Bebeklerde Uyku Düzeni

Bebekler Tahmin Edilemezler

Şimdi, bebeklerin dünyasındaki en aldatıcı ve bir bakıma da en tartışmalı alana, bebek davranışları konusuna girmekteyiz. Aldatıcıdır, çünkü bebekler ve yeni yürüyenler konuşma becerisini kazanmadan önce, bize söylemek istediklerini davranışlarıyla anlatmaya çalışırlar. Çoğu kez bu davranışların anlamını yorumlamak zor olur. Tartışmalıdır, çünkü insan -özellikle bebek davranışları üzerine araştırma yapmak kolay değildir. Bu yüzden bebeklerin yaptığı bir şeyin nedeni ile ilgili olarak, uzmanlardan birbirinden çok farklı bir sürü açıklama duyabilirsiniz. “Davranış” bebeklerin ne yaptıklarını veya ne yapmadıklarını -karakteriyle ilgili herhangi bir yargılamada bulunmadan- tanımlar.

Ağlama, uyanma ve uyuma çoğu zaman bebeğin davranışlarıyla ilgilidir. Sürekli işitmek durumunda kaldığınız, “annenin tecrübesizliği”, beslenme veya sağlık koşullarıyla ilgili değildir. Davranış terimi bebeklerin “iyi” ve/veya “kötü” olduklarını tanımlamak için kullanılan bir terim değildir. “İyi” ve “kötü” anlamsız etiketlerdir.

 

İnsanların davranışlarını kontrol edebilme yeteneklerini tam geliştiremedikleri hallerde ve yaşlarına bakmaksızın bu etiketleri verme konusunda ısrarcıyızdır. 40.000 yıldır, bebeklerin birçok davranış şekli, onları yeni bir ortama ayak uydurup hayatta kalmalarını sağlamak üzere programlanmıştır.

Birçok bebeğin çeşitli ortak davranışları vardır. Bu nedenle annelere bebeğin ağlaması, yürümesi ve uyuması hakkında çokça tavsiyeler verilir, ancak bazı şeyleri anlamak hayati öneme sahiptir:

  • Bebekler tahmin edilemezler
  • Bebeklerin bir şeyi neden yaptığını açıkça tanımlayan nedenler sıklıkla yoktur, bu yüzden uyuma, yürüme ve ağlama ile ilgili güçlükler karşısında garantili, kesin bir çözüm yoktur.

Bebeklerin uyuma ve uyanmaları konusunda verilen bilgiler çoğu kez ebeveynleri şöyle bir inanca sürüklemektedir: “Bebeklerin neden uyandıkları ve neden ağladıklarına dair her zaman için kesin bir yanıt vardır. Bebeklerin uyanmasını ve ağlamasını engellemek için izlenmesi gereken tek bir doğru yöntem vardır!” Ne yazık ki, bebek bakımı uzmanları sıklıkla aslında ortada bir neden yokken problemleri çözmek ve cevap bulmak zorunda olduklarını düşünmekte ve bunu annelere çoğunlukla ulaşılması imkânsız hedefler vererek yapmaktadırlar. “Yapılmalı” kelimesi görünüşe göre çokça kullanılmaktadır. Örneğin, “bebeğiniz gece boyunca uyuyor olmalıdır”, “bebeğiniz gün içinde bir buçuk saat uyanık olmalı sonra tekrar bir buçuk saat uyumalıdır”, “ bebeğiniz uykuya daldıktan yirmi dakika sonra uyanırsa, tekrar uyutulmalıdır” ve benzeri. Anneler verilen tavsiyelerin işe yaramadığını görünce umutsuzluğa kapılmakta ve genellikle bir şeyi yanlış yaptığını varsaymakta veya daha da kötüsü, “kötü” veya hasta bir bebeği olduğunu düşünmektedir. Çoğu zaman neyin normal olduğunu bilmek, belirli bir davranışın yaklaşık olarak ne kadar süreceğini bilmek veya bunu değiştirmek için yapılacak çok şeyin olmadığını bilmek, anneler ve bebeklere en çok yardımı dokunacak yaklaşımdır.

Benim yaklaşımım ise, “teşhis koymaya”, “tedavi etmeye” kalkışmadan veya özellikle problemin ne olduğunu bilmeden “sağlıklı” bebekleri belli bir şekilde davranmaya zorlamaktan ziyade tüm güvenli seçeneklere bakmak olarak özetlenebilir. Teşhis koymak veya tek bir kesin cevap vermek ebeveynleri kısa süreli rahatlatsa da bu aynı zamanda onları sınırlandırır da. Tam bir tartışma ortamı ile beraber seçeneklerin sunulması, ailelerin ne yapmak istedikleri konusunda kendi kararlarını vermelerine imkân verir.

 

İlk önce uykuya bakalım

Bebekler uyumayı öğrenmek zorundadır, kendi kendilerine uzun bir uykuya dalmaları kendiliğinden, doğal olarak gelen bir şey olmayıp bazılarının diğerlerinden daha çabuk öğrendiği bir durumdur. Bebeklerin hepsi farklıdır, bu yüzden bebekten bebeğe uyuma ve uyanma süreleri ciddi değişiklikler gösterir.

Bebek veya yetişkin olmamıza bakmadan hepimizin uyku şekli epey karmaşık olup uyanık olma, rüya görme, rüyasız hafif uyuma ile derin ve rüyasız uyuma gibi birçok aşamadan oluşmaktadır. Rüya görerek uyuma, hızlı göz kırpma uykusu (REM) olarak adlandırılmaktadır.

Uyku aşamalarının basit tanımlamaları

  • Rüyasız uyuma (Non-REM) uyuklama halinden çok derin uykuya kadar çeşitli aşamalarda değişiklik göstermektedir. Çok derin uykudan uyandırdığımızda, tepkilerimiz yavaş ve şaşkın bir haldeyizdir.
  • Rüyalı uykuda, artan beyin faaliyetleri vardır. Eğer rüyalı uykudan uyandırılırsak, hemen alarm durumuna geçeriz.
  • Kısa uyanmalar uykunun değişik aşamaları arasında olur. Gece boyunca ortalama bir ses uyumakta olan bir yetişkini gecede dokuz kez kaldırabilir, uyandığının farkına varmadan tekrar uykuya döner, bu yüzden “deliksiz, kesintisiz uyku” diye bir şey yoktur. “Deliksiz uyku” bebeklerin gece ebeveynlerini kaldırmadan uyuma şeklini tanımlamak için kullanılır. “Deliksiz uyku” uyuyan bebekler aslında geceleri uyanırlar ama ebeveynlerini rahatsız etmeden kendiliğinden tekrar uykuya geri dönerler.

Küçük bebekler rüyalı uykudayken kıpırdarlar, düzensiz solurlar, yüz buruştururlar (bu “gülümseme” değildir) ve göz kapaklarını titretirler. Rüyasız uykudayken ise, hareketsiz şekilde yatarlar. Nefes alma çok daha düzenlidir, arada ani bir hareket veya korkma bebeği uyandırmaya ve ağlamaya başlamasına yeter.

 

 

Rüyalı uyku (REM) bebeklerin uyku döngülerinin %50’sini oluştururken, bu oran yetişkinlerde %25’tir. İlk üç ay içinde bebekler, ilk uykuya daldıklarında rayalı uykuya geçiş yaparlar. Üçüncü aydan itibaren, bu tersine döner ve hayatlarının diğer evrelerinde de devam edecek olan uykunun ilk aşaması olan rüyasız uyku (Non-REM) döngüsüne geçerler. Tüm uyku döngüsü (yani, çeşitli uyku aşamalarından geçiş) bebeklerde elli dakika sürerken, ergenlik çağmdakilerde bu süre doksan dakika olur. Bazı araştırmacılar, artan miktarda rayalı (REM) uyku döngüsünün bebeklerde beyin gelişmesinde önemli bir faktör olabileceğine inanmaktadır.

Bebeklerin sadece uyku döngüsüne bakmak -düzensiz uykuları için söylenmiş genel nedenleri dikkate almadan dahi (acıkma, çok sıcak, çok soğuk, “gaz çıkarma” ve diğerleri)bebeklerin neden bu kadar düzensiz uyuma ve uyanma kalıpları olduğuna dair bize çok ciddi nedenler vermektedir:

  • Rüyalı uyku (REM) döngüsünün artması, daha kolay ve sık uyandıkları ve “gitmeye hazır” bir halde oldukları ve annelerinin de onları tekrar uykuya döndürmesinin imkânsız olmadığı ancak çok zorluk çekmesi anlamına gelmektedir.
  • Küçük bebekler uykuya, rüyalı (REM) uyku ile başladıklarında, rüyasız (Non-REM) ve derin uykuya geçmeleri vakit almaktadır, bu yüzden bazen uykuya dalmalarına yardım etmeye çalıştığımız zorlu zamanlar vardır.
  • Sarsılma veya sıçrama refleksleri onları derin uykudan aniden uyandırabilir. Bu, bir saatlik uyku sonrasında olabilir. Tekrar uyumalarını sağlamak zordur.
  • Hafif bir şekilde uyku döngüsü arasında uyanma bebekleri tamamen uyandırmaktadır. Her seferinde tekrar uyumayı öğrenene kadar, iki uyku aşaması arasında uyanıkken ağlamaları normaldir.

Bebekler ne kadar uykuya ihtiyaç duyar?

Zannetmiyorum ki tam olarak bilen biri çıksın, yirmi dört saatlik zaman diliminde sağlıklı yeni doğan bebeklerin uyku ihtiyacı dokuz saat ile on sekiz saat arasında değişiklik göstermektedir. Görünüşe göre bazı bebekler ya uykuya çok ihtiyaç duymaz veya yirmi dört saat içinde dokuz saatten fazla uyumaz. Bu onlar için aşırı yorucu olacağından ve bebekleri aksileştireceğinden yaşamı zorlaştırsa da bebeğe herhangi bir şekilde zarar vermez.

İlk üç ay içindeki bebeklerde ne olması gerektiğine bakmaktan ziyade ne olduğuna bakmanız bence daha faydalıdır.

 

İlk üç ay içinde uyuma ve uyanma

İlk iki-üç hafta

Birçok bebek yeme ve uyumaya çok düzenli bir şekilde başlar. Ağlamaya başladığında, neyin yanlış olduğunu anlamak kolaydır ve bebeğin annesinin etrafındaki herkes, “ne kadar iyi bir bebek” olduğunu söyler. Birçoğu için bu çok uzun sürmez, üçüncü hafta itibariyle çok farklı davranmaya başlarlar, daha az uyuma ve kimsenin nedenini anlamadığı kadar çok ağlama…

İlk üç haftadan sonra

EN YAYGIN UYUMA VE UYANMA DÜZENLERİ

Bir kere beş ila altı saat uyku (şanslıysanız gece), iki kez üç saatlik uyku, birçok kez iki saatlik uyku ve beş ila altı saate yakın şekerleme arasına sıkıştırılmış uyanıklık ve ağlama.

Huzursuz Dönem

Normal, sağlıklı ve iyi beslenen bebeklerin %80’i yirmi dört saatlik dilim içinde bir kez açıklanamaz bir ağlama nöbeti yaşar. Bu genelde üç haftalık dönem civarında başlar ve sekiz ila on iki haftalık döneme kadar devam eder. Genelde sıklıkla akşamları olup, her an da olabilir. Diğer yaygın olan zaman da, sosyalleşmenin en az olduğu akşamüstü saatleri civarındadır. Ben buna “huzursuz dönem” diyorum.

Huzursuz dönemde ne yapabilirsiniz? Huzursuz dönem bitene kadar yapmayı düşünebileceğiniz birkaç seçenek (yaklaşık üç aylıkken veya öncesi için).

  Neden olur? Neden olduğunu gerçekten kimse bilmemektedir, çünkü bebekler bize söyleyemez. Bebeğiniz çoğunlukla iyi beslendiğinde ve uyuduğunda, bunu kabul edip neden olduğunu bulmaya çalışmaktan daha da önemlisi bebeğiniz değişene kadar bununla başa çıkmanın yollarını bulun. Huzursuz dönem nadiren emzirmeyle, mamanın markası/çeşidi ile veya geğirme teknikleriyle ilgili olduğu halde neredeyse sizi seven birçok yakınınız bunun “yellenme” ve “az acı” ile ilgili olduğu hakkında konuşup duracaktır. Sağlıklı bebekler gibi yüksek bir oranda aynı davranışı sergilediğinde bunu, “anne karnından yeni bir dünyaya gelmek gibi büyük bir değişikliğe” bebeğin verdiği normal bir tepki olarak düşünebiliriz; buna bebeğin “bu zamanda” uyuyamaması varsayımını da ekleyebiliriz. Strese giriyor ve aşırı yorgun olup ya uyuyamıyor ya da uyanık olmaktan hoşlanıyorlar.

Çözüm-1:  Sınırsız Bir Şekilde Emzirin

Bebekler huzursuz olduklarında sıklıkla aç gibi görünür, çünkü her zaman emmek isterler, bu yüzden bazı kadınlar bebekleri sakinleşene kadar onları emzirir. Memede bir süre kaldıktan sonra barış ilan edilir. Sık emzirmek bebeğinize herhangi bir zarar vermez ama bazı kadınlar bunu çok yorucu bulur ve uzun dönemde bebeklerinin -ister az ister çok beslensin yaygara koparıp ağladıklarını görür.

Mama ile beslenen bebekler huzursuz dönemlerinde sınırsız şekilde beslenmemelidir, çünkü biberonla beslenen bebekler -meme emen bebeklerden farklı olaraksüt miktarını ayarlayamaz ve bu yüzden ne verilirse verilsin içmeye devam ederler. Bu durum en iyi ihtimalle, kusmalarına, en kötü ihtimalle de şişmanlamalarına neden olur. Huzursuz dönemin nedeni açlık olmadığından, mamayı “her iki buçuk veya üç saatte bir”den daha fazla vermemeyi deneyin. Bebeğinizin diğer zamanlarda içtiği kadar içmesine izin verin.

Çözüm-2 :  Öğünleri Sınırlayın, Diğer Sakinleştirici Teknikleri Deneyin

Devamlı besleme yerine normal besleme düzeninizi koruyun. Bebeğinizi bir kez besleyin ve bir saat sonra buna takviye yapın (eğer emziriyorsanız), sonrasında takip eden besleme için genel olarak yaptığınız gibi iki buçuk saat bekleyin.

Beslemek yerine:

  • Kundaklama, sallama ve pışpışlama: Bebeğinizi elleri aşağıda kundaklayın, yatağına veya beşiğine yatırıp sallayın. Uykuya dalarsa, göğsünüzde veya kucağınızda uyuttuğunuzdan daha fazla uyuması muhtemeldir.
  • Bebeğinizi bebek askısına veya kanguruya yerleştirerek kendinize yakın tutun (eşinize de verebilirsiniz). Huzursuz dönemi akşamları oluyorsa, bebeği annesinden başka birine vermek faydalı olur. Bazı kadınlar, eşinin odaya gelip daha çabuk şekilde bebeği sakinleştirmesini üzücü bulmaktadır. Bunun nedeni ise, bebek ile anne arasında, bebek huzursuz döneme girdiğinde kaçınılmaz bir şekilde stres oluşması ve bu stresin tüm gün boyunca bebekle beraber olmayan biri tarafından kırılmasıdır. Sadece baba tüm gün evde olduğunda, aynı şey ona da olacaktır, bu yüzden yanlış bir şey yaptığınızı veya bebeğinizin sizi sevmediğini düşünmeyin.
  • Banyo yaptırmayı deneyin: Gün içinde daha önce yıkanmış olması önemli değildir. Bebeğiniz gerçekten çok huzursuzsa ve onu birkaç saattir de beslemediyseniz, banyo yaptırın ve sık sık besleyin; bu onun uykuya dalmasını sağlayacaktır.
  • Emzik: Emzik kullanımı bazı ailelere ve bebeklere yardımcı olmaktadır. Her bebek emzik emmez ve emzik kullanılmasının olumsuz yönleri de mevcuttur , ancak bebeğinize emzik vermek, ihtiyacınız olan yardımı sağlıyorsa verin.

    Çözüm-3: Öğünleri Sınırlayın, Bırakın Biraz Ağlasın

(BEBEĞİ TABİİ, İSTİYORSA ANNEYİ DE)

Bebekleri ağlarken bırakmak hiçbir zaman kolay değildir. Bazı ebeveynler diğerlerine göre bunu daha kolay yaparken ilk bebekleri olmayan çoğu ebeveyn bunu daha kolay yapar.

“Kontrollü ağlatma” kavramı biraz kafa karıştırmaktadır. Huzursuz döneminde bebeğinizin uzun süreli huysuz davranışlar göstererek uykuya dalamaması ve uyanması durumunda, bebeğinizin belli bir süreliğine ağlamasına izin verilmesine dayanır.

Ben bunu ilk altı ayındaki bebeklerde, “kontrollü ağlatma” olarak isimlendirmemeyi tercih ediyorum, çünkü bu kavram belli bir zaman diliminde kalıcı ve tahmin edilebilir tepkiler almayı amaçlayan bir uygulama veya metot gibi gelmektedir. Gün içinde veya dışında, altı aydan küçük bebekleri ağlamaya bırakarak onlara planlı bir strateji dahilinde uyumayı öğretmeye çalışmanın ne mümkün ne de uygun bir yol olduğunu düşünüyorum. Bazen bu uygulamanın -çok az ağlamalı olan versiyonundaçabuk sonuçlar verdiği görülmüştür (büyük ihtimalle bebek zaten sakinleşecektir, “kontrollü ağlatma” stratejisiyle ilgisi yoktur). Ancak, bunun yanı sıra öyle zamanlar da vardır ki bebek durmaksızın ağlar ve anne de bu stratejiyi uygularken daha çok strese girer. Diğer bazı insanlardan farklı olarak, ben “kontrollü ağlatma” rejiminin küçük bebekler için ille de zararlı olduğuna inanmıyorum, ama işlerin planlandığı gibi gitmediği, bebeği strese soktuğu, annenin de paniklemesine neden olduğu çok olay yaşanmıştır.

Genel olarak bence, ebeveynler ve bebekler kendi yollarını bulana kadar, ilk altı ay içindeki bebeğin ağlamalarına olabildiğince sık ve zamanında tepki verilmelidir. Bu strateji “kontrollü ağlatma” stratejisine göre bazen daha çabuk ve daha az acı ile aynı sonuçları verecektir.

Bununla beraber, annelerin kendilerini paralarcasma sürekli olarak bebeklerini sallamalarını, pışpışlamalarını, emzirmelerini ya da odada gezdirmelerini önermiyorum. Aynı şekilde ebeveynler istemediği halde onlara, “Bırakın bebekleriniz ağlasın,” önerisinde de bulunmuyorum. Bundan ziyade, sağlıklı, iyi beslenen ve mutlu bir ailede büyüyen bebekleri zaman zaman ağlamaya bırakmanın güvenli olduğuna inanıyorum. Bebeğe bağlı olarak birçok ebeveyn, bebeklerinin her gün bazı ağlama seanslarını engellemenin imkânsız olduğunu ve bebeği böyle zamanlarda ne zaman kısa aralıklı ağlamaya bırakmanın diğer alternatiflere göre daha tercih edilir bir seçenek olduğunu anlıyor.

Bebeği Ağlamaya Bırakarak Sakinleşmesini Sağlayacak Bazı Öneriler

  • Bebeğinizi besledikten sonra en az yarım saat portatif sandalyesinde oturtun ya da bezi bağlı olmaksızın yere destekleyerek oturtun veya kanguruya oturtup kucağınıza alın.
  • Bundan sonra, emziriyorsanız onu biraz daha besleyin ve yatağına koyun. Kundaklamak bebeklerin uykuya dalmalarına yardımcı olmaktadır. Faydası oluyorsa, sakinleşmesi için radyoyu açın, müzik kutusunu çalıştırın, CD dinlettirin veya emziğini verin. Ağlamaya başlarsa, beş-on dakika pışpışlayarak rahatlatın veya yanından ayrılın.
  • Ağlamanın şiddetine bağlı olarak, beş-on dakikada bir odasına gidin. Bu ziyaretler arasında ağlama sesinden başka şeyler düşünerek dikkatinizi dağıtın. Eğer ağlama sizi gerçekten üzüyorsa, onu kollarınıza alarak sakinleştirin veya yine yatağına bırakın ya da kanguruya yerleştirip kucağınıza alın. Bunları yapmadan önce yirmi dakika kadar bekleyin, belki bu arada uykuya dalabilir.
  • Bazı anneler (huzursuz dönemle ilgili olarak) iki saat boyunca (kollarına alıp sallama ve pışpışlama arasında) bebeklerinin ağlamalarına ve susmalarına izin verdikten sonra banyo yaptırıp iyice besledikten sonra bebeklerinin derin uykuya daldığının ve uyanmadığının farkına varmış, beş veya altı saat süren huzursuz dönem boyunca bebeğin sürekli sallanması, yürütülmesi ve saatlerce emzirilmesi yerine bunun yalnızca iki buçuk-üç saat sürdüğünün farkına varmışlardır.
  • Bebek ağlamalarına katlanılması, kayda değer sayıda bebekte daha iyi bir uyku düzeni oluşmasına yardım etmiştir, ancak bazı anneler ve bebekler arasında bu, çok fazla gerilim yaratmakta ve işlerin daha da kötüye gitmesine neden olmaktadır. Size “doğru gelmeyen” hiçbir şeyi yapmayın. İlk altı ayda özellikle “uyku” olayına her zaman bir çözüm olmadığım hatırlayın.

Ya Huzursuzluk Gecenin Bir Yarısı Ortaya Çıkarsa?

Çok kolay bir şey değildir. Bebekleri gecenin bir yarısı ağlamaya bırakmak genellikle gerçekçi ve -eğer altı aydan da küçükse çok da faydalı bir öneri değildir, bu yüzden evin içinde gezdirin, sallayın, pışpışlayın veya bebeğinizi de yanınıza alarak yatağa geri dönün. Ne yazık ki bu son öneri de, bir zamanlar olduğu gibi basitçe önerilemiyor; sonuçta günümüzde “bebekle aynı yatağı paylaşma” yönünde endişeler var . Bununla beraber, bebeğinizi yanınızda birkaç yıl daha geçirmesini istemezseniz, üç aylıkken bebeğinizi yatağına yatırın. Geceleri çok kalktığınızda, gündüzleri uyumak zorunda kalırsınız ve ben bunun -özellikle başka çocuğunuz varsa zor olduğunu biliyorum, ama bu yaştaki bebeğin uyku düzenini değiştirmekten ziyade kendi uyku düzeninizi değiştirmek daha kolaydır.

 

Şekerleme

Bazı bebekler kesintisiz üç veya dört saat uyumaz. Yirmi dakikadan sonra gerinirler ve sanki sekiz saatlik uykudan uyanmışçasına aniden harekete geçerler! Birçok bebeğe ilk altı aydan sonra geceleri uyuması öğretilebilir, ama şahsen ben gündüzleri çok uyumayan bebeklerin daha çok ve uzun uyumaları için bir “yol” bulamadım. Eğer bebeğiniz şekerleme yapıyorsa ve bunun dışında mutlu ve iyi yiyorsa, en iyisi onun gündüz uykularının uzun ve seyrek olmasından ziyade kısa ve sık olacağı gerçeğini kabul etmektir. Şekerleme yapan bebekler uyandıktan sonra onların uyku düzenini yeniden ayarlamak zordur. Çok fazla direnmeyi ve ağlamasına tolerans göstermeyi gerektirir ki, büyük ihtimalle de bir şeyleri değiştirme olasılığınız çok azdır. Birçok anne bunun anlamsız bir deneme olduğu kanaatindedir. Şekerleme yapan bebekler genelde geceleri iyi uyur.

Gündüz Uyuyup Gece Oturanlar

Çok sayıda bebek gündüzleri gayet güzel uyur ve geceleri de iki saatte bir uyanır. Bebeğiniz bunu ilk haftalarda yaparsa, yaklaşık bir aylık olduğunda bunu kendiliğinden tersine çevirebilir. Üç haftalık bebekleri -gündüzleri altı saat uyumalarına izin vermekten ziyade genellikle her üç buçuk ila dört saat arasında uyandırıp beslemek önemlidir. Bu onların gece ve gündüz arasındaki farkı anlamalarına yardım edecektir.

KÖTÜ GÜNLER

Herkesin, bebeği ve yeni yürüyen çocuğuyla kötü günleri olmuştur. Kötü günler, gün içinde her olayın zincirleme olarak birbirini etkileyip kötüden en kötüye doğru kâbus gibi bir yol izleyerek akşama doğru azalması şeklinde seyreder. Bebeğinizle ilk kötü gün size, özellikle her şeyin o ana kadar iyi gittiği bir anda şok etkisi yapar. Bebeğinizin çok hafif uykusu olabilir, erken kalkabilir, kötü şekilde beslenebilir ve ne yaparsanız çok ağlayabilir.

  • Ne yapılır? Paniklemeyin. Kötü bir gün çok yorucu ve stresli olabilir ama nadiren önemli bir şeye işarettir.

İhtiyaç duyarsanız, güvendiğiniz birinden kontrol etmesini isteyerek bebeğinizin iyi olduğundan emin olabilirsiniz (hemşiresi, aile doktoru). Bebek hareketliyse, rengi iyi ise ve günde altı ila sekiz kez (açık renkli kaka) bez kirletiyorsa, yaygarasına ve ağlamasına rağmen iyi durumdadır.

Gün boyunca mümkünse evinizden bebeğinizle beraber çıkın. Evde kalmak ve ağlamaları dinlemek her şeyin çok daha kötü görünmesine neden olur. Hatta, doktorunuzun veya hemşirenin bekleme odasında oturmak bile her şeyin daha iyi görünmesine neden olur. Alternatif olarak, anlayışlı bir arkadaş veya anneniz sizi rahatlatabilir, özellikle bir süreliğine bebeği tutarlarsa çok faydalı olur.

Kötü günler sonunda biter. Herkesin hiç değilse ilk birkaç hafta içinde en az bir kez ve ilk üç ay içinde de birden fazla kötü günü olmuştur.

Yüksek Sesle Ani Ağlama Nöbeti

Ani ağlama nöbeti, beklenmedik bir zamanda, belli bir neden olmaksızın, çok yaygın olarak sağlıklı bebeklerin ilk yıllarında her an meydana gelebilir, ama iki ila altı aylık dönemde olma olasılığı daha yüksektir. Bebek çok mutluyken, bir dakika sonra yatıştırılamayacak bir hal alır ve çoğu kez sakinleştirmek zordur.

  • Ne yapabilirsiniz? Mümkün olduğu kadar sakin olun. Ne kadar çok tedirgin olursanız, bebeğiniz o kadar çok ağlar. Ani ağlama olayı dört saate kadar sürebilir ve tüm yapabileceğiniz şey onu seyretmek olabilir. Banyo yaptırmak yardımcı olur. Banyodan sonra besleyin, sonrasında sıklıkla uyku bastıracaktır.

Eğer bebeğiniz bunun dışında iyiyse ve bir daha tekrarlamadıysa veya uzunca bir süre devam etmiyorsa, (dört veya beş saatten fazla), ani ağlama olayı genellikle önemli bir şeyin habercisi değildir. Şüpheye düşerseniz, aile doktorunuzu görün.

Altıncı Hafta Değişikliği

Bazı bebekler ister meme emsin ister biberonla beslensin, altı ila sekizinci haftalarda değişir. Daha uyanık (böylece daha fazla ağlarlar) olup, her zaman beslenmek isterler. Bu durum yaklaşık olarak iki-üç hafta sürer. Bu genellikle “büyüme atağı” olarak adlandırılır ve halihazırdaki açıklama her ne kadar yeterli olsa da, ben şahsen bebeklerin bu dönemdeki davranışının nedeninin bu olduğuna hiç ikna olmadım. Bazı araştırmacılar ise bunu, bebeğin zihinsel gelişimindeki büyük bir sıçrama ile ilişkilendiriyor; bebek dünyayı algılamasını değiştiren yeni beceriler öğrenirken, bir yandan da şaşkınlık ve kargaşa yaşıyor.

Neden ne olursa olsun, azımsanmayacak sayıda sağlıklı, iyi beslenen çocukların bu dönemlerinde huzursuz geçen birkaç hafta kesinlikle gözlemlenebilir. Bebeklerde olan diğer birçok şey gibi bu konu da açık değildir, çünkü bebekler bunu bize söyleyemez ve tüm yapabileceğimiz şey tahmin yürütmektir. Eğer bebeğiniz bu dönemde değişirse, unutmayın bu normal ve geçicidir. Ekstra yemek verin, geçene kadar bebeğinize sarılın.

 

Altıncı aydan önce gece uyanmaları

Bebeklerin çoğu gece bir kez uyanır, ağlar ve ilgi gösterilmezse tekrar uyumaz. Bebeğiniz altı aydan küçükse huyunu değiştirmeye çalışmaktansa kabullenmek daha iyidir.

Daha önceden de bahsedildiği gibi, “deliksiz uyku” bebeklerin uyandıktan sonra ebeveynlerini uyandırmadan tekrar uykuya daldıkları aşamaya denir. Bunu yaptıkları yaş bebekler arasında çok farklılık göstermektedir ve bu aileler arasında sohbet konusu olduğunda, bazı anneler sık sık, kendi bebeklerinin hâlâ geceleri uyanmasından dolayı bebeklerinde bir şeylerin ters gittiğini düşünür.

Bebeğinizin gece uyanma alışkanlığının, sizin annelik yeteneklerinizle veya bebeğinizin gelişimiyle herhangi bir ilişkisi olmadığını hatırlamak önemlidir. “Deliksiz uyuma”; yürüme, oturma, gülme ve benzeri gelişimsel kilometre taşlarından biri değildir.

Gece uyuma ve uyanma konusunda çeşitlemeler

  • Bebek akşam -8 ve 11 arasıve gece -1 ila 4 arasıyemek yer. Bebeklerin yaklaşık %60’ı altı ve on iki aylıkken bu yemek saatlerinden birinde kalkmayı bırakır.
  • Bazı bebekler süresiz olarak gecede bir kez uyanmaya ve ilgiye ihtiyaç duyar (gece 1 ile 4 arasında).
  • Diğer bazı bebekler ise sekizinci hafta gibi çok erken bir dönemden itibaren en az sekiz saat boyunca ilgi istemez. Ancak, dört aylık olduklarında aniden oda servisini gecede bir veya iki kez tekrar çağırmaya başlarlar.
  • Bebeklerin yaklaşık %20 ile 30’u süresiz olarak gece boyunca üç-dört saatte bir uyanır ve ağlar.

Belli olmayan bazı nedenlerden dolayı, yaklaşık altı ila sekiz haftalıkken bazı bebekler devamlı olarak sekiz-on iki saat kadar uyur. Bu çok güzel olsa da, emziren kadınlar için, özellikle ilk sekiz hafta içinde bir ikilem yaratabilir:

İŞTE BAZI ÖNERİLER:

Eğer bebeğiniz gelişiyorsa, genel kural: “Bebeğinizi asla uyandırmayın” şeklindedir. Ancak bazı koşullara uymak gerekir:

  • Bebeğiniz bazı geceler, gece boyunca uyuyup diğerlerinde uyumuyorsa, bebeğiniz uyanmasa bile göğsünüzün sizi uyandırdığını fark edeceksiniz. Büyük olasılıkla da bebeğinizi emzirme ihtiyacı duyacaksınız. Meme iltihabı riski söz konusu olduğundan, rahatlamak için olabildiğince çok sütünüzü sağacaksınız. Eğer gece uyuması sürekli hâlâ gelirse, göğsünüz buna göre kendini ayarlayacak ve geceleri sütünüzü sağmak zorunda kalmayacaksınız.
  • Meme emen birçok bebek sütün kesilmemesi için her yirmi dört saatte bir altı kez beslenmeye ihtiyaç duyar, bu yüzden -bu her ne kadar gün içinde veya gecede her iki saatte bir besleme anlamına gelse debebeğinizin yirmi dört saat içinde altı (veya daha fazla) kez beslendiğinden emin olun. Bunu belirttikten sonra, bazı emzirilen bebeklerin süresiz şekilde günde beş kez beslenme ile büyüdüğünü belirtmeliyim. Ancak bu kuraldan ziyade bir istisnadır ve neler olduğu konusunda endişelenirseniz, kilosunu tartmak size bir fikir verecektir.

İlk Altı Ay İçinde Bölünmemiş Uykular İçin Ebeveynlerin Denediği Taktikler

  • Bebeği gece saat 22.00 ve 23.00’te beslemek için kaldırıp saat 02.00 ve 03.00’te kalkmasını önlemek (öğün “öteleme”).

Denemeye değer ama sonuçlar çok farklı olabilir. Örneğin, bazı bebekleri uyandırmak zordur ve bu yüzden iyi beslenemezler ve sabah saat 03.00’te tekrar uyanırlar. Diğerleri rahatça uyanır, iyi beslenir ve takip eden iki saat için uyanık kalır! Bazıları da iyice uyanır ve beslenir ve yine saat sabah 03.00’te uyanır. Bu taktik hakkında konuştuğum birçok aile, bunun işleri daha da kötüleştirdiğini daha iyiye götürmediğini söylediğinden, siz de bu tür problemleri yaşıyorsanız ısrarcı olmayın. Daha erken yatmayı deneyin (en azında haftada birkaç gece).

 

  • Bebeği beslemek yerine sallamak, pışpışlamak ve emziğini vermek.

Altı aydan küçük bebekler gerçekten daha uzun uyumaları için “eğitilemezler”, bu yüzden bu stratejiyi kullanmanın anlamı herkesin daha az uyumasıdır. Bazen beslemenin yerine emziğin verilmesi çabuk ve aralıksız uykuya neden olmaktadır ama değişen tek şey geceleri tekrar tekrar uyanıp düşen emziğin bebeğin ağzına konmasıdır.

Geceleri huzursuz olan altı aydan küçük bebekleri sakinleştirmenin en iyi yolu genellikle onları beslemektir, bu yüzden geceleri -eğer gerekli isetekrar beslemeye başlama konusunda tedirginlik yaşamayın.

 

  • Ek gıda verilmesi.

Sıklıkla yapılan tavsiyeler, bebeklere gece veya gündüz verilen ek gıdanın onların geceleri uyanmasını engellediği yönündedir. Bu bazen işlevini yerine getirir ama bebeklerin gece uyanması ve gıda arasındaki ilişkinin tahmini son derece zordur. Eğer gece uyanmasın diye kaşıkla mama vermeyi denemek isterseniz, bebeğinizin en azından dört aylık olmasını bekleyin ve bunu mucizevi bir çözüm olarak görmemeye çalışın, çünkü % 90’ında değildir.

Emzirirken, hele görünüşe göre yeterince sütünüz varsa, bebeğinize üstünü tamamlamak için akşamları bir şişe mama vermeniz anlaşılmaz bir şekilde bazen geceleri uyanmaya iyi gelmektedir. Beslenme açısından yeterince sütünüz olduğunda bebeğinize mama vermeniz gerekli olmayıp, bu size kalmış bir şeydir.

Genel konuşmak gerekirse, bebek yeterince yemişse ve aç değilse mama veya kaşıkla ek gıda verilmesinin faydası yoktur. Hatta bebeğin aç olması bile pek farklı sonuçlar doğurmayabilir. Gördüğüm birçok örnekte, yetersiz beslenmiş “tüm gece uyuyan” bebekler bile fazladan yemek verildiği zaman tekrar uyanmaya başlar.

Bebeğiniz altı aydan sonra bile geceleri hâlâ çok uyanıyor ve bu size bir problem gibi geliyorsa strateji değişikliği yapılabilir .

Düzen ve şımartma

Maalesef “şımartma” kelimesi bebekler hakkında ve onlara nasıl bakılması gerektiği konusunda konuştuğumuzda hâlâ kullanılmaktadır. Şımartma, bebeğiniz büyüdüğünde, onun kimsenin sevmeyeceği bir çocuğa dönüşeceği anlamını veren negatif bir kelimedir.

Ebeveynlerin bebeklerini şımarttıklarından dolayı endişelenmeleri, bebeklerin belirli hareketlerle ebeveynlerine istediklerini yaptırmalarını ima etmektedir. Birçok insanın bu konuda verecek bir tavsiyesi vardır ve tavsiyeler birbiriyle çelişir ama herkes kendisinin haklı olduğunu vurgular. Dolayısıyla yeni annenin kafası karışır: Bebeğini şımartıyor mudur? Eğer şımartıyorsa da bu önemli bir sorun mudur?

Özellikle bir yaşma basmamış bebeklerden bahsediyorsak, “şımartma” kelimesi kullanılmamalıdır. Bebek ebeveynleri tarafından yapılmasını istediği şeyler için belli bir şekilde davranmak ve bunun sonuçlarını düşünmek için çok küçüktür, örneğin bebek “eğer çok ağlarsam benimle ilgilenirler” şeklinde düşünemez.

Bebeğin yemesini, uyumasını ve ağlamasını öne çıkaran bir yaşam sürmek, ebeveynlerin adapte olmaları gereken en zor şeylerden biridir. Bazı bebekler düzenli bir yemek yeme alışkanlığı edinip kolayca tek başlarına uykuya dalar. Bunların “iyi”bebekler ve annelerinin de etkin anneler olduğu varsayımı sıklıkla yapılır ama aslında bu bebekler diğerlerinden daha hızlı bir şekilde kendilerini bizim hayatımıza göre ayarlar. Bu onları büyüdüklerinde iyi insan haline getirmez.

Gururla, “Bebeğimizin olduğunun farkında bile değiliz,” diyen “ye ve uyu” bebeklerin ebeveynleri azınlıktadır.

Genel olarak, bebeğinin ihtiyaçlarını en iyi şekilde karşılama konusunda, “bir program oluşturup, düzen oturtmak” mı yoksa, en basitinden “bu konuda hiç zahmet etmemek” mi gerekir? Bu çok sık tartışılan bir durumdur, aynı şekilde “uyku” konusu da en çok kutuplaşmanın yaşandığı alandır.

Geçen yüzyılın çoğunda geçerli olan “doğumdan itibaren kesin program-düzen” felsefesine geri dönme çabaları beni şaşırtmaktadır. Bence bu kısmen; programı, düzen kurmayı bir kenara atıp “içgüdüsel” veya “doğal” şekilde bebek bakımını öngören seksenlere ve doksanlara bir tepki durumudur. Sıkı bir program stili, hayatını planlamak isteyen ve önceden öngörülebilir, organize şekilde yaşamak isteyen anneler için çok çekici gelmektedir. Bu sıkı rejimin vaatlerinden biri de yedi veya sekiz haftalık gibi çok küçük bebekleri bile gece boyunca uyutacağı yönündedir. Buna sempati göstersem de, tecrübelerimden hareketle bunun birçok kez zararlı olması nedeniyle bu yönde herhangi bir program önerisi yapmamaktayım. Bence bu stratejilerin işe yaramasının nedeni bebeklerin zorunlu olarak bu fikre uymalarıdır. Şayet çok az ağlama ve çok az sıkıntı ile hayata geçirilebilirse ne âlâ. Bunun yanı sıra, bu tür sıkı düzenlerin emzirme döngüsünü bozma tehlikesi vardır (ancak bazı kadınlar ne olursa olsun emzirme konusunda sorun yaşamaz).

Bazı anneler, “içgüdüsel” veya “doğal” bebek bakımını daha uyumlu ve kendilerine daha yakın hissediyor. Evde olan veya olacak dağınıklığa bakmadan işleri kendi rahat usullerine göre yaptıklarında daha mutlu oluyorlar. Bu yöntem, anne babayı; bebeğin bir an bile bırakılmaması veya ondan hiç ayrılmamak kadar uçlara götürülebilir. Yine de, eğer anne bundan mutlu ise ortada bir problem yoktur. Ancak bu şekilde iyi niyetle başlayan bazı kadınlar daha sonra bu durumla başa çıkamamaya başlar ve suçluluk duygusu altında yıkılırlar.

Bence birçok anne her zaman ne yapıyorsa onu yapmakta, yani her ikisinden de biraz. Sonuçta, kendi davranışları üzerinde herhangi bir kontrol kazanmadan önce -küçük yaşta gece beslemesi örneğinde olduğu gibi normal bebek davranışlarını ve ihtiyaçlarını yok etmeye çalışarak, bebeğin belli bir şekilde davranması için kurallar koymak, hem bebek hem de ailesi için boş yere sıkıntı yaratabilir.

Diğer yandan, “bağlı ana baba”, “içgüdüsel” veya “doğal ebeveynlik” ülküleriyle yaşamaya çalışmak ayrıca kendi bedelini ödetebilir.

Okuyucuların bazısını takip edilmesi gereken rutin tabloları veya bebeğinizi gece boyu uyutma yönünde herhangi somut bir öneri getiremediğim için hayal kırıklığına uğrattığımı biliyorum. Bunun yanı sıra bebeğin kısa süreliğine ağlamaya bırakılması ve “kontrollü ağlatma”nın ancak ikinci altı ayda kullanılması yönündeki önerilerimi de, diğer bazı okuyucularımın onaylamadığının farkındayım.

Ne yapalım öyle olsun!

Uzun yıllar boyunca birbirinden çok farklı ana babalara, birbirinden çok farklı durumlarda yardım ederek yaptığım işin bir yansımasıdır bu.

Bebeklerde Uyku Düzeni Kurma ( Özet )

  • Bebeğinizin ilk altı aylık döneminde düzen oturtma çabası bebeğin iyiliğinden çok, yetişkinlerin rahatı içindir.
  • Bebeğin içgüdüsü, kucaklanmak, -az veya çok emzirilmektir. Bebekler “az aralıklarla çok fazla beslenme ve bir yere bırakılıp kendi kendine uyuma” gibi bir özellikle doğmazlar, ki böyle bir şey bizim hayat tarzımıza çok uyardı. Birçok kültürde, bebeklere sürekli olarak meme verilmekte ve bebekler annelerine sürekli yapışık kalmaktadır. Bu, onları muhtemelen bizim kültürümüzde annelerin yaşamış olduğu, “bebeğimizin nasıl daha az ağlamasını sağlarız ve daha uzun uyuturuz” sıkıntılarından korumaktadır, ama bebeğin hayatın birçok halini bizimle beraber yaşaması pratik bir yaklaşım değildir. Bebeğiniz sizin hayat tarzınızı öğrenene kadar sabır ve esneklik gereklidir.
  • Bu yüzden, ilk üç ay içinde dört saatte bir besleme ve uyuma rejimiyle kendinizi bağlamamaya özen göstererek daha kabul edilebilir ve makul bir esnekliğe sahip bir yaklaşım sergilemek çok daha iyidir. Her şey altı ve dokuz ay arasında daha öngörülebilir bir hal almakta ve yapılandırılmış bir rutin izlemek daha kolaylaşmaktadır. Bebekler, yürümeye başladıklarında ise düzen oturtmak, güvenlik ve iyi bir aile yaşamı için daha önemli bir hale gelir.
  • Bebeğinizle beraber zaman zaman günler ve geceler ilk altı ay boyunca kaos gibi gelebilir ama aylar geçtikçe ikinci altı ayda daha tutarlı bir hale dönüşüp, bir düzenin ortaya çıktığını göreceksiniz.
  • Eğer düzen sizin için önemliyse, yemek yemeği, uyuma ve uyunma döngüsünü yavaş yavaş belli bir zamana yayarak yapılandırmak daha kolaydır. Mümkün olduğunda, bebeğiniz çok uyumasa bile işlerinizi sabit bir yol takip ederek yapın.
  • Diğer yandan, düzen sizin için hiç önemli değilse, nasıl rahat ediyorsanız öyle yapın.
  • Tüm bebekler ve aileler farklıdır. Bebekler hiç rutin olmayan güvenli, istikrarlı ve sevgi dolu evlerde sergiledikleri iyi gelişimi, esnek rutinlerle yönlendirildikleri ailelerde de sergilerler.

Rutin tabloları ile ilgili söylediklerime rağmen, aşağıda basit bir kılavuz bulabilirsiniz.

 

Doğumdan 6. Aya Kadar Gün İçinde  Besleme-Uyutma Döngüsü

Yazarın Notu: Bu sadece bir kılavuzdur. Tüm bebeklere ve annelere uygun değildir. Bebeğinizi uyutmak için her zaman başarılı olmayabilir, ancak beslenmeyi takip eden iki üç saat sonra veya yorgunluk belirtisi gösterdiğinde bebeği uyutmayı deneyebilirsiniz.

 

•       Bebeğinizi besleyin (emzirme veya biberonla besleme zamanı genellikle bebek büyüdükçe azalır).

•       Bebeğinizin bir veya iki saat uyanık kalmasına izin verin (yaşma bağlı olarak tabii ve genellikle büyük bebekler daha çok uyanık kalmak isterler). Bebeğiniz huzursuzlaştığında yatağına koyun ve rahatlamak için yazının devamında e tavsiye edilen yöntemlerden biri ile uyuması için rahatlatın.

•       Umarım, bebeğiniz uykuya dalacaktır ve bir buçuk-iki saat uyuyacaktır.

•       Uyandığında yeniden besleyin veya ilk yarım saat içinde uyanırsa ve onu tekrar uyutamazsanız, yeniden beslemek için -son öğünün başlangıç saatini dikkate alarak- en azından iki buçuk saat beklemeyi deneyin

“Uyanık zamanlar” için bazı fikirler:

•       Banyo

•       Yürüyüşe çıkmak

•       Annenize, kayınvalidenize, arkadaşınıza, eşinize uğrayabilirsiniz.

•       Ağaçların yapraklarının rüzgârdan sallandığım görebileceği bir pencere önünde veya gölge bir yerde, destekleyerek oturtun.

•       Etrafında olup bitenleri izleyebilmesi için portatif sandalyesine oturtun.

•       Yere sereceğiniz havluların üzerine, altında bebek bezi olmadan yatırın.

•       Beşiğinde durarak, beşiğe asılı hareket eden oyuncaklarına bakmaktan da keyif alabilir.

•       Onu kucaklayın ki, yüzünüzü, gözlerinizi görüp dokunuşlarınızı hissetsin.

•       Ona masal okuyun.

 

Özet: 0-6 ay arası uyuma ve uyanma

Bebekleri uyumaya teşvik etmek için yollar mevcuttur ama her zaman ağlama ve uyuma problemlerine karşı garanti edilmiş bir çözüm yoktur, bu yüzden bebeğinizi uyutamadığınızda -ki bebek uzmanları da çoğu zaman cevapları bilmemektedir- kendinizi yetersiz hissetmeyin.

Genel olarak, bebeğinizi uyutmak için her ne yapıyorsanız (ağlamasına izin vermek, sallamak, pışpışlamak, bebek arabasında gezdirmek) yirmi dakika içinde bebeğinizi uyutmalıdır. Eğer bebeğiniz yirmi dakika içinde yatışmamışsa, bu sefer büyük ihtimalle sakinleşmeyecektir. Muhtemelen en iyisi onu uyanık tutmak ve takip eden öğün sonrası bu yöntemin başarılı olmasını umarak yeniden denemektir.

İlk haftalarda bebeğin rutinini değiştirmek imkânsız olacağından ebeveynlerin kendi rutinlerini (annenin gündüz uyuması, babanın yemeği yapması ve diğer odada bir süreliğine uyuması) değiştirdikleri zamanlar vardır.

Bebeğinizin uyumasına yardımcı olacak bazı ipuçları

  • Hem kendi hem de çevrenizden rica ederek “iyi”, “kötü” ve “şımarık” kelimelerini sözlüklerinizden çıkartın.
  • Çözüm aramaktan ziyade alternatifler arayın.
  • Bebeğinizin aç olmadığından emin olun. Uykusuz bebeklerde acıkmanın temel bir rolü olmamakla birlikte emziriyorsanız, bebeği tartmanız sütünüzün yetip yetmediği hakkında fikir verebilir. Son birkaç haftada çok az veya hiç kilo almamışsa bu onun aç olduğuna dair bir göstergedir. Eğer biberonla besliyorsanız, mamayı ölçüye uygun olarak hazırladığınızdan emin olun.
  • Bebeğiniz uyumaya hazır mı? Üçüncü hafta ve sonrasında, bebeklerin uyanıkken keyifli oldukları düzenli saatleri olur. Bu zaman geçtikçe artar. Uyumaya hazır olduklarında ağlamaya, homurdanmaya ya da yumruklarını emmeye başlarlar. Hareketleri sersemleşir ve göz kontağını kaybederler.
  • Bebekler sert ve düz yatakta daha rahat uyur. Yoğun kauçuk yataklar uygundur. Yatağı sert ve uygun olduğu sürece Ani ve Beklenmedik Bebek Ölümü Sendromu ile ilgili olarak avantaj sağlayan herhangi bir yatak yoktur.
  • Aşağıdaki öneriler zaman zaman işe yaramakla birlikte sizin tercihinize kalmıştır. İşe yaradıklarında unutmayın ki (yani bebek uykuya dalar ve bu iki üç saat süren uykulardandır), bunlar ilk yirmi dakika içinde işe yarar eğilimi gösterir. Bir kısmı bazı aileler tarafından kabul görmezken, bazıları da ailenin yaşam tarzı ve sonrasında daha büyük zahmete neden olabileceğinden uygulanması mümkün değildir. Ancak hepsi güvenlidir:

 

  • Bebeğinizi uyuması için emzirin;
  • Bebeğinizi sallayın ve pışpışlayın;
  • Bebeğinizle beraber uyuyun (güvenli uyuma tavsiyelerini akılda tutarak);
  • Bebeği kundaklayın ki, sıçradığında kendisini uyandırmasın;
  • Bebek askısı ile taşıyın;
  • Sıcak bir banyo yaptırın;
  • Sakinleştirici müzik çalın;
  • Yürüyüşe çıkarın;
  • Emzik verin.

Ne yazık ki, bebekler uyumayı sadece bunlarla ilişkilendiriyorsa, bu sıklıkla onların bunlar olmadan uyumayı bilmedikleri anlamına gelir. Örneğin, memedeyken veya annesinin kollarındayken bebek uykuya dalarsa beşiğine konduktan kısa bir süre sonra tekrar uyanacaktır ve onu tekrar uyutmak zor olacaktır. Bu döngü tekrar edildiğinde, bir kez uyandığı zaman bebeğiniz çabucak yorulur, ağlamaya başlar ve memeye tekrar yönlenir sonrasında uykuya dalar ve onu beşiğine koyduğunuzda tekrar kısa bir süre sonra uyanır. Uyanma nedeni şudur: Bebeğiniz uykuya belirli bir pozisyonda dalar ve uykunun bir aşamasından diğer aşamasına geçme esnasında çok kısa bir süre için uyandığında aniden çevresinin, yani ilk pozisyonun değiştiğinin farkına varır ve tamamen uyanır, sonrasında ağlamaya başlayarak geçmesi gereken uykunun diğer aşamasına geçmez.

Zaman geçtikçe, anneler bu rutini takip etmenin daha da zor olduğunun farkına varacaktır. Bu yüzden, diğer seçenek bebeğinizi beşiğine koymanız, ağlamasına ve bir süre sonra uykuya dalmasına izin vermektir. Diğer seçeneklerde olduğu gibi, bu bazen işe yarar bazen işe yaramaz, ama iyi beslenmiş bir bebeğin uyku öncesi ağlamasına izin vermek ona uyumayı öğrenme konusunda yardımcı olabilir. Gün içinde veya akşamları yukarıdaki bilgileri de dikkate alarak bebeğinizi yirmi dakika kadar yalnız bırakmaya çalışın.