştırabiliyordu. Bu şekilde, mağazalar albüm satın alınacak yerlerden insanın onları dinleyebildiği, orada nelerin olduğunu, yeni çıkanları ve kimin neyi çaldığını keşfettiği yerler haline gelir.

Mağazayı interaktif bir radyo istasyonuna döndürür ve orada alışverişi eğlenceli bir deneyim haline getirir. En iyisi de, mağazanın bakış açısından, mallarını uygun şekilde pazarlamak için perakendecinin etiketlere olan bağımlılığını azaltır.

Bir dekorasyon mağazası ev aksesuar ürünlerine erişime izin verdiğinde, esas itibarıyla—hemen oracıkta arzularına göre davranacak durumda olan meraklı bir tüketiciye, bire bir— kendi pazarlamasını yapıyordur.

Müşterinin enformasyon için duyduğu arzu engellendiği zaman ambalaj çoğu kez zarar görür.

Bunu elektronik eşyada görürüz—örneğin, bir kulaklık arayan biri mağazada kutulanmış olarak yığınla kulaklık bulur. Görünürde sergilenen bir örnek yoktur. Eğer kutular uygun biçimde tasarlanmış olsaydı—kulaklıkların büyük, net bir fotoğrafıyla ve tüm özellikleri ve teknik nitelikleri okunabilir bir yazıyla listelenmiş olarak—belki kulaklıkları görmek daha az önemli olurdu. Ama ambalaj müşterileri tahmin yürütmeye zorladığı zaman, kahrolası kutuyu yırtıvermek, kulaklıkları çekip çıkarmak ve görmek çok daha kolay hale gelir. Parçalanmış bir kutuda satılan hiçbir şeyi hiç kimse satın almayacaktır.

Bununla birlikte, ambalajın her zaman dokunulmaya karşı böylesine aşılması imkansız bir bariyer olması gerekmez.

Oyuncak imalatçıları yetişkinlerin satın almadan önce oyuncakları denemek istediklerini fark etti. Bunun nedeni pek çok oyuncak reklamının yanıltıcı olması, kolayca aldatılan çocuklara bu ucuz plastik uçağın hava saldırısı yapan minyatür bir bombacı gibi mutfakta vınlayarak dolaşma yeteneğine sahip olduğu izlenimi vermesi olabilir. En azından şimdiki eğilim kutuyu veya plastik ambalajı taciz etmeden oyuncakların denenmesine izin veren ambalajlar tasarlamaktır. Düğmeye basabilir veya ipi çekebilirsiniz ve Kayıp Balık Nemo karton hapishanesi içinden şarkı söylemeye başlar. Bu bir anda oyuncakçı dükkânında neyi satın aldığınızı bilmeyi çok daha kolay hale getirdi ve müşteri güveninin yükselen satışlara yol açtığı durumlardan biriydi. Geçenlerde belki de bugüne kadarki en akıllı oyuncak ambalajını gördüm—selesi, pedalları, gidonu ve tekerlekleri açıkta bırakılacak şekilde kutulanmış, böylelikle bir çocuğun kutuyu bozmadan test sürüşü yapmasına izin veren üç tekerlekli plastik bir çocuk bisikleti. Eğer bu prensip tüm ev aksesuar ürün ambalajlarına uygulansaydı alışveriş yapmak şimdi olduğundan çok daha eğlenceli olurdu.

Tv ünitesi aksesuarlarını yasak bölgeye yerleştirmenin kimi nedenlerinin arkasında güvenlik düşünceleri vardır.

MP3 çalarlar böyle ürünlerden biridir. Gençlere çok cazip gelen pahalı herhangi bir ürün sanırım çoğu kez yürütülür. Ama bunları kilitli bir vitrin arkasında satma kararı yeterli olmalıdır; onun yerine bu ürünler ayrıca kocaman, şeffaf plastik “çift çeneli” muhafazalar içine konur ki, bu da satın almadan önce MP3 çaları duymayı imkânsız hale getirir. Müşteriler birkaç markayı karşılaştırarak alışveriş yapabilselerdi, eminim ki daha pahalı modellere geçerlerdi—sizi iPod’ları dinlemeye, iPhone’larla ve diğer havalı aletlerle vakit geçirmeye davet eden Apple Store’ların başarısına tanık olun.