3-6 Aylık Bebeğin Beslenmesi

Yeni gıdaya başlanması

Bebeğin katı gıdalara başlaması için en uygun zaman, neredeyse her on yılda bir değişir, 1920’lerde bu zaman dokuzuncu aydı. 1970’lerde altıncı haftaydı. 1980’lerde üçüncü ya da dördüncü aydı. 1990’larda dört ya da altıncı ayken, günümüzde altıncı aydır.

Daha önceki tavsiyeler çoğu kez heves, moda ve o zaman piyasada hangi gıda revaçtaysa ona göre biçimleniyordu. Şimdiyse güvenilir araştırmalar, beslenme, fizyoloji ve bebek gelişimi konularındaki daha kapsamlı, bilimsel dayanağı olan bilgiler baz alınmaktadır (öyle umuyoruz). Yine de, biraz alaycı olacak ama on yıl sonra ne olacağım görmek ilginç olacaktır. Ve “beslenme” ile ilgili bölümü en son güncellediğimden bu yana gerçekten de, yeni söylentiler yine gündemde. Bunların hepsini çok ciddiye almanın zor olduğunu itiraf etmeliyim!

Çelişki daha çok “alerji dünyası”ndan çıkıyor. Bebeklik döneminde alerjiyi önlemenin yolu -son yirmi beş yıldır uygulanageldiği gibi- bazı besinleri almayı ertelemek mi, yoksa gerçekte, gelişmiş ülkelerde alerjik rahatsızlıkların artmasının asıl nedeni bu mu? Bu konu henüz netleşmiş değildir. Avustralya Klinik Bağışıklık Bilimi ve Alerji Derneği, “Çocuklarda Alerjinin Önlenmesi”ne dair yayınladığı son raporda, ek gıdaların (süt haricindeki gıdaların) dört ila altıncı aya ertelenmesini tavsiye ediyor. Raporda ayrıca, altıncı aydan sonra bebeğin beslenme rejiminden bazı gıdaların çıkarılmasının önleyici etki yarattığına dair bir kanıt bulunmadığı belirtiliyor. Öte yandan yüksek risk grubundaki bebeklerin (alerjik bünyeye sahip ailelerin bebeklerinin) iki ya da dört yaşına kadar fıstık, kabuklu yemiş ve kabuklu deniz ürünlerinden uzak tutulmaları, beslenme açısından zararlı olmadığı gibi, bu durum yararlarına olabilir. Bu yolun izlenmesi, anafilaksi (alerjiye bağlı olarak aniden ortaya çıkan ve acilen tedavi edilmezse ölümcül olabilen bir hastalıktır.)  korkusunu da kesinlikle ortadan kaldırır (bu benim görüşüm). Daha fazla bilgi için 339. sayfadaki alerji ve gıda intoleransına göz atabilirsiniz.

Alerji uzmanları, altıncı ay yerine dördüncü aydan itibaren sütün yanı sıra ek gıdalara başlanmasının, gıda alerjisindeki istikrarlı artışı durdurma konusunda avantaj sağladığını düşündükleri zamanlarda ben de kitaplarımı yeniden gözden geçiririm. Benim bu konuya herhangi bir itirazım olmamakla birlikte, emzirme yanlıları, en iyisinin ilk altı ay boyunca bebeğe başka hiçbir şey vermeden yalnızca emzirmenin en iyisi olduğuna inanmaya devam ediyor. Birçok ebeveyn, ana çocuk sağlığı merkezi uzmanlarının, bazı çocuk doktorlarının, dördüncü aydan itibaren ek gıdaya başlamaları yönünde tavsiyelerini dinleyecek. Olayın bu denli çelişkili bir hal alması, bebeklerinin en iyi şekilde beslenmesi için her şeyin en doğrusunu yapmaya çalışan ebeveynlerin işini zorlaştırmaktadır.

Dünya Sağlık Örgütü -ki gelişmekte olan ülkelere göre sorunun daha ciddi boyutlarda olduğu gelişmiş ülkelerde gıda alerjisiyle ilgili son dönemde ortaya çıkan kaygıları takip etmediğine inanıyorum- hâlâ altı ay boyunca bebeklere yalnızca anne sütü verilmesini öneriyor, çünkü:

1.    Çalışmalar, altı ay beklemenin bebeklerdeki enfeksiyon riskini azalttığını gösteriyor. Bu konunun; yaşam standartlarının düşük, gıda kaynaklarının az olduğu bölgelerde yaşayan savunmasız bebekler için öne çıktığını düşünmekten kendimi alamıyorum.

2.    Bebeklerin sindirim sistemi altı ayda gelişir. Daha öncesinde katı gıdaların sindirimi sınırlıdır.

3.    Altı ay bekledikten sonra çeşitli besinler nispeten daha çabuk verilebilir, tabii kı bebek bunları yemekten keyif aldığı sürece. Diğer türlü katı gıdalarla tanışma işi haftalara yayılır.

4.    Yakın zamana kadar altı aydan önce bebeğe süt dışında ek gıdalar verilmesinin hiçbir faydası olmadığına inanılıyordu.

 

Hazır mamayla beslenen bebekler için durum nedir?

Hazır mama, anne sütünde olduğu gibi bağışıklık ya da antialerjik fonksiyonlara sahip olmadığından, yukarıda yer alan birinci şıkkın hazır mama için de geçerli olduğunu söylemek zordur. Ancak 2, 3 ve 4’üncü şıklar, altı ay bekleme konusunda (dört ya da beş ay beklemek yerine) çok az bazı avantajlar sağlar. Ben bütün bu gerekçelerin çok da önemli olmadığını düşünüyorum, ancak bebeğiniz hazır mamayla mutluysa, olayı çok karmaşık hale getirmenin anlamı yoktur.

Altıncı aydan itibaren ek gıdaya başlanabilir, çünkü:

1.    Artık bebeğin iştahına, gıda ihtiyacına ve gelişmesi için gereken şeylere süt tek başına karşılık veremez.

2.    Altıncı aydan itibaren bebek, dişetleriyle çiğneyip ısırmaya başlar. El ve ayak koordinasyonu daha kusursuz hale gelmiştir ve altı ila dokuzuncu aylarda bebek tek başına oturabilir, böylece bebeğin kaşıkla ve elle beslenmesi kolaylaşır.

3.    Sindirim sistemi daha çok gelişmiştir.

4.    Altıncı aydan itibaren bebekler farklı tatları, farklı kıvamdaki gıdaları denemekten hoşlanır. Tabii bu, tüm tatlar için geçerli değildir.

BÜTÜN BU TARTIŞMALAR SONUCUNDA VARDIĞIMIZ NOKTA NEDİR?

 Bebeğin ne zaman kaşıkla beslenmeye başlanacağı konusunda gastroenterologlar, emzirmeden yana olanlar, bazı çocuk doktorları, alerji uzmanları, doğal tedavi uzmanlarının görüşleri geniş bir yelpaze oluşturmaktadır.

İnsanların yeterince gıda bulamadıkları ülkelerde yaşayanlar için bütün bu tartışmalar son derece gariptir.

Bu konuda karar verenlerin görüşleri netleşene kadar, sanırım en iyi kararı ana babaların kendisi verecektir. Bebeğinize dördüncü aydan itibaren katı gıda vermeyi düşünüyorsanız, buyurun verin. Gıda konusunu her zaman için iki bölümde ele aldım. Birincisi ek gıdalar konusundaki görüşlerin yer aldığı başlangıç bölümü ve onun ardından altı ay sonrası için, ailenin aldığı besinlerin de dahil edildiği temel plan şeklindeki ikinci bölümden oluşuyor.

Altı ay “kuralı” üstüne çeşitlemeler

Sütün Az Geldiği Zamanlarda Emzirme

Dört ve beşinci aylarda bazı kadınların sütü bebeğin ihtiyaçlarını karşılayamayacak şekilde azalır. Bu, bebeğin kilo almasının yavaşlamasından ya da hiç kilo almayışından anlaşılır. Böyle bir durumda, çoğu kez anne daha fazla dinlenmesine ve bebeğini daha çok emzirmesine rağmen annenin sütü artmaz. Bebeğin yeterince beslenmesi önemli bir konudur. Benim görüşüme göre, meme emen çocuğu altıncı aya ulaşana kadar -anne sütü yeterli gelmediği zaman- aç bırakmanın anlamı yoktur. Bebek anne sütünün yanı sıra biberonla hazır mamayı reddedebilir, bu durumda bir yıl hatta bir yılı aşkın bir süre boyunca bebeği hem emzirip hem de pirinç unu, meyve ve sebze gibi ek gıdalara başlayabilirsiniz.

Çoğu kez bebeğin kaşıkla katı gıdaya başlaması alerji, bebeğin gelişimi ya da beslenmesi ile hiç ilgisi olmayan bazı gerekçelere dayandırılarak tavsiye edilir. Bu gerekçeler şunlardır:

•    Bebeğin tüm gece boyunca uyumasını sağlamak için. Ya da dört ila altıncı aylar arasında bebek gece yarısı ansızın uyanmaya yeniden başladıysa: Gece uyanması, maalesef, çoğu kez beslenme ile ilgili değildir. Bazı özel durumlarda, arada bir işe yarayabilir. Eğer sırf gece uyanmasın diye bebeği kaşıkla beslediğiniz halde sonuç alamadıysanız, umutsuzluğa kapılmayın. Unutmayın, uyku problemleri bebekleri yemek yemeye zorlayarak ya da özel yemek tarifleriyle çözülmez.

•    Geri kaçışı önlemek için: Bebeği kaşıkla beslemeye başlamak geri kaçış miktarını nadiren etkiler. Benzer şekilde bebeğin ağlamasına da etki etmez. Bebeğiniz, yediği ağzının kenarından geri gelen bebeklerdense, kaşık mamasına geçtiğinizde tek değişiklik bebeğin ağzından gelen mamanın beyaz değil renkli olmasıdır.

•    Merak: Üçüncü aydan itibaren bebekler etrafındaki dünya ile ilgilenmeye başlar; günlük olaylar ilgisini çeker, buna ebeveynlerin yemekteyken ağızlarına attıkları lokmalar da dahildir. Bu arada ana babalar da bebeklerini kendilerinin yediklerini yerken görmesi için can atarlar. Oysa bebeğin sizin ağzınızdaki lokmaya bakması, bebeğin katı gıdayla beslenmesi gerektiğine işaret etmez. Bebeğin aynı yemekten istediğini de göstermez. İsterseniz, dört ila altıncı aylar arasında arada bir bebeğinize çok az miktarlarda -örneğin patates püresi gibi- ek gıdalar verebilirsiniz ama bebeğiniz bunları geri püskürtüyorsa, altıncı aya kadar bekleyin.

•    Bebek elini, parmaklarım, gördüğü her şeyi ısırıyor, çiğniyor, emiyorsa: Üçüncü aydan itibaren bebeğin elleri ağzından çıkmaz. Bu gıda ihtiyacından değil, duyusal motor gelişiminin bir göstergesidir. Üç ila altıncı aylar arasında bebek ne bulursa ısırmak, çiğnemek ve emmek ister. Tekrar edelim. Bu, bebeğin normal gelişiminin bir parçasıdır, beslenmeyle ilgisi yoktur. Bu, bebeğin dünyayı öğrenmesinin bir yoludur.

•    Katı gıdalara erken başlayan bebek iştahlı olur: Bebeklerin çok erken bir dönemde katı gıdalara başlatıldığı dönemler de dahil olmak üzere, bu iddiayı kanıtlayan hiçbir vakaya rastlamadım. Bebeğin iyi yiyip yememesi, daha ziyade bebeğin mizacıyla; biraz ana babanın yemek yeme davranışını iyi düzene koymasıyla ilgilidir ve biraz da şans işidir.

•    “İri” bebekler, katı gıdalara daha erken başlatılmalıdır: Anne sütü ya da hazır mamayla beslenen iri bebekler, diğer bebeklerle aynı şekilde gelişir.

•    Akraba ve arkadaş baskısı: Daha önce belirttiğimiz gibi, katı gıdalara başlama zamanı her nesilde farklı olmaktadır. Bu nedenle annenin etrafındaki insanlar, “sana bir zararı olmamıştı”, “gece hiç uyanmadan uyumasına yardımcı olur” gibi karşı çıkması güç gerekçelerle çeşitli önerilerde bulunup annenin kafasını karıştırabilir. Mevcut bilgilerin ışığında; çoğu bebek için katı gıdalara başlamanın en uygun zamanı altıncı aydır.

Nelere ihtiyacınız olacak?

•    Kenarları keskin olmayan bir kaşık. Kırılmayan bir tabak. Tabak ve kaşığı dezenfekte etmenize gerek yoktur.

•    Yemeği püre haline getirebileceğiniz bir alet. Çatalla ezdiğiniz yemeği verdiğinizde bebeğiniz bunu yiyorsa, o zaman çatalla işinizi görebilirsiniz. Çoğu bebek ilk denemelerde tamamen pürüzsüz blendırdan geçirilmiş yemeklerden hoşlanır.

•    Bebeğinizi oturtacağınız bir koltuk. Başlangıçta bebeğinizi kucağınıza oturtmak daha kolay olabilir. Yüksek mama sandalyesi ya da masaya monte edilen sandalye (altı-dokuz ay) zamanına kadar; portatif bebek koltuğu sizi rahat ettirebilir.

•    Bol bol önlük ve bez.

3- 6 aylık bebek yemekleri

Evde pişirmek üzere yemek tarifi isteyenler kitabın sonundaki “tarifler” bölümüne bakabilir.

•    Pirinç unu

•    Pişmiş elma ve armut: Evde kolaylıkla pişirip püre haline getirebilirsiniz. Bebeğiniz sevdiyse hazırladıktan sonra bir kısmını dondurucuda muhafaza edebilirsiniz. Çılgına dönüp bütün buz kaplarını pişmiş meyveyle doldurmadan önce bebeğinizin bu yeni gıdayı sevdiğinden emin olun.

Temiz kaplara yerleştirilmiş pişmiş yemekleri buzdolabında-içinden bir miktar alırken her zaman temiz bir kaşık kullandığınız sürece- üç gün boyunca saklayabilirsiniz.

Piyasada satılan kavanoz mamaları, beslenme açısından bir sorun yaratmaz ancak çok pahalıya gelir. Reklamlarda süper olarak tanıtılmasına rağmen bu mamaların bebekler için bir avantajı yoktur. Evde yapılan veya taze taze verilen besinlerdeki tat çeşitliliğinden yoksundurlar, ayrıca yemeği kendiniz hazırladığınızda içinde ne olduğundan emin olursunuz.

•    Muz püresi: Biraz portakal suyuyla püre haline getirilen muz, bebekler için ideal bir ilk besindir. Bazı bebeklerin daha katı kaka yapmasına neden olabilir, bu durumda muza biraz ara verebilirsiniz. Muz bazen dışkıda birtakım garipliklere de neden olabilir, bu nedenle muz yedirdikten sonra bebeğinizin kakasında koyu kırmızı renkte, ipe benzeyen parçacıklar görürseniz paniğe kapılmayın, zararsızdır.

•    Yoğurt: Gerek tek başına gerekse meyve veya sebzeyle karışık yoğurt bebekler için mükemmel bir ek gıdadır. Bebeğiniz yoğurt seviyorsa çok faydalı, sağlıklı ve el altında bulunabilen bir gıdadır. Taze meyveyle karıştırıldığında, daha büyük bebekler için tek başına mükemmel bir öğündür.

Bebekler için en sağlıklı yoğurt, doğal tam yağlı olandır. Bebeğiniz doğal yoğurdu yemiyorsa, şeker katmadan meyveli yoğurt verebilirsiniz. Ballı vb. yoğurtlardan uzak durun, fazla şekerlidir ve alışkanlık yapar.

Laktoz intoleransı olan kişiler süt içememelerine rağmen yoğurt yiyebilirler, çünkü laktoz, sütün koyulaşmasına neden olan bakteri tarafından parçalanır.

Bebekler için hazırlanmış yoğurtlar, gerçeğinin yerini tutmaz. %26 oranında yoğurt içerir ki sterilizasyon sonrası yoğurttaki bakteri de yok olur. Geri kalan, meyve suyuyla karıştırılır. Arada bir kullanmanın bir sakıncası olmasa da, tam yağlı yoğurdun besin değerini sağlayamazlar.

Yoğurt az sayıda bebekte yediğini geri çıkarmaya neden olur; bazen popoda kızarıklık, dudakların etrafında isiliğe neden olabilir. Böyle bir durumla karşılaştığınızda yoğurdu kesin, bir ay sonra tekrar deneyin.

•    Meyve peltesi: Pelte meyve suyunun daha kıvamlı halidir. Bebekler özellikle sıcak havalarda pelte yemekten hoşlanırlar. Evde kendiniz hazırlayabilirsiniz.

•    Sebzeler: Patates, balkabağı ve havuçla başlamanızı öneririm, çünkü hem kolay pişer hem de kolayca püre haline gelirler. Ayrı ayrı verebileceğiniz gibi hepsini karıştırarak da verebilirsiniz. Bebekler patates ve balkabağı karışımını severler. Bebeğinizin sebzeden hoşlandığına emin olduğunuzda, çeşidi artırıp karıştırarak verebilirsiniz (brokoli, ıspanak, patates, kabak vb). Her hafta bir sebzeden biraz verip sonucu anlamaya kalkışmayın, hepsini denemek bir yılınızı alır.

•    Tavuk suyu çorbası: Özellikle Avrupa’da bebeklerin katı gıdalara geçişinde mutlaka yer alır. Çok faydalıdır.

Nasıl başlayacaksınız?

Listede yer alanlardan birini seçin. Pirinç unu katı gıdaya geçişte ilk tercih edilendir ama siz başka bir gıda maddesini seçmekte özgürsünüz. Pirinç unu hem bebeğinizin bu yeni beslenme biçimini düzene koyma döneminde pişirme kolaylığı sağlar hem de her yerde bulunur. Besin değeri yüksek meyve ve sebzeleri pişirdikten sonra, bebeğe yalnızca bir küçük tatlı kaşığı kadar verilmesi ve onun da bebek tarafından muhtemelen geri püskürtülmesi, biraz hayal kırıklığı yaratabilir.

Pirinç unu kullanıyorsanız, bir ya da iki çay kaşığı pirinç ununu 15-30 ml sağılmış süt, kaynatılmış su ya da su eklenmiş hazır mama ile karıştırın. Kolay oluyorsa kendi sağılmış sütünüzü kullanın. Kolay olmuyorsa, diğer seçeneklerden birini seçin.

Az çok ne kadar yiyeceğini tahmin edebileceğiniz aşamaya gelene kadar bebeğinize günde bir kez, bir ya da iki çay kaşığı mama verin. Size uygun olan, günün herhangi bir saatinde verebilirsiniz. Kolaylık sağlaması için, süt verdiğiniz zamanı seçin. Sütle beslendiği öğünlerin arasında ek gıda verirseniz, bebeğinizi her iki saatte bir besliyor olursunuz. Bu, zaman kaybına neden olacağı gibi gereksizdir de ama unutmayın, bu konuda katı kurallar yoktur. Eğer size ve bebeğinize uyuyorsa, kaşık mamasını, iki emzirme ya da biberonla besleme arasında verebilirsiniz.

ÖNCE SÜT/ÖNCE KATI GIDA KONUSUNDA BİRKAÇ SÖZ

İlk on iki aylık dönemin tümü için geçerli olmak üzere, bebeklere ek besinden önce süt verilmesi yönünde bir zorlama var gibi görünmekte. Belirli durumlar için bunun önerilmesini anlayabiliyorum, ancak bunun her şart altında geçerli “genel bir kural” olarak görülmesini şu nedenlerden dolayı kabul etmiyorum:

•    Altı ila on ikinci ay arası -meme emmenin tersine- yemek yemenin öğrenildiği kritik bir dönemdir. Yeni yürüyen çocukların yemek yerken mızmızlanmaları meşhurdur ve benim görüşüme göre, bu eğilim bebeğin ikinci altı aylık döneminde emmeye -özellikle biberondan emmeye- çok önem verilmesi yüzünden artmakta ve yürüme çağma kadar uzamaktadır. Çok fazla sıvı verilmesi, büyük bebeklerin ve yürüme çağma gelenlerin iştahla sağlıklı yemek yemelerini engellemektedir. Şu an beş yaşın altmdakilerde diş çürümesi ortaya çıkmaktadır. Her gün bu problemle karşılaşan çocuk diş doktorları, sorunu biberon emme süresinin -bazen meme verme döneminin- yürüme çağma, okul öncesi döneme kadar uzamasına bağlamaktadırlar.

•    Dokuz aylık bir bebeğe öğle yemeğini vermeden önce, kocaman bir biberonla süt verilmesi ya da meme verilmesi bana mantıklı gelmiyor. Tecrübelerime göre, meme emen, sağlıklı bir bebek günde üç öğün yemek yiyor diye, anne sütünden tamamen vazgeçmez. Anne on ikinci ay civarında, bebeği memeden kesme amacıyla, bilinçli olarak emzirme öğünlerini azaltmadığı sürece, bebeklerin çoğu, ek gıda almadığı zamanlardaki gibi emmeye devam eder.

Hazır mamayla beslenen bebekler, ek gıdalarla iyi bir şekilde beslenmeye başladıklarında çoğu kez daha az hazır mama tüketirler ve bana göre bu iyi bir gelişmedir, çünkü yürüme dönemlerinde biberon alışkanlığından kurtulmuş olurlar.

•    Katı gıdaları deneme konusunda isteksiz davranan bebekler, muhtemelen bir büyük biberonu bitirdikten sonra ya da uzun uzun meme emdikten sonra ek gıdaya ilgi duymazlar.

•    Meme veren kadınların çoğu on ikinci aydan itibaren bebeği memeden kesmek ya da günde 2-3 kez olmak üzere emzirmeyi azaltmak ister, bana göre bu uygundur. Bunu yapmanın en iyi yolu ikinci altı aylık dönemde, bebeğe çeşitli gıdalar, su ya da bardakla süt verirken memeyi yavaşça azaltmaktır.

Emzirmeden yana olanların önerileri hiçe sayılıyor gibi görülebilir, bu nedenle bebeğinizi emziriyorsanız ve ek gıdadan önce meme vermeye kararlıysanız, devam edin. Eğer bebeğinizi mamayla besliyorsanız, size kesinlikle önce ek gıdaları sonra da mamayı vermenizi öneririm.

Sütün önce verilmesinin tavsiye edildiği diğer durumlar:

•    Anne sütünün yetmediği durumlarda 4-5 aylık bebeklere ek gıda verilmesi.

•    Zor kilo alan -özellikle prematüre ya da düşük kilolu bebekler veya tıbbi sorunu olan- anne sütü ya da mamayla beslenen mızmız bebekler.

•    Anne sütüyle beslenip de ek gıdaya başladığında çok ciddi kabızlık çeken bebekler. Bununla başa çıkmanın birkaç değişik yolu olmakla birlikte  bebeğin bünyesi yeni gıdalara alışana kadar, bebeğe ek gıdadan önce anne sütü verilmesi faydalı olur.

Başlangıçta bebeğiniz acıktığı zaman emmek isteyecektir, çünkü buna alışıktır. Önce kaşıkla mama vermeniz bebeği rahatsız edecek, hayal kırıklığına uğratacaktır. Bu durumda önce bir memeden emzirip arada ek gıdayı deneyin, sonra ikinci memeyi emsin ya da biberondaki sütün yarısını verip ardından ek gıdayı, sonra tekrar biberonu verin.

Kaşık mamasına alıştıktan sonra ek gıdadan hoşlanmaya başlayan bebekler önce ek gıdayı yiyip uykudan önce de meme ya da biberon emmek isterler. Yemeğin sonunda emzirme her ikiniz için de keyiflidir. Birbirinize sarılabilmeniz içinde güzel bir zamandır.

Nasıl yedireceksiniz?

Bebeği kucağınıza ya da koltuğuna oturtun. Kaşığın ucuyla aldığınız az miktardaki yiyeceği ağzına verin. Başlangıçta yiyeceğin bir kısmını ya da tümünü püskürtebilir. Aldırmayın, sakin olun. Bazen pislik yaratsa da yemek yedirmek eğlencelidir.

İkizleriniz varsa başlangıçta kaşık mamasına hangisinin nasıl tepki vereceğini izleyerek ek gıdalara geçmek kolay olabilir. Kaşık mamasıyla beslemeyi bir kez yoluna koyduktan sonra bebekleri portatif koltuklarına oturtup tek bir tabak ve kaşık ile her ikisini aynı anda besleyebilirsiniz. Bebeklerin tat alma duygulan çok kısa zamanda gelişir, bir bebeğin yeme tarzı diğerinden farklı olabilir. Endişeye kapılmayın.

Zamanında doğan bebekler için geçerli olan kurallar prematüre bebekler için de geçerlidir. Ancak bebeğiniz çok erken doğduysa muhtemelen 6-9 aylık olana kadar kaşıkla beslenmeye hazır olmadığını anlayacaksınız.

Bebeğinizin yeni beslenme düzenine nasıl tepki verdiğini anlayana kadar olay tümüyle denemeye dayalıdır. 1 ya da 2 gün sonrasında bebek fazlaca mızmızlık yapmıyorsa, her gün ya da iki günde bir pirinç unuyla yaptığınız mamadan 1 çay kaşığı daha verin, bu miktarı maksimum 2 çorba kaşığına çıkartabilirsiniz. Bebeğiniz mamadan hoşlanmayıp yine de kaşıkla beslenmeye ilgi gösteriyorsa, pirinç ununa biraz meyve karıştırmayı deneyin ya da önerilen diğer yiyecekleri verin. Bebek her gün 1-2 yemek kaşığı yiyeceği rahatça yiyorsa, 2 hafta sonra ikinci öğünü denemeye geçin. 2 ya da 3 hafta sonraysa üçüncü öğünü deneyin.

İstemediği zaman bebeğinizi asla zorlamayın. Mutlaka yedirmek istiyorsanız 3 gün içinde mönünün tamamını denemeye kalkmayın. Her 2 ya da 3 günde bir yeni yiyeceği deneyin.

Sebze konusunda birkaç söz

Sebze çok faydalıdır. Bebeğin sebze yemesi anneyi sevindirir. Ama benim tahminime göre bebeklerin yaklaşık yarısı sebze yemez. Bu yüzden sebze sevmeyen bir bebeğiniz var diye moraliniz bozulmasın. Bir süre sonra düzelir. Bebeğin sebzeyi reddetmesi süreceğe benziyorsa en iyisi birkaç hafta sonra sebze vermeyi kesmektir, aksi taktirde siz de öfkelenirsiniz ve bebeğiniz de strese girer. Günde 2 çeşit katı gıda sunun, üçüncüsü farklı bir yemek olabilir. Günde 2 kez pirinç unu ve meyve verebilirsiniz. Bebekler çok çeşitli yiyecek peşinde değildir.

Bazı çeşitlemeler

Yiyecekler ve bebekler konusunda kesin konuşmak zordur. Her bebek yiyeceğe kendince bir tepki verir, sizi de yönlendirecek olan bebektir. İşte benim gözlemlediklerimden bazıları şunlardır:

*    Yemek yemeği sever ne olsa yer: Bazı bebekler ağzını açar, yemeği yutar ve olay böylece biter. Bu tip bir bebeğiniz varsa çok fazla yedirmemeye dikkat edin. Emzirme ya da biberonun yanı sıra günde 3 kez, 3-4 kaşık ek gıda yeterlidir. Bebek ne olursa olsun yemek yemeği seviyorsa, diğerlerinden zevk aldığı kadar sebze yemekten de zevk alıyorsa, bu durumda bebeğin fazla kilo almasını engelleyecek bir beslenme düzenini kolaylıkla hayata geçirebilirsiniz.

*    Başlangıçta iyi yer sonra ansızın reddeder: Paniklemeyin. Ek gıdayı tamamen kesin. Birkaç hafta içinde tekrar deneyin. Bu arada süte devam edin.

*    Tamamen reddeder: Sorun değil! Eğer 1-2 hafta boyunca değişik yemekler denemenize rağmen sonuç değişmemişse durun. Birkaç hafta sonra tekrar deneyin. Bu arada süt vermeyi sürdürün.

*    Belli bazı yiyecekleri sever, diğerlerini reddeder: Her gün aynı sıkıcı şeyler bile olsa bebek bu gıdalardan hoşlanıyorsa onları vermeye devam edin. Beslenmeyi çeşitlendirmek amacıyla şekerli bebek bisküvisi gibi şeyler vermeyin. Yediklerine şeker katmayın. Bu tip şeylere ihtiyacı yoktur.

*    Kaşıkla yemeği kesinlikle reddeder: Bebeklerin yaklaşık %20’si eliyle yiyeceği tutup tek başına yiyene kadar, ek gıdaları kaşıkla yemeği reddeder. Ana babalar bu durumda hayal kırıklığına uğrar. Oysa bu bebeğin kararıdır ve buna saygı duymak en akıllıca yaklaşımdır. Eğer eliyle yemek yemekten hoşlanan bir bebeğiniz varsa altıncı aydan itibaren eline emebileceği şekilde gıdalar verin. 10 dakika sonra faaliyetini sonlandırır. Bebek bazen yemeğini bu şekilde yer. Bazen de elindekileri odanın ortasına atar ama bu tür yemek yemeyi seven sağlıklı bebekler rahat bırakıldıklarında yemeğini eliyle güzelce yer. Yemekten sonra bebeği anne sütü ya da biberonla beslemeyi deneyebilirsiniz. Bebeğin elle yiyebileceği gıdalara örnek olarak, haşlanmış havuç, haşlanmış sebze, rendelenmiş elma, küçük parçalara ayrılmış kavun, evde yaptığınız köfte, parmak şeklinde kesilmiş peynir ve ekmek verilebilir.

*    Uzunca bir süre hiç yemek yememe: Sağlığı yerinde, gelişmiş, meme emen bazı bebeklerin annelerinin sütü o kadar fazladır ki, anne ek gıdaya başlamak yerine bebeği uzunca bir süre yalnızca anne sütüyle besler. Bebek 9-12 ay arasında hiç ek gıda almaz. Son birkaç yıldır, yalnızca sütüyle beslenen 6 aydan büyük bebeklerde demir eksikliği vakaları giderek artmaktadır. Altıncı aydan sonra yalnızca anne sütüyle beslenen bebeklerin %10-30’unda demir eksikliği görülebilmektedir. Sağlıklı görünen ve iyi gelişen bebeklerde demir eksikliğini tespit etmenin tek yolu kan tahlilidir. Anne sütünün bebekte, hangi dönemde demir eksikliğine yol açacağı konusu hâlâ tartışmalıdır. Ben bebeğe ek gıda verilmesini tavsiye ederim. Ek gıda verirken bebek reddettiğinde sakin olun. Demir eksikliği konusunda endişeleriniz varsa ana çocuk sağlığı merkezindeki uzmanlara ya da çocuk doktoruna durumu anlatın. Alacağınız tavsiye sizi daha da rahatsız ederse bir başka seçeneği araştırın.

Bebeğiniz ek gıdayı çok istekle yemiyorsa yiyeceği kaşık yerine biberon ile vermeye kalkmayın. Anneler bazen meyve, sebze, yoğurt ve çorbayı emzirme deliği büyük olan biberonla verir. Bu uygulama şu nedenlerle tavsiye edilmez:

•    Bebek aldığı yiyecek miktarını kontrol edemez. Yiyecek öylece ağzından akar gider ve bu da bebeğin fazla kilo almasına neden olur.

•    Yiyeceklerin biberondan emilmesi -özellikle bebek 2 yaşına geldiği halde ek gıdayı hâlâ biberondan emiyorsa- diş çürüme riskini artırabilir.

•    Biberonla beslenen bebek yemek yeme becerisini kazanamaz.

Ek gıdanın bebeğe uygun olup olmadığını ya da alerji yapıp yapmayacağını nasıl anlarsınız?

Bebeklerde ortaya çıkan sorunun gıda kaynaklı olup olmadığını anlamak her zaman kolay değildir. Burunda akıntı, ishal, yanaklarda kızarıklık, isilik, kusma, inleme ya da gece yarısı ansızın uyanmanın genellikle yemekle ilgisi olmayabilir. Eğer bu sorunun gıda kaynaklı olduğunu düşünüyorsanız bu yiyeceği kesin, birkaç hafta bekleyip tekrar vermeyi deneyin.

Aşağıdaki belirtiler olası bir problemin daha kesin göstergeleridir:

•    Yemekten 1-2 saat sonra çok fazla kusma, özellikle bebeğiniz normalde çok fazla kusan bir bebek değilse.

•    Dışkıda kırmızı parçacıkların bulunduğu şiddetli ishal.

•    Kurdeşen dökme (kurdeşen genelde yemeklerden kaynaklansa da ilaç, enfeksiyon gibi nedenlerle de ortaya çıkabilir).

•    Yemekten hemen sonra ağız etrafında kabartı ve kızarıklık olması.

•    Yemekten hemen sonra tüm vücutta kırmızı benekler görülmesi.

Endişelendiğinizde bir uzmana danışın. Sayıları az da olsa bazı bebeklerin gıda intoleransı nedeniyle beslenmelerinin bir uzman tarafından düzenlenmesi gerekir .

BEBEĞİNİZ EK GIDAYA ALIŞTIKTAN SONRA ŞÖYLE BİR DÜZENLEMEYE GİDEBİLİRSİNİZ:

(Günde 3 kez, 2 ya da 3 kaşık verin)

Sabah erken Emzirme ya da biberon
Öğleden Önce Haşlanmış meyve ile pirinç unu + emzirme/biberon  

(“kahvaltı”)

Öğle saatleri Sebze püresi (1-2 hafta sonra et ve tavuk katın) + emzirme/biberon (“öğle yemeği”)
Akşama Doğru  Yoğurt ve meyve veya muz püresi veya tavuk suyu çorba + emzirme/biberon (“akşam yemeği”)
Akşam Emzirme ya da biberon (gerekirse).

Yukarıdaki tablodan farklı olarak daha fazla emzirmek isterseniz size ve bebeğinize uyan bir yolu bulabilirsiniz. Öğünler arasında tercihen su verebilirsiniz. 6 aydan sonra biberon ve biberon emziğinin dezenfekte edilmesine gerek yoktur.

Bebeklerde Gıda alerjisi ve gıda intorelansı

Alerji bedenin bağışıklık sisteminin yabancı bir maddeye, sıklıkla proteine olan aşırı reaksiyonudur. Alerjik reaksiyonlar çoğu kez gıda proteininden kaynaklanmakla birlikte ayrıca ilaçlarlardaki proteinlerden, kimyasallardan, toz, duman, böcek sokması, hayvan kılı, hava kirliliği ya da -ev akarı olarak bilinen- maytlardan kaynaklanabilir. Alerjik reaksiyonlar 2 saat içinde ortaya çıkabilir ya da yemeği yedikten sonra 48 saat içinde görülebilir. Ani reaksiyonlar ağırlıklı olarak gıda alerjisine, geciken reaksiyonlar ise gıda intorelansma bağlıdır.

Bazı gıda alerjisi vakaları

• Batı toplumlarmda gıda alerjisine maruz kalan çocuk sayısı artmaktadır. Yumurta, süt ve fıstık proteini gibi en çok rastlanan gıda alerjisi, bebek ve okul öncesi çocukların yaklaşık %4-6’smda görülmektedir. Balık, tahıl, soya fa-

sulyesi, ceviz ve susam gibi gıdalardaki proteinler de bunu izlemektedir.

•    Gıda alerjisi ve gıda intoleransı küçük çocuklarda çok sık görülür, çünkü küçük çocukların bağışıklık sistemi henüz tam olarak gelişmemiştir. Çocukların çoğu okula başlamadan önce alerjiyle tanışır. Yetişkinlerin %1’i özellikle fıstık, ceviz ve balığa karşı alerjik reaksiyon gösterir.

•    Gıda alerjilerindeki artışın nedeni tam olarak bilinmemektedir. Ama muhtemelen gıda katkı maddelerine bağlı değildir. Bazı uzmanlara göre küçük çocuklar daha eski nesillerle karşılaştırıldığında çok daha fazla gıda çeşitliliğine maruz kalmaktadır. Diğerleri ise modern yaşam ve ilaç kullanımının çocukluğun ilk dönemlerindeki enfeksiyon sayısının azalmasına neden olduğunu, böylece bebeklerin bağışıklık sistemlerinin şimdi bakteri ve virüslerle savaşmak yerine gıda proteinleriyle savaştığını öne sürüyor. Daha önce belirttiğim gibi, katı gıdaları bebeğe daha geç bir dönemde vermek ve gıda çeşitlerini sınırlamak geçmişte uygulanan bir yöntemdir. Bu yöntem alerjiyi engellemek yerine arttırıcı bir etki yapmış olabilir. Ancak şu anda bütün bu teoriler kesin olmayıp spekülasyondan öteye geçmemektedir.

•    Gıda alerjisi çoğu kez genetiktir. Aile üyelerinin birinde astım ya da egzama olduğunda bebeğin gıda alerjisi riski %20 ila 40 oranında artar, ailede alerjisi olan iki kişi olduğunda ise risk %50 ila 80 oranında artar.

Alerjik Belirtiler

HAYATİ TEHLİKE YARATMAYAN REAKSİYONLAR

Reaksiyonlar yemek yendikten sonra aniden (2 saat ya da daha az bir süre içinde) veya daha sonra (48 saate kadar) gelişir. Sıklıkla görülen alerjik belirtiler göz ve ağız etrafında kabarma, isilik, kurdeşen ve ciltte kızarıklıktır. Bulantı, kusma, aşırı mukoza ve karın bölgesinde kramp diğer belirtilerdir.

HAYATİ TEHLİKE ARZ EDEN REAKSİYONLAR

Az sayıda da olsa daha yaşça büyük bebekler çoğu kez fıstık ve yumurta gibi gıdalara hayati tehlike boyutunda reaksiyon gösterirler. Buna anafilaktik şok denir.

Anafilaktik şokun belirtileri

•    Sesli/zor nefes alma.

•    Gırtlak ve dilde şişme.

•    Ses kısılması.

•    Bedenin pelte gibi olması.

•    Bilinç kaybı.

Bazı durumlarda hayati tehlike arz etmeyen reaksiyonları anafilaksi izler. Gıdaya karşı çok daha az reaksiyon gösteren bebeklerin/küçük çocukların çoğu daha sonraları hayati tehlikesi olan bir olay yaşamaz. Ama sayıları az da olsa bazı bünyelerde aynı gıda tekrar yendiğinde hayati tehlike ortaya çıkabilir.

Beklenmeyen anafilaktik şokun ardından yapılması gerekenler (evde adrenalin yoksa)

1.    Ambulans çağırın.

2.    Bebeği düz yatırın ve ayaklarını havaya kaldırın (mümkünse).

3.    Ağzındaki yemeği çıkartın.

3. Nefes alması durursa kalp/ciğer masajı uygulayın.

Alerjiye neden olan maddenin bulunması

Hayati Tehlike Yaratmayan Gıda Alerjisi Belirtileri

•    Burunda kızarma ve akıntı ya da ağzın etrafında kabarıklık enfeksiyondan da alerjiden de kaynaklanabilir. Bebek ve çocukların katı gıdalarla tanıştığı ilk 3 yıl süresince ciddi olmayan çeşitli reaksiyonlar yaşanabilir. Bu durumda bir ya da iki ay bekledikten sonra aynı gıda tekrar denenir.

•    Fıstığa alerjisi olan küçük çocukların her zaman olmasa da yumurta, süt ya da soya fasulyesine reaksiyon gösterme riski fazladır. Alerji zamanla geliştiğinden, bebek ya da çocuk bu gıdayı daha önce birkaç kez yedikten sonra, reaksiyon ortaya çıkabilir. Bazen de alerji, gıdanın farklı biçimlerinde ortaya çıkar. Örneğin, sütün alerji yaptığı bazı durumlarda yoğurt alerji yapmayabilir.

•    Alerjik reaksiyonların teşhisinde, ciltte alerji testi yönlendirici olsa da, la-boratuvar testleri güvenilir değildir. Bazen laboratuvar sonuçları öyle katı diyetlerin geliştirilmesine neden olur ki alerjiden korunmak mümkün olmayabilir, ama çocuğun beslenmesi riske atılmış olabilir. Saç ve tükürük testi ile kinesiyoloji -kas testi- gibi alternatif testlere gerek yoktur, boşuna para harcamayın.

•    Gıda alerji testinde en güvenilir yol bir dönem için bir gıdayı çocuğa vermeyip aynı gıdayı daha sonraki bir dönemde vermektir, buna besin provokasyon testi denir. Besin provokasyon testi tek başına yapılabileceği gibi bir laboratuvarda da yapılabilir. Ancak bu işlem çok kolay değildir. Çünkü süt, yumurta ve fıstıktaki proteinler birçok gıdada bulunur. Diyetisyen, çocuk doktoru ya da bir alerji uzmanının rehberliği ile hangi gıdaların beslenmeden çıkarılacağı ve bunların yerine hangi gıdaların konabileceği belirlenerek besin değeri açısından yeterli bir diyet hazırlanması önerilir.

Hayati Tehlike Arz Eden Gıda Alerjisi Belirtileri

•    Anafilaksiye nelerin neden olduğunu saptamak kuşkusuz çok önem taşır. Bazen kendiliğinden ortaya çıkar (örneğin, fıstık ezmesi ya da yumurta yendiği zamana denk gelir). Her şeye rağmen anafilaksi ile diğer durumların karışmasını önlemek için konuyu detaylı olarak doktorunuzla konuşmanız gerekmektedir. Bunun ardından diğer tüm potansiyel tetikleyicileri bertaraf etmek için alerji testi (kan ya da cilt testi) yapılabilir.

•    Uzun dönemde alerji ile başa çıkmak için bir alerji uzmanıyla görüşüp tetik-leyiciler hakkında bilgi almak gerekir. Bir diyetisyenle görüşmek de önemlidir.

Hayati tehlike arz eden alerjik reaksiyonların aza indirilmesi-bebekler ve küçük çocuklar için genel kurallar

Çocuklarda ve bebeklerde gıda alerjisinin tetiklediği anafilaksi vakaları artsa da, istatistiksel olarak bakıldığında sayı küçük gibi görülmektedir. Bebek ve çocukların çoğu çok fazla zarara uğramadan çeşitli gıdaları tolere edilmektedir.

Bebekler (altıncı aydan itibaren) ve küçük çocuklar için çok çeşitli gıdalar beslenme açısından önem taşır. Nadiren görülen bir iki olasılık yüzünden nüfusun genel beslenme alışkanlıklarını sınırlandırmamak gerekir. Gıdaya (ya da ilaca, arı sokmasına veya başka bir şeye) karşı hayati tehlike arz eden reaksiyon ana babalar için çok ürkütücü bir olaydır. Ancak savunmasız bebekleri korurken, beslenmelerinin boş yere smırlandırılmaması gereken çoğunluk durumundaki bebek ve çocuklar arasında bir denge kurmak gerekir. Bebeklerin beslenmelerinin gereksiz yere sınırlandırılması diğer bazı sorunlara yol açabilir.

Aşağıda, alerji riski taşıyan bebekler için, riski azaltmak üzere bazı özel beslenme önerileri yer almaktadır:

•    Aile öykülerine bakarak bebeğin yüksek risk grubunda olup olmadığı saptanabilir, ana baba ve kardeşlerden birinin astım ve alerji olup olmadığına bakılır.

•    Ailesinde yüksek alerji riski olan kadınlar da dahil olmak üzere hamilelikte perhiz önerilmez.

•    Emzirmenin sayısız yararları olduğundan tüm bebekler için anne sütü önerilir. Alerjik reaksiyon karşısında anne sütünün faydaları tam olarak ortaya çıkmasa bile ortak görüş alerji yüksek risk grubundaki bebeklerin en azından ilk 4 ya da 6 ay boyunca yalnızca anne sütüyle beslenmesi gerektiği yönündedir.

•    Meme veren annelerin emzirme dönemi boyunca bebekleri yüksek risk grubunda olsun olmasın belirli yiyeceklerden uzak durması artık tavsiye edilmemektedir.

•    Emzirmek mümkün değilse yüksek risk grubundaki bebekler hipoalerjen mamasıyla beslenmelidirler. Alerji riskini azaltmak üzere soya ve keçi sütü bazlı hazır mamalar önerilmez.

•    Ek gıdaların en az 4 ila 6 ay boyunca ertelenmesi gerekir. İlginçtir, bu yöntemin alerjiden koruyucu etkisi yalnızca yüksek risk grubundaki bebeklerle, prematüre bebeklerde gözlenmiştir. Çoğunluğu oluşturan, yüksek alerji riski bulunmayan bebeklerde etkisini göstermemiştir.

•    4-6 aylık dönem içinde bazı yiyeceklerin sınırlandırılmasınm bebeği alerjiden koruduğuna ilişkin kesin bir kanıt yoktur. Bir başka deyişle 6 aydan sonra yumurta, balık, çilek, soya ve susam gibi ürünlerin yenmemesinin hiçbir getirisi yoktur.

•    Diğer yandan yüksek risk grubundaki bebeklerin (alerjik bünyeli, yani ato-pik ailelerin bebeklerinin) 2 hatta 4 yaşma kadar yerfıstığı, ceviz, kabuklu deniz ürünlerini içermeyecek şekilde beslenmeleri faydalı olabilir. Bu diyet en azından bebek açısından zararlı değildir.

Gıda intoleransı

Gıda intoleransı, gıda alerjisine göre daha sıklıkla görülür. Gıda intoleransı, besinlerdeki kimyasallara ters tepki gösterilmesi anlamına gelir. Besinlerde doğal olarak bulunan kimyasallar ya da işlenmiş gıdalardaki katkı maddeleri ters reaksi-vona neden olabilir.

Gıda intoleransı herhangi bir yaşta ortaya çıkabileceği gibi reaksiyonda genellikle yenen yemeğin miktarına bağlıdır. Bebek ya da küçük çocuk besini az miktarda ya da bir kereliğine yedikten sonra herhangi bir belirti ortaya çıkmayabilir. Ancak aynı gıdayı çok miktarda aldığında zaman içinde kimyasalın miktarında artış olacağından reaksiyon ortaya çıkabilir.

Gıda intoleransının belirtileri alerji belirtilerinden farklı değildir, ayrıca kaşınma, kabartı, kurdeşen, migren, astım, irritabl bağırsak sendromu, karın ağrısı, ishal, burun tıkanıklığı, halsizlik, eklem ağrıları görülür. Gıda intoleransının teşhisi bazı gıdaların beslenme düzeninden çıkarılmasıyla olur. Bu çok fazla zaman alır ve çok sıkı diyetlere neden olur. Küçük çocuklar için zorluk yaratır, tabii ki ana babalar için de. Çoğu zaman ortaya çıkan sonuç muğlaktır, reaksiyonun tesadüfen mi yoksa belli bir gıdadan mı ortaya çıktığını saptamak kolay değildir.

İnce iş

Bebekler ve küçük çocuklar söz konusu olduğunda kendilerini rahatsız eden şeyin ne olduğunu anlatamadıklarından dolayı; olay alerji mi gıda intoleransı mı yoksa yalnızca o yemekten hoşlanmamak mı, saptamak zordur. Bebeklerin ya da yeni yürümeye başlayanların çoğu, burun akıntısı, şiddetli öksürük, yoğun ishal ve nedeni bilinmeyen döküntüye maruz kalabilir, ayrıca yeni yürümeye başlayanlar da beklenmedik şekilde davranabilirler, çok az yemelerine rağmen çok fazla kaka yapabilirler. Tüm bunlar yalnızca çocuklara özgü olup herhangi bir rahatsızlığın belirtisi olmayabilir.

Gıda ile astım, egzema, ateş gibi sık görülen çocukluk dönemi rahatsızlıkları arasındaki ilişkiyi araştırmak çelişki yaratabilir. Aynı zamanda bu rahatsızlıkları dindirmek üzere yapılan diyetin başarısı kişiden kişiye değişir. Bu rahatsızlıklar başlayıp bittiği süre içinde, sigara dumanı, viral enfeksiyon, toz, hava kirliliği, polen, ev akarları, hava ve hayvan tüylerinin yanı sıra yenen yemeğin, rahatsızlıkta ne kadar rolü olduğunu saptamak zordur.

Sorunun kaynağını belirleyemediğinizde, gereksiz yere bebeği bazı gıdalardan mahrum etmek yerine bir uzmandan yardım istemek faydalı olur.

İşe başlama ve emzirme

Bu dönemde çoğu kadın için işe geri dönmek ve bebeğin bakımı için gerekli düzenlemeleri yapmak ciddi bir sorundur. Çalışırken emzirmek de bu sorunun bir parçasıdır. Birçok kadın gerçekte emzirmek istediği halde işe başlayınca bebeği memeden kesmesi gerektiğini hisseder.

Bu nedenle, ilk 6 ay içinde işine devam etmeyi planlayan kadınların çoğu, daha en baştan emzirmeye başlama konusunda tereddüt eder. Bazı kadınlarsa bebeği emzirmeye başlasalar bile işe başladıkları andan itibaren emzirmeyi sonlandırmak zorunda olduklarını düşünür.

Pek çok kadın ya emzirme ya da hazır mama ikilemini yaşayıp mamaya başladığında bebeği memeden kesmesi gerektiğini düşünür. Oysa bu doğru değildir, bebeği anne sütü ve hazır mama ile beslemek birlikte yürütülebilir. Bebeği tam olarak emziremediğinizde, birlikteyken meme vermeniz son derece uygundur. Bebeğini bırakıp işe başladığı için üzülen birçok kadın yarı zamanlı emzirmeye devam ederek kendini daha rahat hissedebilir.

Bir sonraki sayfada işe başlamadan önce emzirme düzenini sağlamak üzere bir rehber yer almaktadır. Bu rehber yalnızca sağılmış süt veya hazır mama ya da her ikisinin birden verildiği durumlarda kullanılabilir. Eğer hazır mama kullanıyorsanız “doğumdan itibaren kullanıma uygundur” ibaresinin yer aldığı, inek sütü bazlı hazır mama kullanın.

Aşağıda işe döndüğünüzde emzirmeyi sürdürmenizi sağlayacak bazı bilgiler yer almaktadır.

Emzirmeye iyi bir başlangıç yapmak

Bebeğiniz en az 3 aylık olana kadar işe başlamayın. Böylece hem bedeniniz hem de bebeğiniz birlikte sütün akışını sağlamayı öğrenebilmek üzere gerekli zamana kavuşmuş olur. Ayrıca bu zaman zarfında beslenmeye ilişkin zorlukları tanıyıp, sorunları çözebilirsiniz.

Planlama

Hayatta birçok şey planlanınca daha kolay hale gelir. Buna hem işe gidip hem bebeği emzirme de dahildir. İlk günlerde sütü sağmayı öğrenmek çok faydalıdır. Bu konuda ana çocuk sağlığı merkezindeki uzmanlardan yardım alabilirsiniz. Daha sonra kendi kendinize sütünüzü sağdıkça beceri kazanırsınız ve sütünüzü daha kolay sağarsınız.

Emzirme ve işe başlama ile ilgili yaklaşımlar, bebeğin yaşma ve çalışma saatlerine göre değişir. Bu nedenle işin başında, sizin içinde bulunduğunuz koşullara göre bir plan yapmak faydalı olur.

Bebeğe biberon yerine bardakla süt vermek özellikle biberonu almak istemeyen bebekler söz konusu olduğunda yarar sağlar. Dördüncü aydan itibaren bebeğe bardakla süt verebilirsiniz ama tabii ki kaşıkla yemek yemeğe alışmış bebeklere bardakla süt vermek çok daha kolay olur. Gün içinde küçük bir bardakla sık sık az miktarlarda süt verin.

Planlama önemlidir, ancak ilk ayda genellikle bir deneme yanılma dönemi yaşanacağından, esnek olmaya gayret edin.

Bazı seçenekler

Öğün zamanlarında bebeğinizin yanına gitmenin dışında üç seçenek daha vardır.

•    Emzirmek yerine sağılmış sütle beslemek.

•    Emzirme yerine hazır mamayla beslemek.

• Emzirme yerine bebeği kaşıkla ya da bardakla (ek gıdayla) beslemek, altıncı aydan itibaren .

1.    SEÇENEK

Emzirme ile ilgili olarak her şey yolunda giderken (6-9. haftalar) emzirme öğünlerinden birini devre dışı bırakıp bunun yerine sağdığınız sütünüzü bebeğe biberonla verebilirsiniz. Bebeğin iştahına ve ağırlığına bağlı olarak 120-150 mİ süt sağmanız gerekecektir. Bebek büyüdükçe bu miktar kısa bir süre içerisinde artış gösterir. Üçüncü aydan itibaren her biberon için 150-210 ml’lik süte ihtiyaç olacaktır. Eşiniz bebeği biberonla beslerken siz de o arada sütünüzü sağabilirsiniz. İşe gitmeden önce sütünüzü sağıp bebeğe her gün bir biberon vermeye başladığınızda hem sütünüzü sağmayı öğrenmiş olursunuz hem de bebeğin biberona alışmasını sağlarsınız. Bir öğünü bu şekilde rutin hale getirdikten sonra İkincisine geçin. Dolayısıyla bebeğiniz günde 4 kez meme emsin ve 2 kez de sağılmış sütü biberonla içsin. İşe başladığınızda bebeğin bakıcısı bebeğinizi sağdığınız sütle besleyebilir, bu programı da aynen sürdürebilirsiniz.

Süt üretimi açısından ideal olanı, iş yerinde bir ya da iki kez sütünüzü sağıp, temiz bir kaba koyduktan sonra buzdolabında muhafaza etmeniz ve eve termosla getirmenizdir. Eğer bunu yapmanız mümkün değilse iş dışındaki saatlerde sütünüzü sağıp muhafaza etmeniz gerekecektir. Öğün sonrasında, öğün aralarında ya da sütünüzün geldiği herhangi bir zamanda sütünüzü sağabilirsiniz. İş yerinde sütünüzü sağmanız gerek zaman gerekse mekân açısından mümkün değilse günde 1 ya da 2 kez süt sağmanız gerekecektir. Maalesef iş yerlerinde süt sağmanın tek mekânı tuvalettir. Bu seçenekle birlikte bazı sorunlar ortaya çıkar. Çünkü bazen kadınlar sütünü sağamaz. Ya da sağdıkları süt miktarı işe başladıktan sonra azalmaya başlar. Az süt sağmanız, sütünüzün az olduğu anlamına gelmez. Bebeğiniz memeyi emmeye başladığında yine de süt alabilecektir. Her şeye rağmen sütünüzü sağamı-yorsanız bu durumda 2. seçeneğe göz atmanız gerekebilir.

2.    SEÇENEK

İşe dönmeden önce anne sütü yerine bebeği hazır mamayla beslemeye karar verdiğinizde en iyisi günde bir şişe biberonla başlamaktır. Ardından yavaş yavaş biberon sayısını arttırırsınız. Eğer tam gün çalışacaksanız işe başlamadan 3-4 hafta önce bebeğe biberonla süt vermeye başlayın.

Zaten işe başladıysanız ve sağdığınız süt miktarı giderek azalıyorsa azalan süt miktarı kadar mamayı biberonla devreye sokabilirsiniz.

Bedeninizin süt üretimini sürdürmesi için akşamları ve hafta sonları bebeğinize fazladan anne sütü verin. Bebeğiniz yanınızda olduğunda hazır mama vermek

yerine her zaman için emzirmeyi tercih edin. Hazır mama miktarı arttıkça anne sütünün miktarı azalır. Eve gider girmez bebeğinizi emzirin ve bu düzeni kurmak için bebek bakıcısından yardım isteyin.

3. SEÇENEK

Altıncı aydan itibaren kaşık mamasını benimseyen bebekler emzirme yerine günde iki kez ek gıda alabilirler. Sağılmış süt ya da hazır mama gibi sıvılar bardakla verilebilir. Çoğu bebek için bardaktan içmeye alışmak yaklaşık 6 haftayı bulur. Bu zamanlamayı işe başlamadan önce ayarlayabilirseniz bebeğiniz biberon yerine bardağa alışmış olur ki bu da çok uygun bir seçenektir.