Heyecan Nasıl Yenilir ?

Topluluk Önünde Konuşma Korkusunu Nasıl Yenerim ?

Topluluk önünde konuşma korkusu, ölümden sonraki en büyük korkudur. Ama yüksekten düşme korkusu dışındaki her korku gibi, öğrenilmiş bir korkudur. Korkular, birkaç saniyede öğrenilebiliyor. Yani zihin, sandığımızdan daha hızh öğreniyor. Kaza yapan bir kişinin birkaç saniye içinde araba kullanmaktan korkmayı öğrenmesi gibi.

Bunu çözmek için de bazen birkaç dakika yetiyor. Yani günlerce süren konuşma terapilerine hiç gerek yok. Çünkü bir şeyden korkmak ya da korkmamak tercihtir. Üniversitedeyken, bir soruyu doğru bildiğim hâlde yanıtlamaya korkardım. Yüreğim ağzıma gelirdi. Bilmiyorum nereden öğrenmiştim. Muhtemelen çok küçükken, bir topluluğun önünde konuşurken öğretmenim ya da babam, belki de hiç tanımadığım biri tarafından azarlanmış ya da küçük düşürülmüştüm.

Bu durumda bilinçaltının asıl görevi korumaktır. Bir daha böyle bir duruma düşmemek için de ne zaman topluluk önünde konuşmak üzere kalksam kalbim sıkışırdı, hatta hayali bile kalbimin sıkışmasına yeterdi. Sonra bir tercih yaptım.

Zihin, resimlerle öğreniyor. Resimleri,olmasını istediğim gibi değiştirirsem, korkmamayı da öğrenebilirim.

Akıllı telefon kullanıyorsanız bunu hemen şimdi kendi telefonunuzda uygulayın. Hepimiz, telefonun ana ekranına bir mutluluk resmi koyarız. Telefonunuzun parlaklık ayarlarını en düşüğe getirin. Ve ana, ekrandaki resme bakın. Aynı mutluluğu hissettirmeyeceğinden emin olabilirsiniz.

Şimdi gelin bir alıştırma yapalım.

Gözlerinizi kapatın. Çok mutlu olduğunuz bir anınızı düşünün. Bu hatıranın zihninizde bir fotoğraf gibi oluşmasma izin verin. Zihninizde bu fotoğrafa bakarken, resmin parlaklığını azaltın ve küçültün. Bu işlemi yaparken duygularınıza dikkat edin.

Bu işlemi her yaptırdığımızda katılımcılarımız, anılarını kaybetmekten korktukları için resmin parlaklığını azaltmak istemedikleri yorumunda bulunurlar. Tabii bu işlemi daha faydalı şeyler elde etmek için de kullanabilirsiniz.

Şimdi tekrar kapayın gözlerinizi ve o çok korktuğunuz, kendinizi berbat hissettiğiniz anı canlandırın. Böyle bir anınız yok ise, gelecekte böyle bir durum olacağını hayal edin. Orada olan ve olabilecek her şeyi gördüğünüzden, duyduğunuzdan ve hissettiğinizden emin olun. Korkuyu hissedin, heyecanı hissedin. Yeterince kötü ve sizi korkutan, sizi en çok heyecanlandıran, kalbinizin sıkışmasına ya da midenize ağrılar girmesine sebep olan anda görüntüyü durdurun. Şimdi onu bir resim olarak düşünün ve görüntüyü soluklaştırın, hatta siyah beyaz yapm. Küçültün, küçültün, iyice küçültün ve kendinizden uzaklaştırın, iyice uzaklaştırın. Şimdi gözlerinizi açabilirsiniz.

Tekrar kapatm gözünüzü, aynı sahneyi hayal edin. Az öncekiyle aynı korkuyu duyuyor musunuz? Eminim hissetmiyorsunuz. İnsanlar, canları sıkıldığında ya da bir konuya üzüldüklerinde “Çok uzaklara gitmek istiyorum.” derler. Oysa çok uzaklara gittiklerinde kafaları burada kalmayacaktır. Onlarla birlikte gidecektir. Öyleyse yapmamız gereken şey, bu kötü anıyı zihnimizde soldurup, uzaklara göndermektir. Bunu yeterince sık yaparsanız o anı, sizi bir daha rahatsız etmez.

Daha önce de bahsetmiştim. Sorun, topluluk önünde konuşmayla ilgiliyse, genellikle insanlar bize şöyle derler; “Topluluğun karşısında çok rahat olmak istiyorum.” Biz de “Topluluğun karşısında uyumak mı istiyorsunuz?” diye sorarız. “Hayır, tabii ki hayır.” derler. “Yalnızca onların bana hayran kalmalarını istiyorum…” “Yani obsesif bir biçimde, hayran hayran etrafınızda mı dolaşmalarını istiyorsunuz?”.“Hayır tabii ki. Yalnızca iyi bir konuşma yapmak istiyorum ve onların bundan etkilenmesini istiyorum.” İşte o anda, bugüne kadar her konuşmaya çıktıklarında kendilerine, onu öldüreceklermiş gibi bakan yüz tane patlak gözlü trol olduğunu hayal ettiklerinin farkına varırlar.

Bu hiç de iyi bir fikir değildir. Şu anda düşünmeniz gereken şey tam da budur. Siz konuşmaya çıkmadan önce, karşınızdakileri nasıl yaratıklar olarak hayal ediyorsunuz?

Bir dahaki sefere, konuşmaya çıkmadan hemen önce şu egzersizi yapın: Gözlerinizi kapatın ve çapa olarak kullandığınız o anıyı canlandırın. Parlaklaştırın ve yakınlaştırın. Şimdi, zihninizde topluluk önünde konuşma korkulacak değil, sevinçle, heyecanla ve çoşkuyla yapılacak bir faaliyete dönüşene kadar bu işlemi sık sık tekrarlayın. Bir de bunu topluluğun karşısına çıkmadan önce deneyin. Eğer fiziksel bir reaksiyon hissediyorsanız, olumsuz duygu ya da düşünce besliyorsunuz demektir. Uyaran, genellikle zihinsel imge şeklindedir. Tek yapmanız gereken, o korku dolu hayalin yerine parlak, mutlu görüntünüzü koymaktır.

Endişeyi Tersine Çevirmek (Nöro Hipnotik Modelleme)

Söylediğimiz gibi, topluluk önünde konuşma korkusu, dünya üzerindeki en yaygın korkudur. Her bir fobiye karşılık, yüzlerce, topluluk önünde konuşma korkusu yaşayan insan vardır. Öğrenciler küçük yaşta, herhangi bir sebepten korkmayı öğrenirler. Oysa topluluk önünde konuşmaktan, şarkı söylemekten ve müzakere etmekten hoşlanan çocuklar vardır. Biz bunun, eğitim sistemimizin bir sonucu olduğunu düşünüyoruz.

Bilinçaltının asıl amacının korumak olduğundan bahsetmiştik. Bazı korkular faydalıdır. Örneğin; yılanlar hakkında bir şey bilmiyorsanız korkmak faydalıdır. Ya da obezite hastası birinin buzdolabının kapısından korkması, onun yararına olur. Ama topluluk önünde sık sık konuşma yapan birisi için bu hiç de faydalı bir yaklaşım değildir. Ayrıca topluluk önünde konuşma, korkudan çok endişedir. Şimdi aşağıdaki tekniği uygulamadan önce kendinize şu soruyu sorun; bir günlüğüne problemlerinizi sizin yerine başkası yaşayacak olsa, siz, sizin yerinize problem yaşayacak bir kişiyi işe alsanız ve tek yapacağınız şey, ona bir iş tanımı yazmak olsa…

Topluluk önünde konuşma endişesi veya korkusu yaşamamak için tam olarak ne yapması gerekiyor? Bunu belirledikten sonra, topluluk önüne çıktığınızda korkmak için ne hayaller kurduğunuzun ve kendinize olumsuz neler söylediğinizin, onların gözlerine odaklanmaktansa nasıl stresinize odaklandığınızın farkına varacaksınız. İşte o zaman, bu programlamayı düzenleme şansına sahip olacaksınız.

Aşağıdaki teknik, muazzam bir, topluluk önünde konuşma endişesi giderme tekniğidir. Bu işleme başlamadan önce belirtmem gereken husus şudur: Bedenlerinizde hissettiğiniz iyi ya da kötü duygular bir yöne döner. Ya ileri ya geri, ya sağa ya sola döner. Ve siz, iyi ya da kötü bir duygu hissettiğinizde, duygunun ne tarafa döndüğüne dikkat etmelisiniz. Bunu fark edebilmek için ellerinizi, vücudunuzda duygunun bulunduğu yere koyarak sağa sola ya da ileri geri hareket ettirebilirsiniz.

Şimdi başlayalım.

Konuşma Korkusunu Yenme Tekniği

1. Size endişe veya korku veren topluluk önünde konuşma eylemini düşünün. Geçmişteki bir deneyiminiz olabileceği gibi, gelecekte gerçekleştirilecek bir eylem de olabilir.

2. Endişenin bedeninizde hangi yönde döndüğünü fark edin.

3. Bu duyguyu bedeninizin dışına çıkardığınızı, ters yöne çevirdiğinizi, okların rengini kırmızıdan maviye dönüştürdüğünüzü ve sonra çekerek, bedeninizde ters yönde döndürmeye başladığınızı hayal edin.

4. Duyguyu bedeninizde ters yönde giderek hızlanan bir biçimde döndürmeye devam edin ve bu sırada kendinizin farklı hissettiğini fark edin.

5. Şimdi size, kendinizi gerçekten rahat hissettiren bir şey düşünün. Bu duygunun hangi yönde hareket ettiğini fark edin. Kendinizi son derece rahat hissedin.

6. Böyle hissederken ve deneyimin (korktuğunuz) gerçekten iyi gittiğini ve işe yaradığını hayal ederken, bu rahat duyguyu çevirmeye devam edin.

7. Bunu yaparken şimdiki zamanda önünüzde neyi görebildiğinize, neyi işitebildiğinize ve gerçek dünyada dikkatinizi yöneltebileceğiniz neler olduğuna bir bakın. Bu ne anlama gelir? İnsanlar bir konuşma yaparken, genellikle seslerinin titreyişine, karınlarındaki kasılma ve ağrıya odaklanırlar. Ama beynimiz, neye odaklanırsak onu çoğaltma eğilimindedir. Eğer bu saydıklarım yerine, karşımızdakilere ve onların gözlerine odaklanırsak, bir süre sonra sesimizdeki titremenin de karnımızdaki ağrının da yok olacağını görürürüz. Buradaki asıl soru şu; siz neye odaklanmak istiyorsunuz? Çünkü nereye odaklanırsanız onu alırsınız…

 

Heyecanı, Korkuyu Yenmek İçin EFT (Duygusal Özgürleşme Tekniği)

Toplulukların karşısına çıkıldığında, sıklıkla kişilerden duyduğumuz şikâyet; “İnsanların karşısına çıkmaktan duyduğum korkumun, yüreğimin ağzıma gelişinin, heyecanımın üstesinden gelemiyorum.”dur. “Bu heyecanımı yönetsem eminim ki muhteşem bir performans göstereceğim.” derler.

Çoğunlukla bu tespitleri doğrudur. Çünkü yaşanan heyecan ve panik duygusu, kişinin profesyonellikten uzak görünmesine, istediği sonucu yaratmasını engelleyecek bir peformans sergilemesine sebep olmaktadır.

1980’de Amerikalı bir psikolog, su fobisi olan hastasını bir buçuk yılda tedavi edemez. Enerjiler ile ilgili çalışmalar yapan doktor, bir gün hastası ile fobisi hakkında konuşurken, birkaç dakika hastasının göz altına vuruşlar yapar ve yıllardır süren korku kaybolur.

Sonra bir NLP uzmanı ve mühendis olan Gary Craig, tekniği geliştirir ve bu hâle getirir.

Albert Einstein, gerçekte enerji ve maddenin aynı şey olduğunu ve çevremizde gördüğümüz her şeyin aslında birer enerji olduğunu söylemiştir. Bu enerji, birbiri ile etkileşim hâlindedir. Evrendeki her şey bir enerji ve artık bu, bilimsel bir gerçektir. Biz de birer enerjiyiz. Düşüncelerimiz ve duygularımız, enerji sistemimizi doğrudan etkileyen etkenlerdir.

Enerji sistemimizi en fazla etkileyen şey, negatif düşünce ve anılarımız ve bunların üzerimizde yarattığı etkilerdir. Negatif düşünce ve duygular, bedenimizdeki akışta blokaja, yani tıkanmalara sebep olur ve dengemizi bozar. Duygu ve hislerimiz, davranışlarımızı tahminimizden daha çok etkiler. Hislerimizi vücudumuzda hissederiz. Duygusal yaşadığımız her türlü olayın yarattığı sıkıntı, bedenimizde rahatsızlık olarak kendini gösterir. Örneğin; birine duyulan kızgınlık ve öfkenin bel ağrısı olarak kendini gösterdiği, endişe ve kaygıların ülsere neden olduğu, stresin ağrılara ve migrene neden olduğu, bilinen bir gerçektir artık. Bedenimiz ile duygularımızın bağlantısını anladığımızda, iyileşmemiz bir o kadar kolay olacaktır.

“Tüm negatif duyguların nedeni, bedenin enerji sistemindeki bozukluğa bağlıdır.” der Gary Craig.

 

EFT, bedenimizin değişik noktalarına parmak uçlarıyla hafif vuruşlar yaparak uygulanır. Bu kısmını herkes kolaylıkla öğrenir. Ancak EFT yi EFT yapan, sadece bu vuruşlar değildir. Bu vuruşların amacı, bedende belli enerji meridyenlerinde tıkanmış duran olumsuz duyguyu titreştirmek ve bedenden boşaltmaktır. Duyguların titreşmesi sadece vuruşlarla gerçekleşen bir durum değildir. Bir şekilde zihinsel düzeyde de bu duyguları titreştirmek gerekir. Sorunun tanımlanması, sorunu sorun yapan bilinçaltı inançlarının ve duyguların ifade edilmesi, bu sorunu sorun hâline getiren geçmiş olayların bulunması ve bu olaylar üzerinde çalışma yapılması, EFT’yi diğer tekniklerden daha etkin bir hâle getirmektedir. EFT, başka hiçbir iyileştirme yönteminin işe yaramadığı yerde genellikle işe yarar. Ancak burada, “Uygun bir şekilde ve sabırla uygunlandığı takdirde” açıklamasını eklemek gerekir. Sabır, her şeyde olduğu gibi EFT’nin de etkinliğini artıran bir erdemdir.

Çoğunlukla, elde edilen sonuçlar kalıcıdır. Basit vakalarda çözüm, çok kısa sürede elde edilir, çeşitli ağrıların giderilmesi, basit hayvan korkuları gibi. Ama çoğu zaman kalıcı sonuçlar elde etmek için, uygulamalara ısrarla ve bir süre devam etmek gerekir. Sorun geri dönse bile, aynı çalışmayı tekrar ederek, kısa sürede etkin sonuç alınır.
Bu yöntemi kendi üzerinde pek de inanmayarak deneyen insanlar bile, elde ettikleri sonuçlar karşısında şaşkınlığa düşmektedirler. EFT gerçekten, kesinlikle işe yaramaktadır. Rahatsızlıkların kaynağı duygulardır ve EFT, duygular ile çalışır. Artık sağlık mesleklerinde çalışan kişiler de EFT’yi öğrenmekte ve uygulamaktadırlar.

Bir Mucize Olan EFT’nin Kısaca Kullanım Alanlarına Bakalım

Duygusal rahatsızlıklar; stres, travma, takıntı, uykusuzluk, kekemelik. Olumsuz alışkanlıklar; aşırı yeme, bağımlılık, tırnak yeme. İlişkiler; çekingenlik, kendini ifade edememe, kızgınlık, öfke, kıskançlık. Fobiler ve korkular; köpek, kedi, su, dişçi, toplum önünde konuşma korku ve kaygısı, reddedilme, evlilik, başarısızlık, terk edilme, boşanma, yalnız kalma korkusu. Fiziksel rahatsızlıklar; baş, sırt, eklem ağrıları, regl dönemi, kabızlık. Eğitim; sınav korkusu, konsantrasyon, motivasyon eksikliği. İş dünyası; stres, motivasyon, başarısızlık korkusu, özgüven sorunları. Sanat; sahne korkusu, yazma blokajı. Her türlü spor dalında performans artırılması gibi. Kısacası; kaynağı ne olursa olsun insanla ve duygularla ilgili neredeyse her alanda etkili olabilmektedir.

EFT yapmak için en uygun zaman, tam olarak sorunun olduğu zamandır. O yüzden herhangi bir problemi çözmek için, öncelikle o problemi düşünmek, ona ilişkin olumsuz duyguyu az da olsa yeniden yaratmak gerekir. Örneğin, toplulukların karşısına çıktığınız bir andaki duyguyu yaşamak ve hatırladığınız belirgin bir olaya EFT yapmak çok önemlidir.

Eft Tekniği Nasıl Uygulanır ?

Sorunu tanımlamak, sorunu derecelendirmek, setup cümlesini oluşturmak, EFT noktalarını hırlamak, tekrar derecelendirmek, gerekirse sorunu sıfırlayana kadar turlara devam etmek.

Sorunu Tanımlamak

Sorunu tanımlamak; soyut olan sorunu somut şekilde ifade etmektir. Örneğin; mutsuzluk çok genel bir kavramdır. Doğrudan mutsuzluk konusuna EFT yaparsanız, etkili olamazsınız. Burada, mutsuzluğa sebep olan nedenlerin ne olduğu belirlenip, onlara EFT yapmak gerekir. Örneğin, sabah eşinizle tartışmış olabilirsiniz, trafikte bir olay yaşamış olabilirsiniz. Bu şekilde belirgin olayları düşünüp EFT yapmak gerekir. Konumuzla ilgili olarak, en son yaşadığınız bir konuşmada kendinizi başarısız bulmuş, olumsuz bir şeyler yaşamış olabilirsiniz ve bu konuşmadan sonra kendinizi yetersiz olarak değerlendirmiş olabilirsiniz. Öncelikle bu olayın üzerinizdeki etkilerinin temizlenmesi için EFT yapılmalıdır.

 

Sorunu Derecelendirmek

EFT’yi diğer iyileştirme tekniklerinden ayıran en önemli özellik; sorunu rakamsal olarak derecelendirmektir. Sorunumuzun üzerimizde yarattığı etkiye, 0 ile 10 arasında bir derece veririz.

0 (Sıfır): “Hiç etkisi yok”un karşılığıdır.

10 (On): “Çok şiddetli’nin karşılığıdır.

Bilinçli ve tarafsız olarak sorununuzu derecelendirmeyi alışkanlık hâline getirmezseniz, yalancı iyileşme algısı içine girersiniz. Bilinçaltı, eski alışkanlıkları, düşünce ve duyguları korumayı sevdiği için, bir süre sonra sorununuzu geri döndürür ve bu yönteme olan güveniniz sarsılabilir.

 

Setup Oluşturmak

Setup cümlesi, sorunumuzu ifade ettiğimiz, kendimizi her şeyimizle kabul edip, olumlama cümlesi ile devam ettiğimiz cümledir. Burada, kendinizi kabul önemlidir. Çünkü gerçek değişimler, kendimizi her şeyimizle kabul edip, kendimize insan olma hakkı verdiğimiz zaman olur. Bir setup ifadesi iki bölümden oluşur; sorunu tarif eden bölüm ve bu sorunu tamamlayan standart bir olumlama bölümü.

Örnek setup ifadesi:

“Bir topluluğa karşı konuşma korkum olmasına rağmen, kendimi tamamen ve derinden kabul ediyor ve seviyorum.”

Sadece oluşturduğumuz cümleyi söylemek, enerji değişimini sağlamaz. Mutlaka bir şekilde, bu cümlenin enerji sistemine yedirilmesi gerekir. Bu nedenle setup bölgeleri dediğimiz noktalara vuruş ya da masaj yapılması gereklidir.

Setup bölgeleri dediğimiz noktalar, karete noktası (elimizi yumruk yaptıktan sonraki avucumuzun yan kısmıdır), ağrılı bölge (bir madalyon taktığınızda, madalyonun denk geldiği göğsün üst kısmıdır, EFT’de ovma işleminin yapıldığı tek yerdir).

Bir taraftan masaj ya da vuruşu yapar, bir taraftan da oluşturduğumuz setup cümlesini söyleriz.

Karate noktasına vururken ya da ağrılı bölgeyi ovarken, setup cümlesi standart olarak üç kez açık, sesli ve tane tane söylenir.

Setup cümlesini ne kadar duygu yoğunluğu ile söylerseniz o kadar etkili olur.

 

EFT İfadeleri Oluşturmak

Setup işlemini bitirdikten sonra sıra, EFT noktalarını turlamaya gelir. Bu nedenle önce, noktalara vururken ne söyleyeceğimize karar vermemiz gerekmektedir. Bu söylediğimiz cümleye EFT dilinde “EFT vuruş ifadesi” denir.

EFT ifadesi, sorunumuzu bize hatırlatan birkaç kelimelik bir ifadedir. Örneğin; topluluk önünde
konuşma korkusu üzerine çalışıyorsak, “Her ne kadar topluluk önünde konuşmaktan korkuyorsam da kendimi olduğum gibi kabul ediyorum ve seviyorum. Başarılı sonuç alma konusunda kendime güveniyorum, inanıyorum ve ben başarılı bir konuşmacıyım, çünkü bunu seçiyorum.” setupım yaptıktan sonra EFT ifadesi olarak, “topluluk önünde konuşma korkum” kelimelerini seçeriz.

Yaşadığımız duygu korku ise, “topluluk önünde konuşma korkum”, kaygı ise “topluluk önünde konuşma kaygım”, heyecan ise “heyecanım” gibi, sorunu tanımlayan, hatırlatıcı bir kelime olması gerekir. Bu kelimeleri tekrarlarken, EFT noktalarına parmak uçlarınız ile 6-8 arasında vuruş yapmalısınız.

Peki, EFT noktaları nedir?

EFT noktalan; başın tepesi, kaşın ortası, kaşların yanı, göz altı, burun altı, dudak altı, köprücük kemiği, koltuk altı, göğsün yanma gelen kısım, el tırnaklarının iç kısımının her biri. Tırnak yanlarına yapılan vuruşlar uzun turdur ve yetişkinlerle çalışılan sorunlarda uzun tur kullanılır. EFT vuruşlarının nasıl yapıldığı ile ilgili YouTube’da çok fazla kaynak video bulabilirsiniz.

Vuruş Noktaları

 

EFT İle Sorunlar Üzerinde Çalışmak

Örneğin, topluluk önünde konuşma korkusunu ortadan kaldırmak için çalışırken, şu şekilde bir çalışma yapabiliriz.

Setup cümlesine ve vuruş ifadesine ya da ifadelerine karar verdikten sonra sıra, ölçümleme yapmaya gelir. Eğer kendi kendimize çalışıyorsak en uygunu, bizi rahatsız eden bu durumu hayal etmektir. Daha önce yaşadığımız bir olayı da hayal edebiliriz. Ya da gelecekte olası bir durumu zihnimizde canlandırabiliriz. Bilinçaltı her iki duruma da aynı şekilde tepki verir. Olumsuz ortamın hayali, bedenimizin bir yerinde olumsuz bir his yaratır. Genellikle korkular göğüste baskı, karında kasılma, heyecan benzeri hisler şeklinde kendini belli eder. Gözlerimiz kapalıyken bu hissi algılarız ve bunu, on üzerinden bir rakamla derecelendiririz.

Diyelim ki yedi şiddetinde bir his algıladık. Gözlerimiz kapalı ya da açık. EFT çalışmasına başlayabiliriz. Eğer yalnız başımıza çalışıyorsak gözü kapalı çalışmak, meseleye daha iyi odaklanmamızı sağlar. Bu nedenle, gözümüzü açmadan setup işlemini yaparız. Karate noktasına diğer elimizin parmaklarıyla vururken, setup cümlesini üç kez duygu katarak, mümkünse yüksek sesle söyleriz. Daha sonra EFT vuruş ifadelerini, her EFT noktasına parmaklarımızla vururken bir kez söyleyerek, tam turumuzu atarız. Eğer birden fazla EFT vuruş ifadesi oluşturduysak, bunları sırasıyla ya da rastgele söylerken turumuzu tamamlarız. Ya da her bir ifade için tur atabiliriz.

Turu tamamladıktan sonra tekrar, zihnimizde ölçüm yaptığımız hayale döneriz. Çalışmadan önce bedenimizde hissettiklerimizi, tekrar hissetmeye çalışırız. Duygunun azaldığını, değişmediğini ya da arttığını fark edebiliriz. Her üç ihtimal de olabilir. Diyelim ki ölçüm sonucu beş çıktı. Demek ki kısmi bir iyileşme var. Duyguya odaklanarak yaptığımız çalışmalarda, duyguyu sıfırlayana kadar 5-10 tur atabiliriz. EFT noktalarına vuruşlar yaparken, ne kadar çok parmak ucunuzla vurursanız o kadar çok duyguyu titreştirir ve sorunu ortadan kaldırırsınız. Beşe düşen ölçümden sonra yapmanız gereken, setup cümlesini söylerken bu sefer; “Azalan topluluk önünde konuşma heyecanıma rağmen kendimi kabul ediyorum, onaylıyorum ve başarılı bir konuşma yapmayı seçiyorum.” deriz. EFT ifadesi ise, “Azalan heyecanım” şeklinde olur. Azalan dememizdeki amaç, kısmi de olsa bir iyileşmenin olduğunu bilinçaltına kabul ettirmektir. Heyecanımız, korkumuz ya da yaşadığımız duygu her ne ise, sıfır olana kadar çalışmayı yaparız.

Topluluk önünde konuşma korkusuna yapılan EFT çalışmasında, bu şekilde bir çalışmayı bitirdikten sonra mümkünse sahnede iken, sizi birileri izlerken de bu çalışmayı yapın. Buna EFT dilinde, “kademeli yaklaşım” deriz. Kademeli yaklaşımda önce sorun hayal ettirilerek çalışma yapılır. Hayalde sorun sıfırlandıktan sonra pratik uygulama esnasında EFT’ye devam edilir. Sahnenin önüne gelinir. Birazdan içeride yaşanacak olumsuz düşünceler üzerine EFT yapılır. Heyecan, korku, panik, hangi duygu hissediliyorsa bu duygulara EFT yapılır, sonra sahneye çıkılır. Konuşma yapılmaya başlanır, gerekiyorsa tekrar EFT yapılır. Sürekli, hissedilen korku derecelendirilir ve o anki koşul için his sıfırlanana kadar EFT yapılır. Bir kademe başarılmadan, sonraki kademeye geçilmez. Konuşma yaparken hissedilen tüm duygulara, çalışma sıfırlanınca kadar EFT yapılır. Hayalde sıfırlandıktan sonra, gerçek durum üzerinden EFT’ye devam edilir. Bu yaklaşım, istenen esas sonuç almana kadar devam eder.

EFT yaptıktan sonra, sahaya çıkıp bunu tekrarladığınızda, kalıcı bir çözüm sağlarsınız. Eğitimlerimizde, önce katılımcıların yaşadığı duygular sıfırlandıktan sonra, sunum yapacak kişi, eğitim salonunun dışına gelir ve orada yaşadığı duygulara EFT yapılır ve sonra sahneye çıkar. Eğer sahnede yaşadığı hâlâ süren duyguları varsa duygular sıfırlanana kadar çalışılır. Kişi bu şekilde, topluluk karşısında rahatça konuşur hâle gelir.

EFT ne kadar spesifik, yani iyi tanımlanmış bir konu üzerinden yapılırsa o kadar etkin olur. Spesifik demek, genelden özele gelmek demektir. Toplum önünde konuşmaktan korkan birisi, sadece bu düşünce üzerinden EFT yaparsa da sonuç alabilir ama kişinin bu korkusunun yerleşmesine neden olan geçmişte yaşadığı kötü deneyimler vardır. İşte bu deneyimlerdeki korkuyu ve diğer duyguları temizlemeye yönelik olarak çalışma yapmak, genel anlamda EFT yapmaktan çok daha iyi sonuç verir.

Bu amaçla, film tekniği dediğimiz yöntemi kullanırız, örneğin; sıklıkla, kişilerin toplulukların karşısında konuşma korkularının yerleşmesine sebep olan olayların, ilkokul çağlarında olduğunu fark ederiz. İlkokuldayken öğretmen, çocuğu tahtaya kaldırır, bir soru sorar ve çocuk bilemez. Sonra öğretmen, çocuğu azarlar ve utandırarak yerine oturtur. Çocuğun bilinçaltı bu olayı, “Birilerinin karşısında konuşmaya kalkarsan rezil olur ve küçük duruma düşersin.” olarak kodlayabilir. Eğer ilerleyen zamanlarda güçlendirici olaylarla karşılaşmaz ve birkaç buna benzer olay yaşarsa, bilinçaltı bu korkuyu yerleştirir. Çünkü bilinçaltının asli görevi kişiyi korumaktır. Bu korkuyu yaratarak, kişinin öne atılmasını ve rezil olmasını tamamen iyi niyetle engeller. Eğer geçmişte buna benzer yaşanılan olaylar, deneyimler varsa bilinçaltında yarattığı korku, kaygı, güvensizlik duyguları da mevcuttur.

Tam anlamıyla performansımızın istediğimiz gibi olması için, geçmişte üzerimizde izler bırakan olaylar ile çalışma yapılması gerekir. Bunun için EFT’de, film tekniği dediğimiz çok etkin bir teknik kullanırız. Film tekniğini, yaşamımızı her yönden olumsuz etkilemiş, üzerimizde iz bırakmış, duygu yükü olan tüm olaylara uygulayabiliriz. Böylelikle geçmişin olumsuz yükünü omuzlarımızda taşımaktan kurtulmuş oluruz.

Film tekniğini nasıl uygulayabilirim?

Anılar üzerinden çalışmanın en pratik yolu film tekniğidir. Önce, her zaman olduğu gibi sorunu saptarız. Sonra bu sorunu yaşadığımız, geçmişteki bazı olayları hatırlarız. Genellikle bu olayları yaşarken hissettiğimiz ama tam olarak ifade edemediğimiz duygular hâlâ bizi etkileyen duygulardır. Temel amacımız, bu filmde gizli kalmış bu duyguları saptamak ve EFT’yi kullanarak bu duygu ya da duyguları bedenden boşaltmaktır.

Duygusunu temizlemek istediğimiz bu anının, : zihnimizde hayalî bir filmini oluştururuz. Bu filmi
zihnimizde seyretme alışkanlığını, pratik yaparak, geliştirebiliriz. Biraz pratik yaparak, zor gibi görünen bu görselleştirmeyi kısa sürede kolay ve yapılabilir hâle getirmek mümkündür. Filmin başı vardır, sonu vardır, temel oyuncuları vardır.

Bu durumda, en belirgin olan, en çok etkilendiğinizi düşündüğünüz temsili olayla çalışırız. Bu tip olaylar, zaten bu özellikleriyle sürekli zihnimizde oynarlar. Ama o kadar hızlı oynarlar ki ayrıntıları fark edemeyiz. Film biter ve geride sadece yarattığı duygusal etkisi kalır. Bazen görselliğimiz, fark edemeyeceğimiz kadar hızlı geçer ve biz sadece duygusunu hissederiz.

Film tekniğini uyguladığımız ilk turda kişi, filmi seyrederken aynı zamanda da gördüklerini yorum
katmadan, olduğu gibi anlatmaya başlar. Bir yardımcıya anlatıyorsa gözlerini kapatır ve filme odaklanır. Yardımcı bu arada, anlatana sürekli EFT uygular. Burada yardımcı; bir koç, NLP uzmanı ya da EFT uzmanıdır. Yöntemi tek başınıza uyguluyorsanız, aynada kendi gözlerinizin içine bakarak EFT yaparken, hikâyenizi yüksek sesle, sanki başkasına anlatıyormuş gibi anlatmalısınız. Mümkün olduğunca detay katarak anlatmaya çalışın. Detaylandırmak, filmi yavaşlatır ve olayın birçok yönünü açığa çıkarmanızı sağlar. Böylece, olayda yaşadığınız her duygu titreşir ve serbest kalmaya başlar.

İlk turu tamamladıktan sonra esas çalışmaya geçmek için, bu sefer daha yavaş olarak filmi yeniden oynatmaya başlarız. Ve duyguyu her hissettiğimiz bölümde durup, o duyguyu sıfırlayana kadar temel EFT turunu uygularız. Tüm duyguları 0’a getiririz. Sonra filmi tekrar baştan sona seyrederiz ve hiçbir duygusal yük kalmadığından emin oluruz.

Geçmişte, iyi bir konuşmacı olamamanızı etkileyecek hangi olayları yaşadınız? Bunları tespit edin, bir bir üzerlerinde çalışın. Film tekniği uygulamasını yapmak için, her gün kendinize yarım saat ayırın. Siz değerlisiniz. Kalıcı olarak bu yüklerden kurtulmanın yoludur EFT. Sonuçlarını fazlasıyla ve çok kısa sürede göreceksiniz.

“Benim yüzlerce olayım var, hangi birini temizleyeceğim?” diye düşünebilirsiniz. EFT’de genelleşme ilkesi işler. Yani siz bir olayla çalışırken, benzer tüm olaylara olumlu etkisi olur. Birbirine benzer elli olayınız olduğunu kabul edelim. Üç dört tanesi üzerinde çalışmak çoğu zaman yeterli olacak ve tüm duyguların, üzerinizde yaratmış olduğu toplam etki yok olacaktır.

Burada değinmeden edemeyeceğim; korkuyu ortadan kaldırmak, bir kişiyi büyük bir konuşmacı yapmaz. Ama kişinin kalbinin çarpmasını, ağzının kurumasını ve rahat konuşmasını engelleyen, heyecana bağlı diğer fiziksel engelleri ortadan kaldırır. Kişi, en azından mevcut gücünü ve yeteneğini kullanır hâle gelir. Performansı ile ilgili kaygı duymaya son verir. Performansı beklenilen düzeyde olmasa da kendisini iyi hisseder.

İyileşmek demek, her koşulda iyi hissetmek demektir. EFT yaptıktan sonra yaptığınız her sunumda, kendinizi iyi hissedersiniz. Potansiyelinizin en iyisini çıkarırsınız. Rahat ve kendinden emin görünürsünüz. Başarı, kendi üzerinizde sabırla çalışmanın sonunda gelir.

Bir günde mucize beklerseniz yanılırsınız. Başarılı olmak için adımları biliyorsunuz. Duygusal, zihinsel, fiziksel, ruhsal olarak ne gerekiyorsa yapın. Siz bir bütünsünüz. Sadece tek bir kısım ile çalışmak, kalıcı bir başarı getirmez, bir şeylerin yarım olduğunu fark edersiniz.