2. Bölüm: Manipülasyon Teknikleri

 

Başkalarının Sizi Manipüle Etmekte Kullandıkları Yöntemleri Tanıyın Ancak Bunları Tanıdıktan Sonra, Onlara Karşı Kendinizi Korumak Ve Savunmak Konularında Neler Yapabileceğinize Karar Verebilirsiniz

İkinci bölüme başlayabilmek için, birinci bölümde size önermiş olduğumuz bazı şartları yerine getirmiş olmanız gerekmektedir. Bunları üç nokta altında toplamak mümkündür:

  1. Çevrenizde hep sizin iyiliğinizi isteyen ve size karşı dostça davranan insanların bulunduğu hayalinden vazgeçmiş olmalısınız.
  2. Her insanın, bir diğerini kendi çıkarları doğrultusunda etkilemeye çalıştığını ve bunun insan yapısının içinde yer alan, normal bir davranış olduğunu kabullenmiş olmanız gerekir.
  3. Birlikte yaşadığınız ve çalıştığınız insanların bir listesini hazırlamıştınız. Herhalde onların sizden ne istedikleri konusunda da, gerekli notlan bu listeye eklemişsinizdir.

Böylece sanırız olaylara ve çevrenizdeki insanlara bakarken, artık eskisindendaha değişik bir bakış açısına sahip oldunuz. Artık:

  • Çocuğunuzun sizi kullanmak istemesini,
  • Karınızın sizden birşeyler isteyeceği zaman size karşı iyi davranmasını ya da
  • Kocanızın bazı işlerden kaçınabilmek için, durduk yere kavga çıkarmasını daha doğal ve anlayışla değerlendirebildiğinize inanıyoruz.

Yeni bakış açınız sonucunda elde ettiğiniz bilgileri “çalışma defteri”nize yazdınız. Ama notlarınızda bazı eksiklikler ve yanlış değerlendirmeler bulunabilir. Bazı kimselerle ilgili aklınıza yazacak hiç bir şey gelmemiş, ya da bazı kişilerin sizi kullanabilecekleri düşüncesi bile sizi rahatsız etmiş ve içinizden onunla ilgili bir şey yazmak gelmemiş olabilir.

Ama eğer bu konuya ciddi olarak eğildiyseniz ve kişilerle ilgili ilişkilerinizi gerçekçi bir biçimde ele aldıysanız, mutlaka o ana kadar dikkatinizi çekmemiş olan bazı yeni öğelere rastlamışsınızdır.

Burada dikkat etmeniz gereken nokta, sizin çevrenize bakışınızı etkileyen faktörlerin ve düşünce biçimlerinin neler olduğunu tespit etmenizdir. Çevrenizdeki insanlann değil sizi düşünmek, sizin zararınıza bile olsa, kendi çıkarlanm öne aldıklanm gönnek, sizi üzelilir, ama gerçeğin gözünün içine bakmaktan korkmayın. Çünkü korkmak, size hiçbir şey kazandınnayacaktır.

Çevreniz hakkında, herhangi bir aldatmacaya yer vermeyen realist bir görüş geliştirebilmeniz, sizin atacağınız en önemli adımdır.

Bunu yaptıktan sonra sıra, çevrenin bizleri manipüle etmek için kullandığı yöntemleri incelemeye geliyor. Şimdi bu beş yöntemi ardarda ele alalım:

Gafil Avlama Yöntemi

Şu Üç Kuralı Uygulayın:

  1. Acele biçimde karar vermeyin
  2. Kendi çıkarlarınızı hiç bir zaman ikinci plana atmayın ve onları gözünüzün önünden uzaklaştınnayın
  3. Çıkarınızı elde etmek için, hiç gecikmeyin ve her fırsatı anında değerlendirin

Yazı dizimizde, çevrenizdeki insanların size karşı yönelttikleri manipülatif saldırıların neler olduğunu ve sizin bunlara karşı kendinizi koruyabilmek için nasıl davranmanız gerektiğini incelerken, sanırız birlikte yaşadığınız insanlar hakkında epeyce bilgi sahibi olmuşsunuzdur. Eğer olayları böyle değişik bir açıdan görmek ve kendinize olan güvenin artması, sizi mutlu etmiş ve moral vermişse, bu derse tam olarak hazırsınız demektir.

Bu bölüm, öğrendiklerinizi günlük hayatın içinde uygulamaya geçirmeye yöneliktir.

Şu ana kadar öğrendiklerinizi, çevrenizde, yani ailenizde, iş yerinizde, arkadaşlarınız, komşularınız, yabancı insanlar ve amirlerinize karşı ya da alışveriş yaparken uygulamaya dökmenin sırası gelmiş durumdadır.

Çevrenizdeki insanlarla olan ilişkilerinize daha başka bir gözle bakmak durumunda olduğunuz için, belki de hâlâ : “Bütün bu insanlann, beni kendi çıkarlan doğrultulannda etkilemek istedikleri, yani hepsinin (sevdiklerimizin bile) çıkarcı olduklan ve bu nedenle manipülatif yöntemler kullandıklan doğru mu? Benim onları bu biçimde değerlendirmem ayıp olmasın” diye bir tedirginlik içindesinizdir.

Bu güne kadar tamamıyla inanıp, güvendiğiniz insanlara karşı içinizde böyle bir güvensizlik duymanın, sizi rahatsız etmesi normaldir.

Ama hiç iyi niyetinizin, başka insanlar tarafından ne kadar çok kötüye kullanıldığını ve sizin aleyhinize durumlar doğduğunu düşündünüz mü?

Ya da ne kadar çok hayal kınklığı ve üzüntü yaşadığınızı? İnsanlara güvenmenizin ve onların da sizin bu zaafınızdan yararlanınalannın sonucunda kalbinizin kırıldığı olaylann sayısı az mıdır?

İzin verin, bu noktanın altını bir kez daha çizelim: İyi niyetli davranmak, sizin diğer insanlarla olan ilişkilerinizi düzeltmek yerine, dâima bozmak yönünde bir sonuç yaratır.

Oysa gerçeğin farkına varmak ve onun gözlerinin içine bakabilmek cesareti, önce sizin kendinizle olan ilişkilerinizi düzeltir. Çünkü böylelikle, diğer insanlarla ilişkiye geçerken içinizdeki çekingenlikler ile korkulan atmış olursunuz ve kendinize olan güveniniz de yükselir.

manipülasyon oyununun kurallarını bilen bir kimsenin, ondan korkması için bir sebebi kalmaz.

İnsanlararası ilişkilerde uygulanan manipülasyonun beş yaygın yöntemini sizlere daha önce aktarmıştık.

Hatırlayacağınız gibi, bunlardan birincisi “Gafil Avlama Yöntemi” idi.

Bu yöntemin amacı bizi, üzerinde fazla düşünmeye fırsat bırakmadan, bir konu hakkında karar vermeye ya da oluşan davranışı doğrulamaya zorlamaktır. Karşımızdaki kişi bizi sıkıştırır ve hataya düşmeye zorlar. “Karar vermekte gecikirsen, iş işten geçecek” yaklaşımı ile de bir baskı yaratır. Yani zaman faktörü, burada bir baskı aracı rolünü üstlenir.

İş bu kadarla da bitmez. Bizi kendi çıkarı doğrultusunda etkilemek isteyen kişi, bizim karar vermekte gecikmemiz ve zorlanmamız üzerine, kullandığı sözler ya da sergilediği davranışlarla, böylesine apaçık ve yararı belli plan bir konudaki anlayışsızlığımızdan ötürü bizimle alay eder ve gülünç bir duruma düşürmeye çalışır.

Durum öylesine senaryolaştınlır ki; acele ve çabuk karar verenler akıllı, modem ve başarılı, kararını uzun süre düşünenler ise, ahmak, kararsız ve çağdışı olarak yansıtılmaya çalışılır.

Bütün bunların tek bir sebebi vardır: Karşımızdaki insanlar bizi, hızlı ve doğru bir değerlendirme fırsatı bırakmadan düşünmeye ve acele ile karar vermeye zorlarlar. Hemen karar vermenizi ve satış sözleşmesindeki bütün maddeleri okuma zamanı bulamadan imzayı atmanızı isterler. Çünkü amaçlan, bizi gafil avlamaktır.

Böyle gafil avlanmamak ve kendi zararımıza sonuçlar doğuracak bir manipülasyon oyununa alet olmamak için, şu üç kurala mutlaka dikkat etmeniz gerekmektedir:

  1. Aceleyle karar almak zorunda kalıp, aldatılmaya mahal vermemek için, size sunulan o anlık “avantajlardan vazgeçmeyi bilin.
  1. Kararınızı verinceye kadar, sizin için neyin doğru ve faydanıza olduğu konusunu hiç aklınızdan çıkarmayın. Ne dostluk, ne de utangaçlık gibi iç ve dış baskıların etkisiyle, bu tutumunuzdan vazgeçmeyin.
  2. Kendi avantajınızı elde etmek için bir an bile gecikmeyin. Kendiniz için en iyi olanı istemek, en doğal hakkınızdır. Böyle bir duygu içinde olmaktan dolayı, suçluluk duygusuna kapılmayın. Aynca iyi niyetli olmak, her zaman başkalarının çıkarları doğrultusunda kendinizi kullandırmanızı gerekli kılmaz.

İşte bu üç kuralı, öncelikle bundan sonraki ilk üç günde uygulamaya çalışın. Hatta buna, hemen şu andan itibaren de başlayabilirsiniz.

“Çalışma defteri”nize bu kuralları not edin ve onlarla ilgili olarak, aklınıza gelenleri de yazın.

Hayat Okulu seminerlerimize katılan üyelerden birisi, manipülasyondan korunma ile ilgili olan birinci kural üzerine defterine şunlan kaydetmişti: “Eğer gafil avlanma korkusu nedeniyle bir avantajdan vazgeçersem, hayatımın belki de en önemli bölümlerini yaşama şansını da yitirir miyim acaba?”

Bu konu üzerinde yaklaşık bir saat boyunca seminere katılan diğer üyelerle konuştuktan sonra ise, defterine şöyle yazması ilginçti: “Aslında yitirdiğim ya da kaçırdığım çok şey yok hayatta. Benim üzerimde asıl etkili olan, birşeyleri kaçıracağım konusunda duyduğum büyük korku.”

Aynı üye defterine, kendince bir gafil avlanma denemesi olarak gördüğü şeyleri de bir liste halinde sıralamıştı. Bunlar arasından en ilgi çekici olanları size aktararak istiyorum:

  • “Yoksa elinizdeki bu fırsatı, bir başkasına mı kaptırmak istiyorsunuz?”
  • “Senin hiç onurun yok mu? Bunun sana yapılmasına nasıl razı geliyorsun? Sen ne biçim erkeksin?”
  • “Siz beğenmeseniz de, şimdi moda olan şey bunlar. Artık sizin de yavaş yavaş kendinizi bunlara alıştırmanız gerekiyor.”
  • “En iyi çözümün bu olduğu konusunda, sizden başka herkes, hemfikir.”

Bahsi geçen seminer üyemiz, bütün hayatı boyunca bu gibi manipülatif yönlendirmelerin etkisi ile yanlış ve mutsuz yaşamış olduğunu, ancak seminere katıldıktan sonra anladığını, seminerden sonra bizlere de aktarmıştı.

Peki ya siz? Bir numaralı manipülasyondan korunma yönteminin, yani sizi gafil avlamaya yönelik olan tavırlardan korunmanın ilk adımı olan “acele karar vennek yerine, avantajdan vazgeçmek”, sizin için ne anlama geliyor?

Bu konu üzerinde neler düşünüyorsunuz? Kendi şahsi fikirlerinizi ve görüşlerinizi ortaya çıkarmaya çalışınız.

Böylece daha önce size karşı uygulanan gafil avlama yöntemlerini, yeniden hafızanıza çağırarak, incelemek fırsatını da elde edebilirsiniz:

  • “Dün beni gafil avlamaya çalışan kimdi?”
  • “Nasıl bir yöntem uygulamıştı?” gibi soruları kendinize sık sık sorun ve cevapları, “çalışma defteri”nize yazın.

Bu sorulara cevaplar bulmak için kendinizi zorlamayın. Sakince ve yeterli zamanı ayırarak üzerinde düşünün ve cevaplarınızı unutmadan, kaydedin. Çünkü zaman zaman geri dönüp, bu cevaplara bakmak ihtiyacını hissedebilirsiniz.

İkinci kuralımız şöyle söylüyordu: “Bir karar verme süreci içindeyken, kendi çıkarlarınızın nerede olduğunu hiç aklınızdan çıkarmayın.”

Bunun karşıtı olan en güzel örneği, alışveriş için gittiğimiz mağazalarda yaşarız. İki ya da üç parça almayı düşünürken, çıktığımızda bir de bakarız ki, çantamıza dokuzon parça şeyi doldurmuş durumdayız.

Bizi bu duruma sürükleyen öğeleri; becerikli satıcılar, etkileyici ve istek uyandırıcı biçimde düzenlenmiş raflar ve bizim acele karar vermeye olan yatkınlığımız olarak sıralayabiliriz.

Bu konu üzerinde yeniden bir düşünün. Neden başkalarının istekleri doğrultusunda davranmayı seçtiğinizi anlamaya çalışın.

Belki de size önereceğimiz pratik bir formül, işinize yarayabilir. Kendi kendinize şöyle bir karar verebilirsiniz: “Önümüzdeki üç gün içinde her akşam, bir sonraki gün benim için neyin doğru olduğunu, ihtiyaçlanmın neler olduğunu ve bana neyin yarannm dokunacağım tespit edip, defterime not edeceğim.”

Eğer sizin, az önceki derste söz edilen anne olduğunuzu varsayarsak, defterinize şunları yazabileceğinizi düşünebiliriz. “Önümüzdeki üç gün içerisinde, oğlum oynamaya gitmeden önce, derslerini yapıp, yapmadığını kontrol edeceğim. Dersini yapmışsa ve ancak bu şart yerine geldiğinde, onun dışarıya çıkıp, oyun oynamasına izin vereceğim,”

Eğer alışverişe çıkıyorsanız, listenizi önceden yapın ve onların dışında herhangi bir şeyi satın almayın.

Eğer defterinize, bir sonraki gün iş yerinizde halletmeniz gereken şeyleri yazmışsanız, hiç bir şeyin, hatta en yakın arkadaşnızın: “Acele halletmem gereken bir işim var, masamdaki hesapları sen yapar mısın?” türünden ricalarının bile, sizi planınızdan vazgeçirmesine izin vermeyin.

Tabii ki, normal bir durumda, bizden yardım talep eden bir arkadaşımıza yardımcı olmamız, gerekli ve doğru bir davranıştır.

Ama bu üç günlük süre içinde, öğrenmemiz gereken en önemli nokta, yaptığımız bütün hareketlerin bilinçli olmasına dikkat etmektir. Bu nedenle:

  • Hangi durumlarda sizi gafil avlamaya ve olupbittiye getirmeye çalıştıklannın farkına vannanız ve
  • Başkasının çıkarı doğrultusunda bir davranışta bulunduğunuz zaman, bunun size herhangi bir avantaj sağlayıp, sağlamadığı konusunda bir fikrinizin olması gerekir.

Hatırladığınız gibi, üçüncü kuralımız da şunu vurguluyordu: “Kendi çıkarınızı düşündüğünüzü gizlemeyin, bunu elde etmek için gecikmeyin ve bunu dışan vurmaktan da utanmayın.”

Başka insanlara iyi davranmak, onlara anlayış göstermek ve ihtiyaç duyduklarında yardımcı olmak güzel bir düşüncedir. Ama eğer bizim bu fedakârlıklarımız, karşımızdakiler tarafından kendi çıkarlan doğrultusunda kullanılıyor ve biz bundan bir zarar görüyorsak, böyle bir anlayıştan vazgeçmek zorundayız demektir.

Ama ne yazık ki çoğu kez, karşımızdakilere, iyi niyetimizin sınınnın nerede bittiğini tam olarak göstermekten çekindiğimiz için, zarar gören taraf olmaya aday hale geliriz.

Kendilerine bir kere avantaj tanıdığımız ve bizi kullanmalarına izin verdiğimiz kişiler, bir sonraki seferde bizden daha büyük fedakârlıklar ve avantajlar beklemeye başlarlar. Çünkü boyun eğmek ve direnememek, diğer kişileri, bizden daha çok istifade etmek yönünde “iştahlandırır”.

Bu sınırı iyi çizmek ve durum gerektirdiğinde, kararlı bir biçimde: “Hayır, buna katılmıyorum ya da yapmıyorum” demek, manipülasyondan korunma yolunda atılacak ilk adımlardan birisidir.

* * *

Üç gün boyunca, sizi kimlerin ve hangi konularda acele karar almak yönünde etkilemek istediğini dikkatle inceleyin.

Böyle bir durumla karşılaşacak olursanız, karar vermeyi biraz erteleyin. Acele ile “evet, tamam” dernek yerine: “Evet, bu oldukça ilgi çekici. Ama önce bir düşünmem gerekir” diye cevap verin. Sonra da, bu işte nerede kazançlı, nerede ise zararlı çıkabileceğinizi araştırın.

Konu ile ilgili sorular sorun ve yalnızca “kazancım ya da avantajım nerede olacak?” diye kendi kendinize düşünmek yerine, çekinmeden karşınızdaki kişiye: “Bu işin benim için faydalı olacak yanı nerede?” gibisinden bir soru yöneltin.

Sonra benzeri bir soruyu kendinize sorun: “Bu şeye gerçekten de bir ihtiyacım var mı?” Gafil avlanma yöntemine karşı koyma oyununu hergün oynamanın, hiç bir zararı yoktur. Ama elde ettiğiniz sonuçları “çalışma defteri”ne yazmayı hiç ihmal eüneyiıı.

Yapmak istediklerinizi, satın almayı düşündüğünüz şeyleri, başkaları ile konuşmak, tartışmak ve açıklamak arzusunda olduklarınızı önce defterinize kaydedin. Daha sonra sizin kafanızdaki planı nasıl uygulayıp, karşınızdaki kişinin de buna ne türlü karşılık verdiğini yine “çalışma defteri’ne yazarak, aradaki farkları tespit edin.

Sizden kim, neyi ve hangi yolla istedi? Ya siz, ona karşı nasıl davrandınız? Yani manipülatif bir saldırıya karşı, kendinizi savunabildiniz mı, yoksa oyunu kayıp mı ettiniz?

Size önünüzdeki hafta yapacağınız çalışmalar için başarılar ve eğlenceli günler dileriz.

 

 

Sorumluluk Yükleme Yöntemi

Şimdi De “Sorumluluk Yükleme Yöntemi” Yolu İle Sizi manipülatif Olarak Etkilemek İsteyenlere Karşı Kullanabileceğiniz İki Önemli Kuralı Öğrenmenin Zamanı Geldi:

1. “Bunu niçin kendiniz yapmayı denemiyorsunuz?” sorusunu sormaktan utanıp, sıkılmayın

2.“Hayır” dediğiniz zaman, kendi kendinize bunun ezikliğini yaşamayın. Eğer kendinizi kullandırmama konusunda başkalarına izin vermiyorsanız, bunun için suçluluk duygusuna kapılmanıza hiç de gerek yoktur

Üç gün boyunca, ilişkiye girdiğiniz kişilerin sizi gafil avlamamaları yönünde dikkatli ve uyanık davrandınız. En azından bunu denediniz değil mi?

Yoksa zamanından önce yorulup da, bu tavırdan vaz mı geçtiniz ya da üç gün bekleyemeyecek kadar sabırsız mıydınız?

Belki de size zor geldiği için, biriki gün içinde sürdürmeniz gereken prensipleri unuttunuz ya da alışkın olmadığınız için, aklınızdan çıktı, gitti.

Ama size bir kez daha hatırlatmak istiyoruz. Şu sorulan aklınızdan hiç çıkarmayın:

  • X adlı kişi benden ne istiyor?
  • Y adlı kişi niçin beni bu yönde bir karar almaya zorluyor?
  • Bunun arkasındaki gizli olan amaç ne?

 

 

  • Bu durumda karşıdakinin avantajı nerede? Ya benim çıkarım ve avantajım?

Kabul ediyorum, gerçekten de sizden istediğimiz şey, pek de öyle kolay olarak uygulanabilen bir konu değil. Çünkü bizler yıllardır insanları, onların bize kendilerini göstermek istedikleri yönleriyle ve o biçimde görmeye alıştırıldık.

Ama bir kez, öyle her şeyi oluruna bırakmak yerine, inceleme ve anlama yönünde bir karar aldıktan sonra, artık kimlerin bizi bu türlü davranmaktan alıkoymak istediklerine de dikkat etmemiz gerekir.

Böyle bir incelemeye giriştiğinizde, yani karşınızdaki insanlar hakkında bilgi edinip, üzerinde düşündükçe, onların davranış biçimlerini ve onlan böyle davranmaya iten sebepleri de daha iyi anlayacaksınız.

Eğer kendi kendinize söz verip, plan yapmanıza rağmen, geçtiğimiz üç gün içinde, görevi yerine getirmemişseniz, kısaca karşınızdaki insanlann sizi gafil avlama çabalannı anlamak ve bunu açığa çıkararak, kendinizi korumak yolunda bir adım atmamışsanız, bunu değiştirmeye uğraşmayın. Yeniden bir deneme yapmayı planlayın. Sakın bunu başaramadığınız için, kendinizi suçlamaya kalkışmayın.

Davranışlann değişebilmesi ve alışkanlıklann aşılabilmesi, yeni davranış biçiminin denenmesi ile ortaya çıkabilir. Denemek ise, yanlışlık ve hatalardan yılmadan tekrarlamak demektir. Bu çalışmalarda ilk başarıların elde edilmesi, kişiye önce bir sevinç, ardından da güven verir ve çalışmaya devam etmesi yolunda bir teşvik unsuru olur. Denemeye devam etmekten vazgeçmeyin.

Size dalıa önce de söylemiş olduğumuz gibi, ilişkide olduğumuz dış çevre bizi manipüle edebilmek için belli başlı beş temel teknik uygular:

  1. Gafil Avlama Yöntemi
  2. Sorumluluk Yükleme Yöntemi
  3. Otorite Uygulama Yöntemi
  4. Bıkmadan Tekrarlama Yöntemi
  5. Karşılaştırma Yöntemi

Bu manipülasyon tekniklerini tanımak ve nasıl kullanıldıklarını bilmek, sizin için büyük bir avantajdır. Yapmanız gereken, çevrenizdeki insanları tek tek ele alarak, onların sizi etkilemek için hangi yöntemi kullandıklarını belirlemek ve bunu bir liste halinde “çalışma defteri”nize kaydetmektir.

Tabii bunlan bir okul ödevi gibi, ezberlemenizi istemiyoruz sizden. Ama öncelikle bunların varolduklarını ve en sevdikleriniz bile olsalar, çevrenizdeki her insanın size karşı manipülasyon yöntemlerinden bir ya da bir kaçını (bilinçli veya bilinçsiz olarak) uyguladıklannı kabul etmelisiniz. Sonra gözlem ve duygulannızı, bu davranıştan tanıyıp, anlayacak ve uygulamaya geçildiğini farkedecek biçimde eğitmeniz gerekiyor. En son aşamada ise, size artık bunlan tanımak ve kendinizi savunmak davranışlarının, günlük hayatın içindeki olağan bir tavır haline gelmesi yönünde çaba göstermek kalıyor.

Bütün bu yaptıklarınızı sizin hoşlanıp, mutlu olabileceğiniz bir biçimde gerçekleştirin.

Hayatı değişik rakiplerle oynanan, bazen kazanılıp, bazen de mağlûp olunan ilginç bir oyun gibi değerlendirin.

Oyunda her iki tarafın da kazanmak ve öne geçmek isteğini doğal olarak karşılayın.

Ama en güzel bir oyun bile, eğer karşı taraf çok güçlü ya da etkili olursa, yani bir kişi sürekli biçimde kaybederse, giderek zevkli olmaktan çıkar, eziyet haline dönüşür. Eğer oyunun kurallarını bilmez ve tanımazsak, ne yazık ki her zaman kaybetmek zorunda kalınz.

Bu nedenle manipülasyonun kurallarını tanımak ve saldırılara karşı kendinizi koruyabileceğiniz teknikleri öğrenmek, sizi cesaretli kılacaktır. Zaten bu yazıların ana hedefi de, sizi cesaretlendirmek ve aktif olmaya yöneltmektir.

Burada önemli olan, aktif biçimde davranabilmektir. Çünkü savunma, dıştan gelecek manipülatif saldırılara karşı koyabilmek için aktif olarak hareket etmek anlamına gelir. Aktif olmak, saldırganlık ya da kırıcılıkla karıştırılmaması gereken bir durumdur. Aktiflik, olaylar arasındaki ilişkileri bilip, oluşumunun sebeplerini kavramaktan doğan üstün davranabilme konumudur.

Bu nedenle, günlük hayatta sık sık karşımıza çıkan manipülatif oyunun işleyişini iyice “kavramak” ve saldın ile savunma arasındaki ilişkilerin “farkında olmak” yönündeki eğitimi, elinizdeki kitabı zorla “öğrenilen” ve ezberlenen okul kitaplanndan farklı kılmaktadır.

Eğer “Gafil Avlama Yöntemi”nin sizi tatmin etmeyen yönleri varsa ya da karşınıza çıkan insanların çoğu “Sorumluluk Yükleme Yöntemi”ni uyguluyorlarsa, bu 2. yöntemi de tıpkı ilkinde olduğu gibi, üç gün süreyle tatbik edin.

Çevrenizdeki insanların kendi yapabilecekleri birçok şeyi, size yüklemeye çalıştıklarını farketmeniz, çok zaman almayacaktır. Bunu uygulamak isteyenlerin, hangi taktikleri kullandıklarını anlamaya gayret edin.

 

“İyi İnsan Taktiği” sıkça uygulanır ve bizim iyi niyetimizden yararlanmak amacını taşır. Çünkü çocukluktan itibaren bizlere iyi insan olmamız, diğer insanlara karşı dostça davranmamız, ihtiyacı olanlara yardım etmemiz gerektiği anlatılmış ve böyle birer insan haline gelmemiz için çaba gösterilmiştir. Çoğu insanın bilinçaltında ve vicdanında yer etmiş olan bu gibi özellikler, bizleri “İyi İnsan Taktiği”ni uygulayanlara karşı zayıf düşürmektedir.

Çevrenizdeki insanlardan usta manipülasyoncu olanlar, bizim bu zaafımızı hem de fütursuzca kullanırlar. “Hayır” diyemeyen tiplerden olduğumuzu farkeder, farketmez bizim bu yönümüzden faydalanmanın yollarını aramaya başlarlar. Çünkü biz onlara: “Kusura bakma, yapamam. Kendi işini kendin hallet” demek yerine, iki kişilik işi üstlenmeye hazır durumda bulunuruz.

Aslında, bizden bir yardım isteyenlere verilebilecek çeşitli cevaplar vardır: “Bu sorunu halletmek için başkalarından yardım isteyeceğine, kendin başarmaya çalışsan daha iyi olacak.” Ya da : “Sana yardım etmemi istiyorsan, yanlış bir karar almadan önce bana gel. Sen bildiğince davran, sana hatalarını önceden söyleme fırsatını da verme, sonra gel yardım iste. Sen böyle yaparsan, bende de sana yardımcı olacak istek ve şevk kalmıyor.”

Eğer iyi niyetinizden dolayı karşınızdakinin sizi manipüle etmesini ve onun hatasını kendinizin yüklenmesini arzu etmiyorsanız, sizden yardım isteyen birine, bu sözleri söyleyebilme cesaretini göstermeniz gerekir. Yine aynı biçimde, başka birisinin rahatını ve keyfini bozmamak için, kendi yapması gereken işi sizin üzerinize yıkmasına engel olmak istiyorsanız, ona “hayır” demeyi bilmelisiniz.

 

Bazı durumlarda ise, kişi korkak olduğu için, kendi girişemediği bir işe bizi sokar ve ardından bir başarısızlık durumu doğduğunda, “ben zaten bunun böyle olacağını daha baştan söylemiştim” diye işin içinden sıyrılmaya bakabilir.

İşte bunların hepsi “Sorumluluk Yükleme Yöntemi”nin uygulanış biçimine verilebilecek örneklerdir.

“Peki, bu manipülasyon uygulaması karşısında kendimizi nasıl savunabiliriz?” diye soracak olursanız, cevabımız şöyle olacaktır.

  1. a) Hergün karşılaştığımız olaylar arasında böyle manipülatif etki taşıyanlara dikkat ederek,
  2. b) Bizi bu yöntemi kullanarak manipüle etmeye çalışan insanların gerçek niyetlerini keşfetme işini eğlenceli bir oyun haline getirerek,
  3. c) Hiç bir engel ve vicdansal baskı ile kendimizi sınırlamadan, bilebildiğimiz bütün savunma yollarını deneyerek, bu etkilerden korunabilmek mümkün olur.

Bunları sağlayabilmek için de:

  • manipülasyon oyunundaki rakiplerinize ya kesin bir biçimde söyleyerek ya da bir savunma taktiği uygulayarak, sınırlarını göstenneniz gerekir. Karşınızdaki kişi, sizi bir noktadan sonra dilediğince kullanamayacağını bilmeli ve hissetmelidir.
  • Rakibinizin bi isteğini reddettiğinizde, ondan özür dilemeyin. Çünkü onun yapması gereken bir işi yapmak ya da onun berbat ettiği bir şeyi düzeltmek , hiç de sizin göreviniz ve sorumluluğunuz değildir.

Kendinizi kullandırmadığınız için, karşınızdakinden özür dilememe konusundaki kararlılığınız, aslında sizin kendinize olan saygınızın bir göstergesidir.

Şunu bilmelisiniz ki, sizin varolma ve yaşama sebebiniz, başkalarının bozduklarını düzeltmek değil, kendi hayatınızı yaşamak ve onu olabildiğince geliştirmektir.

Eğer siz başka türlü düşünüyorsanız, bu durumu hemen şu anda bir açıklığa kavuşturmanız gerekir. Yani siz kendiniz için mi, yoksa başkaları için mi varsınız? Unutmayın ki, kendisine faydası dokunmayan bir insanın, başkalarına da pek bir faydası dokunmaz.

Bu konudaki düşüncelerinizi “çalışma defterinize yazın.

Gördüğünüz gibi manipülasyon yöntemlerine karşı kendinizi savunma taktiği dediğimiz şey, aslında bir takım soru ve cevapları içeren formüllerle öğrenebilmektedir. Ama önemli olan, bu formülleri günlük hayatın içinde uygulamaya sokabilmektir.

Bunlar basit formüller oldukları için, daima hafızanızın içinde yer alıp, ihtiyacınız oldukça, size yardıma da gelebilirler.

Önerdiğimiz savunma formüllerini bir kere daha gözden geçirin ve “yapmak istemiyorum” tepkisinden “kendi işini kendin yap” cevabına kadar uzanan yolu yeniden bir hatırlamaya çalışın.

Bu arada sizin aklınıza gelen ve kişiliğinize daha uygun bulduğunuz, kendi savunma formüllerini de defterinize yazm. Çünkü herkesin kendini savunması farklı olabilir ve en iyi formül de, kişinin kişiliğine en uygun olanıdır.

Bazen de karşınızdaki kişi, bazı şeyleri bir türlü anlamak istemiyor olabilir. Ona durumu açıklamak için: “Bak, bu konuda sana niçin yardımcı olmak istemediğimi daha açık olarak söyleyeyim” gibi bazı farklı formülleri de uygulamaya koyabilirsiniz.

Kendi bulduğunuz bu türlü formüllerin bir listesini hazırlayın. Burada önemli olan konu, karşınızdaki insanın, size arzu etmediğiniz bir işi yaptırmak istemesini engellemektir. Bu amacı gerçekleştirmek yolunda kullanacağınız her türlü formül, ister kibar ve nazik, isterse de sert ve direkt olsun, geçerlidir.

Sizi manipüle etmek isteyen insan sizin tavnnız sonucunda, sizden bir sonuç elde edemeyeceğini anlamalı ve bu işten vazgeçmelidir.

Böyle bir durumda karşınızdaki kişinin biraz sinirleneceğini ve size kızacağım tahmin edebiliriz. Bunun üzerine; bizimle alay etmek, başka bir biçimde tehdit ederek baskısını devam ettinnek ya da bizim iyi kalpliliğimize sığınmak gibi değişik davranışlarda bulunmak, bu durumla, yani sert bir tepkiyle karşılaşan kişilerin başvurduklan yollardan bir kaçıdır.

Aman, az önceki kesin tavrınızdan vazgeçmeyin ve tavizkâr olmayın. Sonuç sizin lehinize gelişecektir, hiç merak etmeyin.

Bu oyunu her fırsat çıktığında oynamak ve denemek, sizin tecrübenizi arttıracağı için faydalıdır.

Belki karşılaştığınız rakiplerinizden biri, “Gafil Avlama Yöntemi” ile “Sorumluluk Yükleme Yöntemi”ni birlikte uygulayarak, sizi etkilemek isteyebilir. Siz dikkati elden bırakmayın ve oyunu, öğrendiğiniz kurallara uygun olarak oynayın. Göreceksiniz ki, elde edeceğiniz küçük başarılar, sizi mutlu edecek, kendinize olan güveniniz artacak ve usta bir manipülasyoncu olma yolunda hızla ilerleyeceksiniz.

Unutmayın, bütün bu çalışmalardaki en önemli yardımcınız, “çalışma defteri”nizdir. Oraya önce neyi, nasıl yapmak istediğinizi, ne türlü davranmayı planladığınızı yazın. Olayı yaşadıktan sonra ise, her şeyin nasıl geliştiğini kaydedin. Sonra aradaki farklılıkları inceleyerek, neyi ve nerede farklı yaptığınızı bulmaya çalışın. Bir dahaki sefere de,bu noktayı daha değişik olarak uygulamaya gayret edin.

Eğer başarılı bir savunma yapmışsanız, defterinize “bunu çok iyi başardım” türünden cümleler yazmaktan ve kendinizi övmekten çekinmeyin. Çünkü bu çalışmada, siz kendinizin öğretmenisiniz ve sizi, sizden başka övecek hiç kimse yoktur.

 

 

Otorite Uygulama Yöntemi

Önünüzdeki Üç Gün İçinde, Çevrenizdeki İnsanlar Arasında Hangilerinin Gerçekten Bir Otoriteye Sahip Olduğunu, Hangilerinin İse Böyle Bir Otoriteye Sahip Olmadıkları Halde, Blöf Yaparak, Kendilerini Sanki öyleymiş Gibi Göstermek İstediklerini İnceleyin.

 

Böyle blöf yapanlardan kendinizi koruyabilmeniz için, işinize yarayacak üç adet teknik vardır:

  1. Sizi her eleştirene: “Evet, haklısın” deyin.
  2. Rakibinize fikrinizi açıkça söyleyin ve bunu yaparken, dostça gülümseyin.
  3. İddia ettiğiniz birşeyin üzerinde inatla ısrar edin ve hiç bir şeyin sizi bu iddiadan vazgeçirmesine izin vermeyin.

Gelin bu dersin başlangıcında, manipülasyondan korunma konusunda, bu ana kadar neler yapmış olduğumuzu birlikte bir gözden geçirelim:

  • Çevremizi, herhangi bir güzelleştirmeye ve değiştirmeye kalkışmadan, olduğu gibi görmeye karar verdik. Onların bize karşı olan davranış ve tutumlarını, gerçek yüzleri ile kavramaya çalıştık.
  • Bizi sürekli olarak kendi istek ve çıkarları doğrultusunda manipüle etmek isteyen bir dünyada ve bu amaçlarını başka maskelerle gizleyen bir çevre içinde yaşadığımızı kabul etmeye gayret gösterdik.
  • Ama, bütün bunların insanın doğal yapısından kaynaklandığmı ve (bazı durumlar dışında) bu çabanın kötü bir şey olmadığını da söyledik. Bu nedenle, manipülasyon oyununun kurallarını bilmenin, hayatta bize avantajlı bir konum sağlayabileceğini anladık.
  • Daha sonra, çevremizdeki insanların bir listesini yaptık ve her kişinin yanma, onun bizden ne istediği ya da bizden ne gibi bir yarar sağlamaya çalıştığı konusundaki fikirlerimizi yazdık.
  • Ardından, bu kişilerin bizi manipüle etmek için hangi yöntemleri kullandıklannı, bizi nasıl gafil avlamak istediklerini araştırarak, bundan kendimizi nasıl koruyabileceğimiz konusunda düşünceler geliştirdik.
  • Bazı durumlarda da, kendi sorumluluklarını bizim üzerimize yıkmak isteyenlere karşı alacağımız tedbirleri ele aldık.

Eğer bu altı adımı da yerinde ve gerektiği biçimde atmışsanız, epeyce yol katetmişsiniz demektir ve kendinizle onur duyabilirsiniz.

Belki birçoğunuz, biraz da sıkılarak: “Evet bunları başarmak için gayret gösterdim, ama hepsinde başarılı olduğumu söylemek çok güç” diyorsunuz.

O halde size soruyoruz: “Başarısızlık nedir?”

Eğer yazıları şu ana kadar dikkatlice okumuşsanız, bizim burada “başarılı olmak”tan neyi kastettiğimizi de anlamış olmalısınız. Önemli olan, hemen başarıya ulaşmak değildir. İlk adımı atmak, o güne kadarki alışkanlıklardan vazgeçmek yönündeki istek ve bütün bunları eyleme, yani günlük hayatımızın içindeki pratiğe dökmek çabası, bizce en büyük başarıdır.

Siz de aynı fikirde değil misiniz?

Unutmayın. Bu bir başlangıçtır. Sizi kimse bu konuda gayret göstermeye zorlamadı. Sizden bunu yapmanızı isteyen bir amir ya da yetkili merci de yede. Bütün işe, kendi isteğinizle kalkıştınız. Olayı daha da değerli kılan, işte bu yönüdür.

Hayatınızda değiştirmeyi düşündüğünüz şeyler, aslında uzun yıllar boyunca edindiğiniz alışkanlıkların bir sonucudur. Belki de bu alışkanlıklara sizi iten ve zorlayan, çevreniz olmuştur. Her ne olursa olsun, edinmiş olduğunuz bütün bu alışkanlıklar, korkular, şüpheler, güvensizlikler ve içsel engeller üç ya da altı gün içinde, tersine dönüşebilir, yani olumlu özellikler haline gelebilirler.

Bütün bu işler için size gereken şey, kararlılık ve zamandır. Zamanınız ise boldur. Çünkü hayatınızın bundan sonraki tüm zamanını bu işe, yani olmak istediğiniz gibi olmaya ayıracaksınız. Ama ilk anda kendinize çok yüksek hedefler koymayın. Hedefe küçük adımlarla ve her başanlı adımın hazzını yaşayarak ulaşmak, daha akılcı bir yaklaşımdır.

Bizim dersler boyunca size aktarmak istediğimiz şey, sizin kendi insiyatifinizi elinize almanızı sağlamaktır.

Başkaları tarafından uygulanan manipülasyonlara, hiç savunma yapmadan boyun eğmek, pasif olmakla eş anlamlıdır. O halde burada önemli olan nokta, kişinin kendini aktif olarak savunmayı öğrenmesidir. Bu iş için, önce bazı konular hakkında bilgi sahibi olmak gerekir. manipülasyon konusunda, başkalarından daha fazla şeyler bilen bir kimsenin, kendine olan güveni artar. Daha sonra da, bu bilgisini aktive etmek, yani kullanmak yönünde bir istek gösterir. Bu arada dikkat edilmesi gereken şey, manipülasyon oyununun kurallarının nasıl uygulanacağının tespit edilmesidir. Çünkü manipülasyon, karşılıklı olarak oynanan bir oyundur ve bu nedenle de, denklemin her iki yanındaki değişiklikleri iyice gözlemlemek şarttır.

 

Uygulamaya geçtikten sonra, elde edeceğiniz başarılar, sizi daha sonraki aşamalar için güçlendirip, motive edecektir.

Eğer kitabı başından beri okuyup, dersleri dikkatle inceliyorsanız, şu anda içinde bulunduğunuz durumun, az önce anlattıklarımızla aynı olduğunu farkedeceksiniz demektir. Yola devam edin ve geriye hiç bakmayın. Belki beklentilerinize henüz ulaşmış durumda değilsinizdir, ama burada önem taşıyan tek şey vardır, o da, çalışmaktan vazgeçmemek ve pes etnek yerine, devam etmeye karar vermektir.

Daha önce de belirttiğimiz gibi, büyük beklentilere girip, daha sonra: “Ben bu işi beceremiyorum” demek yerine, küçük adımlarla yürümek ve “başarılı oluyorum” diye düşünmek, daha doğrudur. Aslında başarılı olmamak için pek de bir sebep yoktur, çünkü:

  • Eğitim düzeyiniz ne olursa olsun, hedefinize ulaşmanız mümkündür.
  • Yaşınız da önemli değildir. Diyelim ki 70 yaşındasınız ve önünüzde yaşanacak daha bir kaç yılınız olduğuna inanıyorsunuz. O kalan günlerinizi hayattan daha çok zevk alarak ve mutlu bir biçimde geçirmek istemez misiniz?

O halde, önünüzde sizin yolunuzu kesecek hiç bir engel kalmadı demektir. Belki kiminizin aklına, o tanınmış bahane geliyor ve içinizden şöyle diyorsunuzdur: “Her şey çok güzel ama, benim bunları uygulayacak zamanım yok ki, işlerimden fırsat bulmam mümkün değil.”

İşte bu bahane, sizin en yakınınızdaki ve en tehlikeli düşmanınızdır. Hatta onu, kendi içinizdeki düşman olarak da tanımlayabiliriz.

Eğer kim, günde kendisine ayıracak yarım saatlik bir süre bulamadığını söylüyorsa, bu bir yalandır. Kendinizi daha güçlü ve mutlu hissetmenizi sağlayacak olan iki üç haftalık bir süre içinde, günde çok az bir süreyi bu işe ayıramadığını lütfen kimse söylemesin. Çünkü herkesin bu kadarlık bir zamanı vardır ve olacaktır. Yeter ki, siz tembelliğin esiri olup da, uydurma bahanelerin arkasına gizlenmeyin.

En azından şunu düşünün. Hergün gereksiz yere ne kadar zaman harcıyorsunuz, hele başkalan için önemli olan ve sizin için bir anlam taşımayan işlere verdiğiniz emek ve zamanı gözünüzün önüne bir kere getirin bakalım. Şu işe on, ötekine yirmi dakika derken, boşa akıp giden bu zamanı doğru biçimde değerlendirebilseniz, bakın kendinize ayırabileceğiniz hem de ne kadar çok zamanınız olacak.

Bu konuda hesap vereceğiniz ve sorumlu olduğunuz tek kişi, sizsiniz. Siz, kendinizin amiri ve öğretmeni olmak zorundasınız. Denetleyen, yöneten, destek veren, cesaret aşılayan ve mutluluğu yaşayan da siz olacaksınız.

Onun için, manipülasyonun etkilerinden korunmanın yollarını öğrenmek için zamanınızın olmayışının suçunu kimseye atmayın. Zaten ortada sizden başka hiç kimse de yoktur.

Şimdi, devam etmeden önce, buraya kadar anlattıklarımızın üzerinde, iyice bir düşünün.

* * *

Artık sıra, “Otorite Uygulama Yöntemi” adını verdiğimiz üç numaralı yöntemi daha yakından incelemeye geldi.

Çevrenize dikkatlice bakacak olursanız, çeşitli otoritelere sahip olanlar ile otoriteye sahip olmadıkları halde, sanki sahiplermiş gibi davranan bir sürü insanın bulunduğunu görürsünüz.

Otoriteye sahip olmadıkları halde, adeta birer otoriteymiş gibi ortalıkta dolaşan bu insanların amacı, kendilerini olduklarından başka ve daha üstün olarak göstermektir.

Eğer etrafımızda bu gibi insanlar bulunmasaydı, belki de bir eksiklik ve tuhaflık hissederdik. Çünkü aslında hepimiz, olduğumuzdan başka ve daha üstün görünmek için, elimizden geleni yapıyoruz. Yani çoğumuz, bu eleştirdiğimiz insanlar gibi davranıyoruz.

“Peki, bu kötü mü?” diye sorabilirsiniz.

Cevabımız “hayır” olacaktır. Çünkü bu da doğal ve insanca bir tutumdur. Ancak buna bir sınırlama getirmeniz gerekir. Eğer bir kimse, kendi otoriter gücünü, bizim zararımıza veya bizi kullanarak kanıtlamak isterse, bunu yanlış bir davranış olarak değerlendirip, engellememiz daha doğru olur. Hele bu kişi bir de, saldırgan ve baskıcı bir özelliğe sahipse, durum bizim için daha da sevimsiz bir hal alır.

Böyle bir kimse, kendini yükseltebilmek ve bunu gösterebilmek için, başkalarını küçük düşürmeye çalışabilir.

Nitekim bu türlü kişileri hemen tanımak mümkündür. Size derhal kendilerinin her şeyi bilen birisi olduğunu hissettirmeye çalışırlar, bu arada sizin de aptal ve işe yaramayan bir kimse olduğunuzu ima ederler.

Amirlerin, kendi altlarında çalışanlara karşı getirdikleri eleştirilerin çoğunun kökeninde, bu amaç gizlidir. Bu yolla, sürekli olarak, otoriteye sahip olanın kendileri olduğunu ve diğerlerinin ise, onlara bağlı ve onların emrinde çalıştıklarını vurgulamayı hedeflerler.

Aslında hiyerarşik bir ortamda alt ya da üst olmanın pek bir farkı yoktur. Çünkü bir yerde üst veya amir olan kişilerin de, başka bir yerde rakipleri ya da amirleri vardır.

Çevrenizdeki insanların listesini yeniden elinize alın ve size yukarıda anlatılan biçimde, yani otoriter bir tavır takınarak davrananlan işaretleyin.

Böylelikle rakiplerinizi tanımış olacaksınız. Onlara karşı şimdi bir adım daha öndesiniz, çünkü size uyguladıkları yöntemi farketmiş ve çözümlemiş durumdasınız.

Bu konu üzerinde, biraz daha düşünün. Az önce isimlerini işaretlemiş olduğunuz kişilerin adlarını “çalışma defteri”nizin boş bir sayfasına, yeniden yazın. Sonra “otorite uygulama yöntemi”ni size karşı ne zaman ve nasıl uygulamış olduklarını hatırlamaya çalışın.

Rakipleriniz girişimlerinde başarılı olmuşlar mıydı?

Peki ya siz, bu durumlarda nasıl davrandığınızı hatırlıyor musunuz?

Kendinizi savunamamış olmanızın sebebi, çaresizlik mi, yoksa iyi niyet miydi?

Onlardan ve otoritelerinden korkmuş muydunuz?

Sizde korku yaratan şey, ne olmuştu?

Bu korku gerçek miydi, yoksa sizi korkutur gibi mi yapmışlardı?

Bunları tek tek ve ayrıntılı olarak düşünün, aklınıza gelenleri not edin. Gelecekte kendinizi savunacağınız rakibinizin davranış biçimini ve özelliklerini iyice etüd edin.

Bu işe hemen bugün başlayın.

 

Hareket noktanızı belirleyen inanç şöyle olsun: “Hiç kimse benden daha üstün değildir.” Bu iddia belki kulağa, ilk anda biraz abartılmış gibi gelebilir. Oysa bu prensip, gerçeği yansıtmaktadır. Ama ne yazık ki, hayatını bu doğrultuda yönlendiren ancak pek az kişi vardır.

Unutmayın ki, göstermelik otoritelerde sizi ezmek ve yönlendirmek isteyenlere boyun eğmenizin ya da onların blöflerine kanmanızın en belli başlı nedeni, daha en baştan kendi kendinize: “Ona karşı koymam imkânsız. Onun elindeki imkânlar, sahip olduğu şeyler ve toplumdaki yeri karşısında ne yapabilirim ki?” diyerek, karşı tarafın üstünlüğünü peşinen kabul etmenizdir.

Manipülasyonun her türüne karşı en iyi savunma yönteminin ilk şartı; başlangıçta yenilgiyi kabul etmemektir.

“Ben, benim ve bu, hiç de azımsanacak bir şey değil” düşüncesiyle yola çıktığımızda, dengeleri eşitlemiş oluruz. Çünkü karşı tarafın sahip olduğu şey de, onun kendi “ben”idir. Ama o, zaman içinde bunu geliştirmesini bilmiş ve size karşı kullanacak bir duruma gelmiştir.

Birçok insanın kendisine yakıştırdığı pozisyon ya da ünvamn gerisinde, pek de öyle güçlü bir insan yer almaz. Ün, şöhret ve mevkî gibi şeyler, aslında bugünden yanna kaybedilebilecek olan sallantılı pozisyonlardan öteye geçemezler.

Eğer bir kimse sizden daha üstün bir durumda bulunuyorsa, bu onun, bir insan olarak gerçekten de sizden üstün olduğu anlamına gelmez. Sizin bakış açınıza göre güçlü, büyük ve yıkılmaz gibi görünen bir kimsenin durumu, onun bir üstü açısından bakıldığında, kendisinin altında ve emrinde çalışan birisi olmaktan daha ileride değildir.

 

Onun için çevrenizdeki insanları ölçüp, değerlendirirken, şu ölçüyü ve kriteri kullanmanızda yarar vardır: “Ben benim, o da. Ne bir eksik ve ne de bir fazla.”

Hiç kimsenin sizden daha üstün olduğunu düşünerek yola çıkmayın. Bu nedenle de, kimseden korkmanıza ve çekinmenize gerek yoktur. O kimse sizden güçlü bir pozisyonda ve sizi idare edecek bir konumda olsa bile, onun da neticede sizin gibi bir insan olduğunu hiç aklınızdan çıkarmayın. Onun manipülasyon uygulaması karşısında, sizin alabileceğiniz savunma tedbirleri ile uygulayacağınız korunma taktikleri, onunla başa çıkmanızı sağlayabilirler.

Olaya bakış açınızı bu biçimde ayarlamalısınız. Çünkü bu söylediklerimiz yanlış değildir ve yalnızca sizi cesaretlendirmek için yazılmamıştır.

Sizce bu iddiamız abartılmış mıdır ya da böyle söylerken yanılmakta mıyız? O halde siz, konu ile ilgili olarak kendi görüşünüzü ortaya koyun ve bunu “çalışma defteri”nize yazın.

Otorite Kullanma Yöntemi ile manipülasyon uygulanması girişimine karşı kullanılabilecek bir çok savunma tekniği vardır. Size bunlardan en belli başlı olan üç tanesini açıklamaya çalışacağız.

 

1. Teknik

Her Türlü Eleştiriye Karşı: “Evet, Haklısınız” Diye Cevap verin

Sizi eleştirdiklerinde, bu eleştirinin doğru ve haklı ya da yanlış ve haksız olduğuna bakmadan: “Evet, siz tamamen haklısınız” cevabını verin. Böylece karşınızdaki kişinin, sizi küçümseyen otoriter tutumunu da desteklemiş olursunuz.

Bu yazdıklarımızı okuyunca: “Ama nasıl olur canım, böyle hiç itirazsız kabullenmek doğru olmaz ki. Ben boynumu böylesine eğecek miyim?” gibisinden karşı çıkışlarınızı ve öfkelendiğinizi duyar gibi oluyorum. Çünkü hemen hepimiz, bir eleştiri karşısında, hele bu haksız olursa, hemen bir tepki gösterip, kendimizi savunmaya geçmeye alışmışızdır.

Böyle davranmaya mecbur musunuz?

Evet, eleştiri çoğu kez haksız yere yapılır. Zaten yapıldığında, genellikle bir işe de yaramaz.

Eleştirinin belki de asıl amacı, karşıdaki insanda bir tepki, bir direnme ve karşı çıkma eğilimi uyandırmaktır.

Çünkü otoriteye sahip olan insanın, bizi ezebilmek ve otoritesinin gücünü kanıtlayabilmek için, bir karşı çıkmaya ve direnmeye ihtiyacı vardır.

Eğer onun beklediği gibi davranırsak, yani hemen bir tepki gösterip, haklılığımızı kanıtlamaya çalışırsak, rakibimizin ekmeğine yağ sürülmüş olur. Oysa, onun her dediğine hak verirsek, yelkenlerini dolduracak rüzgârını kesmişiz demektir ve o da yelkenlerini suya indirir. İşte böyle “beklenenin aksine” davranmak sureti ile, o sizi değil, siz onu manipüle etmiş olursunuz.

Ona, kızmak ve otoritesini kullanmak fırsatını vermemek, rakibinizi şaşkınlığa uğratır ve yumuşamasını sağlar. Böylelikle onu kendi silahı ile vurmuş olursunuz ve artık, sizin ondan istediklerinizi elde etmenin zamanı gelmiş demektir.

Bu türlü davranmakla, hem kendinizi manipülasyondan korumuş olur, hem de rakibinizi etkileme imkânını da elde edersiniz. Oysa ona karşı koymak yolunu seçseydiniz, sonuçta elde edeceğiniz tek şey (o da, onun otoritesini aşmaya gücünüzün yetmesi halinde), haklı olduğunuzu kanıtlamaktan ibaret olacaktı.

2. Teknik

Rakibinize Onun Hakkındaki Fikrinizi Açıkça Söyleyin Ve Bunu Yaparken. Dostça Gülümsemeyi De İhmal Etmeyin

Sanırız bu ikinci önerimiz de size, biraz tuhaf ve alışılmışın dışında geldi. Evet, gerçekten haklısınız. Ama bu öneriyi yapmamızın bir sebebi var: Sizi yıllardır kendi çıkarı doğrultusunda manipüle etmiş olan bir rakibe, herkesin bilip tanıdığı savunma teknikleri ile karşı koymaya çalışmak, başarılı olma şansınızı çok zayıflatır.

O halde ona karşı koyabilmek için yapacağınız ilk şey, işe onu şaşırtmakla başlamaktır. Bu teknik de, çok basit iki bölümden oluşmaktadır:

  • Rakibinize onunla ilgili fikrinizi açıkça söyleyin.
  • Bunu yaparken, ona dostça gülümseyin.

Otorite uygulayan ve bundan yararlanan bir çok kişinin bu yöntemi hiç sıkılmadan uygulayabilmelerinin sebebi, diğer insanların ona, bunu yapma fırsatını vermeleri, yani ona katlanıp, boyun eğmeleridir. Ona cevap vermezler, kızgınlıklarını içe atıp, bastırırlar, gerçek fikirlerini söyleyemezler, sonra da kendilerini yer, dururlar.

Otoriteyi kullanan kişiyi, gerçekle yüzyüze getirmediğiniz ve ona kendisininkinden başka fikirlerin de olabileceğini göstermediğiniz taktirde, otorite yetkisini elinde tutan bu kimse, giderek daha da küstahlaşır ve baskılannı arttırır.

Başka bir kimsenin baskısını ve zorlamalarını pasif bir biçimde kabul eden ve buna katlanan bir kişi, içinde bulunduğu durumu hiç bir zaman değiştiremez. Hoşnut olmadığı şeyleri değiştirebilmesi için “aktif’ olması ve dışa karşı da böyle davranması gerekir.

Eleştiriyi yapan kişiye “evet, haklısın” diyebilmek aktivitesi, ilk adımdır. Bundan sonra ise, o kişiye sakin bir biçimde, onunla ilgili olan fikrinizi açıkça söylemek adımı gelir.

Bunlan gerçekleştirmekle, rakibinize şu mesajı yollamış olursunuz: “Beni kolaylıkla manipüle etmene izin vermeyeceğim. Ben de kendi fikirlerini üretebilen ve bunları cesurca karşımdakine söyleyebilecek güçte olan bir kişiyim.”

Ayrıca sözlerinizi kendinizi kaybetmeden, sinirlenmeden, sakin ve hatta gülümseyerek ifade etmeniz, onu daha da etkileyecektir. Size açık vermemek için gayret sarf ederken, belki sinirlenecek ve bağıracaktır. Eğer siz o anda da sakin ve dostane tavrınızı koruyabilirseniz, oyunda roller tersine dönebilir. Yani o sizi değil de, siz onu manipüle etmiş olabilirsiniz.

Bunu başarabilmek, sizin için büyük bir avantajdır. Bundan böyle siz de, bazen ondan daha üstün olduğunuzu göstermiş olmanın güveni ile hareket edebilirsiniz. Böyle bir durumda, rakibinizin size olan saygısı da artacaktır. Belki bunu itiraf etmeyecek ve açıkça söylemeyecektir ama, size karşı olan davranışlarından bu saygıyı sezinleyebilirsiniz.

 

3. Teknik

İddia Ettiğiniz Bir Şeyi Sonuna Kadar Israrla Savunun Ve Hiç Bir Gücün Sizi Bu Fikrinizden Saptırmasına İzin Vermeyin

Sahip oldukları güç sayesinde başkalarını kolayca manipüle etmeye alışmış olanlar, fikir ve iddialarının doğru olup olmadığının incelenmesine pek alışkın değillerdir.

Çünkü hiç kimse, elinde otorite gücünü tutanlar kadar rahat ve cezalandırılmadan yalan söyleyemez. Otoriteler yanlış yapmazlar ve yalan söylemezler, çünkü onlar “otorite gücüne” sahiptirler. Bizler de çoğu kez, bu amaca hizmet eden araçlar olmaktan ileri gidemeyiz.

Bir dahiliye uzmanına giden bir hasta, yeterli bilgiye sahip olmadığı için, doktorun böbrek rahatsızlıktan konusundaki bilgisini sınayamaz.

Oto tamircisinde hangi parçanın değiştirilmesinin gerekli olduğunu, ustasından daha iyi kim bilebilir?

O halde konusunda otorite olan kişilerin her söylediklerine inanmak mı gerekiyor?

Eğer bilgi, tecrübe ve görgülerini, yani onları bir otorite kılan yönlerini, bizi manipüle etmekte kullanan kişilerin etkisi altında kalmak istemiyorsak, şöyle davranmamız uygun olur.

İddia ettiğiniz ya da üzerinde durduğunuz bir şeyi ısrarla savunun ve bunun üzerine gidin: “Bu işe pek aklım yatmadı ama, ne yapabilirim ki? Usta konuyu benden iyi biliyor, o halde onun haklı olması gerekir” diye düşünmek yerine, ısrarlı sorularla olayı anlamaya çalışın:

  • “Bunu niçin böyle yaptınız?”
  • “Bunun başka yolları da var mı?”
  • “ Yaptığınızın doğru olduğunu bana garanti edebilir misiniz?”
  • “ Bu konuda ne gibi bir tecrübeniz var?”
  • “Arabada değiştirdiğiniz parçayı bana verir misiniz? Bir görmek istiyorum da.”

Otorite durumundaki kişiler genellikle kendi fikirlerini, değişmez ve tek gerçekmiş gibi ortaya koymayı pek severler. Siz hiç farketmediniz mi?

Kendilerine soru sorulmasından da hiç hoşlanmazlar.

Bu nedenle, onlara sürekli çeşitli somlar sorarak, şu sinyali vermelisiniz: “Bana bir şeyi kabul ettirmek istiyorsan, dikkatli olmalı ve çok uğraşmalısın. Otorite durumunda bulunman yeterli değil, çünkü ben olayı sonuna dek incelemek ve anlamak istiyorum.”

Söylediklerinizi de yapın. Yani gerçekten de konuyu tam olarak anlamaya gayret edin. Rakibinizin ileri sürdüğü fikirlerin doğruluğunu tetkik edin ve gerekirse bu sonuçlan onunla tartışın.

Kolay etkilenmemeye bakın. Otoriteler çoğu kez bazı blöfler yaparak, sizin konu ile ilgili bilgi derecenizi anlamaya, sonra da sizi kendi fikirleri doğrultusunda yönlendirmeye çalışırlar.

Size açıklamaya çalıştığımız bu üç basit savurana tekniğini uygulamaya geçirirseniz, otorite durumundaki kişilerin size karşı olan tavırlarının nasıl da birdenbire değiştiğini şaşkınlıkla gözlemleyeceksiniz.

Böylece siz de “çalışma defterinize şu satırları yazmak imkanını bulacaksınız: “Pratiğe dökülen deneyler, bilgileri doğruluyor ve bu da, benim kendime olan güvenimi arttırıyor.”

 

Bıkmadan Tekrarlama Yöntemi

Bu Günden itibaren Artık, Bir Mesajın Sayısal Çokluğunun Ve Tekrarının Sizi Yanıltmasına İzin Vermeyin. Daha Çok O Mesajın Kalitesi, Yani Doğruluğu İle İlgilenin. Bıktırıcı Tekrarlama Yönteminin Sizi manipüle Etmesine Karşı Direnin Ve Kendinizi Savunun

Sîze bu konuda yardımcı olacak bir prensibi, artık bir alışkanlık halini alana ve günlük hayata bakışınızın bir parçası olana kadar tekrarlayın ve deneyin.

Bu prensip, şöyle söylemektedir: “Her şeyin bir de karşıtı ve diğer yönü vardır. Bunun diğer yönü nerede?”

Yukarıdaki sorunuza tatmin edici bir cevap almadan, o konu hakkında bir karara varmayın

Geçtiğiniz günler içinde, çevrenizdeki insanlar arasından hangilerinin sizi otorite kullanmak yolu ile manipüle etmek istediklerini İncelediyseniz, belki de hiç bir kimseye rastlayamadınız. Çünkü hep böyle olur, bir şeyi aradığınızda bulamazsınız. Ama arama niyetiniz olmadığında, o şey önünüze çıkar, durur.

“Başarısız kaldım” diye üzülmeyin. Burada önemli olan, belirli bir davranış tipine sahip olan insani an tanımak ve onlara karşı kendinizi nasıl savunacağınızı öğrenmekti. Geçtiğimiz derste, bunları gördük.

Dünya bir aldatmacalar yumağı halinde. Herkes kendi durumunu, şöhretini ya da mevkiini korumak ve sağlamlaştırmak için mücadele veriyor ve bu yolda “her şey mubah” sayılıyor. Bu nedenle karşımıza her an yeni blöfler, kandırmacalar ve gereksiz yere önemli kılman şeyler çıkıyor ve bunlar bizi etkileyip, yönlendirmekte kullanılıyor.

Bu türlü bir ihtiyaç içindeki insanlar, kendi otoriter pozisyonlarına kurban edecekleri kimseleri ararlar. Bulduklarında ise onları, unvanları ya da vaadleri ile etkilemeye çalışırlar. Buna muvaffak olamadıkları zaman da işi, tehdide kadar vardırırlar.

Gerçek olan şu ki, çevresine karşı otorite uygulama görüntüsü içinde olan kişiler, bunu genellikle kendi korku ve güçsüzlüklerini gizlemek için yaparlar. Dış çevreye karşı kullandıkları o etkileyici davranış biçimi, gerçekte kendi güçsüzlüklerini dengeleme ve örtüp, gizleme çabasından başka bir şey değildir.

Böyle bir kimse bizim karşımıza; iş arkadaşımız, kocamız, kanınız, çocuğumuz, öğretmenimiz, doktorumuz ya da polis ve bürokrat olarak çıkabilir. Onlar tarafından manipüle edilmekten korunabilmek için, onları bu davranışa iten nedenleri iyi bilmemiz gerekir.

Dikkatlice bakacak olursanız, böyle kişilere bir çok yerde rastlamanız mümkündür. Önemli olan, sizin dikkatli bir gözle onlara bakmayı bilmenizdir. Çünkü belki siz de, diğer bir çok insan gibi, böylesi otoritelere karşı bir alışkanlık olarak itaat etmeye kendinizi kaptırmış olduğunuz için, gözleriniz onları görmüyor olabilir. İşte bizim size anlattığımız derslerin görevi de, sizde değişik bir bakış açısını canlandırabilmektir. Böyle farklı bir açıdan ve değişik bir bilinç düzeyi ile olaylara ve insanlara baktığınızda, o zamana kadar dikkatinizi çekmemiş olan bir çok ayrıntıyı, daha net olarak görebilirsiniz.

Şimdi size, Hayat Okulu seminerlerimize katılan bir ev kadını ve anneyi örnek olarak sunmak istiyorum.

“manipülasyondan Korunma” adlı seminerlere katılan bu kadın, bir yıl sonra, bir hafta sonu seminerine davet edilmişti. Üyelerin bir yıl boyunca yaptıklarını ve topladıkları tecrübelerini birbirleriyle paylaştıkları bu çalışmada, kadıncağız oldukça ilginç şeyler anlatmıştı: Seminere katıldığı dönemde on altı yaşında olan oğlunu, yıllar boyunca aşın biçimde şımartmıştı.

Son zamanlarda bunun zararlarını görmeye başlamış, ama bu davranışından nasıl geri döneceğini de bilemez olmuştu. Oğlu ise durumdan memnundu. Annesini dilediği gibi oynatıyor ve onun, her istediğini yerine getirmesinden de mutlu oluyordu. Ama bazen bunu elde etmek için saldırganlaşmak zorunda kalması, onu tek rahatsız eden noktaydı.

Kadın bu durumdan şikayetçiydi ve sorununu tartışmak, belki de bir çözüm bulmak umudu ile seminerlere katılmıştı.

Seminerden sonra eve dönerken, artık oğlunun her isteğine boyun eğmemek konusunda da kesin kararlıydı. Ona olan sevgisinde bir azalma olmamıştı. Ancak artık ona bu kadar yüz vermenin, ne oğluna, ne de kendine bir fayda sağlamadığım ve aralarındaki ilişkinin de giderek bozulduğunu görmek, onu üzüyor, bu nedenle de durumu değiştirmek istiyordu.

Hemen bir kaç gün sonra, aralarında bir tartışma çıktığında, kadın oğluna, maııipulasyon uygulamasında nereye kadar gidebileceği konusunda bir sınır koyma zorunluluğunu hissetmişti.

Oğlu, üç hafta süreyle civardaki bir öğrenci kampına katılmak istiyordu.

Gezinin bir gün öncesinde, annesi ona: “Sabah yedide kalkıp, istasyona gideceksin. Bavulunu akşamdan topla, yatağa da erken yat. Yoksa yarın yorgun olursun “ öğüdünde bulunmuştu. Bunun üzerine oğlan, gülerek: “Aman anne, bavulumu da sen toplayıver” deyince, annesi: “Hayır. Geziye çıkan sensin, ben  değilim. Neyi alıp, neyi almayacağını ben bilemem. Hem eşyalarım nerelere yerleştirdiğini de en iyi sen biliyorsun. Yani kendi bavulunu, kendin toplamak zorundasın” cevabım vermişti.

Ama oğlan, sorumluluğu kendisine ait olan işleri, annesinin üzerine yıkmaya öylesine alışmıştı ki; onun bu sözlerine pek kulak asmadı. Akşam eve geç geldi ve bavulunu da toplamadan yattı.

Ertesi sabah saat altı buçukta, annesinin onu uyandırarak: “Hadi kalk, daha bavulunu toplayacak, sonra da trene yetişeceksin. Bir saatten az zamanın var, hemen harekete geç” demesi bile, onu kendine getirmemişti. “Ne de olsa işler hallolur” umudu ile biraz daha uyumayı tercih etti.

Ama bu kez yanılmıştı ve annesi, onun yerine bavulunu toplamamıştı.

Onun kalkmadığını gören annesi, kendi yatağına yatarak, bir kitap okumaya başlamıştı. Ama içi içini yiyordu, çünkü bu gidişle oğlan, treni kaçıracaktı. Bir ara kalkıp, onun bavulunu toplamayı düşünmüş, ama sonra bundan vazgeçmişti. Artık eski günlerdekinden farklı davranması gerektiğini biliyordu.

Bu nedenle katı ve tavizsiz davrandı. Daha önceden olsa ortalığı telaşa verip, oğlunu harekete geçirmeye çalışır, sonra da onun: “Aman anne bu kadar telaşa ne gerek var, yetiştim işte” biçimindeki cevabına karşı da, sessiz kalırdı.

Az sonra yatağından kalkan oğlan, bavulun toplanmamış, elbiselerinin hazırlanmamış olduğunu ve bir de annesinin sakin sakin kitap okuduğunu görünce, bütün bunlara inanamaz ve odaya dalarak: “Anne, neler oluyor, neden hiç bir şey hazır değil?” diye sorar.

Anne, daha önceden kararlaştırdığı gibi, sükûnetini hiç bozmadan: “Olan bir şey yok. Sen trene yetişmek zorundasın ve bunun için de, tam 15 dakikan var. Daha bavulunu toplayacak ve evden çıkacaksın” deyince, çocuk büyük bir telaşın içine düşer ve evin içinde koşuşturarak, bavuluna gerekli olan eşyalarını koymaya çalışır. Bir yandan da yüksek sesle, başta annesi olmak üzere herkese ve her şeye bağırıp, çağırmaya başlar. Sonuçta başarılı olamaz, işleri birbirine karıştırır ve treni kaçırdığını anlayınca da, oturup, ağlamaya koyulur.

Bir süre sonra çocuk sakinleştiğinde, annesi yanına gelerek, ona: “Bak oğlum” der. Bu günden itibaren, kendi yapman gereken işleri, sen yapacak, onların sorumluluğunu sen üstleneceksin.” Daha sonra da ona dostane bir tavırla, bundan böyle nasıl büyük bir insan gibi davranması gerektiğini anlatır.

Bu olayda, kitabımızın başından beri sözü edilen manipülasyon yöntemlerinin hemen hepsinden bazı izler bulmak mümkün:

  • Kişinin kendi üstlenmesi gereken sorumluluğu, başkasına yüklemek istemesi,
  • Son ana kadar, kimin sinirlerinin daha sağlam olduğunu kontrol eden bir gafil avlama denemesi,
  • Otorite kullanarak manipülasyon yapma gayreti. Çünkü çocuk kendisini, annesinin karşısında daha “otoriter” olarak görmektedir. Çoğu kez bunu denemekte ve de başarılı sonuçlar almaktadır. Annesinin pes edeceğini bildiği için, ona tatlı sözler söyleyip, sevimli davranarak, onu kullanmakta ve istediği doğrultuda yönlendirmektedir.

Buna benzer örneklerle, hemen her gün iş yerlerinde, evlerde, alışverişlerde karşılaşmak mümkün. Size anlattığımız bu gerçek hikâye de, sizi bu konu üzerinde düşündürmek amacım taşıyor. Çünkü manipülasyon olgusu, en yakın olduğumuz insanlarla olan ilişkilerimizde bile karşımıza çıkıyor.

Eğer bazı konularda karar almakta zorlanıyorsanız, az önce anlattığımız annenin olayı size bir cesaret kazandırabilir. Belki siz de uzun yıllardan beri süregelen, ama bir türlü karşı koyamadığınız bazı manipülatif baskılara, bu yolla karşı çıkabilirsiniz.

* * *

Dördüncü manipülasyon tekniği, “Bıkmadan Tekrarlama Yöntemi”dir. Sanırız bu yöntemi hepiniz, reklâmlar ve politikacılar aracılığı ile gayet iyi tanıyorsunuzdur. Belli bir hedefe yönelik olan tekrarlamalar, kişileri etkilemekte kullanılan başarılı bir taktiktir. Bu yöntemde, içeriği aynı olan bir mesajın sürekli olarak tekrarlanması tekniği uygulanır. Tekrarlanan içerik, bazen aynı kalıp ve biçimde sunulurken, bazı durumlarda da, değişik biçim ve varyasyonlar altında dile getirilir. Bu işleme, o kişi ya da kişiler, verilen mesajın içeriğini “bilinçsiz” olarak kabul edene dek devam edilir. Burada sözü edilen “bilinçsizlik”, artık o kişilerin, bu mesajın doğra olup, olmadığına bakmaksızın, onu kabul etmeleri ve artık onun üzerinde düşünmek yerine, ona inanmayı tercih etmeleri anlamına gelmektedir. Bunun sonucunda da, kişiler kendilerini o mesajın gösterdiği yolda yürümeye ve ona tabî olmaya (uymaya) adeta mecbur hissederler. Çünkü insanların içlerinde, çoğunluktan kopmamak ve çoğunluğun doğra olarak sandığı şeylere uymak eğilimi vardır.

Eğer televizyonda otuz ayn gün, otuz kere, X adlı ürünün en iyi, aynca yeni, modern ve ucuz olduğunu duyar ve buna sahip olmanın bir ayrıcalık hissi yarattığına inanırsanız, bir alışverişe gittiğinizde, çeşitli markalar arasından, bu ürünü seçmenizi doğal olarak karşılamak gerekecektir.

Çünkü bilinçaltınızda bu ürünle çoktan tanışmış bir durumdasınızdır. Hem onun, en iyisi ve en hesaplısı olduğunu da o kadar sık duymuşsunuzdur ki, artık bunu tartışmanız ya da şüpheyle karşılamanız düşünülemez bile.

İşte günlük hayatımızda bu yolla, yani aynı mesajın sayıca çok olarak tekrarlanması ile manipüle edilmeye oldukça sık bir biçimde rastlıyoruz.

Tekrarlamalar ve aynı bilginin çok sayıda insan tarafından paylaşılması, bizde bir güvenlik ve inanç duygusu yaratır. Bu durum öyle bir hal alır ki, artık kararlarımızı eleştirel düşünce gücümüzü kullanarak değil, tıpkı otomobil sürerken olduğu gibi, bilinçaltı refleksler yoluyla vermeye başlarız.

Böyle kukla gibi, ipleri başkalarının elinde olarak ve onların istekleri doğrultusunda davranmaya daha fazla tahammül etmek istemiyorsanız, bundan nasıl kurtulacağınızı düşünmenin zamanı gelmiş demektir.

Bu adımı atabilmek için, önce o konu ile ilgili bilgileri toplamak gerekir.

Artık bu yöntemin nasıl işlediği konusunda bir bilgi sahibisiniz. Yarından itibaren, çevrenizdeki olaylara başka bir gözle bakmaya hazır olun. Bıkmadan, bilinçli ve belli bir amaca yönelik olan tekrarlama yönteminin televizyonda, radyoda, gazete ve duvar ilânlarında nasıl dile geldiğini iyice incelemeye, anlamaya ve çözümlemeye çalışın.

Bir kimse size bıkmadan hep aynı mesajı vermeye çalıştığında, bunun arkasında gizli olan asıl amacı anlama konusundaki becerinizi geliştimıek için, sık sık pratik uygulamalar yapın ve elde ettiğiniz sonuçlan, “çalışma defterinize yazın.

Bu türlü mesajların tek yanlılığına karşı duyarlı olun ve hiç aklınızdan çıkarmayın ki, hiç bir şey tamamen yanlıştan arınmış ve kusursuz değildir.

Ayrıca, size herhangi bir şeyi “satmaya” çalışan insanlar, onun yalnızca iyi yanlarını ve üstün vasıflarını göstermeye gayret ederler. Bu nedenle de, sürekli olarak aynı özelliklerini tekrarlayarak, dezavantajlı yanların görmemeniz için çabalarlar.

Böyle bir taktiğe karşı uygulanabilecek en etkili yöntem, kendinize ya da durum uygun olursa, karşınızdaki rakibe soracağınız şu soru olacaktır: “Her şeyin iki ayn yönü vardır. Bu konunun diğer yönü veya karşıtı nerede?” Bu sorunuza karşılık olarak aklınızın yattığı, doyurucu bir cevap bulmadan, o konuda karara varmayın.

İnsanların çoğu, böyle durumlarda yukarıdaki soruyu sormaya korkar ve bundan kaçınırlar. Çünkü bir şeye sahip olma konusunda çok fazla ihtirasları vardır ve karşıt sorularla ondan vazgeçebilme ihtimaline karşı da çekingenlik gösterirler.

Ama bu sabırsızlık ve ihtiras, onları tek yönlü düşünmeye zorlar ve çok daha avantajlı olabilecek bir çok alternatifi gözden kaçırmalarına yol açar.

Bu nedenle, bir karar öncesinde her zaman için olayın diğer yanını da incelemek ve göz önünde tutmak çok önemlidir.

Olayın diğer yanı derken, şunları düşünmenizi önermekteyiz:

  • Belki o ürüne sizin gerçekte hiç bir ihtiyacınız yoktur ve ihtiyaç sandığınız şey, satıcının sürekli olarak aynı şeyi tekrarlaması sonucunda oluşan bir yanılgıdır.
  • Belki de aynı ürünün dört beş ayn cinsi daha vardır ve bunlar aynı kalitede olmalarına rağmen, daha az reklâm harcaması yapıldığı için daha uygun fiyatlarla satılmaktadırlar. Onları araştırmak, sizi kârlı çıkarabilir.
  • Belki de uygun fiyat ya da şartlar denilen şeyler, sizin için hiç de öyle faydalı değildir. Eğer günde bir kaç dilim ekmek ve sebze kesiyorsanız, şartlan ne kadar uygun olursa, olsun, elektrikli ve otomatik bir bıçak almak, sizin için akılcı bir yatırım olmayacaktır.

O halde defterinize dördüncü savunma yöntemi olarak şu soruyu kaydedin: “Her şeyin iki ayn yönü vardır. Bu konunun diğer yönü nerede?

Sonra da deftere şu notu ekleyin: “Bu günden itibaren, herhangi bir konuda karar verirken, olayın diğer yönünü ve başka alternatiflerini inceleyip, benim için en doğru olan çözüme vardığıma inanmadan, harekete geçmeyeceğim.”

Bütün alternatifleri inceledikten sonra, size en uygun geldiği için belki ilk öneriye geri dönebilirsiniz. Ya da bunca incelemeye rağmen, bir süre sonra, yanlış bir karar vermiş olduğunuzu da farkedebilirsiniz.

Olsun. Hiç değilse içinizde, eylemsiz ve pasif olmak yerine, girişimde bulunmanın ve elinden geleni yapmanın rahatlığım duyabilirsiniz. Böyle bir durumda siz, korunma mekanizmalarını kullandığınız halde, rakip daha güçlü olduğu için, sizi manipüle etmeyi başarmıştır.

Ama her yenilgi, insana bir takım şeyler öğretir. Şimdi eskisinden biraz daha ileride olarak, önünüze çıkan olayları bu perspektif altında inceleyin. Bıkmadan Tekrarlama Yöntemine yalnızca televizyon ve radyoda değil, aile içinde, işte, arkadaşlar, dostlar ve akrabalar arasında da sıkça rastlanır.

Bu yüzden, iki ayrı iş arkadaşınızın, farklı zamanlarda Y adlı arkadaşın maddi açıdan zor durumda olduğunu ve ona artık rüşvet konusunda pek güvenilemeyeceğini söylemeleri durumunda, hemen buna inanmamalısınız. Çünkü ikisi de olayı aynı açıdan ve aynı çıkar dürtüsü altında değerlendiriyor olabilirler.

Çoğu kez bir insanı kötülemek ve aşağılamak için çıkanlan yalan haberler ve söylentiler, “Bıkmadan Tekrarlama Yöntemi” ile yaygınlaştınlır ve bu olumsuz mesaja, adeta doğruymuş gibi bir imaj kazandırılır.

Bu ihtimali gözden ırak tutmayın.

Tek taraflı enformasyonlara, hemen “doğru” damgasını vurmayın. Mutlaka olayın diğer yönünü de değerlendirmeye almaya çalışın.

En iyisi, hakkında söylenti çıkarılan kimseyi dinleyin.

Göreceksiniz ki, böyle davranmakla, hayatınız oldukça kolaylaşacak ve sorunlar, sizin için bir yük haline gelmeden, çözüme kavuşacaklar.

Böylelikle zaman, enerji ve sinirden tasarruf edecek, hem de kendinizi daha güçlü ve güven içinde hissedeceksiniz.

Karşılaştırma Yöntemi

 

Karşılaştırma Yoluyla Manipüle Etme Yöntemi’ne Karşı Neler Yapabileceğiniz Konusunda Çalışmalar Yapın. Çünkü Bu Yöntem, Sizi manipüle Etmek İsteyenlerin Sıkça Başvurdukları Bir Taktiktir

Buna karşı uygulanabilecek olan savunma tekniğini size daha önce hatırlatmıştık: “Sizin için zararı, faydasından büyük olan her şeyden vazgeçin ve buna hiç pişman olmayın” tekniğini tam olarak uygularsanız, başarı şansınız çok yüksektir

Bu makaleyi, buraya kadar dikkatle okumuşsanız, şunu anlamış olmalısınız ki, manipülasyona karşı kendinizi korumanın yolu, iki aşamalı bir taktik uygulamaktan geçer:

  1. Önce, çevrenizde ortaya çıkan manipülasyon oyununun nasıl oluştuğunu, nasıl işlediğini ve ne türlü taktikleri kullanarak sizi etkilediğini anlamanız gerekmektedir. Bunun için de çevrenizdeki insanları tek tek incelemeniz ve onların sizden ne gibi bir çıkarları olduğunu, sonra da buna ulaşmak için hangi yöntemleri uyguladıklarını iyice inceleyip, çözümlemelisiniz.
  2. İkinci olarak, bu manipülatif saldırılara karşı hangi taktikleri kullanarak kendinizi savunabileceğinizi öğrenmeniz gerekmektedir. Ancak ondan sonra bu taktikleri, kendinizi korumak için kullanmayı, uygulamaya dökebilirsiniz. Daha önce, hangi taktiğin sizin için daha uygun olduğunu tespit etmek ve bunun doğruluğuna da kendinizi inandırmak zorundasınız. Eğer buna inancınız tamsa, uygulamaya geçirir ve oradan elde edeceğiniz tepki ve sonuçlara göre, davranışlarınızı ayarlayabilirsiniz.

 

 

Geçtiğimiz bölümde, Bıkmadan Tekrarlama Yöntemi’ni incelemiştik.

Aslında bu yöntem, belirli davranış biçimlerini sürekli olarak yinelemekten başka bir şey değildir. Ama buradaki incelik, bu davranış biçimlerini, başka kişilerin kendi yararlan doğrultusunda belirlemiş olmalarıdır. Sizin bunlara alışıp, o yönde davranmanız halinde, o kişiler bu durumdan bol bol faydalanma imkânı bulacaklardır.

Tabii bazen, başka kişilerin çıkarları, sizinkilerle aynı yönde olabilir.

Eğer bir işveren sizi, kendi beceri, yaratıcılık ve enerjinizi belli bir iş üzerinde yoğunlaştırmanız yönünde manipüle ediyorsa, bu durumdan siz de, en az onun kadar faydalanırsınız. Çünkü böylelikle, kendinizi gerçekleştirme ve ortaya koyma şansını elde etmiş ve de bunu değerlendirmiş olursunuz.

Ama bazen de bunun tersi gerçekleşir ve işveren sizden, bazı fedakârlıklar isteyebilir. İşlerin kötü olduğunu ve eğer fazla maaş talep ederseniz, sizi işten çıkarnak zorunda kalacağını söylerse, siz de: “İşimi kaybetmektense, daha az kazanmaya razı olurum” diye düşünebilirsiniz.

Özetleyecek olursak; hayat, sürekli olarak kendi çıkarımızı ve faydamızı ön plana almak çabası olarak açıklanabilir.

İşte bizim farkına varmamız gereken en önemli nokta da, budur: İnsan nasıl kararlar almalıdır ki, faydası zararından üstün olsun?

Bunu başarabilmenin tek çaresi de, bizi kimlerin, niçin ve hangi yolla manipüle etmek istediklerini görmek, bilmek ve anlamaktır.

 

Manipülasyon tekniklerini tanıyan, olaylara uyanık bir gözle ve farklı açılardan bakmayı bilen, kendi gerçek istek ve ihtiyaçlarının farkında olan insanlar, kendilerini manipülatif bir saldırıya karşı, kolaylıkla savunabilirler.

Yukanda sıraladığımız özelliklerin çoğu bizlerde de mevcuttur. Ama yıllar boyunca bize bambaşka şeyler söylenmiş, yanlış hedefler gösterilmiştir. Bu nedenle, bu gibi özellikler, gelişmeden kalmışlardır. Çünkü kulağımıza hep şunlar tekrarlanmıştır:

  • “İtaatkâr ol. Devlet, idareciler ve amirler, senin için gereken en iyi şeyi bilir ve yaparlar, onlara karşı gelme, onlar senden üstündür.”
  • “Başka insanlar için sürekli olarak fedakârlık yap. Günün birinde onlar da, senin yardımına koşarlar.”
  • “Diğer insanlara karşı saygılı ve sevgi dolu ol. Yoksa seni beğenip, sevmezler. Diğer insanlar tarafından sevilmek, beğenilmek ve saygı görmek, çok önemlidir.”

Daha doğumunuzdan itibaren bizlere bu yönde bir eğitim verilmiş ve yukarıdaki sloganlar tekrarlana gelmiştir. Bu durum giderek bizim beynimize öylesine yerleşmiştir ki, sanki kendi içimizden gelen düşüncelermiş gibi, onları otomatik olarak uygular hale gelmişizdir. Eğer daha farklı bir biçimde davranırsak, içimizde bir suçluluk duygusu doğar ve bu, bizim kendimize olan güvenimizi azaltır. Huzura kavuşmak ve yeniden rahat etmek için de, yukarıda sıralanan türden sloganlara sığınma yolunu seçeriz.

Onlar da zaten bizim çaresizliğimize bir çözüm olmak ve bize doğru yolu göstermek görevini üstlenmişlerdir. Ama bu gösterilen yolun, bizim gerçek istek ve ihtiyaçlarımıza uygun olduğunu söylemek pek de mümkün değildir.

 

İşte bu manipülatif süreç, her gün çeşitli biçimler altında karşımıza çıkar ve bizi kendi istediği yönde etkiler, hatta eğitir.

Tekrarlama prensibinin bu işleyiş içindeki rolü de, oldukça önemlidir. Sürekli olarak, başkalarının belirlemiş oldukları “doğrular” çerçevesinde davranmak için zorlanırız. Çevremiz bu baskıyı, artık o “doğrular” bizim kendi düşüncemizin bir parçası haline gelinceye kadar sürdürür. Ondan sonra da zorlama ve baskıya gerek kalmaz. Çünkü artık bizim, ileri sürülen “doğrular” hakkında hiç bir şüphemiz kalmamıştır. Öylesine ki, onları sanki kendi düşüncemizmiş gibi değerlendirmeye başlarız.

Bu yöntemle, tarihin çok eski zamanlarından beri dünyanın her yerinde insanlar birbirlerini manipüle ederler. Bazı kişiler manipülatif süreçleri belirlerken, çoğunluk da bunları adeta transa geçmiş gibi izler ve onların gösterdikleri yoldan gider.

Yanlış mı bu söylediklerimiz?

Her türlü ideoloji, “hareket”, “izm” ve akımlar böyle davranmışlardır. Başanlı olmak için de buna mecburdurlar. İnsanlann çoğunluğunun belli biçimlerde hareket etmesini sağlamak, ancak manipülatif yönlendirmelerle mümkün olur. Bunlara günümüzde verebileceğimiz örnekler arasında; Joggiııg yapmak, aerobikle zayıflamak ve otomobilde kemer bağlamak yer alır.

En iyi manipülatif etki, insanların onu kendi düşüncelerinin bir bölümüymüş gibi değerlendirip, otomatik davranışlar haline dönüştürmeleri ile gerçekleşir. Otomatik bir hale gelen davranışların yeniden gözden geçirilmeleri ya da eleştirilmeleri çok güçtür. Bunlar giderek doğal bir hal alır ve değişmez gerçekler olarak değerlendirilmeye başlarlar.

Neler söylemek istediğimizi anladığınızı sanıyoruz. Amacımız, hayatımızda önemli bir rol oynayan yaygın manipülatif yöntemlerin nasıl işlediklerini ve hangi taktikleri kullanarak etkili olduklarını sizlere aktarmaktır.

Bizi anladığınızı umarız. Çünkü sizin kendi çevrenizde karşılaştığınız manipülasyoıı, aslında o büyük manipülatif oyunun bir yansımasından başka birşey değildir. Toplumsal manipülasyon, etkisini, hayatın değişik bölümlerine dek uzatarak, belirginleştirir.

Yeniden savunma teknikleri konusuna dönecek olursak; bu bölümde, Kıyaslama Yoluyla manipüle Etme Yöntemi’ne karşı alınacak tedbirleri incelememiz gerektiği ortaya çıkacaktır.

Karşımızdaki kişiler bizi bu yöntemi kullanarak manipüle etmek istediklerinde, belli başlı üç nokta üzerinde dururlar:

  • Bizi başka birisi ile aynı düzeye getinnek,
  • Bizi, başka birisinden daha üstün tutmak,
  • Bizden, içinde bulunduğumuz düzeye uygun davranmamızı istemek.

Bu yöntemi kullananlar bizi, daha ileri ve üstün bir durumda bulunan bir kimseye yetişmemiz konusunda zorlayabilirler. Daha çok çalışmanızı ya da daha fazla emek vermenizi gerektiren bu durum için de size: “Bunu tamamen senin iyiliğini düşünerek istiyorum, yoksa benim bundan bir çıkarım yok” diye bir bahane uydururlar.

Madem ki her şey, yalnızca sizin iyiliğiniz için, peki onun bu kadar uğraşıp, sizi o doğrultuda zorlamasının sebebi nedir acaba?

Rakibinizin burada kullandığı araç, sizin onurunuz ve hırsınızdır. İşte bu nokta, onun manipülatif oyununu yönelttiği ya da manipülatif saldırısını üzerine inşa ettiği temel taşıdır.

 

 

Bize, hayatta başarılı olmak ve toplumda bir yer edinebilmek için, iyi ve diğerlerinden üstün olmamız gerektiği öğretilmiştir. Eğer kendimizi bu rekabet temeline dayalı anlayışla özdeşleştirmişsek, bu yönümüzle manipülatif etkilere ve baskılara karşı açığız demektir.

Başkalarından geri kalmamak isteği de buna benzer. Kendimizle eşdeğer tuttuğumuz insanlardan geride kalmak ya da onlar tarafından beğenilmemek ve dışa itilmek, hiç hoşumuza gitmez. Bu nedenle kendimizi, onlarla aynı telden çalmak zorunda hissederiz.

Onların davrandıkları gibi davranmak ve onların yaptıklarını yapmak suretiyle, hem dikkatleri çekmemiş oluruz, hem de sürüden kopmayarak, kendimizi güvenlik içinde hissederiz.

Bunu da, yani sürüdeki koyunlardan biri gibi davranmayı da bize öğretmişlerdir. Ve yine bu yönümüzle, manipülatif etkilerin odak noktası haline geliriz.

Sürü bilinci, bize şu mesajlarla ulaşır: “Bunu herkes giyiyor, bunu herkes alıyor, buna herkes inanıyor, herkes böyle davranıyor. Eğer bunu herkes yapıyorsa, bu senin için de en iyisi ve en doğru olanıdır.”

Kimi insanlar, hatta insanların çoğunluğu, bu türlü mesajlara bütün benlikleri ile katılmayı ve diğer insanlarla aynı olan davranışları benimsemeyi seçer ve bundan mutlu da olurlar.

Bugün moda olan şarkıları dinlerler, yarın bir başkasını, daha sonra başka bir rengi ya da belirli bir düşünce biçimini benimserler. Onlardaki bu değişebilme yeteneğine hayret edersiniz. Böyle fırıldak gibi değişebilmenin ve her akıma uygun davranmanın adını da “uyum göstermek” olarak açıklarlar.

Ama böyle sürü halinde yaşamak istemeyenler de vardır.

Böyleleri kendi kişisel istek, ihtiyaç ve yeteneklerini tanırlar ve onlara uygun bir hayat sürmek isterler. Çünkü ancak bu yolla kendi kişiliklerinin farkına varır ve mutlu olabilirler. Bu türlü davranmak, bir cesaret işidir ve o güne kadarki alışılmış düşünce ve davranış kalıplarından sıyrılmayı gerektirir.

Böyle kişilerin, kafalanndaki plana uygun olarak yaşamayı başarmaları kolay olmaz, bu iş epeyce zaman alır.

İlk olarak yapmaları gereken de, vazgeçebilmeyi öğrenmektir.

Eğer bir insan, hayatta doğru olarak bildiği şeyleri gerçekleştirmek istiyorsa, önce ona o güne kadar öğretilen klişelerden, yani herkese karşı iyi ve saygılı olmak ya da kimseyi kırmamak gibi sloganlardan kendini kurtarmayı bilmek, aynca, vazgeçmeyi öğrenmek zorundadır.

Başkalarına bizden daha çok fayda sağlayan düşünce ve davranışlardan vazgeçmek, bizi, çıkarı zedelenenlerin gözünde sevimsiz kılacaktır. Ama buna aldırmamak zorundayız. İçinde yaşadığımız dönemde en yaygın olan slogan: “Her şeyi elde edebilirsin. Yeter ki çalış ve kendini zorla” biçimindedir.

Ve bu slogana inanan herkes, aşırı bir ihtirasın cazibesine kapılır, büyük bir sahip olma tutkusu ile dolar. Gerçekten de, diğer herkesin elde ettiklerine ulaşabileceği hayali ile yaşamaya başlar. Böyle bir duyguya kendini kaptıran insan, kısa sürede, kendi imkânlarını ve kişisel sınırlarını zorlamaya başlar.

Bu davranış giderek öyle bir hal alır ki, başanlı olma baskısı altında kendini yiyip, bitirir ve çalışmasının karşılığı olarak elde ettiği şeylerin tadını çıkartacak zamanı ve gücü kalmaz.

Ama her kim, davranışlarını: “Hiç de pişmanlık duymadan, dezavantajının ve zararının, faydasından büyük olduğu şeylerden vazgeç” prensibine göre ayarlarsa, onun önünde, kendi kişiliğine uygun bir hayat sürmesini sağlayan yol, kolaylıkla açılır. Bu yolda yürümek isteyen birisi, şu beş noktaya dikkat etmek zorundadır:

  1. Ne zaman ve kimin tarafından manipüle edildiğinin farkında olmalıdır.
  2. “Yararın nerede, zararın nerede olduğunu” doğru olarak tespit etmelidir.
  3. “Beni manipüle etmelerine izin vermeyerek, kendi bildiğim yoldan gideceğim” fikrinde kesin kararlı davranmalıdır.
  4. manipülatif saldırılara karşı, kendisini korumayı bilmelidir.
  5. Çok şeylere sahip olamayınca, vazgeçtiği şeyler konusunda pişmanlık duymayacak kadar bilinçli olmalıdır.

Siz de bu süreci, önümüzdeki günlerde, kendi hayatınızda uygulamaya çalışın. Bir kimse sizi heyecanlandırmak, harekete geçirmek, kızdırmak ya da bir konu hakkında ikna etmek isterse, hemen: “Benden ne istiyor acaba, istediği gibi davranırsam, onun bundan ne gibi bir çıkan olabilir?” şeklinde düşünerek, olaya başka bir açıdan bakmaya çalışın. Özellikle Karşılaştırma Yoluyla manipülasyon Yöntemi’ne karşı uyanık olun ve onun bazı klasik formülleriııi hafızanıza yerleştirin:

  • “Sen ne biçim bir erkeksin, sana bu yapılır mı?
  • “Eğer istesen, sen de en az Y kadar para kazanabilirsin, senin ondan neyin eksik ki?”
  • “Hadi gel, bu kadar ağırkanlı ve isteksiz olma” diyen birisi, büyük bir ihtimalle, kendi canı sıkılmasın diye ona eşlik etmenizi istemektedir.
  • “Uslu ol ve terbiyeli davran.”
  • “Siz, kendinizi ve içinde bulunduğunuz bu durumu aşmalısınız. Ben de size, bu imkânı veriyorum.”

 

Günlük hayatta çoğu kez karşımıza çıkan bu gibi sözler, bize bu eleştiriyi getiren kimsenin bakış açısının izlerini taşır. Onların değer yargılarına göredir, yani izafidir. Asıl amaçlan da, kendi çıkarlarını korumaktır. Bizden “uslu ve terbiyeli olmamızı” isterler, çünkü başkalarına karşı mahçup olmak işlerine gelmez. Bize “kendimizi geliştirmemiz için imkânlar sunan” birisi de, bu çalışmamız karşılığında elde edeceği kazancın peşindedir. Kimi zaman onun çıkarı, bizim çıkarımız ile aynı doğrultuda olabilir. Ama yine de, her zaman, karşımıza çıkan olayları kendi değer yargılarımıza göre ölçüp, biçmeli ve herhangi bir kararı, ancak ondan sonra almalıyız. Bizi başkaları ile kıyaslayan, karşılaştıran ve rekabete sokan davranışlar, beraberinde kıskançlığı da getirirler.

Kişinin, kendinden fazla şeye sahip olanları kıskanması, çoğu kez işi saldırganlığa dek uzatır. Hele bir kimsenin bizi, başkasının bizim hakkımıza tecavüz ettiği ve haksız yere bizim payımıza da el koyduğu yolunda ikna etmesi, kızgınlık, nefret ve saldırganlığa yol açar. Ama “bana faydasından çok, zararı dokunacak bir şeyden, hem de hiç pişman olmadan vazgeçerim” prensibini öğrenmiş olan bir kimse, kendisini hiç bir zaman kıskançlık krizine kaptırmaz ve başkalarına karşı saldırgan olmasına da gerek kalmaz.

Bu son derste öğrendiğiniz savunma yöntemini pratiğe dökerek, günlük hayatınızda uygulamak isterseniz, şunu hiç aklınızdan çıkarnayın ki, Karşılaştırma Yoluyla manipülasyon’a karşı en etkili savunma yöntemi, bir şeyden vazgeçmeye hazır olmaktır.

 

 Yukarıda açıklamaya çalıştığımız bu beş yöntem, çevremizdeki insanların bizi diledikleri gibi yönlendirmekte kullandıkları en yaygın manipülasyon taktikleridir. Ama bizler de zaman zaman bu yöntemlerden herhangi birini, diğer insanları etkilemek için kullanabiliriz.

Onları tanımak ve incelemek, bizim gelecekte manipüle edilme isteklerine karşı kendimizi savunabilmemizin temel şartlarıdır. Böylelikle:

  • Dıştan gelen tepkilere karşı daha uyanık bir hale geliriz.
  • Kompleks ve önyargılardan annmış oluruz.
  • Yakınımızdaki kişilerin davranışlannın ardında yatan gerçek nedenleri sezebilecek bir duruma ulaşırız.

Bu nedenle, manipülasyon oyununun beş ana yöntemini iyice bir gözden geçirmeniz gerekir. Bunu yalnızca düşüncelerde yapmak yetmez, defterinize yazarak üzerinde çalışmanız daha iyi olur.

Başka bir sayfaya ise, ilişkide olduğunuz ve birinci bölümde “karşımdaki insan benden ne istiyor?” sorusuyla ilgili olarak adı geçen insanların bir listesini yeniden yazın. Ondan sonra yönelteceğiniz soru, şu şekilde olmalıdır:

“Kim, hangi psikolojik baskı yöntemini uyguluyor?”

Düşüncenizi ilişkide olduğunuz insanlar üzerinde yoğunlaştırın. Kimin, sizden istediklerini elde edebilmek için, manipülasyona başvurduğunu birinci bölümde tespit etmiştiniz. Şimdi de, bunların sizi etkileyebilmek için, hangi yöntemi uyguladıklarını düşünün ve adlarının yanma kaydedin.

Bunu bir oyun haline bile getirebilirsiniz. Her insana bir yöntem yakıştırın. Haftalar ve aylar öncesine kadar giderek, sizi “kimin ve hangi yöntemi kullanarak” etkilemeye çalıştığını hatırlamaya gayret edin.

Bu yolla, anlattığımız yöntemlerin günlük hayatınızın içinde nasıl kullanıldığını daha iyi farkedebileceksiniz. Birçok insan farkında olmadan manipülasyonu uygulamaktadır, ama bunu bilinçli olarak yapanlar ancak satıcılar ve medyanın profesyonelleridir.

manipülatif yöntemler üzerinde düşünüp, onların arasındaki ilişkileri incelemekle, bu konu üzerindeki dikkatinizi ve bilginizi de geliştirmiş olursunuz. Artık size manipülatif bir baskı uygulanmak istendiğinde, onun derhal farkına varabilirsiniz.

manipülasyondan korunma yolunda atacağınız adımların ilki de, işte bu bilgilenme ile gerçekleşir.

Bu nedenle, çevrenizin sizin üzerinizde oluşturduğu manipülatif etkiler konusunda kendinizi geliştirmenizde ve bu alanda “idmanlı” olmanızda yarar vardır. Zaman geçirmeden işe koyulun ve elde ettiğiniz sonuçları “çalışma defterinize kaydedin.

Daha sonra hangi kişiye, hangi yöntemin uygun düştüğünü belirleyin. O kişilerin sizi etkilemek ve yönlendirmek için, nasıl akıllıca taktikler uyguladıklarını yeniden hatırlamaya çalışın. Vardığınız sonuçlan ve gözlemleri, kısa notlar halinde defterinize yazın.

Bir süre sonra, başkalarının gizli amaçlarını farketmenin ve bunu engelleyebilmenin ne denli zevkli bir oyun olduğunu görecek ve bundan hoşlanmaya başlayacaksınız. Aynı zamanda bu yolla, kendinize olan güveninizin de arttığını farkedeceksiniz.

Artık çaresiz ve zavallı bir biçimde, dış dünyanın ve çevrenizdeki insanların manipülatif girişimlerinin kurbanı olmaktan kurtulabileceksiniz demektir. Şimdi siz de oyuna katılabilir, kendinizi koruyabilir ve hatta başkalarını manipüle etmek konusunda harekete bile geçebilirsiniz.

Size, bu yeni oyununuzda başarılar dileriz.