Emziren Annelerden Tavsiyeler

 

Emzirmeye Olumlu Yaklaşım

Emzirmeye olumlu yaklaşan bir ortamda doğduğum için çok şanslı olduğuma inanıyorum. Dokuz çocuklu bir aileden geliyorum, annem her birimizi yaklaşık dokuz ay boyunca emzirmiş, ilk çocuğumu doğurduğumda bebeğimi emziremeyeceğim gibi bir duyguya hiç kapılmadım. Bence hazır mama yerine emzirmeyi seçmek, konserve ve dondurulmuş gıdalar yerine taze sebzeyle yemek yapmayı seçmek gibi bir şey. Bu konuda çok fazla şey bilinmediğinden dolayı birçok kadına, “bebeğin beslenmesi ile ilgili gerçek bir tercih hakkı” verilmemiş oluyor.

 

Neden Emziriyorum?

Halen iki aylık oğlumu emziriyorum. Bu konuda arkadaşlarıma öğüt vermem gerekirse, “Bebeğinizi emzirin,” derim. Gerekçelerim ise şöyle:

Benimki gibi, her 2-3 saatte bir acıkan bir bebeğiniz olsa; bir elinizde ağlayan bebeğiniz, öbür elinizle de mamayı ısıtmaya çalışırken, beş dakika sonra bebeğiniz kucağınızda uyuşa ve mama da ziyan olsa, hâlâ emzirme konusunda aynı şeyi düşünür müydünüz?

Biberonla beslenen bir bebekle evden dışarı çıkmak nasıl bir işkencedir, kim bilir. Yeterince biberon aldınız mı? Önceden sterilize ettiniz mi? Şişeleri nasıl soğutacaksınız? Oysa bebeğinizi emziriyorsanız, gittiğiniz her yere sütünüz de -kutusunun içinde- gelir. Üstelik ucuzdur da. Hiç mama almadım ama eminim pahalıya mal oluyordur.

Emzirme kilo vermenize de yardımcı oluyor, en azından bana söylenen bu. Şahsen ben küçük beyi sakinleştirmek için kucağıma alıp bir aşağı bir yukarı volta atmaktan zayıfladığımı düşünüyorum.

Bağlılık? Eminim biberonla beslenen bebeklerle anneleri arasındaki bağ da güçlü oluyor. Ama emzirirken bebeğimi besleyen benim. O an için bayatla bağlantısını ben kuruyorum. Bu büyük bir sorumluluk ve belki de bayatınız boyunca, kendinizi gerçek anlamda faydalı hissettiğiniz ender anlardan biridir bu.

Yalnızca bu tecrübeyi yaşamak için bebeğinizi emzirin. Yani insanoğlunun, atalarının yaşadıklarına geri dönmesi gibi bir şey, doğuruyorsunuz ve son derece basit bir şekilde meme veriyorsunuz; böyle bir yetiniz var.

Belki biraz üstü kapalı oldu ama aynen insanların heyecan uğruna paraşütle atlamaları gibi, emzirmek de -tehlikeli olmasa da- tecrübe ve heyecan uğruna denenebilir. Benim en çok önem verdiğim konular bunlar. Öte yandan kendimizi de kandırmayalım. Neden kitaplarda emzirme ile ilgili güçlükler anlatılmıyor?

Bence, bazı insanların bebeklerini biberonla beslemeyi tercih etmelerini ve bu konuda son derece geçerli nedenleri olabileceğini de kabul etmeliyiz. Zaten çocuklarımızı çok daha fazla zarar verebilecek bir sürü potansiyel tehlike bekliyor: Bu bir elektrik çarpması olabilir, çocuğun ulaşabileceği bir yere bırakılmış bir kutu ilaç da olabilir, trafik kazası da.

Şu anda ise, fazladan iki saat uyuyabilsem kentin en mutlu insanı ben olurum.

 

Emzirme Bir Hayat Tarzıdır

Bana göre, ilk 2-4 hafta süresince rahat bir emzirme süreci yaşanmayınca pek çok anne hemen biberona yöneliyor. Görünen o ki, bebeğin yaşamındaki o ilk günlerde epey sorun ortaya çıkıyor. Özellikle uzmanların görüşleri farklı ve birbiriyle çelişkili olduğunda, sıkıntılar artıyor. Sevdiklerinin desteği olmayınca, kadınların sorunla başa çıkmak için hazır mamaya geçmeleri şaşırtıcı değil.

Emzirme ile ilgili öğrendiğim en önemli şey, emzirmenin bir “hayat tarzı” olduğu. Ebeveynlik becerilerimizin çoğu, “emzirmek en iyisidir” şeklindeki tutumun yan ürünüdür. Oğlumun da keyfi yerinde olduğu için bu şekilde davranan bir ebeveyn olmaktan mutluluk duyuyorum.

 

Emzirmeye Teşvik Etme

Emzirememek üzücü bir olay, ama zamanla bu aşılabilir. Oğlumu emzirmem öğütlenmişti ve büyük bir mutlulukla bir yıl meme verdim. Bebeğim on hafta erken doğmuştu. Sekiz hafta boyunca, o meme emecek güce kavuşana kadar sütümü sağdım. Elimle ya da elektrikli pompayla sağıyordum. Başlangıçta zor olsa da her şeye değerdi. Oğlum, sanki beklediği oymuş gibi memeyi aldı, her ikimiz için de büyük bir tecrübeydi.

 

Bir Emzirememe Öyküsü

Size emzirememe öykümü yazmak istiyorum. Emzirmek isteyen kadınların da, istemeyen kadınların da üstünde baskı oluşturulduğunun farkındayım. Hamile ve yeni anne olmuş kadınlara yönelik kitaplarda, dergilerde bunlar hep tartışılıyor.

Benim gibi sütü hiç gelmeyen kadınlar söz konusu olduğunda ise, hiç kimsenin sesi çıkmıyor. Bu sessizlik konuyla ilgili cehaletin bir göstergesi mi? Benim tecrübeme göre, evet, ilk oğlumun doğumu için Kanada’da bulunuyorduk. Bir emzirme danışmanına danıştık. Bir endokrinolojist bazı testler yaptırdı (hormon düzeyimin normal olduğu ortaya çıktı). Buna rağmen hiçbiri sütümün neden gelmediğini ortaya çıkartamadı.

Kocam ve benim için çok üzücü bir dönemdi. Bebek bekleyen ebeveynler için emzirmeyle ilgili bilgiler arasında, sayıları az da olsa bazı annelerin süt veremeyeceğine dair bir bilginin olmayışı bizi hayal kırıklığına uğrattı. Yaşadıklarımı arkadaşlarıma aktardığımda aynı sorunla karşılaşan kişilerin benimkine benzer öykülerini anlattılar. Şimdi öğreniyorum ki, bu sorunu yaşayan tek kişi ben değilim.

 

Önce Emmek İstemedi

İlk çocuğuma hamileyken emzirmeye niyetliydim. Gerekli her türlü bilgiyi edinmiştim. Ne yazık ki bazı anne ve bebeklerin emzirmeyle özel bir bağ kuramayacaklarını anlatan çok az kaynak var. Emzirmek için durmaksızın çaba sarf etmesi gerektiği söylenen, ama bunu beceremeyen bir anne için bu tam bir işkence. Bu arada o annenin bebeği de kilo kaybediyor ve açlıktan sürekli olarak ağlıyor.

Geriye dönüp de oğlumun yaşamının ilk yedi haftasını keyifli geçirmesini sağlayamayacağım ne yazık ki. Emzirme konusunun üstünde bu kadar durulması acı vericiydi. Bundan sonra emzirebileceğimi sanmıyorum. Çünkü yaşadığım deneyim beni ve bebeğimi tatmin etmekten çok uzaktı.

Kadınları Emzirmenin Zorluklarına Hazırlayalım

Bazı yeni anneler için emzirirken yaşanan stres ve acı tam bir şoka dönüşür. Emzirmeyi anlatan kaynaklar olayın yalnızca keyif verici, olumlu yanlarından söz eder. Emzirmeyi teşvik edenlerin, konunun zorlu yanlarından da bahsetmelerinin, annelerin ilk ve daha sonraki engelleri aşmasına yardımcı olacağını anlamaları gerekiyor. Bundan sonra da işin zevkli ve olumlu yanlarına sıra geleceğini bilmeleri gerekir.

En Mükemmel Gıda

Bebeğim şu an on beş haftalık, onu emziriyorum. Her ikimiz için de işler iyi gidiyor. Başlangıçta gerek benim gerek eşim için çok sıkıntılı ve acı vericiydi. Bir ara vazgeçmeyi bile düşündüm. Hastanedeki hemşire son derece mantıklı önerilerde bulundu, devam etmem için beni cesaretlendirdi. Emzirmekten yakındığımda iki önemli olayın altını çizdi:

  • Anne sütü bebekler için mükemmel bir gıdadır.
  • Gayret edersem giderek kolaylaşacak.

Her iki konuda da haklıydı

 

Ürküten Hazır Mama

İlk bebeğimde on iki ay boyunca emzirmenin keyfini yaşadım, ikinci bebeğimdeyse daha ilk günden itibaren bebeğimin beslenmesi konusunda sorunlar çıktı. Kilosu düşük olduğu için yenidoğan yoğun bakım ünitesine yerleştirilmişti. Sütüm gelmeye başlamıştı. Bebeğimin de iyi beslendiğini düşünüp eve çıktık ve cehennem azabı başladı. Altıncı haftadan sekizinci haftaya kadar kilo almayan ve sürekli ağlayan bir bebek vardı. Sonunda aile hekimimiz (sürekli emzirmeyi teşvik ederdi) oğlumun kilo alması gerektiğine kanaat getirdi ve ben de eczaneden o çok ürktüğümüz hazır mamayı alarak bebeğimi beslemeye başladım. Keyifle biberonunu emmekle kalmıyor, üstüne en az beş saat de uyuyordu ki, o ana dek hiç bu kadar çok uyumamıştı. Aniden kafama dank etti, emzirmek için keçi gibi inat ederek, bebeklerini biberonla besleyen annelerin gerçekte iyi anneler olmadığını düşünerek, muhtemelen oğluma kötülük etmiştim. Oğlumu aç bıraktığımı görmem gerekirdi.

Bebeğim mamayı sevdi ve ben de emzirme konusundaki suçluluk duygumu yendim, öfkemi bastırdım. Bir çocuğum daha olursa, emzirmek için yine elimden geleni yaparım, ama artık bebeğini mamayla besleyen anneleri küçük göremem.

Emzirmek İçin Mücadeleye Değer

Altı aylık oğlumu emziriyorum. Emzirmekten başka bir yol düşünemiyorum. Oysa hayatının ilk on bir haftasında beslenme oğlum için bir kâbus benim içinse ümitsiz bir çırpınıştı. Emzirmeyi o kadar çok istemiş, emzirme tekniklerine ilişkin o kadar çok şey okumuştum ki… Kitaplarda yer alan “meme başı biraz hassaslaşabilir” cümlesi olayı tam anlamıyla hafife alan türdendi. Emzirmenin hoş, rahat ve keyifli olduğu şeklinde ümit verenleri topa tutmak istiyorum. Evet emzirmek şimdi öyle. Ama o zaman öyle değildi. Acıyan meme başları, bitmeyen meme başı iltihabı, sütün neredeyse kesilmesi, sütü arttırma çabaları… Sonunda, on iki haftalık olduğunda bebeğimi emzirmeyi başardım. Beni her zaman destekleyen eşim soğukkanlı ve mantıklı tutumuyla bana çok yardımcı olmuştu.

Emzirmeyi becerebilmek uzun ve moral bozucu bir süreç olabilir. Bazılarımızın sorunu çözmek için hazır mamaya yönelmelerine şaşmamak gerekir. Okulda her türlü olay karşısında disiplini sağlayan o sert lise öğretmeni, yani ben, yalnızca karnının doyurulmasını isteyen minicik bir bebeğin karşısında yenilgiye uğramıştım; bunu hiç unutmuyorum.

“Emzirmek en iyisidir” ilkesinden ayrılmamalıyız. Hazır mama anne sütünün yerini tutmuyor, ona benziyor. Bu bilimsel bir gerçek. Ancak karşılaşabileceğimiz terslikler konusunda daha gerçekçi bir eğitime ihtiyacımız var. Bize olayın tüm detaylarıyla anlatılması gerekir ki, biz de hazırlıklı olalım.

 

Emzirmek Duygusal Ve Keyifli Bir İştir

Bebeğim sezaryenle doğdu. Emzirmek hem doğal bir deneyimdi hem de en uygun ve ekonomik olanıydı. Hastane personeli bu konuda bizi çok teşvik etti. Emzirme danışmanları yapmamız gerekenleri gösterip bize her türlü desteği sağladı. Bebek beslenmesinin bazı yönlerine değinmek istiyorum. îlk olarak, bebeklerini hazır mamayla besleyen anneler meme veren annelerle eşit olmadıkları duygusuna kapılıyor. îlk 2-5. hafta arasında bebeğini memeden kesen annelere duygularını sordum. Yanıtları aynıydı: “Çok iyi!”, “Daha rahat.”

İkinci olarak emzirmek duygusal ve keyif veren bir olay.

Siz de sık sık emzirmenin duygusal ve keyifli olduğunu yazıyorsunuz. Bu beni çok rahatlattı. Ben kesinlikle bunu yaşadım. İnsan ifade etmeye çekiniyor ama gerçekten de insan kendini iyi hissediyor.