12-18 Ay Bebek Beslenmesi

Artık yürümeye yeni başlamış ve enerji kütlesini andıran bir çocuğunuz var ve düzenli olarak beslenmeye gereksinim duyuyor. Sağlıklı küçük yemekler gün boyu dengesini korumasına yardımcı olacaktır.

Yürümeye yeni başlayan çocukların çoğu günlük olarak üç küçük yemek ve iki de atıştırmalık yer. Bu günlük olarak en az 3-4 kez meyve ve sebze ve 3-5 kez de karbonhidrat servisi anlamına gelir. Bazı çocuklar buna ilave olarak 1 kez bitkisel protein (çerezler, tohumlar, bakliyat, tofu, soya ürünleri) veya 1 kez hayvansal protein (balık, tavuk, sığır eti veya kuzu eti) tüketir.

Çocuğunuz iki yaşındayken çok geniş skaladaki yeni lezzetlerle tanışacaktır bu da gelecekteki yiyecek seçimlerini belirleyecektir. Eğer şimdiden işlem görmemiş yiyecekleri severse, bir yetişkin olduğunda da bu yiyecekler canın istediği ve yemek isteyeceği yiyecekler olacaktır. Sağlıklı beslenme alışkanlıklarını pekiştirmek için dokuz-on iki ay dönemindeki basamakları harfiyen uygulayın. Yürümeye yeni başlayan çocuklar ne görülürse onu yapar bu nedenle ailenin diğer üyelerine de sağlıklı ve dengeli yiyecekler verin.

GELİŞİMSEL DEĞİŞİKLİKLER

Eğer çocuğunuz birinci yıldaki gelişimsel hızına devam etseydi üç yaşına geldiğinde dev gibi olurdu! Büyüme çocuk on iki aylık olduğunda yavaşlamaya başlar ve ikinci yılda daha durağan bir hale gelir. Çocuğunuz daha hareketli bir hale geldikçe vücudundaki yağların bir kısmını kaybettiğine ve bazı büyük kasların oluşmaya başladığına şahit olacaksınız.

Birçok bebek birinci yılın sonlarına doğru emmeyi azaltmakta veya kendi kendilerine anne sütünü tamamen bırakmaktadır. Bazı bebekler bu yakınlığı bırakmaya yanaşmaz ve daha fazla kucaklanmaya ve sarılmaya ihtiyaç duyar. Çocuğunuzun tek başına yemek yemeyi öğrenmeye çalıştığı süreçte katı yiyecekler “çocuk maması” yerine kullanılmamalıdır.

Yürümeye Yeni Başlayan Çocuğunuzu Nasıl Beslemelisiniz?

Yürümeye yeni başlayan çocukların küçük mideleri vardır ve enerjilerini tazelemek için her 2-3 saatte beslenmeleri gerekir. Sürekli hareket halindedirler ve etraflarındaki dünyayı keşfetmeye çalışırlar. Bazı çocuklar bu dönemde iştah kaybı yaşasa da çoğu yürümeye ve koşmaya başladığında kurt gibi acıkır. Diğer bazı minik kahramanlar da yemeğe vakit ayıramayacak kadar hareketlidir. Kuşluk ve ikindi vakitlerinde atıştırmalık verin, çocuğunuz bu enerjiyi seve seve kabul edecek ve sindirmeye hazır olacaktır.

Çocukların iştah durumları günden güne değişme gösterir bu nedenle sağlıklı atıştırmalıklar ihtiyaç duydukları besleyici öğeleri almalarını sağlayacaktır. Ara sıra verilen atıştırmalıklar iyi bir fikirdir ama çocuğunuzun “otlayıcı” (tüm gün az miktarda yiyecek tüketen) olmamasına dikkat edin çünkü böyleleri asla oturup bir yemeği tam anlamıyla yemez. Bu beslenme şekli bebeğinizin ihtiyaç duyduğu günlük temel besleyici öğeleri almasını engeller ve ayrıca bazı problemlere neden olabilir. Yürümeye başlayan çocuklar sürekli olarak ağızlarında yiyecek bir şeylerle dolaşma alışkanlığını edinmemelidir  çünkü bu ileride kilo problemlerine neden olabilir. Ağızda sürekli olarak yiyecek taşımak diş çürümelerine de neden olabilir. Çocuğunuzun sürekli olarak bir şeylerden azıcık yemesi doğru bir davranış değildir; hem sindirim sisteminin dinlenmeye vakti olmaz hem de kan şekeri dengelenemez. Ona düzenli küçük atıştırmalıklar ve yemekler verin.

Ayrıca bu dönem sıvılar konusunda acele etmemeniz gereken bir dönemdir. Büyük bir şişe suyu içtikten sonra kendinizi nasıl tok hissettiğinizi düşünün. Büyük miktarlarda süt veya meyve suyu tüketmek çocuğunuzun midesini şişirir ve birçok temel besleyici öğeyi alamamasına neden olur. Birçok çocuk bu dönemde çok fazla süt veya meyve suyu içtiği için demir eksikliği riskiyle karşı karşıyadır. Tipik olarak on iki-yirmi aylık bir çocuğun günlük olarak 450 gramdan fazla süt içmemelidir. Buna suyu da dahil etmeyi unutmayın.

Çocuklar oral anlamda tatmin olmaya devam etmek ister, özellikle diş çıkarma sürecinde, bu nedenle düzenli bir emzirme programını sürdürün. Ağlayan, sıkılan veya mızmızlanan çocuğu yatıştırmak için atıştırmalık vermemeniz gerektiğini unutmayın. Bunun yerine onunla oynamaya çalışın veya onu kucağınıza alın.

 

 

Yemek tercihlerini değiştirmek

Bazı çocuklar yeni yemeye başladıkları farklı yemekleri kabullenir bazılarıysa önceki dönemlerde alıştıkları tatlara ve rahat sıkı sıkıya tutunmaya devam ederek yeni olan her şeyi reddeder, iğrenme ünlemini telaffuz etmeyi öğrendiklerinde yemek zamanları artık eskisi gibi olmaz.

Birçok anne-baba bebeklerinin kaşığı kavrayışlarını ve yeni bir lezzeti denediğinde yaşadığı heyecanı hatırlar. Nereye gitti o çocuk? Nazik ve sabırlı olun, bebeğiniz tüm aile bireylerinin ne yediğini görecek ve eninde sonunda o da bu yiyecekleri yemek isteyecektir. Genel olarak yürümeye yeni başlayan bir çocuğun yeni bir lezzete alışabilmesi için o yiyeceğe 6-12 kez maruz kalması gerekir; çoğu anne-baba ilk denmeden sonra pes eder. Eğer tüm denemeleriniz başarısızlıkla sonuçlanırsa, istenmeyen yeni yiyecekleri sevilen ve bilinen yiyeceklerin içine nasıl gizleyeceğinizi öğrenin. Sonra tekrar ve tekrar deneyin.

Yeni davranış

Çocuğunuz daha hareketli bir hale geldiğinde ve yürümeyi öğrendiğinde dünyası daha da genişler. Bu ikinci yıl süresince yeni yeme alışkanlıklarına hazırlıklı olun. Yürümeye yeni başlayan çocuklar onlar için sonsuza dek devam ediyormuş gibi gelen yiyecekleri ağızlarından içeri alıp yutmayı reddedebilir. Birdenbire bezelye ve havuçlarla onlarla oynamak ister. Ya da en sevdiği kase veya tabakta servis edilinceye kadar yemek istemez.

“Favori” kase, kaşık ve bardağın el altında aynısından birkaç tanesini bulundurmak başvurduğum numaralardandı.

Yemek ve atıştırmalık zamanları oynamaktan ve keşfetmekten alıkoyduğu için onu kızdırabilir. Yürümeye başlayan çocuklar bebeklerden daha iyi hafızalara sahip olduğu için kendilerine tüm gün yemek verileceğini bilirler. “Biraz sonra yerim.” diye düşünür. Bazıları yemek konusunda seçici olur veya kendi başlarına yemek yemekle daha az ilgilenir. Belirli yiyecekleri reddetmeye veya istemeye başlarlar. Biraz yaratıcılık ve sabırla çocuğunuzu doğru bir şekilde besleyebilirsiniz; sonunda birçok çocuk yemek seçme huylarından vazgeçer. Endişe etmeyin. Yemek seçmesine rağmen çocuğunuz büyümeye devam edecektir.

 

Ama unutmayın: Siz eli çabuk bir aşçı değilsiniz, menünüzü son dakikada değiştirmeye hazır olun. Eğer şimdi çocuğunuza her istediğinizi verirseniz, ileride hazırladığınız hiçbir şeyi yemeyecektir. Bu davranış çocuğunuz üç yaşına geldiğinde ve daha seçici olduğunda vahim bir hale gelecektir.

Alerjen yiyecekleri verme

On ikinci aydan sonra ilk yıl boyunca uzak durduğunuz çilek, narenciye, yumurta, inek sütü, keçi sütü, soya, ağaç yemişi, tohumlar, buğday ve çikolata gibi potansiyel alerjen yiyecekleri yavaşça vermeye başlayabilirsiniz. Üç yaşına kadar verilmemesi gereken fıstık istisnadır. Eğer çocuğunuzun belirli bir alerjiye genetik yatkınlığı varsa doktorunuz birinci yaşını doldurmadan hatta bazen üç yaşına kadar bu yiyeceklerden tamamen uzak durmanızı isteyebilir.

Çocuğunuza verdiğiniz yeni her yiyecekten sonra 3-4 gün bekleyin ve mutlaka önce içindeki malzemeleri kontrol edin. Tedbiri elden bırakmayın ve tüm içeriklerini bilmediğiniz bir yiyecekten çocuğunuza bir parça dahi vermeyin. Örneğin fırında pişirilmiş hazır gıda ürünlerine çerez veya fıstık bulaşmış olabilir. Yaygın olmasa da kafede yediği bir parça kurabiye veya pasta sebebiyle tümüyle alerjik bir reaksiyon patlaması yaşayan çocuk vakaları duyulmadık haberlerden değil.

Diğer yeni yiyecekler: kümes hayvanı eti, et, bakliyat, bal ve saf akçaağaç şurubu, süt ürünleri (peynir türleri), çikolata

Bazı sebzeler: Domates, beyaz patates, biber ve patlıcan çok yavaş ve küçük miktarlarda verilmelidir, ilk yıl içinde bu yiyeceklerden uzak durulmalıdır çünkü bebekler bu yiyecekleri sindirirken oldukça zorlanır ve çoğunlukla karın ağrısına sebep olur. (Patateslerin yanlış saklanması solanine seviyesini arttırarak ciddi sindirim sistemi iltihaplarına, ishale veya mide bulantısına neden olabilir.) Olumlu tarafından bakacak olursak, bu yiyecekler birinci yıldan sonra aşırıya kaçmadan verilirse çocuğunuza faydalı olabilir çünkü C vitamini ve diğer sağlıklı fitokimyasal maddeleri barındırırlar.

 

 

Süt Ürünleri Verilmeli Mi Yoksa Verilmemeli Mi?

Süt ürünleri tartışmalı bir besin grubudur. Geleneksel anlamda, Avrupa, Hindistan, Afrika ve Kuzey Amerika’daki toplumlar hormon, antibiyotik ve böcek zehri bulunmayan inek sütünü çiğ olarak tüketmişlerdir. Birçok toplum bu tür uygulamalara devam etseler de Kuzey Amerika’da artık görülmemektedir. Kuzey Amerika’da herhangi bir çiftlikten taze çiğ süt alabilmek oldukça zordur aslında birçok eyalette yasaktır. Süt tüketicilere ulaştırılmadan önce pastörizasyondan ve homojenleştirme işlemlerinden geçirilmek zorundadır.

Pastörizasyon antibiyotiklerin öldüremediği patojenleri öldürmek ve raf ömrünü arttırmak için yapılır. Bu kaynatma işlemi olduğu için tek başına sorun teşkil etmez. Fakat homojenleştirme işlemi, birçok sağlık uzmanına göre, yağları sindirilemez hale getirerek sütün yapısını değiştirmektedir. Son zamanlarda süt bazı sağlık sorunlarının ana nedeni olarak gösterilmektedir: atardamarlarda ve kalpte kolesterol birikmekte laktoz intoleransına neden olmaktadır. Bazı insanlar yurtdışı seyahatlerinde, bu yiyeceklere karşı hassas olsalar da birdenbire süt içebiliyor veya süt ürünlerini yiyebiliyorlar. Bu işlemlerin olmayışı bu durumu açıklayabilir.

İkincisi süt genellikle sağlıklı bir şekilde tüketilmemektedir ve birçok insan sütü sindirimi zor bir besin olarak görmektedir. Eskiden süt ineklerden taze olarak alınır, kaynatılır, bazen baharat eklenir ve sıcak olarak servis edilirdi bu şekilde sindirimi çok daha rahat olurdu. Hint kültüründe sindirimini kolaylaştırmak için sıcak çocuk sütüne tarçın, zencefil, hindistancevizi ve kakule gibi baharatlar eklenir. Günümüzde soğuk süt tahıl gevreklerine eklenmekte veya dondurma olarak tüketilmektedir; bu durum, özellikle kışın ve yazın vücutta çok fazla mukoza neden olmaktadır. Tam da bu noktada birçok çocuk doktoru süt ürünlerinin çocuklara soğuk verilmesine karşı çıkmaktadır. Keçi sütünün sindirimi inek sütünden daha rahattır, folik asit miktarı düşük olsa da (Diğer besinlerden sağlanabilir.) iyi bir tercihtir.

Eğer inek sütü çocuğa sadece kalsiyum sebebiyle veriliyorsa, kabak, çin lahanası, deniz yosunu gibi koyu yeşil yapraklı sebzeler, tam tahıllar, çocuk biraz daha büyüdüğünde yer tohumları ve çerezleri, somon konservesi ve sardalye başta olmak üzere emilimi daha rahat kalsiyum formları içeren fazla sayıda alternatif yiyecek bulunmaktadır.

 

Kalsiyum kaynaklar

Süt ürünleri yüksek miktarda kalsiyum içermekle birlikte bunların emilimi için gerekli olan temel besin Öğeleri açısından fakirdir bu nedenle iyi bîr kalsiyum kaynağı olarak süt ürünlerine bel bağlayan insanlar aslında emilimi rahat kalsiyum formları almamaktadır.

Peki neden Japonya gibi süt ürünleri tüketimi en az olan ülkelerden birinde osteoporoz hastalığının görülme oranı düşüktür? Çünkü magnezyum, fosfor ve D vitamini gibi kalsiyumun kolayca emilmesini sağlayan öğeler Japon beslenme kültüründe yaygın bir şekilde ve ideal miktarlarda bulunmaktadır.

Koyu yeşil yapraklılar, deniz sebzeleri ve badem emilimi süt ürünlerinden daha kolay olan kalsiyum içeren yiyeceklerdir.

 

Bazı bütüncül pratisyenler ve çocuk doktorları süt ve süt ürünlerini tavsiye etmemektedir. Çocukluk döneminde görülen astım ve egzama gibi hastalıkları tetikleyen unsurun süt ürünleri olduğunu gösteren bazı araştırmalar vardır. Fazla mukozun bazı bebeklerde sürekli olarak tekrarlayan ve süt ürünlerinin beslenme programından çıkarılmasıyla iyileşen kulak iltihaplarına neden olduğunu bulmuşlardır. Ayrıca, alerjik bir çocuğa süt vermeye devam etmek kalsiyum depolarını da tüketebilir. Süt çok az miktarda magnezyum içermektedir ve kalsiyum ve magnezyum miktarları arasındaki ideal bir denge süt emilimini mümkün kılmaktadır. Çocuğunuzda süt ürünlerine karşı bir hassasiyet fark ettiğinizde onu dikkatli bir şekilde gözlemleyin.

Süt ürünleri hakkındaki görüşünüz ne olursa olsun bebeğinizin beslenme programının odak noktası olmamalıdır. Bazı anneler çocuklarına süt ürünlerini vermek istedikleri için bu kitapta süt ürünleri kaynaklı bazı harika tarifler bulunmaktadır. Meyve, sebze, tahıl, bakliyat ve makul ölçüde hayvansal ürünün bulunduğu işlem görmemiş çeşitli yiyeceklerin beslenme konusunda kilit rol oynadığını aklınızdan çıkarmayın.

 

Yoğurt

Mayalı bir süt ürünü olan yoğurdu dokuz-on iki aylıkken verebilirsiniz. Bioenzimler bulunduran yoğurt sindirilmesi en kolay sütü ürünüdür. Faydalı canlı bakteriler (probiyotikler) sütteki şeker miktarını zaten azalmış ve proteinleri büyük ölçüde sindirmiştir. Bu özel bakteri yoğurdu bebekler için sindirilebilir kılmaktadır.

Yoğurt verirken tam yağlı olanlarını tercih edin çünkü bebekler beyin gelişimleri için yağlara ihtiyaç duyar. Yağsız ürünler bebekler için önerilmez. Yoğurt ve meyve lezzetli bir kombinasyon oluşturur çünkü yoğurdun mayhoş tadı meyvenin tatlı lezzetiyle karışarak bütünlük oluşturur, içinde yapay tatlandırıcılar bulunmayan doğal, saf, biyolojik yoğurtları tercih edin.

İnek sütü

Eğer bir yaşından sonra bebeğinize inek sütü vermek istiyorsanız organik sütü tercih etmelisiniz. Bu sayede çocuğunuz konvansiyonel sütte bulunan antibiyotik ve diğer kimyasallarla mücadele etmek zorunda kalmaz, iki yaşın altındaki çocuklarda sadece tam yağlı ürünleri tercih etmeniz gerektiğini unutmayın çünkü bu yağ A ve D vitamini gibi yağda eriyen vitaminlerle işbirliği yaparak kemikler için çalışır. Siz istediğinizi tüketebilirsiniz ama yağı tamamen alınmış veya düşük miktarda yağ barındıran süt ve yoğurtlar çocuklar için uygun değildir. Yine de çocuklar doktorlarının onayıyla birlikte üç yaşından sonra yüzde 2 oranında süt tüketmeye başlayabilir.

Süt için ipuçları

  • Soğuk sütü sindirmek oldukça zordur bu nedenle kaynattıktan sonra soğumaya bırakın ve servis edin.
  • Sütü sindiremeyen çocuklar yoğurt, kefir, yayık ayranı ve süzme peynir gibi ekşitilmiş süt ürünlerini tüketebilirler.
  • Eğer süt vermek isterseniz keçi sütü inek sütünden daha sağlıklıdır.

 

Soğuk algınlıkları

Yürümeye yeni başlamış çocuğunuz kış ayları boyunca zayıf görünüyor ve sürekli olarak üşütüp hasta oluyorsa, çoğunlukla bitkisel kaynaklı olan besin programını tavuk çorbası, yumurta, balık veya et gibi düşük miktarda hayvansal gıdalarla takviye edebilirsiniz. Hasta olan çocuğunuz bu yiyeceklerin sıcağıyla kendisini daha iyi hisseder. Ayrıca bu dönemde ona çok fazla meyve, çiğ yiyecek veya soğuk içecekler vermemeye özen gösterin çünkü bunlar bağışıklığını zayıflatabilir.

 

Yiyeceklerle Sağlıklı Bir Bağ Oluşturma

Çocuğunuza bir şeyleri zorla yedirmeye çalıştığınızda hep kaybeden taraf olacağınızı çok kısa sürede öğreneceksiniz. Yemek eğlenceli olmalıdır. Kendi başına yemek yemeyi öğrenmesine yardımcı olurken bir yandan da çocuğunuzla iyi vakit geçirin, işte size çocuğunuzun yiyeceklerle sağlıklı bir bağ oluşturabilmesi için birkaç ipucu:

  • Çocuğunuza yiyecekleri direk olarak yutmadan nasıl çiğnemesi gerektiğini öğretin.
  • Çocuğunuzu bir yerlere acele ettirmeden yemeklerini yemesi için yeterli süre verin,
  • Yemek vakti güç mücadelelerinden kaçının. Anne-baba veya bakıcı “Patron benim ve ne zaman ve ne kadar yiyeceğine ben karar veririm.” diye düşündüğünde çocuk da “Ben aç değilim.” diye tepki verir.
  • Eğer çocuğunuz yemek yemezse ayrıcalıklarını kısıtlamayın. “Bezelyeleri bitirinceye kadar babaanneyi görmek yok!”, “Televizyon yok!”, “Parka gitmek yok!” veya en sevdiğim “Sana tatlı yok!”
  • Çocuğunuzu küçük yemek ve atıştırmalıklarla besleyin, küçük bir midesi olduğunu ve kocaman tabaklar dolusu yemek yiyemeyeceğini unutmayın.
  • Çocuğunuzun iştahına saygı gösterin. Onu bir şeyleri yemeye zorlamanız isyan bayrağını çekmesine sebep olabilir. Çocuklar yiyecek alımlarını kendi kendilerine düzenlemeyi öğrenir. Bilim adamları “hayır” dediklerinde çocukları daha fazla yemeye zorlamanın gelecekte yeme bozukluklarına yol açtığını ortaya çıkarmıştır.
  • Çocuğunuz doymuş gibi gözükünce, tabağını kaldırın ama kurabiye veya bir dilim peynir isterse vermeyin. Eğer iştahını kaçırmazsanız bir sonraki yemeğe kadar acıkacaktır.

Çocuğunuzla yemek esnasında eğlenmeye çalışın. Çocuğunuzu yemek yemesi için kandırmak ve dikkatini çekmek için renkli kırılmaz kase ve bölmeleri olan kaplar kullanın. Televizyon, oyuncak ve oyunlar aynı nedenden parlak renkler kullanmaktadır.

Çocuğunuzun yemekleri birlikte televizyonda gördüğünüz hazır yiyeceklerden (yağ, tuz ve şeker oranı yüksek) daha göz alıcı ve eğlenceli olmalıdır. Bunun yanı sıra çocuğunuz sebzeleri reddetmeye başlarsa onları yemeklerin içine gizleyebilirsiniz. Bu kitaptaki lezzetli ve renkli tarifler çocuğunuzu memnun edecek ve daha fazlasını istemesini sağlayacaktır.

 

 

ŞEKER

Yürümeye yeni başlayan çocuklar enerji doludur ve tam tahıllar, sebze, meyve ve kaliteli proteinler şeker seviyelerini denge tutmaya yardımcı olur. Fazla miktarda rafine şekerle beslenen çocuklar bir enerji tahterevallisi üzerinde gibidir. Bir şeyler yedikten hemen sonra enerji dolu gibi gözükürler ama kısa süre sonra dağılırlar. Bir başka ikram şeker oranının tekrar yükselmesi ve düşmesine yol açar. Bu döngü oldukça sağlıksızdır çünkü çocukların vücudu özellikle de pankreasları bu şeker dalgaları sebebiyle oldukça zorlanır. Ayrıca rafine şeker içi boş kaloriler sağlar ve çocuğunuzun B vitamini stoklarını boşaltır. Küçük miktarlarda verilecek esmer pirinç şurubu, arpa maltı, saf akçaağaç şurubu veya saf bal daha sağlıklı alternatif besinlerdir.

Çocuğunuzun tatlıya düşkünlüğünü kabak, tatlı patates, yer elması ve meyve gibi doğal besinlerle tatmin edebilirsiniz. Ev yapımı kurabiyeler gibi besinlerle ara sıra verilecek ziyafetler sorun teşkil etmez. Şirketlerin şekerli ürünlerini televizyon ve marketlerde nasıl pazarladıklarına dikkat edin. Çocuğunuza sağlıklı yiyecekleri öğreterek ve birlikte sağlıklı yiyecekleri seçerek proaktif bir yaklaşım sergileyin.

Şeker ödül değildir

Sağlıklı beslenme alışkanlıkları geliştirin ve çocuğunuz üzüldüğünde veya canı yandığında onu abur cubur yiyeceklerle teskin etmeye çalışmayın.

Büyükanne-babasına veya akrabalarınıza sadece küçük şarkılar söylediğinde veya yürümeye başladığında ödül olarak kurabiye veya şeker verebileceklerini söyleyin.

Yetişkinlikte aşırı yeme (öğrenilmiş bir davranıştır) çocukken ödül olarak veya yatıştırmak amacıyla verilen yiyecekler sebebiyledir. Çocuğunuza sebzelerini bitirdikten sonra kurabiye gibi bir ziyafet sözü verdiğinizde tatlıyı yasak bir yiyecekmiş gibi gösterip daha arzu edilir hale getirir. Tatlı geniş kapsamlı bir yemeğin bir parçası olarak kullanılabilir fakat yemeğin yerine geçmemelidir.

Mutfak Güvenliği

Yürümeye başlayan çocukların büyük bir kısmı mutfağı merak eder ve size yemek hazırlarken yardım etmek isterler, izin verin ama bıçaklarınıza ve sivri uçlu aletlerinize erişemeyeceklerinden ve fırından uzakta çalışacaklarından emin olun. Onlara meyveleri yıkama, kesilen yiyecekleri kaselere veya süslü plastik kaplara yerleştirme ve düzenleme, yemeğe malzeme koyma veya yemeği karıştırmanıza yardım etmeleri gibi basit işler verin. Çocuğunuzun kendisinden gurur duymasını sağlayın bu şekilde yemek yemeye de daha hevesli olacaktır.

Kapıya veya telefona bakmak için gidip çocuğunuzu ocağın yakınlarında asla bırakmayın. Bıçaklarınızı veya mutfak aletlerinizin kablolarını mutfak tezgahınızın kenarlarından uzak tutun, çaydanlık saplarını içe dönük koyun ve ocağın arka gözlerini kullanın.

 

Yiyecekleri Tanıştırma Sürecinin Özeti (Ne, Ne Zaman Verilmeli)

YAŞ 12 ay ve üzeri
YİYECEKLER Organik kümes hayvanı eti, beyaz okyanus balıkları, buzağı, kuzu eti, fıstık (3 yaş üzeri) haricindeki diğer tüm baklagiller, çerezler, tohumlar,yumurta, pirinç sütü, badem sütü, yulaf sütü, inek sütü, buğday, çilek, narenciye, sığır eti, sert peynir, keçi peyniri
GENEL Bebekler ağır olmayan aile yemeklerini ve bazı potansiyel alerjen yiyecekleri yiyebilir.
BELİRLİ AYLAR 12-18 ay Narenciye, çilek, buğday, inek sütü, yumurta, çerez, tohumlar. Kompleks proteinler, organik kümes hayvanı eti, kuzu, buzağı eti veya beyaz okyanus balıkları. Bebekler güveç türü yemekleri sever ve daha katı yiyecekleri çiğner. Esmer pirinç, kinoa ve darı gibi tahılları yiyebilirler.

 

Sağlıklı Vejetaryen Beslenme

Vejetaryen beslenme şeklinin faydaları erken yaşlarda görülür. Araştırmalar bitkisel yiyeceklerle beslenen çocukların ileride kalp hastalıklarına daha az yakalandıkları, düşük kolesterol seviyesine (kalıtsal bir durum olmadığı sürece), düşük obezlik oranlarına sahip olduklarını ve sağlıklı ve zinde olduklarını göstermektedir. Arkadaşlarınız ve akrabalarınız yeterli protein ve temel besin öğelerini içermediğini söyleyerek size çocuğunuzun vejetaryen bir beslenme programıyla uygun bir şekilde büyüyemeyeceğini söyleyebilir. Siz de tam aksini iddia edebilirsiniz. Doğal antioksidanlar ve fitokimyasal maddeler açısından zengin yiyeceklerle beslendiğinde çocuğunuzu bir şeylerden mahrum bırakmış olmazsınız. Aksine on en değerli hediye olan sağlığı vermiş olursunuz. Birçok çocuk yağ asitleri gibi önemli besin öğeleri açısından fakir et ve süt ürünlerince zengin geleneksel beslenme programlarına göre yetiştirilmekte ve kansız ve aşırı kilolu olmaktadır.

ister bitkisel ister hayvansal olsun dengesiz bir beslenme şekli çocuğunuzun gelişimini yeterince desteklemez. Vejetaryen bir beslenme şekli lezzetli yiyeceklerin bulunduğu renkli bir mozaikten oluşur ve bu çeşitlilik bebeğinizin gelişimi için ihtiyaç duyduğu tüm besin öğelerini almasını sağlar. Amerikan Diyetetik Birliği bu durumu desteklemektedir. Özellikle çerezler ve tohumlar çok değerli besleyici öğeleri barındırmaktadır: badem kalsiyum açısından zengindir, ceviz omega-3 temel yağ asidi, kaju çinko içermektedir ve Brezilya kestanesi tam bir selenyum (önemli bir antioksidan) deposudur.

VEJETARYENLİK TÜRLERİ

  • Lakto-ovo vejetaryenler süt ürünleri ve yumurta yer ama diğer tüm hayvansal besinlerden (kırmızı et, kümes hayvanı eti, balık veya deniz mahsulleri) kaçınır. Bu en yaygın olan ve Amerikan Pediatri Akademisi başta olmak üzere doktorlar ve diyetisyenler tarafından önerilen vejetaryen beslenme şeklidir.
  • Ovo vejetaryenler yumurta yer ama sütü ürünleri dahil diğer tüm hayvansal besinler kaçınır.
  • Vegan süt ürünleri, yumurta veya arı ürünleri (bal) de dahil hiç hayvansal besin barındırmayan ve yürümeye başlayan çocukların hızlı bir büyüme ve gelişim evresinde hızlıca tükenecekleri için doktorlar ve diyetisyenler tarafından en az önerilen katı bir beslenme şeklidir. Fakat buna rağmen birçok çocuk vegan beslenme şekliyle büyümektedir.
  • Modern zaman vejetaryenleri çoğunlukla vejetaryen beslenir ama nadir de olsa balık ve kümes hayvanı eti yerler.

VEJETARYEN BİR ÇOCUK YETİŞTİRMEK

Çocuğunuzu bir vejetaryen olarak yetiştirmek istediğinizi çocuk doktorunuzla konuşun. Birçok vejetaryen anne başarılı hamilelikler geçirmekte ve sağlıklı vejetaryen bebekler ve çocuklar yetiştirmektedir. Vejetaryen bir çocuğun protein, yağ, vitamin, mineral, demir, çinko, D vitamini ve kalsiyum miktarlarını takip etmek oldukça önemlidir. Temel besleyici öğeleri içeren yemekler planlayın ve organize edin ve çeşitli bitkisel yiyecekler, meyve, sebze, tam tahıllar, çerez ve tohumlar yedirin. Eğer hayvansal ürünleri tümüyle devre dışı bırakmak istiyorsanız çocuğunuzun diyet programını oldukça geniş yelpazeli bitkisel yiyeceklerden oluşturmalısınız.

Vejetaryen çocuklar uygun bir büyüme ve gelişim için gerekli sağlıklı tam yağlar ve proteinler dahil kalori açısından zengin yiyeceklerle beslenmelidir. Keten tohumu veya keten tohumu yağı ve ceviz başta olmak üzere temel bitkisel yağları içeren yiyecekler verilmelidir. Çerezler, tohumlar ve ezmeler enerji depolarıdır ve çocuğunuzun gelişimi için gerekli yağiarı ve fitokimyasal maddeleri içermektedir. Beslenme programlarında hızlı yiyecekler, patates kızartmaları başta olmak üzere trans veya sağlıksız yağlar bulunan ve sağlıklı temel yağlardan yoksun olan vejetaryen çocuklar et tüketen arkadaşlarından daha iyi durumda değildir.

Çocuğunuzun taze sebze ve meyvelerin değerini bilmesi ve daha çok sevmesi için pazarlara veya bakkallara götürün. Bu şekilde lezzetli bir ziyafetin bir kase taze, olgun çilek veya yabanmersiniyle de mümkün olduğunu öğrenecektir. Küçük tatlı havuçlarla basit ve leziz bir ziyafet çekilebileceğinin farkında olacaktır.

 

Çocuklar bir yaşını doldurduktan sonra esmer pirinç ve diğer tam tahıllar, çiğ meyve ve sebzeler ve hafifçe buğulanmış sebzeler gibi lif açısından zengin yiyecekleri tüketmeye başlar. Lif açısından zengin yiyecekler hacimli ve doyurucudur ve beslenme şeklinde baskın olmamalıdır.

Çocuğunuzu beslerken onun kalıtımsal özelliklerini ve kültürel mirasını da hesaba katın. Bazı çocuklar vejetaryen bir beslenme şekliyle büyürken bazıları da biraz hayvansal besin tüketebilir. Bazı çocuklar yoğurt ve keçi sütü gibi bazı kaliteli süt ürünleriyle mutlu olurken, diğer bazı çocuklar da beslenme gereksinimlerini tam anlamıyla karşılayabilmek için biraz balık, organik kümes hayvanı eti veya kuzu eti yiyebilir. Çocuğunuzun rehberliğinde ilerleyin. Eğer uyuşuksa, iştahsızsa ve başka bir belirti göstermiyorsa, belki de vücudundaki demir ve B12 seviyelerini ölçtürmenin vakti gelmiştir çünkü bunlar genellikle durumu açığa vuran belirtilerdir. Çocuk doktorunuz çocuğunuzun herhangi bir besin takviyesine ihtiyacı olup olmadığına karar verecektir.

Besin Takviyeleri

Birçok vejetaryen çocuğa, özellikle iyi yemek yemiyorlarsa, tüm besleyici öğeleri aldıklarından emin olmak için multivitamin ve mineral takviyeleri verilmektedir. Her birinin farklı bir işlevi vardır bu nedenle çocuklara vermeden önce doktorunuza danışın.

Bazı vejetaryenler B12 gereksinimlerini karşılamak için çocuklarına besleyici bira mayası vermektedir. Yeni herhangi bir yiyeceği verirken alerjik reaksiyonla konusunda dikkatli olun.

 

 

BİTKİSEL PROTEİNLER

Vejetaryen çocuklar, sütten kesildikten sonra, protein ihtiyaçlarını karşılamak adına bakliyat, çerez, tohum, tam tahıl ve koyu yeşil yapraklı sebzeler gibi işlem görmemiş yiyecekleri tüketmektedir. Son zamanlara kadar birçok insan hayvansal proteinlerin bitkisel kaynaklı proteinlere üstün olduklarına inanıyordu. Yaşadığınız civardaki bir doğal gıda dükkanına veya bakkala yapacağınız bir ziyaret dünyanın her yerinden gelen çok sayıdaki bitkisel kaynaklı protein konusunda gözlerini açmanızı sağlayacaktır. Örneğin kinoa (Güney Amerika’da yetiştirilen bir tahıl) bebeğinizin beslenme programına dahil etmeniz gerek muhteşem bir proteindir. Dünya çapındaki tüm vejetaryenlerce kullanılan geniş yelpazeli besinlerden siz de yararlanın. Tahıl ve baklagillerle yapacağınız doğru kombinasyonlar vücuda harika, kaliteli bitkisel proteinler sunacaktır.

Kaliteli bitkisel proteinlerle çocuğunuz büyümeye devam edecektir. Yetersiz protein şeker arzusunu körükleyebilir ve çok tüketildiğinde çocuğunuza tokluk hissi veren ve az yemesine neden olan meyve suyu gibi besinlere eğilimi arttırabilir. Tercih edilirse tam protein ihtiyacını karşılamak adına birinci yıldan sonra süt ürünleri ve yumurta gibi hayvansal ürünlerden küçük miktarlarda tüketilebilir.

Pirinç sütü gibi içeceklerde protein miktarı düşüktür ve besleyici proteinlerle desteklenmelidir.

 

Soya

Soya Japonya’da genellikle tahıllarla veya çorbalarla birlikte tüketilen kaliteli bir proteindir. Fakat Kuzey Amerika’da soya işlenmektedir ve güvenilir çok az kaynak kalmıştır; suyla yıkanan organik soya en iyisidir, imal edilen soya köftesi ve et alternatiflerindeki soyada aşırı miktarda tuz, yağ ve katkı maddesi bulunmaktadır. Ayrıca piyasadaki birçok soya sütünde çok fazla tatlandırıcı ve rafine yağ bulunmaktadır. Soya çocuklara organik kaynaklar tercih edilerek aşırıya kaçmadan verilmelidir. Harika soya ürünleri şunlardır: olgunlaşmamış soya fasulyesi, kaliteli miso ve Endonezya mutfağına ait bir yemek olan tempehtir ve bunlar besleyici öğelerle tıka basa doludur.

 

Kombu doğal tuz ve bebeğiniz için muhteşem mineraller   içeren bir deniz yosunudur. Çorbalara, tahıl ve fasulyeye küçük miktarlarda ekleyin. Vejetaryen bir beslenme şeklinin  önemli bir parçasıdır.

 

FİLİZLER: “BESLEYİCİ BİR SÜPER STAR”

Filizler besleyici enerji santralleridir. Çimlendirilerek bitkiye dönüştürülen tohumların eseridir. Filizler çerez, fasulye, tahıl, baklagiller veya buğday ve arpa çimleri dahil olmak üzere herhangi bir tohumdan elde edilebilirler. Enzim, vitamin, mineral, protein ve lif açısından oldukça zengindir ve harika faydaları olan fitokimyasal maddeler de içermektedir. Bu tohumlar çimlendirildiğinde çocuğunuz için şeker, protein ve yağ gibi sindirimi kolay besleyici öğeler ve baklagiller veya fasulye tohumu kullanılırsa daha az gazlı besinler açığa çıkmaktadır.

Bebekler için ayçiçeği, mercimek, bezelye ve turp başta olmak üzere çok çeşitli filizler bulunmaktadır. Ayçiçeği ideal miktarlarda omega-6 yağ asidi içermektedir.

 

Filizlenme ne demektir?

Filizlenme tohumlar çimleninceye kadar sulanınca meydana gelir. Bu işlem kullanılan tohuma göre birkaç gün ile bir hafta sürebilir. Sonunda başlamış olduğun tohumdan daha besleyici bir besin elde edersiniz.

Ayçiçeği, bezelye, badem, soya fasulyesi, maş fasulyesi, darı, mercimek ve nohut tohumları filizlenme için uygun tohumlardır. Keten tohumlarının filizlenmesi zordur. Tohumlar taze olmalıdır, çürük tohumlar filizlenmez ve kabuklu tohumlar kabuksuz tohumlardan daha hızlı filizlenir.

Çinli hekimler filizlerin kerametini yaklaşık beş bin yıldır bilmektedir ve sağlığı desteklemek ve rahatsızlıkları iyileştirmek için kullanmaktadır. 1700lerde iskorbüt hastalığından muzdarip denizciler C vitamini açısından zengin filizlerle tedavi edilmekteydi.

İsterseniz bir filizlenme kiti alabilir (Bir chia seti veya çok daha pahalı bir çeşidini alabilirsiniz.) veya aşağıdaki ev yapımı yöntemi uygulayabilirsiniz. Tüm tohum ve baklagilleri çimlendirmek için aynı yöntemi kullanın, farklı olan tek şey çimlenme süresidir. Filizlenme kiti kullanmak oldukça basittir çünkü sadece kurup tohumların üzerine su serpersiniz. Ayrıca bu işlem yürümeye başlayan ve meraklı olan çocuğunuzun ilgisini çekebilir.

 

Ev Yapımı Filizlendirme

Bir avuç dolusu tohum veya fasulyeye ve delikli kapağı olan büyük, temiz cam bir kavanoza ihtiyacınız olacaktır. Kavanozun yarısına kadar tohum koyun ve üzerine filtrelenmiş su ekleyin.

  1. Tohumları yıkayın ve filizlendirme kavanozuna yerleştirin.
  2. Kavanoza filtrelenmiş su koyun ve delikli kapakla veya lastik bant yardımıyla bir tülbentle kapatın. (Eğer tülbent kullanacaksanız, kullanmadan önce yıkayın ve temiz ve kuru olmasına dikkat edin.)
  3. Tohumları geceden suya koyun ve suyunu sabahleyin boşaltın.
  4. Üzerindeki delikli kapaktan su ekleyerek güzelce durulayın.
  1. Kavanozu 45 derecelik bir açıyla yerleştirip mümkün olduğunca çok suyun süzülmesini sağlayın ve tohumları çimlenmeye bırakın.
  2. Tohumları her dört saatte bir veya en azsından gün içinde sabah ve akşam sudan geçirin.
  3. Tohumlar çimlenmeye başlayıncaya kadar 2-6 gün devam edin (Geçen süre kullanılan tohum türüne göre değişiklik gösterir.).
  4. Doğrudan güneş ışığı görmesi için kavanozu pencere önüne koyun.
  5. Filizler yenilecek hale geldiğinde (3-5 cm uzunluğunda), son bir kez daha durulayın, delikli kapağıyla birlikte normal kapağını da takın ve buzdolabına koyun. Artık su tutmanıza gerek yok.
  6. Filizler 2-3 gün içerisinde tüketilmelidir.

 

Filizleri servis etme

Filizleri verebilmeniz için bebeğinizin en az on aylık olması gerekir ve çekilerek sunulmalıdır. Filizleri biraz su ile birlikte blenderden geçirip veya püre haline getirip servis edin. Besleyici filiz sütü için filizlere su ekleyin, püre haline getirin ve sonra bir tülbent yardımıyla süzün.

Çocuğunuz bir yaşma girdikten sonra çocuklar soya, nohut, yarma bezelye, barbunya ve diğer büyük fasulyeler haricinde çoğu filizi çiğ tüketebilir. Suyla birlikte çekilebilir ve içecek ve çorbalara eklenebilir.

 

VEJETARYEN DİYETTE ÖNEMLİ OLAN VİTAMİN VE MİNERALLER

 

Demir

Bitkisel besinlerdeki demir hayvansal besinlerdeki demir gibi bütünüyle sindirilemeyebilir. Çocuğunuzu fasulye, tam tahıllar, yeşil yapraklı sebzeler (lahana), brokoli, kuru meyveler (sülfürlenmemiş kuru kayısı ve kuru üzüm), kabak çekirdeği ve şeker kamışı şurubu gibi demir açısından zengin yiyeceklerle besleyin, bu yiyeceklerin birçoğu ete nazaran kalori başına daha fazla demir içermektedir. C vitamini ve demir açısından zengin yiyecekleri birlikte vermer demir emilimini kolaylaştırır. Ispanak, pancar yaprağı ve pazı yaprağı demir ve ayrıca hatırı sayılır miktarda da kalsiyuma bağlanan ve demir emilimine müdahil olan oksalik asit içermektedir. Bunları demir açısından zengin yiyeceklerle birlikte verin.

 

D vitamini

Çocuklar ciltleri güneş ışığı aldığında kendi D vitaminlerini kendileri üretir. Süt ürünleri tüketen çocuklar D vitaminini ayrıca bu kaynaklardan da alır. Fakat eğer çocuk vejetaryense ve süt ürünleri tüketmiyorsa vitamin takviyelerinden alternatif kaynaklara ihtiyaç duyabilir.

 

B12 vitamini

B12 vitamini yumurta ve sütü ürünleri gibi hayvansal gıdalarda bulunduğu için vejetaryenler bu vitaminin eksikliğini yaşayacaktır. Deniz sebzeleri ve yosunlar gibi bitkisel kaynaklar güvenilir değildir ama B12 zenginleştirilmiş soya ürünlerinde, zenginleştirilmiş tahıl gevreklerinde ve mayada bulunur. Vejetaryen çocukların B12 vitamin takviyesine ihtiyaçları olabilir çünkü kendi kendilerine üretemezler.

 

Çinko

Bu besleyici öğe genellikle demir ve protein açısından zengin gıdalarda bulunur. Çinko baklagiller, tam tahıllar (rafine olmayan), tohumlar (susam, kabak ve ayçiçeği çekirdeği), çerezler ve tofudan temin edilebilir. Bu nedenle vejetaryen diyetlerde yeterli miktarda çinko bulunur.

 

Kalsiyum: Atalarımızın yaptığı gibi

Binlerce yıl önce, atalarımız kalsiyum açısından zengin bitkisel diyetlerle, (hayvansal değil), beslenirlerdi. Günümüzde, inek sütü ve diğer süt ürünleri en iyi kalsiyum kaynakları olarak tanıtılmakta ve pazarlanmaktadır. Fakat, birçok kültürde süt ürünleri hiç tüketilmemektedir ve buna rağmen herhangi bir kalsiyum eksikliği yaşanmamaktadır ve osteoporoz oranı çok düşüktür. Gerçek süt ürünleri iyi bir kalsiyum kaynağıdır ama tek ve en iyi kalsiyum kaynağı değildir.

Çocukluk döneminde doğru kalsiyum alımı çocukların maksimum kemik yoğunluğuna erişmelerini sağlamaktadır. Fil, gergedan, su aygırı ve zürafa gibi hayvanlara bakın iri kemikli olmalarına rağmen sütten kesilir kesilmez kalsiyumlarını bitkisel besinlerden alırlar. Neticede başka hayvanların sütünü içen tek memeli biziz.

Koyu yeşil yapraklılar, lahana, göbeksiz yeşil lahana, Çin lahanası ve brokoli gibi bitkisel kaynaklarda bulunan kalsiyum iyi emilmiştir. Badem gibi çerezler ve tohumlar (susam) kalsiyum açısından oldukça zengindir. Badem sütü çocuğunuz için muhteşem bir içecektir. Kalsiyumla zenginleştirilmiş soya sütü küçük miktarlarda verilmelidir (siz kendi soya sütünüzü yapmadığınız sürece) çünkü büyük bir kısmı çok tatlıdır ve rafine yağlar içermektedir. Kalsiyumla zenginleştirilmiş organik tofu da iyi bir kalsiyum kaynağıdır. Eğer çocuğunuz kalsiyum açısından zengin bitkisel besinleri ve süt ürünlerini tüketmiyorsa kalsiyum takviyesi kullanınız.

 

 

Keçi Sütü

Birçok vejetaryen bebek ve çocuk inek sütü yerine keçi sütü içmektedir. Folik asit açısından zengin olmasa da inek sütünden daha sağlıklıdır çünkü sindirimi daha kolaydır ve florür (Kemik gelişimi ve güçlü dişler için gereklidir.)açısından zengindir. Folik asit koyu yeşil yapraklı sebzeler ve yumurta sarısı gibi diğer bazı besinlerden de temin edilebilir. Fakat Amerika’da birçok insan pastörize keçi sütü içmektedir bu da içindeki florürün büyük bir kısmını yok etmektedir.

 

Çikolata

Çikolata kakao çekirdekleri Meksika’daki Aztekler tarafından para olarak kullanıldığı günden beri aranan bir yiyecek olmuştur. Günümüzde Kuzey Amerika’da insanlar o kadar çok çikolata tüketmektedir ki çikolatayı ayrı bir yemek grubu olarak değerlendirmek gerekir! Avrupa’dan Asya’ya dünyanın her yerinden insan çikolatayı çok sevmektedir. Bilim adamları son zamanlarda kakao içinde yararlı antioksidanların bulunduğunu keşfetmiştir. Ayrıca kalsiyum, magnezyum ve A, B, C ve vitaminlerini de içermektedir.

Çocuğunuza kaliteli çikolatadan küçük miktarlarda verin: gerçek çikolata yüzde 70 oranında yüksek miktarlarda kakao içeren çikolatadır. Çocuğunuza bir kutu çikolatayı tek çırpıda yiyip bitirmeyi değil bir parça çikolatanın keyfini çıkarmayı öğretin.

Eğer çocuğunuzun çerezlere alerjisi varsa veya potansiyel olarak alerjik bir durumu varsa çikolata üzerindeki etiketleri dikkatli bir şekilde okuyun. Bazı çocuklar çikolataya olumsuz reaksiyon gösterir ama bu reaksiyon çoğunlukla çikolatanın saf hammaddesine verilen bir reaksiyon değildir. Genellikle içinde bol miktarda yağ, trans yağlar ve rafine şeker bulunan ama yararlı olan kakaonun çok az olduğu aşırı derecede işlem görmüş çikolataları tüketmişlerdir. Alerjik bir besin olduğunu unutmayın ve çocuğunuzu dikkatli bir şekilde gözlemleyin. Kaliteli çikolatalar bile küçük miktarlarda da olsa şeker içermektedir bu nedenle çocuğunuzun tükettiği miktarları azaltın ve asla yatma vaktine yakın bir zamanda vermeyin çünkü kafein içerir.

 

Bebek Yemek Tarifleri İçin Tıklayın