Etkili Sunum Teknikleri

Başarılı Bir Sunum Yapmanın Sırları

Gerçek şudur ki yine tekrarlıyorum, başarılı konuşmada esas olan, tutku ve heyecandır. Tutkuyu yaratan ise, bu konudaki samimiyetinizdir. Konunuzu bilin, tüm detayları ile araştırın. Ancak konuyu bilmek dışında, konunuzu sunarken de içten olmalısınız. Anlatacağınız şeyleri, insanların duymayı istedikleri arasından seçin. Yaptığınız her sunumu, hayatınız bu sunuma bağlıymış gibi sahiplenerek yapın. Anlatmak istediklerinizi sade, basit anlaşılır, kısa cümlelerle anlatın. Böylece cümleler, hafızanıza kolay kazınır ve insanlar kolay hatırlar. Hatırlayın ki bir fikri dile getirme kabiliyeti, fikrin kendisi kadar, hatta daha da önemlidir. İnsanların fikrinizden etkilenmesi buna bağlıdır.

 

Konuşmanızda, kelimelerin dışında önem taşıyan, sunumunuzun hangi lezzette sunulduğudur. Ne söylediğinizin, nasıl söylediğiniz kadar önemi yoktur. Daha önce söylediğimiz gibi, iletişimde sözcüklerin %7, beden dilinizin %55, sözlerin söylenme şeklinin %38 etkisi vardır. Bir konuşmada üç şey önem taşır; kimin söylediği, nasıl söylediği ve ne söylediği ve bu üçü arasında en sonuncusu, en az önem taşıyandır. Dinleyiciler, konuşmacının zihni ve kalbinden doğrudan doğruya kendi zihin ve kalplerine bir mesajın iletildiğini hissetmelidirler. Eğer birilerinin karşısında, topluluk önünde konuşma eğitimi almış gibi konuşursanız, belli olacaktır. Tam anlamıyla etkili olabilmek için, doğallıkla konuşmalısınız ve kimse anlamamalıdır. insanlık olarak hiçbirimiz birbirimizin aynısı değiliz. Her birey farklı, her ne kadar toplum bizi standart kalıplara sokmaya çalışsa da siz farklısınız. Bu farklılık, bir konuşmacı olarak en belirgin özelliğinizdir. Buna değer verin ve bunu geliştirin. Bu farklılık, sizin önemli ve tek olmak için tek gerçekliğiniz.

 

Kendinize, kişiliğinize güvenin. Güçlü yanlarınızın farkında olun, kişisel yeteneklerinizi güçlendirin. Bir dinleyicinin karşısında doğal görünmeyi istediğinizden eminim. Bir dinleyici karşısında doğal görünmek, gerçekten pratik yapmayı gerektirir. Eğer daha dört yaşında bir çocukken sunumlar yapmış olsaydınız doğallığınız gelişirdi ancak hepimiz otuzlu, kırklı yaşlarda bu işe kalkışıyoruz. Bu kitapta asıl amacımız, sunum yapmanızı öğretmeye çalışmak değil, sizin bu hedef için sınır olarak koyduğunuz engelleri bırakmanız, özgür olmanız ve doğal olmanızdır. Bu konuda neye inanıyorsunuz? Unutmayın ki gerçek bir değişiklik, kim olduğumuz ve neleri yapabileceğimiz konusunda adanmışlığımızın kararını verdiğimizde gerçekleşir. Anthony Robbins “Kaderimiz karar anlarında şekillenir.” der. Kendinizi gerçekten adadığınızda, kaderiniz harekete geçecek ve sizi başarıya götürecektir. Sahip olduğunuz bilgiler, ancak kullandığınız zaman güç getirecektir. Beceri kazanmanın yolu, tekrarlardır.

 

Yapabileceğinize olan inancınızı güçlendirin. Bu konudaki inancınız hâlâ hangi seviyede? Başarılı bir konuşmacı olacağınıza gerçekten inanıyor musunuz? Yoksa inanmak istiyor ama başaramıyor musunuz? Eğer davranışlarınızda uzun süreli kalıcı değişimler yaratmak istiyorsanız, bu konuda neye inandığınızı belirleyip, sizi sınırlayan inançlarınızı değiştirmelisiniz. Çünkü inançların yaratıcı ve yıkıcı gücü vardır. Ve bu konuda başarı için, kesin inanç her zaman şarttır. İnancın önemi konusunda ısrar etmemin sebebi; eğer bu konuda sınırlayıcı bir inancınız varsa ve buna inanıyorsanız, bu inançlarınız sinir sisteminize, tartışılmaz emirler biçiminde iletilir.

İnandıklarımız; bugünkü ve gelecekteki olanaklarımızı genişletme ya da yok etme gücüne sahip olurlar. Eğer hayatınızı yönetmek istiyorsanız, inançlarınızın bilinçli komutasını elinize almalısınız. Eğer yeterince referanslar geliştirirseniz, her konuda inançlarınızı güçlendirebilirsiniz. Referanslardan kastettiğimiz şey, inançlarınızı destekleyen her şeydir. Şöyle ki yaptığınız her eylemde, inancınızı olumlu ya da olumsuz destekleyecek kanıtlar toplarsınız. Geçmişte başarısız bir konuşma yapmış olabilirsiniz ya da istediğiniz performansı gösteremediğiniz için kendinizi başarısız değerlendirebilirsiniz. Bu olayda yaşadığınız deneyimi zihin, olumsuz olarak değerlendirecek ve bu deneyim, olumsuz referans olarak kaydedilerek, kendinizle ilgili inancınızı olumsuz yönde güçlendirecektir.

Yaptığımız her eylemle referanslar geliştiririz. Büyük küçük fark etmez her şey, zihnimize nasıl kodlamak istiyorsak öyle kodlanır. Kendinizle ilgili olumlu referanslar toplayın. Örneğin, “başarılı konuşmacıyım” inancını sağlamlaştırmak ve geliştirmek istiyorsanız; bunu destekleyecek kanıtlar bulun. “Daha önce yaptım, etkili konuşuyorum, sempatik bir konuşmacıyım, ikna yeteneğim yüksek, insanlar öyle görüyor, insanlar başarılı olduğumu söylüyor…” gibi. Ne kadar çok kendinizle ilgili güçlü referanslar yazarsanız o kadar sizi başarıya ulaştıracak inancı güçlendirebilirsiniz. Olumsuz referansları toplamak çok kolaydır. İnsanlar olumsuzu görmeyi, olumsuza odaklanmayı çok sever, olumsuz deneyimleri hatırlayarak, kendilerinden bir tür intikam alırlar. Her tekrarladığımız olumsuz deneyim, bizi güçsüzleştiren, inancımızı sağlamlaştıracak nedenler olacaktır.

İnancınızı masa gibi düşünün. Referanslarınız da bacakları. Masanın ne kadar çok ve ne kadar güçlü bacakları olursa masa o kadar sağlam duracaktır. İnandıklarınızı sorgulayın. Önemli olan, inancınızın sizi güçlendirdiği mi yoksa zayıflattığı mı? Oluşturduğunuz referanslar ne kadar güçlü ise, inancınız o kadar güçlü olur. Bu referanslarda duygu yükündeki fazlalık, o inancın gücünü etkiler. Masanın en sağlam ayakları, en duygu yüklü olanlardır. Ve işin kötü tarafı, bu referansları nereden sağlarsak sağlayalım, onları gerçekmiş gibi kabul etmemizdir.  Bu sebeple “miş gibi” yapın diyoruz. Başarılıymış gibi konuşun ve duygu yoğunluğu ile çapalarınızı yapın ve tekrar edin. Bu konudaki eminliğiniz, size güç getirecektir.

Pek çok araştırma, olumsuz olanlarla, iyimser bakış sergileyenlerin başarılı olma şanslarını ölçmüş ve şu sonuca varılmıştır. İyimser olanların, ellerinde referansları olmasa dahi, bunları görmezden gelebildiklerini ve her şeye rağmen başarmak için nedenler yaratıp, başarılı olmanın yollarını bulduklarını göstermiştir. İyimser insanlar, ellerindekini geliştirerek, zorlayarak, zihinlerinde başarılı olduklarını canlandırabilmektedirler. Onlar, geçmişin başarısızlıklarına takılıp kalmazlar. İyimser insan, geçmişte olumsuz referanslar geliştirmiş olmasına rağmen “geçmiş, geleceğin aynısı olamaz” inancıyla bakarken, kötümser insan ise, geçmişte yaşadığı başarısızlıklarını referans alır. Bu sebeple, kötümser insan başarılı olamaz.

Eğer güçlü inançlar ve sarsılmaz bir emin olma duygusu geliştirirseniz, insanların imkânsız dediği şeyler de dâhil, her şeyi başarabilirsiniz. Bütün büyük işler, bir inançla başlar. İnanç, masum insanları bile uğrunda katletmeye itecek kadar güçlü olabilir.

İnandıklarınız, geleceğinizi yaratacak. Öyleyse, başarılı bir konuşmacı olma konusunda neye inanmak istiyorsunuz? Derinlerde bir yerlerde başarısız olacağınıza dair küçücük bir şüphe ve inanç eksikliği varsa hemen değiştirmeniz gerekir. İnandıklarımızı değiştirmek, sanıldığı kadar kolay olmayabilir. Çünkü inançlarımız, çok uzun yılların birikimleri olabilir. Yine de değiştirmek istediğiniz inancınızın yerine koyacak güçlü, sizi ileriye taşıyacak bir inanç geliştirebilirsiniz.

“Peki, bunu nasıl başaracağız?” diyebilirsiniz. İnançlarınızda değişiklik yaratmanızın en etkili yolu, zihninizi harekete geçirip, eski inanca çok büyük acılar bağlamaktır. Bu inancın size geçmişte büyük acılar verdiğini, yüreğinizde en derinlerde hissetmelisiniz. Ne kadar güçlü duygu yoğunluğu ile acıyı hissederseniz, değişmeyi o kadar güçlü hissedersiniz. Geçmişte başarısızlığı yaşamanın verdiği acıyı, tam yüreğinizde hissedin. Bu acıyı, başarısızlık hissini tekrar yaşamak istiyor musunuz? Değişmemenin, şimdi de gelecekte de size acı getireceğine inanmalısınız. Yoğun bir şekilde tüm hislerinizi katarak düşünün, değişmemek, aynı şekilde devam etmek size neye mal olacak? Neleri kaybedecek, neleri elde edemeyeceksiniz? Ondan sonra, sizi hedefinize taşıyacak güçlendirici bir inanç benimseme fikrine büyük zevkler bağlayın. Öyle ki inancınız size ne kazandıracak duygu yüküyle bunu yaşayın. Benimsediğiniz yeni inanç, size neler kazandıracak, tatmini sonuna kadar yaşayın.

Yeni inancın kazandıracakları sizi öyle mutlu edip, keyiflendirmek ki yeni inancınızı benimsemek için, daha güçlü bir istek duymalısınız. Her zaman, yeni tecrübelerin değişiklik yaratması ancak mevcuttaki inançlarımızı sorgulamamızla mümkün olur. Eski inançlar artık sizi güçlendirmiyorsa değişiklik zamanı gelmiş demektir. Eski inancı, değişmemeyi, acı düzeyine bağlayın ve yeni inancı, yeni davranışı keyif düzeyine çıkarın. Bundan sonra değişikliğin kalıcı olması için, bu inancınızı iman düzeyine çıkarın. İman düzeyindeki inançta, sizi eyleme itecek güç vardır, öyle ki yeni geliştirdiğiniz inanç sizi, engelleri aşmaya hazır hâle getirecek. Her türlü zorluğu kolayca aşabilecek güce sahip olmanızı sağlayacak.

Topluluk önünde konuşma eylemini, inanç düzeyinde yapabileceğinize inanmanın yolu;

 

1-Önce temel bir inançla başlayın.
2-Yeni ve güçlü referanslar ekleyerek inancınızı güçlendirin.

3-Bundan sonra eğer bu değişikliği yapmazsanız size maliyeti ne olur diye kendinize sorun. Değişmemenin, size ve hayatınıza ne gibi maliyetler, acılar yaratabileceğini iyi düşünün, gerekirse yazın.

4-Son olarak eyleme geçin. Her eylemde inancınızı güçlendirin. Duygusal yoğunluğunuzu artırmak, inancınızı güçlendirir.

 

Güçlü Bir Adanmışlık, İçtenlik ve Yaratıcılık Geliştirin

Başarılı bir konuşmacı olmak, kalitenizi ve başarınızı artırmak yolunda, her gün sürekli ve hiçbir zaman bitmeyecek bir adanmışlık, size başarıya hâkim olma gücü getirecektir. Sürekli büyümeyi ve gelişmeyi kendinize amaç edinin. Her gün atılan küçük adımlar ve küçük düzeltmeler, hayal edilemeyecek düzeyde çok büyük bir etki yaratacaktır.

Her yaptığınız konuşmaya yüreğinizi koyun, belki şu an on dakikalık konuşmalar yapıyor olabilirsiniz, önemli değil. Yeter ki samimi ve içten olun. Samimiyet, coşku ve içtenlik, size her zaman yardım edecektir. Burada size kesin kurallar verseydik, eminim birçok kişinin istediği budur, ancak bu işe yaramaz, kesinlikle işe yaramaz. Harika bir konuşmacı olmanın standart kuralları olamaz. Size kurallar versek ve bunları uygulayacaksınız ve harika olacaksınız desek de işin gerçek özünü anlamazsanız, tümüyle ruhsuz olursunuz. Mekanik, kurallara uymaya çalışan bir yapmacıklıktan öteye geçemezsiniz.

Doğallığın kuralı yoktur. Hepiniz ayrı dünyalarsınız, siz farklı ve teksiniz bunu hatırlayın. Tekliğinizin, yaratıcı özünüzün ve kendi muhteşem varlığınızın farkında olun. Birini taklit edebilirsiniz, ancak sadece kötü bir taklit olursunuz. Oysaki sadece ama sadece kendiniz olduğunuzda tüm kusurlar kaybolacaktır. Siz özünüzden gelen bir şekilde mükemmelsiniz. Yaratıcı, muhteşem gücünüzü açığa çıkarın, kendiniz olun. Bütün başarılı konuşmacılar, sadece kendileri gibi olan kişilerdir. Onlar yaratıcı kişilerdir, başarılı konuşmacılar, yaratıcılıklarını geliştiren kişilerdir. Yaratıcılık, tekdüze sunumlardan harikulade sunumlara geçiş sağlayacaktır. Hayatımızda karşılaştığımız her problem, yaratıcılığımızın, içimizdeki gücün ortaya çıkması için bir şanstır. Önemli olan, problemleri fırsata dönüştürebilme gücüdür. Yaratıcı ve başarılı insanlar, zorlukların içindeki gücü görürler. Başarılı olan insanların ortak özelliği, yaratıcı fikirlere sahip olmalarıdır. Hayat, yaratıcılığı sever. Hayatın temelinde, özünde yaratıcılık vardır. Yaratıcı düşünce ve fikirlerle insanlar fark yaratırlar. Oldukları yerden bir adım ileriye risk alma cesaretini göstererek adım atan kişiler, yaratıcı kişilerdir. Risk almayan kişi, gerilerde kalmanın sıkıntısı, ilerleyememenin mutsuzluğu ile daha çok risk alır.

Her problemin birden fazla çözümü vardır. Çözümleri ancak, dünyaya yaratıcı gözlerle baktığımızda görebiliriz ve çoğu zaman çözüm, problemin içindedir. Toplulukların önünde konuşma eylemine, çözümsüzlük penceresinden bile bakıyor olsanız, bilin ki çözüm, tam olarak zaten orada size göz kırpıyor. Başarabileceğinden şüphe etmek, yaratıcı olmanın önündeki en büyük engeldir. Yaratıcı olmak demek, herkesin baktığı şeye bakıp, farklı şeyler görebilmek ve farklı şekilde davranabilmek demektir. Yaratıcı insanlar, alışılmış şeyleri değil, denenmemiş olanı denemekten keyif alırlar. Yaratıcılık, kendine hata yapma özgürlüğü vermektir. Hata yapmak, hiçbir adım atmamaktan her zaman daha iyidir ve geliştiricidir. Her yerde konuşun, hata bile yapsanız, istediğiniz gibi olmasa dahi muhteşem bir tecrübe kazanırsınız. Her insanın özünde yaratıcılık vardır ve yaratıcılığa, sezgilerimizi kullanarak ulaşabiliriz. Yaratıcılık, bir öğrenme sürecidir aynı zamanda. Kesinlikten vazgeçmek demektir. Güvenli limanlarımızdan biraz uzağa bakabilme cesareti demektir.

Konuşmak, bir cesaret işidir. Dünya hayal gücüyle gelişir, değişir ve zenginleşir. Dünyaya farklı gözlerle bakabilme, yaratıcı olabilme gücü hepimizin içinde var. Sadece zihinsel kalıplarımızı kırarak, farklı olmayı deneyerek, farklılıktan korkmayarak, cesaretle yaratıcı gücümüzü keşfetmeyi başarabiliriz. Yaratıcılık, sizi kendiniz olmaya ve muhteşem sonuçlar almaya itecektir.

 

Duruşunuz ve Sergilediğiniz Kişilik

Duruşunuz, sergilediğiniz kişilik, sunumlarda her şeyden daha önemlidir. İnsanlar sizi ilk birkaç saniyede değerlendirecek. Karşılarında sergilediğiniz kişilik, sunumunuzu kurtaracak olan en güçlü etkenlerden biridir. Varlığınızın tüm ateşini ve ruhunuzu, anlatmak istediğiniz ifadelere katın. Coşkulu, samimi, kararlı ve içten bir duruş sergileyin. Bu saydıklarıma içsel olarak da sahip olun. İçsel bütünlüğünüzde yeterince güçlüyseniz, dışarıya yansıması da öyle olacaktır.

Sergilediğiniz güçlü bir duruş ile baskıları daha kolay yenersiniz. Jestlerinizi önceden planlamayın, bırakın kendiliğinden aksın. Doğal dürtülerinize güvenin ve onlara izin verin. Topluluk önünde konuşma başarısında hazırlığın önemine değindik, hazırlık kesinlikle önemlidir, ancak en önemli etken, kişiliğin dışarıya yansımasıdır. Sunumlarınızda en önemli şey, cümleleri nasıl söylediğiniz değil, tavırlarınızla bütünleşmiş fikirlerinizdir.

 

Dinleyicinin Karşısında Dinlenmiş Bir Şekilde Çıkın

Kişiliğinizi en etkili şekilde konuşmanıza yansıtmanın yolu, dinlenmiş bir şekilde dinleyici karşısına çıkmaktır. Yorgun görünen bir kişi çekici olamaz. Genel yapılan bir hata olan; hazırlanmayı ve plan yapmayı son ana bırakıp, gergin bir şekilde alelacele, öfkeyle yapılan bir hazırlanma ile izleyenlerin karşısına çıkmak ki bu, işe yaramayacaktır. Bu tarz bir çalışma, sizi aşağıya çeker. Hem sinirlerinizi hem beyninizi güçsüz düşürür. Mümkünse, konuşmanızdan bir saat önce dinlemeye ve gevşemeye vakit ayırın.

Açlığınıza da dikkat edin. Temkinli yemek yiyin. Ya bir şey yemeden ya da çok hafif yiyerek sunum yapın. Eğer çok yemek yiyip sunum yapmaya çalışırsanız, beyninizde olması gereken kan, midenizde yemekle boğuşuyor olacaktır. Bu durum da sunumunuza yıkıcı bir etki yapacaktır. Kendinizi yorgun ve hâlsiz hissederek etkinliğinizi düşürmek istemiyorsanız, yemenize ve dinlenmenize dikkat edin.

Yemekler enerji seviyemizi etkiler. Sunumlarda daha çok ilgi çekmek istiyorsanız, enerjinizi canlı tutun. Bu size dirilik, canlılık ve coşku verecektir. Canlılık bulaşıcıdır. İnsanlar canlı ve enerjik insanlardan hoşlanırlar. İlgili olduğunuz konuyu seçin ve konuşun. İlgili olduğunuz ve dinleyenlerin ilgili oldukları konuyu aktarırken, konuşmanız canlı ve ruh içeren bir konuşma olur ve etrafa yaşam enerjinizi saçarsınız.

 

 

Giyiminiz, Görüntünüz ve Sergilediğiniz Kişilik

Etkileyici olmak için önce, kendinizi hangi görünümün içinde başarılı hissedeceğinizi düşünün. Konuşmacılar, başarılı bir görünüme sahip olduklarında, başarıyı düşünmenin ve başarıya ulaşmanın daha kolay olduğunu ifade etmektedirler. Kıyafetlerimizin hem kendi güvenimiz hem de dışarıya yansıttığımız imaj konusunda önemi büyüktür. Eğer özensizce giyinip üstünüze çeki düzen vermeye zaman ayırmazsanız, dinleyicileriniz de size pek az saygı duyacaktır.

Kıyafetleriniz, seçtiğiniz renk, sizin zihniniz ile de ilgili ipuçları verir. Dağınık bir görüntü yansıtırsanız, dinleyicileriniz sizin dağınık bir zihne sahip olduğunuzu düşüneceklerdir. Sunum yapacağınız yere en uygun şekilde giyinin. Kendinize güven yansıtan, ikna edici renkleri seçin ve kaliteli giyinin. Mümkün olan en kaliteli kıyafetinizi giyin ve kalitenizi yansıtın. Sunumlarda, iknanın rengi olan lacivert ya da mavi tonlarını tercih edin. Harika kaliteli görünümünüze, harika bir gülümseme ekleyin.

Dinleyicilerinizin önüne, onların orada olmasından memnuniyet duyduğunuzu gösteren şekilde ve işinizi gerçekten sevdiğinizi gösteren bir havada çıkın. Gülümsemeniz ve ışık saçmanız, dinleyicileriniz ile uyum yakalamanızı ve sizi sıcak ve samimi bulmalarını sağlayacaktır. Eğer onların karşısına mecburmuşsunuz gibi, soğuk, işinizi sevmeyen bir tavırla çıkarsanız, çok geçmeden dinleyicilerinize bu hava yansıyacak ve onlar da hissetmeye başlayacaklardır. “Hisler bulaşıcıdır. Hisler benzerlerini doğurur.” der Harry Overstrcet. Eğer dinleyicilerinizle gerçekten ilgilenirseniz, onlar da size ilgilerini göstereceklerdir. Eğer gergin, isteksiz, çekingen, telaşlı, kendinize güvensiz ya da kendinizi fazla beğenmişseniz, onlar da size aynı şekilde tepki vereceklerdir. Daha önce de söylediğimiz gibi, daha konuşmaya başlamadan değerlendirileceksiniz. Gülümseyin ve onların sevgisini kazanın.

 

Sunumla İlgili İşinizi Kolaylaştıracak Bazı Püf Noktaları

  • Hitap ettiğiniz kişilerin bir arada olmalarına özen gösterin. Sunum yaparken beş ile yüz arasında fark yoktur. Her ikisine de isterseniz coşkuyla sunum yapabilirsiniz. Heyecanınızı azaltan etken, grubun birbiriyle yakınlığı ya da uzaklığıdır. Sunum yapacağınız yerde beş kişi dahi olsa birbirlerine dokunacak kadar yakın olurlarsa ortamda enerji artar, ancak katılımcılar birbirlerinden uzaksa, enerji de donuk olacaktır. Dinleyicileriniz bir arada olursa daha az çaba ile onların duygularını harekete geçirebilirsiniz. Geniş topluluklar da bireyselliklerini uzak tutmaya yatkın olurlar. İnsanlar, kalabalıkların üyesi olduklarında bireyselliklerine göre daha çok etkilenirler. Eğer küçük bir gruba konuşma yapacaksanız küçük bir oda seçin. Büyük bir salonda küçük gruplar, donuklaştıran bir etki yaratır. Büyük bir salonda az kişi varsa dinleyicilerinizin öne doğru ve size yakın oturmalarını isteyin. Büyük gruplar olmadığı sürece platform üzerinde değil, onlarla aynı hizada durun, onların yanında durun. Resmiyeti kırın, sunumunuzu sohbet havasına sokun. Salonun birçok noktasında durun, dolaşın ve herkesi sunumun bir parçası hâline getirin.

 

  • Odanın içindeki oksijen miktarını artırın, oksijen azalırsa nefesinizi doğru kullanamazsınız ve enerji düşer. Eğer sunumunuz çok yorucu geçiyorsa, varsa pencereleri açın ve dinleyicileri ayağa kaldırarak, iki dakika boyunca kollarını bacaklarını sallamalarını isteyip, dinlenmelerini sağlayın.

 

  • Konuşma yapmadan önce yerinizi, ışıklandırmayı, havalandırmayı, oturma düzeninizi kontrol edin. Odada bol miktarda ışık olmasma özen gösterin. Coşku yaratmanın yolu ışıktır. Işık yüzünüze vursun, yüz hatlarınızdaki değişimi dinleyicileriniz görsün, ışık saçın, konuşma yapmadan önce sizin için etkili ışıklandırmayı seçin.

 

  • Konuşma yaptığınız yerdeki gereksiz her şeyi kaldırın, kürsünün arkasına saklanmayın. İzleyicilerinizin gözünün önünde olun, sunumdaki en önemli unsur sizsiniz. Konuştuğunuz yerde, fonda hiçbir şey olmaması en iyisidir. Konuşma yaparken en önemli şey sizsiniz. Gereksiz tüm detaylardan, özensizliklerden sadeleşin. Sunumu yaptığınız yere, davetsiz misafirlerin girmesini engelleyin, bu, dikkati dağıtır. Dikkati dağıtacak davranışlardan sakının, ellerinizle, takılarınızla, saçınızla, yüzünüzle oynamak gibi sinirli hareketlerden kaçının. Ellerinizin, boynunuzdan yukarıda işi yoktur.

 

Duruşunuzu Güçlendirmeyen Her Hareket Sizi Zayıflatır

Duruşunuz önemlidir. Duruşunuzu güçlendirmeyen her hareket sizi zayıflatır. Öz denetimden yoksun özgüvensiz görünürsünüz. Bu yüzden kendinizden emin ve dik durun. Fiziksel olarak kontrolü sağlayın, bu sizin zihin kontrolü ve dengeyi sağladığınız izlenimini verir. Dinleyicilerin karşısına çıktığınızda, konuşmaya başlamak için acele etmeyin, hemen konuşmaya başlamaya çalışmak, amatörce bir izlenim bırakır. Derin nefes alm ve dinleyicilerin üzerinde göz gezdirin, göğsünüzü gerin. Hatta mümkünse her yerde böyle kendinizden emin durun. Mümkün olan en yavaş şekilde nefes alın. Ellerinizi rahat bırakın, en iyisi doğal bir şekilde yanınızda dursun elleriniz. En rahat duruş budur. Çok gergin olup, nereye koyacağınızı bilemediğiniz zamanlarda ellerinizi arkaya koymanın ya da cebinize koymanın, eğer çok etkileyici, harika bir sunum yapıyorsanız önemi yoktur. Anthony Robbins, çok sık eli cebinde sunum yapar. Ancak sunumları öyle coşkuludur ki kimse onun elinin cebinde olmasını umursamaz.

Jestlerinizde de zorlamayın kendinizi, jestleriniz süreç içerisinde oluşmalıdır. Doğal gelen kendiliğindenlik, birçok kuraldan daha etkilidir. Burada anlattıklarımızı pratiğe dökmeniz, jestlerinizi kullanmanız, etkili sunumların yoludur. Jestleri kullanmak için hiçbir kural yoktur. Bu sizin kişiliğiniz, coşkunuz, mizahınız ve hazırlığınıza bağlıdır. Her konuştuğunuz yerde jest ve mimikleri dâhil edin. Provalarınızı videoya kaydedip tekrar tekrar izleyin. Jestlerin nasıl oluştuğu konusunda meraklı olun. Nerelerde değişiklik yapmanız gerekiyor, nasıl daha iyi sunumlar yapabilirsiniz, bu konuda meraklı olun ve kendinizi sürekli geliştirin. Hatta eğitimlere katılın, uzmanlardan, sizi değerlendirmelerini isteyin. Gelişime daima açık olun.